(2709 S. K. m. 141) (5237 S. K. m. 7, 53, 62, 106, 191) (5271 S. K. m. 34, 230, 231, 253, 280, 284, 289) (YCGK 18.11.2014 T. 2013/8-830 E. 2014/502 K.)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafilerinin istinaf dilekçeleri içeriğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından ön inceleme sonrasında işin esasının incelenmesine geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanık hakkında, 08/01/2014 tarihli eyleminden dolayı TCK 191/1, 62 maddeleri uyarınca verilen hükmün CMK 231/5 maddesi uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, bu karar 11/02/2015 tarihinde kesinleşmiştir.
Sanık 5 yıllık denetim süresi içerisinde 31/01/2016 tarihinde işlediği TCK 106/1. maddesi 1. cümlesi kapsamındaki "tehdit" suçundan dolayı Bursa 16. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 03/05/2016 tarihinde cezalandırılmış ve kararın 11/05/2016 tarihinde kesinleşmesi üzerine, Mahkemesine CMK 231/11. maddesi uyarınca ihbarda bulunulmuştur.
Mahkemece 23/11/2016 tarihli kararla hükmün açıklanmasına karar verilmiş ve sanık hakkında istinafa konu mahkumiyet hükmü tesis edilmekle,
İstinafa konu bu kararın verilmesinden sonra 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı yasanın 34. maddesi ile değişik CMK 253. maddesinin 1. fıkrasının b bendine eklenen alt bentler arasında yer alan TCK 106/1. maddesi 1. cümlesindeki "tehdit" suçunun da uzlaşma kapsamına alındığı, uzlaştırma bir usul müessesi olmakla birlikte, kamu davasının düşmesi neticesini doğurması nedeni ile maddi sonuçlarının da bulunduğu, TCK 7. maddesi gereğince lehe yasa değerlendirmesi yapmanın zorunlu olduğu, dosyada HAGB kararına ihbarın dayanağı "tehdit" suçundan yapılacak uzlaştırma işlemine göre, hükmün açıklanmasının şartları itibari ile oluşup oluşmadığını değerlendirmenin gerekeceği, sanığın savunma hakkının kısıtlanmaması için bu işlemde zorunluluk bulunmasına karşın, hükümden sonra yapılan yasa değişikliği nedeniyle bu hususlar yerine getirilemeden karar verilmekle, sanığın savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle CMK 289/1-h maddesine aykırı davranıldığı,
Ayrıca, CMK'nun 289/1-g maddesinde hükmün CMK 230. maddesi gereğince gerekçeyi içermemesi hukuka kesin aykırılık hali olarak düzenlenmiştir.
Hükmün gerekçesinde, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141/3, CMK.nun 34 ve 230. maddeleri ve Ceza Genel Kurulu'nun 18.11.2014 gün, 2013/8-830 esas ve 2014/502 sayılı kararı uyarınca, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin yazılması, kanıtların tartışılarak değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen kanıtlar ile mahkemece ulaşılan kanaatin, sanığın suç oluşturduğu veya oluşturmadığı sabit görülen fiilin belirtilmesi ve bu fiilin nitelendirilmesinin yapılması suretiyle infazı kabil bir hüküm kurulması gerekirken, açıklanan bu hususlara uyulmayarak, suçun maddi unsurları itibariyle oluştuğunun kabulüyle mahkumiyetine karar verilirken, suçun ne şekilde oluştuğuna ilişkin, gerekçe kısmında herhangi bir anlatımda bulunulmadığı, hükmün gerekçe içermemesinin de kesin hukuka aykırılık hali olarak, CMK'nun 289/1.g maddesinde düzenlendiği anlaşılmakla,
Kabule göre de;
TCK 53. madde gereğince özgürlüğü bağlayıcı cezanın sonucu hak yoksunlukları uygulanırken Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gözetilmemesi, yasaya aykırı olduğundan,
Sanık müdafiinin istinaf taleplerinin kabulü ile hükmün CMK'nun 280/1-b, 289/1-g-h maddeleri gereğince BOZULMASINA;
Dosyanın bozma kararı yönünden yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE;
CMK.'nun 284/1. maddesi gereğince kesin olmak üzere 17/02/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)