(5237 S. K. m. 43, 53) (5271 S. K. m. 280, 286, 289) (ANY. MAH. 08.10.2015 T. 2014/140 E. 2015/85 K.)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından ön inceleme sonrasında işin esasının incelenmesine geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, iddia, savunma, kriminal raporu, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
TCK.'nun 53. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak Anayasaya Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden, eleştirilmesi ile yetinilmesine,
Sanık hakkındaki aynı nevi suçtan açılmış kamu davaları uyaptan incelendiğinde, 11/05/2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak eylemine ilişkin olarak kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, kararın 16/08/2016 tarihinde sanığa tebliğ edildiği, sanığın 12/11/2016 tarihinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak eylemini gerçekleştirmesi nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kaldırılarak 04/05/2017 tarihinde kamu davası açıldığı ve yargılamanın halen Bakırköy 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/581 Esas sayılı dosyasında devam ettiği, yargılama konusu 03/12/2016 tarihli eylemi, ihlal kabul edilen 12/11/2016 tarihli eylemden sonra, ancak kamu davasının açılmasından önce işlemesi nedeniyle, bu eylemi bir suç işleme kararının icrası kapsamında zincirleme şekilde gerçekleştirip gerçekleştirmediğinin ve hakkında TCK'nun 43/1 maddesinin uygulama koşullarının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla,
Her iki davaya konu suçların bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenip işlenmediğinin ve buna bağlı olarak suçların zincirleme suç oluşturup oluşturmadığının belirlenmesi, bunun saptanması halinde dosyaların birleştirilmesi yoluna gidilmesi, dosyalardan birinin karara çıkması nedeniyle birleştirme mümkün olmazsa, eylemlerin zincirleme suç oluşturduğunun saptanması halinde, suçlardan en ağır sonuç doğuran suç esas alınarak tayin edilecek cezanın TCK.'nun 43. maddesi gereğince arttırılması ve böylece bulunacak sonuç cezanın karara çıkan ve kesinleşen hükümdeki sonuç cezadan fazla olması halinde, aradaki fark kadar ek cezaya hükmolunması, arada fark yok ise, bu kez ek ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği yerleşik Yargıtay uygulamaları ile sabittir.
Bakırköy 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/581 Esas sayılı dosyası Uyap kontrolünde halen derdest gözükmekle birlikte, ilk derece mahkemesi tarafından zincirleme suç hükümlerinin tartışılmaması ve dosyaların birleştirilmemiş olması da dikkate alındığında, Dairemizce yapılan istinaf incelemesi sırasında ilk derece mahkemesindeki dosyanın istinaf incelemesindeki dosyayla birleştirilmesine yasal olarak imkan bulunmaması, hükmün yukarıdaki işlemleri teminen CMK 289/1-g maddesine dayalı olarak bozulmasına da yasal imkan kalmaması karşısında, Bakırköy 26. Asliye Ceza Mahkemesince yukarıda belirtilen çerçevede TCK 43. Maddesi yönünden değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Mahkemenin kararında eleştiri dışında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, mahkemenin sübut gerekçesinin yerinde olduğu, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği, eylemin kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak, sanık C. G. hakkında adli sicil kaydında bulunan, Bakırköy 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/170 Esas ve 2014/201 Karar sayılı, 9 ay 10 gün hapis cezasını içeren mahkumiyet kararı tekerrüre esas alınmış ise de, sanığın adli sicil kaydındaki Bakırköy 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/1098 Esas ve 2008/858 Karar sayılı ve 23/10/2015 tarihinde infaz edilen 1 yıl 3 ay hapis cezası daha ağır ceza içermesi nedeniyle tekerrüre esas olmakla,
Bakırköy 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/170 Esas ve 2014/201 Karar sayılı ilamının tekerrüre ilişkin hüküm fıkrasından çıkartılarak, istinaf başvurusu sanık lehine olmakla, Ceza Genel Kurulunun 18/06/2013 tarih, 2012/1444 E, 2013/305 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, 5275 sayılı kanunun 108/2. maddesi uyarınca koşullu salıverilmeye eklenecek sürenin, yanılgılı uygulama sonucu hükümde gösterilen ilam nedeniyle koşullu salıverilmeye eklenecek süreden fazla olamayacağı belirtilerek, Bakırköy 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/1098 Esas ve 2008/858 Karar sayılı kararının yazılması suretiyle düzeltilmesine;
Ayrıca, sanık hakkında mükerrir olması nedeniyle cezanın infazından sonra "1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına" denilerek, şartla tahliye kararını verecek olan mahkeme tarafından verilebilecek bu kararı vermek suretiyle, infazı da kısıtlayıcı şekilde hüküm kurulmuş ise de, bu hukuka aykırılığın düzeltilmesi mümkün olmakla,
Hükmün 5. Paragrafındaki "1 yıl süre ile" ibaresinin çıkartılmak suretiyle düzeltilmesine;
CMK.'nun 280/1-c maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Sanık hakkında Dairemiz kararının kesinleşme süreci de takip edilmek suretiyle, yukarıda belirtilen çerçevede TCK 43/1. maddesi hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının takdir ve değerlendirmesi için, Bakırköy 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/581 Esas sayılı dosyasına, Bakırköy 37. Asliye Ceza Mahkemesince BİLDİRİMDE BULUNULMASINA; CMK'nun 286/2-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 07/03/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)