(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 100, 230, 280, 286, 289, 303) (5237 S. K. m. 31, 43, 62, 188)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı sanıklar ve müdafileri tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, başvuruların süreleri ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurularının reddi nedenleri bulunmadığından ön inceleme sonrasında işin esasının incelenmesine geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, iddia, savunma, kriminal rapor, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Yargılaması yapılan suça sürüklenen çocuklardan E. T.'in doğum tarihinin 05/01/1999 olduğu, kararın verildiği 02/11/2016 tarihine kadar da 18 yaşından küçük olması nedeni ile oturumların kapalı yapılması ve hükmün kapalı oturumda tefhim edilmesi gerektiği halde açık yargılama yapılmış ise de, telafisi mümkün olmadığından bu hususun eleştirilmesi ile yetinilmiştir.
A- Sanık A. Y. yönünden verilen kararla ilgili olarak;
Yerel Mahkemece sanık A. Y. yönünden verilen hükme karşı sanık müdafisi tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre;
Sanık A.'in 15/12/2014 tarihinde uyuşturucu madde ticareti yaptığı iddiası ile hakkında açılan kamu davasında, her ne kadar hüküm kısmında mahkeme sanığın eylemini sabit görerek cezalandırılmasına hükmetmiş ise de, Mahkemenin A.'e yönelik iddiaya ilişkin olarak kararın gerekçe bölümünde eyleminin hangi gerekçelerle sabit olduğunu, hangi delillere dayandığını belirtmediği, mahkumiyet kararının gerekçesini gerekçeli kararda denetime olanak verecek şekilde irdeleyerek göstermediği anlaşılmıştır.
Yerleşik Yargıtay içtihatlarında ve doktrinde de belirtildiği üzere; gerekçe; hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun açıklanmasıdır. Gerekçe dosyadaki bilgi ve belgelerin yerinde değerlendirildiğini gösterir biçimde "denetime elverişli", yeterli ve yasal olmalıdır. Bir hüküm, sorun, gerekçe ve sonuç kısımlarından oluşmalı, gerekçede suçun yasal unsurları başta olmak üzere sabit ve muhakkak sayılan olaylar ve eğer kanıt başka olaylardan çıkarılmış ise bunlar gösterilmeli, hangi kanıtlara neden itibar edildiği, hangilerinin geçersiz sayıldığı vurgulanıp, ortaya konulmalıdır.
İddia, savunma ve kanıtlar "denetime elverişli biçimde" değerlendirilip, ortaya konulmadan, Mahkeme tarafından delil değerlendirilmesi yapılmayarak gerekçesiz hüküm kurulması sureti ile Anayasanın 141/3, CMK.'nun 34 ve 230. maddelerine aykırı davranıldığı, bu suretle kesin hukuka aykırılık halinin gerçekleştiği anlaşılmakla;
Sanık müdafisinin istinaf talebinin bu sebeplerle kabulü ile Sanık A. Y. hakkında verilen hükmün CMK.'nun 280/1-b, 289/1-g maddesi gereğince BOZULMASINA,
B- Sanık E. A. yönünden verilen kararlarla ilgili olarak;
Yerel Mahkemece sanık E. A. yönünden verilen hükümlere karşı sanık ve müdafisi tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, başvuruların süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurularının reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre;
a) Sanık E. A.'in üzerine atılı uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçu ile ilgili verilen hüküm yönünden;
Sanık E. hakkında 19/11/2014, 05/02/2015 ve 15/12/2014 tarihli eylemlerine ilişkin olarak uyuşturucu madde ticareti yaptığı iddiası ile kamu davası açıldığı, C. Savcısı esas hakkındaki mütalaasında söz konusu eylemler nedeniyle cezalandırılması yönünde mütalaada bulunduğu, ancak Mahkemenin, sanık E.'nin üzerine atılı 05/02/2015 tarihinde gizli soruşturmacıya 50 TL karşılığında 0,3 gram kokain sattığı iddiasına ilişkin olarak kararın gerekçe bölümünde, bu eyleme ilişkin olarak gerekçeye yer vermediği anlaşılmıştır.
Yerleşik Yargıtay içtihatlarında ve doktrinde de belirtildiği üzere; gerekçe; hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun açıklanmasıdır. Gerekçe dosyadaki bilgi ve belgelerin yerinde değerlendirildiğini gösterir biçimde "denetime elverişli", yeterli ve yasal olmalıdır. Bir hüküm, sorun, gerekçe ve sonuç kısımlarından oluşmalı, gerekçede suçun yasal unsurları başta olmak üzere sabit ve muhakkak sayılan olaylar ve eğer kanıt başka olaylardan çıkarılmış ise bunlar gösterilmeli, hangi kanıtlara neden itibar edildiği, hangilerinin geçersiz sayıldığı vurgulanıp, ortaya konulmalıdır.
İddia, savunma ve kanıtlar "denetime elverişli biçimde" değerlendirilip, ortaya konulmadan, Mahkeme tarafından delil değerlendirilmesi yapılmayarak gerekçesiz hüküm kurulması sureti ile Anayasanın 141/3, CMK.'nun 34 ve 230. maddelerine aykırı davranıldığı, bu suretle kesin hukuka aykırılık halinin gerçekleştiği anlaşılmakla;
Sanık ve müdafisinin istinaf talebinin bu sebeplerle kabulü ile Sanık E. A. hakkında verilen hükmün CMK.'nun 280/1-b, 289/1-g maddeleri gereğince BOZULMASINA,
Sanık E. A.'in tutuklu kaldığı süre, üzerine atılı suçla ilgili mevcut delil durumu, suçun CMK 100/3. maddesinde düzenlenen suçlardan olması nedeniyle taşıdığı kaçma şüphesi göz önüne alınarak TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA,
Bu karar yönünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine itiraz edilmek üzere yasa yolunun açık bulunduğuna,
b) Sanık E. A.'in üzerine atılı ruhsatsız silah taşıma suçu ile ilgili verilen hüküm yönünden;
Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezaların kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından;
Sanık ve müdafisinin ileri sürdüğü sair nedenler yerinde görülmediğinden CMK.'nun 280/1-a maddesi uyarınca İSTİNAF BAŞVURULARININ ESASTAN REDDİNE,
C- Sanık E. B. yönünden verilen kararla ilgili olarak;
Yerel Mahkemece sanık E. B. yönünden verilen ve resen de istinafa tabi hükme karşı sanık müdafisi tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre;
Sanık E. hakkında 24/05/2015 tarihinde sanık İbrahim H. K. ve suça sürüklenen çocuk M. A. ile birlikte uyuşturucu madde ticareti yaptığı iddiası ile hakkında kamu davası açıldığı, ancak C. Savcısının esas hakkındaki mütalaasında E. B. ile ilgili bölümde, İ. H. K.ın cezalandırılmasına ilişkin talepte bulunduğu, sanık E. B. hakkında mütalaada bulunulmadığı,
Mahkeme gerekçeli kararında E. B.'ın iddianamede gösterilen eylemine yer vermeden ve sanık Ergün'ün herhangi bir katılımı olmayan sanıklar A. Y. ve E. A.'in 15/12/2014 tarihli olayına ilişkin anlatımda bulunarak "sanığın uyuşturucu madde satıcısı olduğu anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı kokain cinsinden madde bulunan uyuşturucu madde ticareti yapmak ve ruhsatsız tabanca taşımak suçlarından cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir" denilerek, sanık E. B.'ın üzerine atılı eylem ve eyleminin hangi delillerle sabit olduğu gösterilmeden gerekçesiz hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Yerleşik Yargıtay içtihatlarında ve doktrinde de belirtildiği üzere; gerekçe; hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun açıklanmasıdır. Gerekçe dosyadaki bilgi ve belgelerin yerinde değerlendirildiğini gösterir biçimde "denetime elverişli", yeterli ve yasal olmalıdır. Bir hüküm, sorun, gerekçe ve sonuç kısımlarından oluşmalı, gerekçede suçun yasal unsurları başta olmak üzere sabit ve muhakkak sayılan olaylar ve eğer kanıt başka olaylardan çıkarılmış ise bunlar gösterilmeli, hangi kanıtlara neden itibar edildiği, hangilerinin geçersiz sayıldığı vurgulanıp, ortaya konulmalıdır.
İddia, savunma ve kanıtlar "denetime elverişli biçimde" değerlendirilip, ortaya konulmadan, Mahkeme tarafından gerekçesiz hüküm kurulması sureti ile Anayasanın 141/3, CMK.'nun 34 ve 230. maddelerine aykırı davranıldığı, bu suretle kesin hukuka aykırılık halinin gerçekleştiği anlaşılmakla;
Sanık müdafisinin istinaf talebinin bu sebeplerle kabulü ile resen de istinafa tabi olan Sanık E. B. hakkındaki hükmün CMK.'nun 280/1-b, 289/1-g maddeleri gereğince BOZULMASINA,
D-Sanık H. İ. K. yönünden verilen kararla ilgili olarak;
Yerel Mahkemece sanık H. İ. K. yönünden verilen ve resen de istinafa tabi hükme karşı sanık ve müdafisi tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, başvuruların süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurularının reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre;
Sanık İ. hakkında yapılan incelemede, Mahkemenin kararında, sanığın üzerine atılı suçun sübutu ve hakkında uygulanan TCK'nun 188/3-4.a, 43/1 maddeleri yönünden isabetsizlik bulunmadığı, ancak sanık hakkında TCK'nun 188/5 maddesi ile uygulama yapılarak cezasının arttırılmasına ilişkin olarak, sanığın üzerine atılı 29/01/2015, 05/02/2015, 07/02/2015, 27/04/2015, 08/05/2015 tarihli eylemlerini tek başına yada iki kişi ile birlikte gerçekleştirdiği, mahkemenin kabulünün de bu yönde olduğu, ancak 24/05/2015 tarihli eylemi ise, suça sürüklenen çocuk M. A. ve sanık E. B. ile birlikte gerçekleştirdiklerinin iddia edildiği ve sadece bu olayda TCK'nun 188/5 maddesinin uygulanma ihtimalinin bulunduğu, ancak suçu birlikte işledikleri kabul edilen sanık E. B. hakkında, Mahkemenin E.'ün üzerine atılı eylemin nasıl gerçekleştiğine ve sübuta ulaştığına dair gerekçe göstermediği gerekçesiyle verilen mahkumiyet kararının bozulmasına karar verilmekle, sanık E. hakkında verilecek kararın sanık İ. H. K.'ın hukuki durumunu etkileyeceği ve delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği, bu haliyle sanık hakkında TCK'nun 188/5. maddesinin uygulama koşullarının nasıl gerçekleştiğinin belirtilmediği anlaşılmıştır.
Yerleşik Yargıtay içtihatlarında ve doktrinde de belirtildiği üzere; gerekçe; hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun açıklanmasıdır. Gerekçe dosyadaki bilgi ve belgelerin yerinde değerlendirildiğini gösterir biçimde "denetime elverişli", yeterli ve yasal olmalıdır. Bir hüküm, sorun, gerekçe ve sonuç kısımlarından oluşmalı, gerekçede suçun yasal unsurları başta olmak üzere sabit ve muhakkak sayılan olaylar ve eğer kanıt başka olaylardan çıkarılmış ise bunlar gösterilmeli, hangi kanıtlara neden itibar edildiği, hangilerinin geçersiz sayıldığı vurgulanıp, ortaya konulmalıdır.
İddia, savunma ve kanıtlar "denetime elverişli biçimde" değerlendirilip, ortaya konulmadan, Mahkeme tarafından gerekçesiz hüküm kurulması sureti ile Anayasanın 141/3, CMK.'nun 34 ve 230. maddelerine aykırı davranıldığı, bu suretle kesin hukuka aykırılık halinin gerçekleştiği anlaşılmakla;
Sanık ve müdafisinin istinaf talebinin bu sebeplerle kabulü ile resen de istinafa tabi olan Sanık H. İ. K. hakkındaki hükmün CMK.'nun 280/1-b, 289/1-g maddeleri gereğince BOZULMASINA,
Sanık İ. H. K.'ın tutuklu kaldığı süre, üzerine atılı suçla ilgili mevcut delil durumu, suçun CMK 100/3. maddesinde düzenlenen suçlardan olması nedeniyle taşıdığı kaçma şüphesi göz önüne alınarak TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA,
Bu karar yönünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine itiraz edilmek üzere yasa yolunun açık bulunduğuna,
E-Suça Sürüklenen Çocuk M. A. yönünden verilen kararla ilgili olarak;
Yerel Mahkemece suça sürüklenen çocuk M. A. yönünden verilen hükme karşı suça sürüklenen çocuk müdafisi tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre;
Suça sürüklenen çocuk M. hakkında yapılan incelemede, Mahkemenin kararında suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçun sübutu ve hakkında uygulanan TCK'nun 188/3-4.a, 31/3 maddeleri yönünden isabetsizlik bulunmadığı, ancak suça sürüklenen çocuk hakkında TCK'nun 188/5 maddesi ile uygulama yapılarak cezasının arttırılmasına ilişkin olarak, suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı 07/02/2015 ve 08/05/2015 tarihli eylemlerini H. İ. K.ile birlikte gerçekleştirdiği, mahkemenin kabulünün de bu yönde olduğu, ancak 24/05/2015 tarihli eylemi ise sanıklar H. İ. K.ve E. B. ile birlikte gerçekleştirdiklerinin iddia edildiği ve sadece bu olayda TCK'nun 188/5. maddesinin uygulanma ihtimalinin bulunduğu, ancak suçu birlikte işledikleri kabul edilen sanık E. B. hakkında, Mahkemenin E. ün üzerine atılı eylemin nasıl gerçekleştiğine ve sübuta ulaştığına dair gerekçe göstermediği gerekçesiyle verilen mahkumiyet kararının bozulmasına karar verilmekle, sanık E. hakkında verilecek kararın, suça sürüklenen çocuk M. A.'ın hukuki durumunu etkileyeceği ve delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği, bu haliyle suça sürüklenen çocuk hakkında TCK'nun 188/5. maddesinin uygulama koşullarının nasıl gerçekleştiğinin belirtilmediği anlaşılmıştır.
Yerleşik Yargıtay içtihatlarında ve doktrinde de belirtildiği üzere; gerekçe; hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun açıklanmasıdır. Gerekçe dosyadaki bilgi ve belgelerin yerinde değerlendirildiğini gösterir biçimde "denetime elverişli", yeterli ve yasal olmalıdır. Bir hüküm, sorun, gerekçe ve sonuç kısımlarından oluşmalı, gerekçede suçun yasal unsurları başta olmak üzere sabit ve muhakkak sayılan olaylar ve eğer kanıt başka olaylardan çıkarılmış ise bunlar gösterilmeli, hangi kanıtlara neden itibar edildiği, hangilerinin geçersiz sayıldığı vurgulanıp, ortaya konulmalıdır.
İddia, savunma ve kanıtlar "denetime elverişli biçimde" değerlendirilip, ortaya konulmadan, Mahkeme tarafından gerekçesiz hüküm kurulması sureti ile Anayasanın 141/3, CMK.'nun 34 ve 230. maddelerine aykırı davranıldığı, bu suretle kesin hukuka aykırılık halinin gerçekleştiği;
Kabule göre de;
Suça sürüklenen çocuğun 07/05/2015 ve 08/05/2015 tarihlerinde gizli soruşturmacıya uyuşturucu madde sattığı, ayrıca 24/05/2015 tarihinde gerçek alıcılara H. İ. K.ve E. B. ile birlikte satış yaptığının kabul edilmesi ve H. İ. K. hakkında TCK'nun 43/1. maddesinin uygulanması karşısında, mahkemenin kabulü doğrultusunda suça sürüklenen çocuk hakkında da TCK'nun 43/1. maddesinin uygulanma koşullarının tartışılmaması,
Ayrıca, suça sürüklenen çocuk hakkında hüküm kurulurken TCK'nun 31/3. maddesi ile indirim sonrası 14 yıl 12 ay hapis cezası olarak belirlenen hürriyeti bağlayıcı cezanın, TCK'nun 31/3, son cümlesi gereğince 12 yılı geçemeyeceğinden, hapis cezasının 12 yıl olarak belirlenmesinden sonra hakkında TCK'nun 62. maddesinin uygulanması gerektiği halde, yanlış uygulama ile fazla cezaya hükmolunmasının hukuka aykırı olduğu anlaşılmakla,
Suça sürüklenen çocuk müdafisinin istinaf talebinin bu sebeplerle kabulü ile Suça Sürüklenen Çocuk M. A. hakkındaki hükmün CMK.'nun 280/1-b, 289/1-g-e. maddeleri gereğince BOZULMASINA,
Yeniden hüküm kurulurken, SSÇ aleyhine istinaf başvurusu bulunmamakla, CMK.'nun 283. maddesi uyarınca ceza miktarı itibariyle suça sürüklenen çocuğun kazanılmış hakkının saklı tutulmasına,
Suça sürüklenen çocuk M. A.'ın tutuklu kaldığı süre, üzerine atılı suçla ilgili mevcut delil durumu, suçun CMK 100/3. maddesinde düzenlenen suçlardan olması nedeniyle taşıdığı kaçma şüphesi göz önüne alınarak TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA,
Bu karar yönünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine itiraz edilmek üzere yasa yolunun açık bulunduğuna,
F-Sanık R. D. hakkında verilen kararla ilgili olarak;
Yerel Mahkemece sanık R. D. hakkında verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre;
Sanık R. D. hakkında TCK'nun 58. maddesi ile uygulama yapılırken, adli sicil kaydında bulunan Elazığ 2. A.C.M. nin verdiği 2010/289 - 2011/195 esas- karar sayılı ilamı yazılması gerekirken, sehven İstanbul 2. A.C.M.nin verdiği 2010/289 - 2011/195 esas- karar sayılı ilamı olarak yazıldığı anlaşılmakla, bu yanlışlığın mahallinde düzeltilebilecek maddi hata niteliğinde olması nedeniyle, bu konuda eleştiri yapılmakla yetinilmiştir.
Sanığın 29/01/2015 tarihinde gizli soruşturmacıya 50 TL karşılığında 0,2 gram kokain sattığı ve görevliye … numaralı telefonu kullandığını söyleyerek, istediği zaman aramasını belirttiği, söz konusu numaranın Dairemizce yapılan UYAP kontrolünde sanık R. D. adına kayıtlı olduğunun anlaşıldığı da gözetildiğinde,
Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezaların kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından;
Sanık müdafisinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden CMK.'nun 280/1-a maddesi uyarınca Sanık R. D. yönünden İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
G-Sanıklar F. Ö., M. K., E. P. hakkında verilen kararlarla ilgili olarak;
Yerel Mahkemece sanıklar F., M. ve E. hakkında verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvuruların süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurularının reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre;
Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezaların kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından,
CMK'nun 280/1-a, maddesi gereğince Sanıklar F. Ö., M. K., E. P. yönünden İSTİNAF BAŞVURULARININ ESASTAN REDDİNE,
H-Sanık S. A. hakkında verilen kararla ilgili olarak;
Yerel Mahkemece sanık S. A. hakkında verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre;
Sanık hakkında yapılan incelemede, 22/10/2014 tarihinde sanık Ü. K. ve suça sürüklenen çocuk Ö. Y. ile birlikte uyuşturucu madde ticareti yaptığı, suça sürüklenen çocuk Ö. Y. hakkında 06/09/2014, 07/11/2014 ve 15/12/2014 tarihli eylemlerinden dolayı kamu davası açıldığı ve yargılaması sonucunda İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/03/2016 tarih 2015/23 Esas - 2016/57 Karar sayılı kararı ile bu eylemlerinden dolayı cezalandırıldığı, yargılamaya konu suçun teselsül içerisinde değerlendirilmesi gerektiğinden, Ö. Y. hakkında davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, Ö. Y.'ın yargılama konusu 22/10/2014 tarihli eyleminin de sabit olması karşısında, sanık Salih'in üzerine atılı suçu Ö. Y. ve Ümit Kurtuluş ile birlikte gerçekleştirmesi nedeniyle hakkında TCK'nun 188/5. maddesinin uygulama koşullarının da bulunduğu anlaşılmakla,
Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezaların kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından,
CMK'nun 280/1-a, maddesi gereğince Sanık S. A. yönünden İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
I-Sanık Ü. K. hakkında verilen kararla ilgili olarak;
Yerel Mahkemece sanık yönünden verilen hükme karşı sanık ve müdafisi tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, başvuruların süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurularının reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre;
Sanığın 22/10/2014 tarihinde, sanık S. A. ve suça sürüklenen çocuk Ö. Y. ile birlikte, 27/10/2014 tarihinde ise gizli soruşturmacıya tek başına uyuşturucu madde sattığı, 07/11/2014 tarihinde ise suça sürüklenen çocuk Ö. Y. ile birlikte uyuşturucu kullanıcılarına uyuşturucu madde sattıkları ve bu eyleme ilişkin olarak İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine açılan kamu davasında hakkında mahkumiyet kararı verildiği, her iki davaya konu olan suçun bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenip işlenmediğinin ve buna bağlı olarak sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi, zincirleme suç oluşturduğunun saptanması halinde ise, suçlardan en ağır sonuç doğuran suç esas alınarak tayin edilecek cezanın TCK.'nun 43. maddesi gereğince arttırılması, bulunacak sonuç cezanın kesinleşen hükümdeki sonuç cezadan fazla olması halinde aradaki fark kadar ek cezaya hükmedilmesi, arada fark yok ise ek ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde yerleşik Yargıtay uygulamaları da dikkate alındığında yasal zorunluluk bulunduğu,
Mahkemenin söz konusu eylemlerin zincirleme şekilde meydana geldiğini kabul ettiği halde, ek cezaya hükmetmesi gerekirken, Yargıtay uygulamalarına da aykırı olacak şekilde, TCK'nun 188/3-5, 43 ve 62 maddeleri ile uygulama yapılarak 15 yıl 7 ay 15 gün hapis ve 120 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmettikten sonra, cezasının İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/23-2016/57 Esas Karar sayılı karar ile 10 yıl hapis ve 100 TL adli para cezası aldığından, bu cezadan mahsubuna denilerek hatalı uygulama yaptığı, bu yönüyle yetersiz ve dosya kapsamına uygun olmayan gerekçe ile hüküm verilerek gerekçesiz hüküm kurulması sureti ile Anayasanın 141/3, CMK.'nun 34 ve 230. maddelerine aykırı davranıldığı, bu suretle CMK 289/1-g maddesi anlamında kesin hukuka aykırılık halinin gerçekleştiği;
Kabule göre de,
Sanık Ü. K. hakkında İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen mahkumiyet kararının suç tarihinden sonra kesinleştiği, bu nedenle TCK 58. Maddesinin uygulama koşullarının oluşmadığı gözetilmeden hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanması hukuka aykırı olmakla,
İstinaf talebinin kabulü ile sanık Ü. K. hakkında verilen hükmün CMK.'nun 280/1-b, 289/1-g maddeleri gereğince BOZULMASINA,
Sanık Ü. K.'un tutuklu kaldığı süre, üzerine atılı suçla ilgili mevcut delil durumu, suçun CMK 100/3. maddesinde düzenlenen suçlardan olması nedeniyle taşıdığı kaçma şüphesi göz önüne alınarak TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA,
Bu karar yönünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine itiraz edilmek üzere yasa yolunun açık bulunduğuna,
İ-Sanık A. T. hakkında verilen kararla ilgili olarak;
Yerel Mahkemece sanık A. T. hakkında verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre;
Sanık hakkında yapılan incelemede, 23/04/2015 tarihinde A. T.'ın gizli soruşturmacıya kokain satışı sırasında, orada bulunan açık kimliği tespit edilemeyen şüpheliye "git çağır, gelsin, müşteri gelmiş bekliyor" demesi üzerine, bu şüphelinin oradan ayrılarak suça sürüklenen çocuk B. B. ile birlikte geri geldiği ve B. B.'ın gizli soruşturmacıya 0,1 gram kokain maddesi sattığı, mahkemenin kabulünün de bu yönde olmasına karşın, sanık A.'in üç kişi ile birlikte gerçekleştirdiği bu eylem nedeniyle hakkında TCK'nun 188/5. maddesinin uygulanmaması hukuka aykırı ise de, aleyhe istinaf olmadığından bu hususun eleştirilmesi ile yetinilmiştir.
Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezaların kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından,
CMK'nun 280/1-a, maddesi gereğince sanık A. T. yönünden İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
J-Sanık K. K. hakkında verilen kararla ilgili olarak;
Yerel Mahkemece sanık K. K. hakkında verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre;
Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezaların kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan sanık ve müdafisinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak, sanığın 25/04/2015 tarihinde gizli soruşturmacıya Yenişehir Merkez Camiine 66 metre uzaklıkta 0,2 gram kokain maddesi sattığının iddia edildiği ve Cumhuriyet Savcısı esas hakkındaki mütalaasında sanık hakkında TCK'nun 188/3-4,a,b maddelerinin uygulanmasını talep ettiği, Mahkemenin gerekçesinde camiiden bahsetmediği, ancak hüküm fıkrasının G bendinin 2. Paragrafında sanık hakkında uygulama yaparken, "TCK'nun 188/4-a-b maddesi" gereğince yarı oranda arttırım yaptığı, TCK'nun 188/4-b maddesinin uygulanabilmesi için, mahkemenin keşif yaparak satış yapılan yerin camiye olan mesafesini tespit etmesinin gerektiği, bu yönde bir tespit yapılmaması karşısında, hüküm fıkrasındaki TCK'nun 188/4.b maddesinin uygulama şartlarının mevcut delil durumu itibariyle oluşmadığı, ancak, sanığın ticaretini yaptığı uyuşturucu maddenin kokain olması nedeniyle TCK'nun 188/4.a maddesi uygulanarak cezanın yarı oranında artırılması zorunluluğu karşısında, temel ceza da TVCK 188/4-b maddesi uygulamasından dolayı teştiden belirlenmemiş olmakla, bu uygulamanın düzeltilmesi mümkün olmakla, hüküm fıkrasının G bendinin 2. paragrafındaki "TCK 188/4-b maddesi" cümlesinin, CMK'nun 303/1.c maddesi gereğince hükümden çıkartılarak, hükmün bu şekilde düzeltilmesine,
CMK.'nun 280/1-a. ikinci cümle, 303/1-c. maddeleri gereğince DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Sanıklar A. Y., E. A., E. B., İ. H. K., Ü. K.ve Suça Sürüklenen Çocuk M. A. haklarında verilen bozma kararları yönünden CMK.'nun 284/1. maddesi gereğince KESİN olmak üzere,
Sanık E. A. hakkında verilen esastan red kararı yönünden CMK'nun 286/2-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere,
Sanıklar K. K., A. T., S. A., F. Ö., M. K., E. P. ve R. D. hakkında verilen hükümler yönünden ise; Tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde Dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt kâtibine beyanda bulunmak veya bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle, Yargıtay ilgili Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere temyiz yolu açık olmak üzere 26/05/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)