T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/58
KARAR NO: 2023/2921
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/10/2021
NUMARASI: 2021/105 Esas - 2021/743 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız İhtiyati Hacizden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/10/2023
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla 6100 Sayılı HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı tarafından müvekkil şirket aleyhine yetkisiz mahkemenin ihtiyati haciz kararı ile yetkisiz icra müdürlüğünde haksız ve hukuki dayanaktan yoksun şekilde işletilen hacizler sebebiyle müvekkil şirketin maruz kaldığı maddi ve manevi zararlarının oluştuğunu, taraflar arası imzalanan sözleşmedeki yetki şartına aykırı şekilde ... tarafından Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/317 sayılı Değişik iş dosyasından 21.09.2020 tarihinde ... malvarlığına sözleşmeden kaynaklanan alacağa ilişkin olarak 114.932,15 TL tutarında ihtiyati haciz tesis edildiğini, yetkisiz Antalya Genel İcra Dairesi’nde ... Esas Sayılı dosyası üzerinden 114.932,15 TL talep ile icraya
koyulduğunu, 25.09.2020 tarihinde müvekkil şirket tarafından, ihtiyati haciz kararının teminat
karşılığında kaldırılması amacıyla Antalya 8. İcra Hukuk Mahkemesi 2020/364 Esas Sayılı
dosyasıyla dava ikame edildiğini, mahkeme müvekkil lehine karar vererek, ihtiyati haciz bedeli kadar nakit para veya kayıtsız, şartsız, kesin ve süresiz banka teminat mektubunun icra dosyasına teminat olarak yatırılması halinde Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında konulan ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verildiğini, müvekkili aleyhine tesis edilen ihtiyati haciz dolayısıyla ortaya çıkan maddi, manevi ve her türlü sair zararların tespiti ve tazmini amacıyla fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydıyla şimdilik 5.000 TL maddi, 10.000 TL manevi tazminat bedelinin davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı tarafından cam ürünlerinin hatalı imal edildiği iddia edilmiş ise de sözleşme hükümleri kapsamında müvekkilinin üzerine düşen edimleri yerine getirdiğini, davacının iddialarının haksız ve hukuka aykırı olduğunu savunarak haksız davanın reddini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "...Taraf kayıtları, davacının bildirdiği davalının teslim ettiği camlar ile ilgili incelemeler neticesinde, taraflar arasındaki ilişkide ihtiyati haciz tarihi itibariyle 86.932,15 TL davacı kayıtları kapsamında davalının alacaklı olduğu, davacının bildirdiği teslim edilen camların ayıplı olduğuna ilişkin hususlarda, projede hangi ürünün camlarda kullanılıp kullanılmadığının gözlemle anlaşılmadığı, bu iki üründen de farklı bir ürünün de kullanılmış olabileceği de düşünüldüğünde cam şartnamesinin ve cam teknik bilgi föyünün dosyaya sunulmaması sebebiyle tespit yapılabilmesi için camın incelemeye tabi tutulması ve bu belgeler doğrultusunda karar verilmesi gerektiği, sahada yapılan keşifte yerinde yapılan gözlemlemeler, tespitler neticesinde şikayet konusu olan konularla ilgili herhangi bir bulguya ve belgeye rastlanmadığı, davacının maddi tazminat olarak bildirdiği hususlarda somutlaştırılmış satış kaybı ve tahsilat gecikmesine ilişkin bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı anlaşılmakla davacı taraf iddialarını ispat edememiştir. Kaldı ki ayıp iddiaları bu davayı doğrudan etkileyen bir durumda değildir. Dava ihtiyati haciz kararının uygulamasından kaynaklı tazminat davasıdır. Dosya kapsamındaki teknik mali raporlardan ihtiyati haciz kararı tarihi itibariyle davacının borçlu olduğu sabit olduğundan mahkemeler tarafından verilen ihtiyati haciz kararının davacı tarafından uygulanmasında hukuka aykırılık yoktur. Davacının taşkın haciz ve diğer iddiaları ise takip hukuku çerçevesinde icra tetkik merciinden talep edilebilecek hususlar olduğundan bu yönde alınmış ve kesinleşmiş bir mahkeme kararı da ibraz edilmediğinden ispatlanamayan maddi tazminat davasının ve ihtiyati haciz kararının uygulanmasında davalının bir kusurunun bulunmadığı kanaatine varılmakla manevi tazminat davasının ayrı ayrı reddine ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi tarafından bilirkişi raporuna karşı sundukları itiraz dilekçesi değerlendirmeye alınmaksızın davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ticari defter ve kayıtlarda müvekkili şirketin davalı şirkete borçlu olduğunun görülmesinin müvekkil şirketin haksız olduğu anlamına gelmeyeceğini ve manevi tazminat talebinin gerekçesiz bir şekilde reddedilmesinin hukuka aykırılık teşkil edeceğini belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Haksız haciz iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.Maddi tazminat talebi yönünden yapılan incelemede; Davacı vekili 5.000,00 TL yönünden maddi tazminat talebinde bulunmuş ilk derece mahkemesince maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiş bu karara karşı davacı vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur.29906 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6773 sayılı kanunun 41. maddesi ile değişik HMK'nın 341/2 madde hükmü gereğince miktar ve değeri 3.000,00 TL'yi geçmeyen mal varlığına ilişkin davalar kesin olup, hüküm tarihi itibariyle kesinlik sınırı 5.880,00 TL'ye çıkartılmıştır.Bu durumda, davacının istinaf talebine konu olan ve redde ilişkin bulunan, 5.000,00 TL miktar itibariyle kesin olup, yasa yolu kapalı bulunmaktadır. Buna göre, maddi tazminat talebinin reddine ilişkin hükmün, ilk derece mahkemesi kararının verildiği tarih itibarı ile öngörülen kesinlik sınırının altında kaldığı, maddi tazminat yönünden ilk derece mahkemesince verilen kararın kesin nitelikte olduğu, dolayısıyla istinaf edilmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin maddi tazminata yönelik istinaf dilekçesinin 6100 Sayılı HMK'nın 341/2., 346/1. ve 352/1-b. maddeleri gereğince reddine karar verilmesi gerekir. Manevi tazminat talebi yönünden yapılan incelemede;Haciz isteminin dayanağının bir hak veya alacak olması ve haciz tarihinde mevcut bulunması gerekir. Aksi halde, haksız bir haciz ve buna bağlı olarak da sorumluluk söz konusudur. Haksız icra takibi veya hacze dayalı manevi tazminat istemi 818 sayılı BK.'nun 49. maddesinden (6098 sayılı TBK'nun 58. maddesi) kaynaklanan bir sorumluluk olup, kusura dayanan bir sorumluluk türüdür. Bu sebeple de takip (haciz) yaptıran kişinin takipte veya haciz işleminde kötü niyetli ve kusurlu olduğu olgusu gerçekleşmedikçe ve ağır bir zarar da doğmadıkça manevi tazminatla sorumlu tutulamaz.Somut olayda haciz tarihi itibariyle davalı şirketin davacı şirketten alacaklı olduğunun her iki tarafın ticari defter ve kaylarından anlaşıldığı ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun somut verilere dayalı ve denetime elverişli olduğu görülmektedir.6100 Sayılı HMK'nun 190/1. maddesi gereğince, ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. HMK'nın 198. maddesinde yer alan,“Kanuni istisnalar dışında hâkim delilleri serbestçe değerlendirir" hükmüne istinaden Yerel mahkemenin dosyaya sunulmuş olan delilleri takdirinde bir isabetsizlik görülmemektedir. Dava konusu olayda haksız haciz söz konusu olmadığından davacı vekilinin istinaf istemi yerinde değildir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usül ve yasaya uygun İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/10/2021 tarih, 2021/105 Esas - 2021/743 Karar sayılı kararına yönelik davacı vekilinin istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının peşin yatırılan 59,30 TL'nin mahsubuyla bakiye 210,55 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 5- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 18/10/2023