T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/3573
KARAR NO: 2024/3755
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 02/11/2023
NUMARASI: 2023/317 Esas - 2023/816 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkil şirketin İstanbul ...'de tapuya kayıtlı ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde taşınmaz sahipleri ile anlaştığını, kat karşılığı esası ile inşaat yapmak üzere davalı kurumun da onayını içeren ruhsatını alarak şantiye kurduğunu ve inşaat başladığını, ancak davalı kurumun arsanın yanından geçen atık su kanalını açık bırakarak hemen yakında inşa ettikleri kanala bağlamadığını, açığa akıttığını, yağmurla birlikte taşkın olunca da müvekkil şirketin şantiyesini atık su bastığını ve büyük zarar oluştuğunu, müvekkil şirketin uğradığı bu zarardan başka da davalı tarafça kanalın açıkta bırakılmaya, atık suyun şantiyeye akıtılmasına devam edildiği için ikinci bir baskını önlemek için de harcama yapmak zorunda kaldığını, bu zarar ve harcamaların İstanbul Anadolu 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/10 D. İş sayılı dosyasında bilirkişi marifeti ile yapılan tespit ile belgelendiğini, açıklanan sebeplerle davanın kabulü ile 50.000,00 TL'den az olmamak üzere davalı kurumdan faizi ile alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Meydana gelen zararın gerçek muhatabının İski olmadığını, olay tarihi itibariyle iddia edilen hasar ile ilgili idareye yazılı veya şifa-i herhangi bir bildiri yapılmadığını, davacı tarafın hasar ile ilgili müvekkile başvuruda bulunmadığını, hasarla ilgili müvekkile bir sorumluluk veya kusur yüklenemeyeceğini, dava konusu yerde müvekkil tarafından değil, yüklenici firma elemanları tarafından kazı çalışması yapıldığını, ıslah imalatının ... İnşaat şirketine ihale edildiğini, ancak imalatların uyarılara ve verilen ek süreye rağmen süresinde tamamlanmadığını, ıslah imalatına başlanamayan kısımda doğal dere yatağından gelen suyun davacının parselinden geçmesi sebebiyle davacının zarar gördüğünü, yüklenici firma ile imzalanan genel şartnamede projelerin aksamasından kaynaklanan hatalardan yüklenici firmaların sorumlu tutalacağının belirlendiği, davanın husumetten reddi gerektiğini, yine müvekkil ile yüklenici firma arasında imzalanan özel şartnamede yüklenicinin 3. şahıslara verdiği zarardan kendisinin mesul olduğunun kararlaştırıldığını, açıklanan sebeplerle davanın yüklenici firmaya ihbarını, davanın husumet ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İstanbul Anadolu 24. Asliye Hukuk 2017/259 Esas, 2020/646 karar sayılı, 16/12/2020 günlü kararı ile; "...1-Davanın kabulüne, 197.000,00 TL'nin dava tarihi olan 23/06/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,..." karar verilmiştir. Dairemizin 2021/764 Esas ve 2022/2800 Karar sayılı, 29/11/2022 günlü ilamı ile; "...Her iki taraf da tacir olduğundan, tacirler arasındaki haksız fiilden doğan davada Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin görevli olduğu, davacının açtığı tazminat davasında da Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gözetilerek; mahkemenin görevsizliği nedeniyle HMK.nun 114-115 maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken; yazılı olduğu biçimde işin esası hakkında karar verilmiş olması doğru görülmemiştir..." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararı gereğince yapılan yargılama sonucunda;
İlk Derece Mahkemesince; "197.000,00 TL'nin dava tarihi olan 23.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine," karar verilmiştir. Verilen karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Hasara sebep olduğu iddia edilen işin anahtar teslimi usulüne göre yüklenici marifeti ile yapıldığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, olayın idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığı kabul edilecek olursa davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Haksız eylemden kaynaklanan tazminat davasıdır. Davalı kamu kurumu olup kamu hizmeti niteliğindeki çalışmalarını özel hukuk kuralları kapsamında yapmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 16'ya göre; Kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlarının dahi tacir sayılacakları belirtilmiştir. 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunda, İSKİ Genel Müdürlüğü'nün genel kurul, yönetim kurulu ve genel müdürlük ile yönetileceği, denetçileri vasıtasıyla denetleneceği, yıllık çalışma ve yatırımlarının bilançolarda belirlenerek genel kurulun onayına sunulacağı ve bütçesinin kamu iktisadi teşebbüslerinde uygulanan bütçe formülünde düzenleneceği belirtilmiştir. Bu kapsamda davacının tacir olduğu, davalı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü'nün de 2560 sayılı Kanun kapsamında bir kamu kurumu olduğu ve kamu hizmeti yaptığı ancak, çalışmalarının özel hukuk hükümlerine bağlı bulunduğu ve tacir sıfatını taşıdığı kabul edildiğinde davalının haksız eylem teşkil eden faaliyetinden kaynaklanan bu uyuşmazlığın da yerleşik yargısal uygulamalarda görüldüğü gibi, adli yargı yerinde çözümlenmesi gerekir (HGK’nın 21/09/1983 gün ve 1980/11-2721; 1983/823 ile 29/11/1995 gün ve 1995/11-647; 1995/1043 sayılı kararları). Davalı ile dava dışı yüklenici arasında yapılan sözleşmede, işin yapımı sırasında verilecek zararlardan İSKİ'nin sorumlu olmadığı belirtilse dahi, sözleşme hükümlerinin taraflar arasında geçerli olacağı ve 3. kişi olan davacıya karşı ileri sürülemeyeceği, bu hali ile davalı İSKİ Genel Müdürlüğünün zarardan sorumlu olduğu anlaşılmakla davalı İSKİ vekilinin bu yöne değinen istinafı yerinde değildir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/317 Esas 2023/816 Karar sayılı 02/11/2023 günlü kararına yönelik davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 13.457,07 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 3.364,27 TL'nin mahsubuyla bakiye 10.092,80 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine3- İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,5- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 23/10/2024