T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1206
KARAR NO: 2025/1748
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/12/2024
NUMARASI: 2020/341 Esas - 2024/938 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/04/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin gerek tarihi gerek güncel itibarı hiçe sayılmak sureti ile davalılar tarafından müvekkili aleyhinde bir karalama kampanyasına girişilmiş olduğunu, davalıların eleştiri, düşünce özgürlüğü ya da haber sınırları aşılarak müvekkilini alenen iftira ve hakarete uğratmış ve müvekkilin itibarı yerle bir edilmeye çalışılarak toplum nezdinde adeta bir suç örgütü ile işbirliği yapıldığı iddia edilinecek kadar ileri gidildiğini, ... gazetesinin 26 Haziran 2015 tarihli nüshasının ilk sayfasında manşet olarak büyük puntolarla yayınlanan "..." başlıklı haberde müvekkili ... Ajansının logosu ve acık ismi kullanılarak müvekkilin ...’nün Ajansı olduğunun ifade edildiğini, aynı gazetenin 9. sayfasında yine büyük puntolarla sayfanın tam ortasında verilen "..." başlıklı haberde müvekkili hakkında mesnetsiz iddialardan müteşekkil bir haber yayınlandığı ve görüntülerin müvekkili ... Ajansı muhabirleri tarafından ... ile işbirliği yaparak çekildiği yönünde alçakça bir iftira ortaya atıldığını, böylesi bir hayal ürünü karalama kampanyasına karşı müvekkilinin sessiz ve tepkisiz kalınmasının beklenemeyeceğini,verilen bilginin tümüyle gerçeğe aykırı olduğunu, söz konusu görüntülerin ... Ajansı tarafından üretilmiş görüntüler olmayıp, bu görüntülerin Türk Silahlı Kuvvetleri ve Kaymakamlık Güvenlik kameralarına ait olduğunu, görüntülerin ilk kez müvekkili ajans tarafından servis edilmesi, görüntülerin ... Ajansı tarafından kaydedildiği anlamına gelmediğini, diğer haber ajansları da gerekli gayret ve İhtimamı göstermiş olsalardı, aynı saate kadar bu görüntülere ulaşabileceklerini, davalıların da bu iftiralarını dayandırabilecekleri herhangi bir somut delilin söz konusu olmadığını, davalıların kendilerini sosyal medya üzerinden takip edenler nezdinde müvekkilini itibarsızlaştırmak çabası içine girmiş ve müvekkili haber ajansını bir terör örgütü ile aynı seviyeye düşürecek kadar çirkin ve asılsız yaftalarda bulunulduğunu ve ajansı hedef gösterdiklerini, böylesi bir iftira karşısında derin elem ve keder duymuş ve şirket tüzel kişiliğinin en alt kademesinden en üst kademesine kadar her bir bireyin de bu sefil iddialar karşısında devletin ve mahkemelerin yüce adaletine sığınma kararı aldıklarını, davalıların eyleminin hukuka aykırı olduğunu, eylemin davalılar tarafından kusurlu olarak gerçekleştiğinde her hangi bir tereddüt olmadığını, ... isimli gazetede yayınlanan yazıların tamamının içeriklerinin davalılar tarafından belirlendiğini, kontrol edildiğini, içeriğinden onların sorumlu olduğunu, kişilik hakları ihlal edilen her gerçek kişi gibi tüzel kişininde manevi tazminat isteyebileceğini, mahkememizce tazminat taleplerinin değerlendirilirken davalıların gazetecilik meslek etik kurallarını çok iyi bilmeleri gereken ve yıllardır bu sektörün içinde yer alan gerçek ve tüzel kişiler olduğunun değerlerdirilmeye tabii tutulması gerektiğini, davanın kabulü ile toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faiz ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde; Davanın maddi ve hukuki açıdan dayanıksız, haksız ve yersiz iddaalara dayalı, dava hakkının kötüye kullanılması yasağına aykırı, haksız zenginleşme amacıyla açılmış olduğunu, dosyada davalı olarak gösterilen müvekkillerinin hiçbirinin davada hasım sıfatını taşımadıklarını, eser-haber sahibinin kim olduğu konusunda bilgi almak için, haberin yer aldığı gazeteden herhangi bir bilgi talep edilmediğini, eser-haber sahibine dava açmak yerine, davalı olarak gazete künyesinde isimleri bulanan müvekkillerini hasım olarak gösterdiğini, husumet yönünden hatalı davrandığını, söz konusu haberin halen gazetenin internet sitesinde ve gazete arşivlerinde varlığını koruduğunu, müvekkillerine tebliğ edilen dilekçede kullanılan hamasi ve mağrur üsluba bakıldığında, davacının kendisini devletin imtiyazlı-kutsal bir kumru olarak addettiğini, davacının resmi kamu kurumu olarak, geçmişte ve bugün icraatları ile ilgili olarak, tarafsız, bağımsız, objektif habercilik anlayışı ile hareket etmek, her türlü eleştiriye ve tepkiye açık olmak zorunda olduğunu, ... ve onun partisi olan ...'nin basın-yayın kurumu-birimi haline geldiği net olarak görüldüğünü, davaya konu haberi hazırlayan ve yayına sunan editörler, "haberde gerçeklik" unsuru ile (5N 1K) kuralı bağlamında haberde yer alan görüntülerin kaynağının ... olduğunu, gazetecilik - habercilik kurallarına uygun bir üslup ve dil kullandığını, haberin odak noktasında davacının değil ... - ... olan ... - ...'in şiddet eylemlerinin olduğu açıkça görüldüğünü, davacının da vaya konu haberde yer alan ve açıklamaya ihtiyaç duyulan bazı iddaalar ile ilgili olarak kamuoyunu ve ilgilileri aydınlatmak yerine kendisini haklı çıkarma ve övme yoluna gittiğini, haberde belirtilen ve kamuoyu önünde yaşanmış olayların Suriye sınırında meydana gelen ve basın - yayın organları aracılığı ile topluma iletilmiş gerçek olgular olduğunu, davaya konu haberde yer alan olayların davacı kurumun kaynaklık ettiği bir fotoğrafın sorgulanması üzerine kurulduğunu, haberde davacıyı ilgilendiren başkaca bir bölüm bulunmadığını, haberde yer alan olayların bir kısmının kolluk ve adliyeye yansımış, soruşturma ve kovuşturmaya konu yapıldığını, yayımlanan haberin hukuka uygun ve basın özgürlüğünün belirlediği sınırlar içerisinde hazırlandığını, müvekkilinin yayımcı ve gazeteci olarak haber verme - yayma, kamuoyunu bilgilendirme hak ve görevlerini yetine getirdiğini, söz konusu haberin gerçeklik, kamu yararı ve toplumsal ilgi, güncellik ve konu ile ifade arasında düşünsel bağlılık kriterlerine uygunluk taşıdığını, davacının iddaalarının aksine haberin "haber veme hakkı" nın sınırları içerisinde kalınarak okuyucuya sunulduğunu, gazetecilerin gerçeği ve kamu yararına olan her şeyi yazmak gibi görev ve sorumluluğa sahip olmak zorunda olduğunu, olaya konu haberin bu bağlamda değerlendirilmesi gerektiğini, habercilerin bir polis ya da savcı gibi araştırma yapmasının beklenemeyeceğini, basın özgürlüğü ile kişilik haklarının çatışması halinde "basının üstün nitelikte kamusal menfaat" olma özelliği ağır basacağından, artık kişilik haklarının ihlal edildiğinden bahsedilmesinin mümkün olmadığını, davacının maddi ve hukuki temelden yoksun, iyi niyet ve nesafet kurallarına aykırı, dava hakkını kötdüye kullanılması yasağına aykırı şekilde, haksız ve dayanıksız iddaalara dayalı olarak açtığı davanın reddinin gerektiğini, taraf sıfatlarının müvekkilleri açısından oluşmamış bulunduğunu, Hukuka, Anayasa, AİHS, Basın Kanunu'na aykırı olarak açılan davanın reddine, masraf karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "...Dosyanın Mahkememizin 2015/674 Esasına tevzi edildiği, mahkememizin 13/06/2017 Tarih, 2015/674 Esas-2017/573 Karar sayılı ilamı ile davacının davasının görev yönünden usulden reddine karar verilmiş, dosya İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/550 Esasına tevzi edilmiş ve İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/550 Esas-2018/267 Karar ve 19/06/2018 tarihli ilamı ile karşı görevsizlik kararı verildiği ve dosyasının görev uyuşmazlığı sebebiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin 2019/2858 Esas-2020/903 karar ve 02/06/2020 tarihli ilamı ile mahkememizin yargı yeri olarak belirlendiği ve dosyanın 2020/341 Esasını aldığı görülmüştür. Eldeki davada haksız rekabet iddiasına dayanak olarak açıklamalarda, ... gazetesinin 26 Haziran 2015 tarihli nüshasının ilk sayfasında manşet olarak büyük puntolarla “...” başlıklı haberde; davacı ...'nın logosu ve açık ismi kullanılarak davacının ...'nün Ajansı olduğunun ifade edildiği, haberin devamında; ... Ajansı'nın ...'in Kobane'ye sabah saat 04:00'te düzenlediği saldırıyı görüntülemesi, "...” ifadelerine yer verildiği, “..." şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür. Davalılardan ...'nin ... Gazetesi'nin imtiyaz hakkı- yayın sahibi, diğer davalıların ise Genel Yayın Yönetmeni oldukları dosya içeriğinden ve davalılar vekilinin cevap dilekçesinden anlaşılmaktadır. Davalılar vekili tarafından usulüne uygun sunulan 21/08/2015 tarihli cevap dilekçesinde, davacı şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 54-63 maddeleri gereğince "Haksız Rekabet" hükümlerine dayanılarak manevi tazminat taleplerinde bulundukları ancak Haksız Rekabet'e ilişkin basın, yayın, iletişim ve bilişim kuruluşlarının sorumluluğunu düzenleyen TTK'nun 58 maddesinde açıkça görüldüğü üzere davalı olarak gösterilen davalıların davada taraf ehliyetine haiz olmadığı yönünde husumet itirazında bulunduğu görülmüş ise de 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 58/1-c maddesinde, "Başka sebepler dolayısıyla yazılı basında yayımlanan şeyin, programın, görüntünün, sesin, iletinin sahibinin veya ilan verenin meydana çıkarılması veya bunlara karşı bir Türk Mahkemesinde dava açılması mümkün olmazsa, yukarıda anılan davalar yazı işleri müdürü, genel yayın yönetmeni, program yapımcısı, görüntüyü, sesi, iletiyi, yayın, iletişim, ve bilişim aracına koyan veya koyduran kişi ve ilan servisi şefi, bunlar gösterilemiyorsa işletme veya kuruluş sahibi aleyhine açılabilir" hükmü gereği gerekli dikkat ve özeni göstermeyen genel yayın yönetmeninin, sorumlu müdürlerin ya da imtiyaz sahiplerinin işbu madde kapsamında sorumluluklarının bulunduğu anlaşılmakla husumete ilişkin itiraz yerinde görülmemiştir. Davalıların İmtiyaz Hakkı- Yayın Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni oldukları ... Gazetesi'nin 26/06/2015 tarihli nüshasında manşet olarak verilen haber içeriğinde, davacı haber ajansına ilişkin terör örgütü ile iş birliği yaptığı ve davacı ajansın terör örgütünün ajansı olarak verilen haberin yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici nitelikte olduğu, bu açıklamaların ileri sürülen iddialar bakımından kötüleme niteliği taşıdığı, yazının ulusal basında faaliyet gösteren, belirli bir okuyucu kitlesi olan gazetede yayımlanması sebebiyle rekabet ortamını etkilemeye elverişli olduğu, açıklamanın ulaştığı kitlenin ortalama bir ferdi nezdinde küçük düşürücü nitelikte olduğu anlaşılmakla, dava konusu haberin haksız rekabet teşkil ettiği ve davacının ticari itibarı ile kişilik haklarını zedeleyecek nitelikte olduğundan; Davanın KABULÜ ile 100.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanacak en yüksek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davalılar vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde; Davanın haber-eser sahibine değil, yasaya aykırı olarak müvekkillerine karşı açılmış olması sebebiyle, davanın hasım yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu haberin haksız rekabet konusu olamayacağını, bu sebeple Yerel Mahkemenin görevsiz olduğunu, manevi tazminat yönünden kusur tespitinin zorunlu olduğunu,davaya konu beyanların basın ve ifade özgürlüğü sınırları kapsamında kaldığını, eldeki davada tazminat koşullarının oluşmadığını beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Basın yayın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi 2019/2858 E., 2020/903 K. Sayılı 02.06.2020 Tarihli ilamı ile; "6102 Sayılı TTK'nın 3. Maddesinde: 'Bu kanunda düzenlenen hususlarla, bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.' hükmünün düzenlendiği, 4/1 ıncı maddesi maddesinde 'Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hukuk davalarının' ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinde de 'Aksine hüküm bulunmadıkça dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinin tüm ticari davalara bakmakla görevli' bulunduğu öngörülmüştür." hükmü gereğince kesin olarak, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğunun belirlendiği, davanın her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirdiği, buna göre davaya Ticaret Kanunu hükümlerinin uygulanmasının yerinde olduğu anlaşıldığından davalılar vekilinin bu hususa ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Gazete içeriğinden "..." başlıklı haberi yapanın kim olduğunun belirtilmediği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 58/1-c maddesinde yer alan, "Başka sebepler dolayısıyla yazılı basında yayımlanan şeyin, programın, görüntünün, sesin, iletinin sahibinin veya ilan verenin meydana çıkarılması veya bunlara karşı bir Türk Mahkemesinde dava açılması mümkün olmazsa, yukarıda anılan davalar yazı işleri müdürü, genel yayın yönetmeni, program yapımcısı, görüntüyü, sesi, iletiyi, yayın, iletişim, ve bilişim aracına koyan veya koyduran kişi ve ilan servisi şefi, bunlar gösterilemiyorsa işletme veya kuruluş sahibi aleyhine açılabilir" düzenleme gereğince Yayın Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni olan davalıların yapılan haberden hukuken sorumlu oldukları anlaşıldığından davalılar vekilinin bu hususa ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Yazı bir bütün olarak değerlendirildiğinde deaşin illegal silahlı bir yapı olduğu, yapılan haberde davacının bu terör örgütüyle ilişkilendirildiği, bununla da yetinilmeyerek davacı için doğrudan "..." ifadesi kullanılarak somut olgu isnadında bulunulduğu, Basın ve ifade özgürlüğünün sınırsız olmadığı, doğrudan olgu isnadı biçiminde kesin yargı içeren haberlerin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği,haberi verirken özle biçim arasındaki dengenin bozulduğu, objektif sınırlar içinde kalınmadığı, haber başlığının küçük düşürücü nitelikte, ağır ve rencide edici olduğu, bu itibarla yayının basın özgürlüğü kapsamını aştığı ve doğrudan davacının kişilik haklarına saldırı mahiyetinde bulunduğu anlaşıldığından davalılar vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalılar vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, Üye Hakim ... (...)'ın karşı oyuyla oy çokluğuyla karar verilmesi kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/341 Esas 2024/938 Karar sayılı 10/12/2024 günlü kararına yönelik davalılar vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.831,00 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 2.800,10 TL'nin mahsubuyla bakiye 4.030,90 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalılardan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,3- İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 5- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere Üye Hakim ... (...)'ın karşı oyuyla oy çokluğuyla karar verildi. 30/04/2025
MUHALEFET ŞERHİ Dava konusu ; “...” başlıklı yazıda ; “...” “...” şeklinde ifadeler kullanılmıştır. Yazıda davalı tarafından yayınlanan görüntülerle ilgili sorular sorulmuş ve davalı kurumun bu sorulara verdiği cevapta yayınlanmıştır. Yazı bir bütün olarak değerlendirildiğinde güncel olan konuların gazetecilik tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekmesi için çarpıcı başlıklara yer verilerek iddia kapsamında ve eleştiri sınırları içerisinde aktarıldığı haberin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı anlaşılmakla davanın reddedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır (emsal İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi 2019/1865 E- 2021/2141 K).