T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/983
KARAR NO: 2025/1662
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 20.11.2024
NUMARASI: 2024/473 Esas - 2024/844 Karar
DAVA: Şirketin İhyası
Taraflar arasındaki şirketin davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı tasfiye memuru vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından, ... Turizm Yatırımları ve Tic. A.Ş. aleyhine su ve hizmet bedellerinin tahsili için Bodrum 2. İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe itiraz edilmesi üzerine Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/362 Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını, yargılama sürecinde ... Turizm Yatırımları ve Tic. A.Ş.'nin tasfiye olduğu ve sicil kaydının silindiğin anlaşıldığını, itirazın iptali davasında taraf teşkilinin sağlanması açısından, ihya davası açılması için süre verildiğini, şirketin terkin öncesi adresinin Kadıköy ilçesi olması nedeniyle mahkemenin görevli olduğunu, şirketin sicil kaydının 22.06.2023 tarihinde silindiğini ileri sürerek, ... Turizm Yatırımları ve Tic. A.Ş’in ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin ilgili mevzuat çerçevesinde ve şirketin yetkili organları ile tasfiye memurunun talepleri doğrultusunda işlem yaptığını, tasfiye sürecindeki yetki ve sorumluluğun tasfiye memuruna ait olduğunu, ek tasfiye kararı verilmesi halinde tasfiye memuru atanması gerektiğini, müvekkilinin davanın açılmasına neden olmadığını ve yargılama giderinden sorumlu tutulamayacağını savunarak, müvekkili yönünden davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davalı tasfiye memuru ... vekili, savunmasında özetle; davanın haksız olduğunu, müvekkilinin tasfiye memuru olduğu ... Turizm Yatırımları ve Tic. A.Ş’nin 17.09.2007 tarihinde tasfiye edildiğini, sicil kaydının ise 23.06.2023 tarihinde terkin edildiğini, usun süre önce tasfiye edilen şirketin bir hukuki ilişki veya borç alacak ilişkisinin tarafı olamayacağını, şirketin yasada belirlenen asgari sermayenin altında kalması nedeniyle esasen tasfiye memurunun iradesinin bir önemi olmaksızın terkin edildiğini, şirketin 2007 yelinden bu yana tasfiye sürecinde olması nedeniyle borç bulunmadığı gibi varsa dahi zamanaşımına uğradığını, ihya davasına temel olan alacak iddiası ve ödeme emrinin doğru olmadığı, borcun şirkete ait olmadığını, borç tutanaklarında yazılan ötelin şirketçe işletilmediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Toplanan delillere göre, davacı banka tarafından ihyası istenilen şirket aleyhine 01/02/2022 tarihinde icra takibi başlattığı, 11/04/2023 tarihinde de icra dosyasına yapılan itirazın iptali istemiyle dava açıldığı, anılan şirketin takip ve dava devam ederken 22/06/2023 tarihinde tasfiye sonucu terkin edilmiş olduğu, söz konusu takip ve davanın devamı için anılan bu şirketin, Bodrum 2. İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı icra takip dosyası ve Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/362 Esas sayılı dosyasına münhasır olmak üzere yeniden ihyasına karar verilmesi gerektiği, davacının davayı açmakta hukuki menfaati bulunduğu anlaşılmıştır. Ek tasfiye işlemlerinin de aynı tasfiye memuru tarafından yapılması uygun görülmüş ve yeni bir tasfiye memuru atanmamıştır. Davalı ... Sicil Memurluğu, yasal hasım konumunda olup, tasfiyenin usulsüz kapatılmasından dolayı kusur ve sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu nedenlerle, bu davalı harç, yargılama giderleri ve karşı yan vekalet ücretinden sorumlu tutulmamıştır.Diğer davalı tasfiye memurunun sorumluluğuyla ilgili olarak yapılan incelemede, ihyası istenen şirketin tasfiyesinin 22/06/2023 tarihinde tamamlandığı anlaşılmıştır. Bodrum 2. İcra Dairesi'nin 2022/788 Esas sayılı icra takip dosyası ve Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/362 Esas sayılı dosyalarının açılış tarihinin tasfiyenin tamamlanmasından önceye ilişkin olduğu, bu durumda davalı tasfiye memurunun ihya davası açılmasına sebebiyet verdiği..." gerekçesiyle, davanın kabulüne, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı iken tasfiye sonucu sicilden terkin edilen Tasfiye Halinde ... Turizm Yatırımları ve Ticaret Anonim Şirketinin ticaret sicil kaydının, Bodrum 2. İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takip dosyası ve Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/362 Esas sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere ve davanın görülmesi ile infazı işlemleri ile sınırlı olmak üzere ihyasına, ek tasfiye işlemlerini yapmak üzere önceki tasfiye memuru davalı ...'in ek tasfiye için tasfiye memuru olarak atanmasına, kararın tescil ve ilanına, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı tasfiye memuru ... vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı tasfiye memuru ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin tasfiye memuru olarak kusuru bulunmadığını, şirketin 17.09.2007 tarihinde tasfiye edilerek vergi sicil kaydının silindiğini, tüzel kişiliğinin bulunmadığını ve bu nedenle borçlu olması veya herhangi bir hukuki ilişkide taraf olmasının mümkün olmadığını, şirketin tasfiyesinin ise 23.06.2023 tarihli Sicil Gazetesinde ilan edilerek terkinin gerçekleştiğini, anonim şirketlerde o dönemde en az sermaye tutarının 50.000 TL'le çıkarılması ve şirketin bu sermaye şartını taşımaması nedeniyle esasında tasfiye memurunun iradesi ile bağlı olmaksızın münfesih olduğunu, şirketin ortağı ...'ün vefatı ile ortaklık yapısının da bozulduğunu, tüzel kişiliği devamının mümkün olmaması nedeniyle müvekkilinin kusuru bulunmadığını, kusuru bulunmayan müvekkilinin vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, takibe konu borcun zamaşımına uğradığını, ihyaya dayanak olduğu kabul edilen borca itiraz edildiğini, borcun tahakkukuna ilişkin tutanaklarında adı geçen Manastır Otelin'in şirket tarafından işletilmediğini, borca esas tutanakları imzalayan ...'nin şirketin çalışanı olmasına rağmen şirket yetkilisi olmadığını, şirketin 2007 yılında tasfiye edilmesi nedeniyle 2018 yılında su kullanımı nedeniyle tutanak düzenlenmesinin mümkün olmadığını, mahkemenin takibin dayanağı olan icra dosyasını incelemeden karar verildiğini, zira borcun sebebi olarak gösterilen otel ile şirket arasında bir bağlantı olmadığını, tasfiye halinde olan bir şirketin aktif bir abonelik veya sözleşme yapması ya da otel işletmesinin ve buna dair bir tüketim faturası olmasının mümkün olmadığını, alacağın tasfiyeden ödence doğmuş ve likit olmadığını, şirketin borca taraf olmadığına ilişkin husumet itirazının mahkemece değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu, borcun neye göre ve hangi dönemler için hesaplandığı, faiz başlangıç tarihi gibi bilgilerin ödeme emrinde ve ekinde bulunmadığını, bu nedenlerle ihya talep edilmesinde hukuki yarar bulunmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, hukuki niteliği itibariyle, TTK'nın 547. maddesi uyarınca, ek tasfiye işlemleri için şirket sicil kaydının ihyası istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davalı tasfiye memuru vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Ticaret sicilinden terkin edilen şirketlerin yeniden ihyasının sağlanması amacıyla 6102 sayılı TTK kapsamında iki farklı yol öngörülmüştür. Buna göre, tasfiye sürecine giren şirketlerin tasfiye işlemlerinde eksiklik olması halinde TTK'nın 547. maddesi kapsamında sicilden terkin edilen şirketin tekrar sicile kaydedilmesi mümkündür. Örneğin şirkete ait bir malvarlığının bulunması veya devam eden bir dava bulunması bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Bir diğer yol ise TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca sicilden terkin edilen şirketlerin yeniden tescilidir. Buna göre asgari sermaye miktarına ulaşmayan, adres değişikliğini bildirmeyen şirketlerin re'sen kayıtlardan terkini halinde şirketin faal olması ve gerekli bazı koşulların da gerçekleşmesi halinde tekrar sicile kaydı mümkündür.İhya davasının TTK'nın 547. maddesi uyarınca talep edilmesi halinde şirketin tasfiye işlemlerini yapmış olan tasfiye memur ya da memurları ile birlikte bağlı bulunulan ticaret sicil müdürlüğünün davalı olarak gösterilmesi gerekmektedir. Diğer durumda ise esasen şirket tasfiye sürecine girmediğinden ve tasfiye memuru da bulunmadığından davalı olarak bağlı bulunulan ticaret sicil müdürlüğünün gösterilmesi yeterlidir. Başka bir ifadeyle TTK'nın 547. maddesine dayalı ihya davalarında davalı taraf, şirket veya kooperatifin en son tasfiye memuru veya tasfiye kurulu ile yasal hasım konumunda bulunan ticaret sicili müdürlükleridir. Eldeki davada, şirketin tasfiye sonucu terkin edilmesi nedeniyle TTK'nın 547. maddesine göre ihya talep edildiği görülmüştür. İhyası talep olunan şirketin tasfiyesinin sona erip 22.06.2023 tarihinde tescil edilerek ticaret sicil kaydının terkin edildiği anlaşılmıştır. TTK'nın 547. maddesi, ek tasfiye başlığı altında; "Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir" düzenlemesini getirmiştir. Şirketin 2007 yılında tasfiye sürecine girmesine rağmen, 22.06.2023 tarihine kadar şirketin tüzel kişiliğinin devam etmesi nedeniyle borç ve haklara sahip olabileceği değerlendirilmiştir. Tasfiye sürecinde de şirketin, tasfiye amacına uygun faaliyette bulunarak ticari faaliyetini devam etmesi mümkündür. Davacının, davalı şirket aleyhine Bodrum 2. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasında takip başlattığı, takibe itiraz edilmesi üzerine Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/362 Esas sayılı dosyasında itirazın iptali davası açıldığı anlaşılmıştır. Buna göre terkin olan şirketle ilgili yapılacak işlemlerde şirketin temsili ve verilecek kararların infazı yönünden terkin edilmiş şirketin yeniden tescilini talep etmekte davacının hukuki yararı bulunmaktadır. Şirketin ihyası için kesinleşmiş bir alacak bulunması şart olmayıp, şirkete karşı açılmış bir davada taraf teşkilinin sağlanması ile bu davada şirketin temsil edilesi zorunlu olduğundan hukuki yararın bulunduğu kabul edilmelidir. Davanın TTK'nın 547. maddesine göre açılması nedeniyle herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre bulunmamaktadır. Terkin tarihinde şirkete karşı yapılmış bir takip bulunması ve bu takibe itiraz edilmesinden sonra tasfiyenin kapatılması nedeniyle tasfiye memurunun kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece TTK'nın 547. maddesi uyarınca tasfiye sonucu terkin olan şirketin ihyasına karar verilmiş olmakla, anılan madde hükmü uyarınca, son tasfiye memuru olduğu anlaşılan davalı tasfiye memurunun ek tasfiye işlemleri için de tasfiye memuru olarak atanmasında yasa ve usule aykırılık bulunmamaktadır. Davacının açtığı itirazın iptali davasında, davalı vekilince ihya davasında ileri sürülen borcun varlığına, tutanağı imzalayan kişinin şirketi temsil yetkisi bulunmadığını, terkin edilen şirketin su bedeli tahakkuk edilen otelin işletmecisi olmadığını, alacağın zamanaşımına uğradığına ilişkin savunmalar ileri sürülmesi halinde değerlendirilecektir. İhya davasında bu savunmaların değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu talepler, ihya sonrası görülecek itirazın tespiti davasında ileri sürülmesi halinde değerlendirilecektir. Bu bakımdan, mahkemece dava konusu olmayan alacağın varlığı ve miktarına ilişkin bir inceleme yapması ve alacağın likit olup olmadığının değerlendirilmesi mümkün değildir. Tasfiye işleminin usule uygun yapıldığının belirtilerek davalının yargılama giderlerinden sorumlu olmadığı savunulmuştur. HMK'nın 326. maddesi gereğince yargılama giderlerinden aleyhine hüküm verilen taraf sorumludur. Davalı tasfiye memuru dava dilekçesinin tebliğinden sonra süresinde davayı kabul etmemiştir. Bu nedenle HMK'nın 312.maddesinin uygulama imkanı bulunmamaktadır. Mahkemece bu nedenle şirketin ihyasına karar verilmesi, son tasfiye memurunun ek tasfiye için görevlendirilmesi yerindedir. Tasfiye memuru aleyhine hükmedilen yargılama giderlerinin ihya sonrası yapılacak tasfiye bilançosunda dikkate alınabileceği anlaşılmakla, davalı tasfiye memuru vekilinin tüm istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir.Davalı tasfiye memuru vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davalı tasfiye memuru tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tasfiye memurunca yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın, karar kesinleştiğinde, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair,HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 22.10.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.