T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/29
KARAR NO: 2025/382
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 05/03/2024
NUMARASI: 2023/572 Esas - 2024/174 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 29/01/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı ... Milletvekili ...'ın, ... TV'de konuk olduğu programda; "…" şeklinde beyan ve iddialarda bulunduğunu, bu açıklamaların davalı tarafından müvekkili Şirket hakkında kamuoyunda manipülasyon ve algı yaratmaya yönelik olduğunu ve oluşturulmaya çalışılan karalama kampanyasının bir parçası olduğunu, davalının yaptığı gerçek dışı iddia ve açıklamalarına dayanak teşkil edecek, açıklamalarını destekleyecek, hiçbir delil ve belge sunamadığını, davalı ...'ın açıklamasında, diğer 5 Şirketin kimler olduğuna hiç değinmeden sadece ... Grubundan bahsetmesi ve bunun kesin bilgi olarak kamuoyuna lanse edilmesinin kötü niyetli olduğunu, yayında sunucu olarak yer alan diğer davalı ...'in, herhangi bir müdahalede bulunmadığını, aksine hiçbir belge ve kanıta dayanmayan iddiaların seslendirilmesine çanak tuttuğunu, davalı ...'in daha önce ... Gazetesinde çalışırken işten ayrılan ve ... Grubu ile davalık olan bir isim olduğunu, diğer davalı ...Anonim Şirketi'nin de, sahibi olduğu ... TV isimli televizyon kanalında ve www...com.tr isimli internet sitesinde, ... Milletvekili ...'ın açıklamalarını tarafsız ve kaynağından doğru haber ilkesinden ödün vererek kamuoyuna duyurduğunu, davalılar tarafından yapılan bu açıklama ve haberle, kamuoyu nezdinde algı operasyonu yapmak suretiyle hukuka aykırı olarak müvekkili Şirketin hem kişilik hakları hem de ticari itibarının zedelenmeye çalışıldığını, müvekkili Şirketin manevi varlığına zarar veren açıklamalar ile www....com.tr internet sitesinde yayınlanan yazının, haber kriter ve niteliklerini taşımadığı gibi, yapılan ve yayınlanan haberlerin Basın Özgürlüğü ve Gazetecilik Meslek Etik ve İlkeleri ile bağdaşmadığını, açıklanan sebeplerle davanın kabulüyle, kişilik hakları ve ticari itibarları zarar gören müvekkili için 100.000TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsilini, www...com.tr adlı ...://...comtr/.../... adresinde yayınlanan haber/içeriğin yayından kaldırılmasını talep etmiştir. Davalılar ... A.Ş. ve ... vekili cevap dilekçesinde; Her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın ticari işletmelerle ilgili hususlardan doğmuş olması hallerinde davanın ticari dava olduğunu ve Ticaret Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, söz konusu programda program sunucusu müvekkili ...'in davacı şirket hakkında kamuoyunda tartışılan, muhalefet partileri tarafından meclis gündemine taşınan iddiaları kamuoyunu bilgilendirme görevi gereği kamuoyunun takdirine sunduğunu, müvekkilinin yayın kuruluşunun programında müvekkili program sunucusunun davacının kişilik hakkına zarar verecek hiçbir ifadeye yer vermediğini, müvekkili kanalda da davacı hakkındaki iddiaların kamuoyuna aktarıldığını, böyle bir hadisenin gerçekten var olup olmadığının sorgulandığını, var olması ihtimali değerlendirilerek bu işlemleri gerçekleştiren kişiler ve kurumların ülkenin durumu dikkate alınarak haklı olarak eleştirildiğini, işbu davada davacının kişisel hakları ile müvekkili kanalın ve müvekkili program sunucusu ...'in görevi dolayısıyla ve Anayasa ile hakları güvence altına alınmış ifade ve basın özgürlüğünün çatışması söz konusu olup, korunması gereken üstün menfaat, demokratik toplumların olmazsa olmaz temel unsuru ifade ve basın özgürlüğü olduğunu, müvekkili kanalda elde edilen bu bilgiler eşliğinde kamu menfaati gözetilerek haber yapıldığını, bu olayın görünen gerçekliğe uygun olduğunun ortada olduğunu, açıklanan sebeplerle ifade ve basın özgürlüğünün demokratik toplum olmanın olmazsa olmaz unsuru olduğu ilkesi dikkate alınarak davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Anonim şirketlerin gerçek kişiler gibi duygu ve düşünce dünyaları söz konusu olmadığını, üzüntü, elem ve keder duygularını yaşamaları ya da bu duygularındaki eksilmeleri somut biçimde ispatlayabilmelerinin de mümkün olmadığını, davanın bu sebeple aktif dava ehliyeti yönünden reddine karar verilmesini, davalı müvekkilinin, davacı ile birlikte 5 şirketin döviz kuru yüksek iken döviz bozdurduğunu ve sonrasında düşük kurdan yeniden döviz alımı yaptığını beyan ettiğini, davacı şirketin ... Bankasından çekip ödemediği 800 milyon dolar borcunu döviz kurunun sert bir düşüş yaşadığı dönemde yapılandırdığının da dikkat çeken bir unsur olduğunu, milletvekili olan müvekkilinin yemini gereği üstlendiği görevini yerine getirdiğini, son Sarıştay raporu dahilinde de davacı şirket yöneticileri ile ... Bankası yöneticileri hakkında müvekkili tarafından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına 2022/9191 soruşturma nolu evrakı ile suç duyurusunda bulunulduğunu, davacının davaya konu ettiği yayında müvekkili tarafından beyan edilen hususların müvekkiline ihbar edilen bilgiler dahilinde kamuoyu ile paylaşıldığını, burada asıl olanın kamu menfaati olduğunu, ana muhalefet partisi milletvekili ...'ın Anayasa ve AİHS ile güvence altına alınmış temel hakkı olan ifade özgürlüğünü ve dolayısıyla eleştiri hakkını anayasal sınırlar içinde kullanmış olmasının bir suçun doğmasına ya da tazminat talebine hukuki sebep teşkil etmeyeceğini, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağını, açıklanan sebeplerle davanın reddi ile karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "... A.Ş.’nin imtiyaz sahibi olduğu ... TV isimli televizyon kanalında, ...’in moderatörlüğünü ve sunuculuğunu yaptığı “...” isimli programda ve www....com.tr internet sitesinde 04.01.2022 tarihinde yayınlanan ... Mersin Milletvekili ...’ın açıklamalarına ilişkin davacı Şirket’in ticari itibarı zedelenmeye çalışıldığı ve kişilik hakları ağır bir surette ihlal edildiği iddiaları ile açılan Türk Medeni Kanunu'nun 25. ve Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddeleri gereğince 100.000,00 TL manevi tazminat davası olduğu, yayın yoluyla kişilik haklarına saldırı iddiasından kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı şirketin(... Radyo Ve Televizyon Yayıncılık Anonim Şirketi'nin )sahibi olduğu ... TV isimli televizyon kanalında yayımlanan “...” isimli programda ve www...com.tr internet sitesinde 04.01.2022 tarihinde yayınlanan dava konusu yayın sebebi ile davacı şirketin (... Holding Anonim Şirketi'nin) ticari itibarı zedelenmeye çalışıldığı ve kişilik hakları ağır bir surette ihlal edildiği iddiaları ile kişilik haklarına yönelik hukuka aykırı bir saldırı bulunup bulunmadığı ve davacı şirket lehine manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında olup, uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili olduğu açıktır. Şu durumda, tacirler arası haksız fiilden kaynaklanan eldeki ticari davada, Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olduğu gözetilerek aşağıdaki şekilde görevsizlik kararı verilmiştir.1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ sebebiyle, davanın HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince usulden reddine, ..." karar verilmiştir. İlk Derece Asliye Ticaret Mahkemesince ; "...Dava dosyasının yapılan incelemesinden; davacı tarafça, dava dilekçesinde arabuluculuk faaliyetine başvurulduğunun belirtilmediği, buna ilişkin olarak arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanak aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin sunulmadığı, davacı vekilinin 20/04/2024 tarihli dilekçesi ile görevsizlik kararı verilmesini beyan ettiği, dava açıldıktan sonra zorunlu arabuluculuğa başvuru yapılması tamamlanabilir bir dava şartı olmadığından bu haliyle davacının arabuluculuğa başvurmadan doğrudan dava açtığı açıkça anlaşıldığından; açılan davanın Arabuluculuk Kanununun 18/A-2. maddesi ile HMK'nın 115/2. maddesi hükmü gereğince, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. 1-Davanın dava şartı yokluğu sebebi ile REDDİNE, ..." karar verilmiştir.Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Yerel mahkemece dosya taraflarının hepsi tacirmiş ve dava konusu ticari işletmeyle alakalıymışçasına, tüm davalılar açısından asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğunun ve arabuluculuk dava şartı bulunduğunun kabulü doğru olmaması sebebiyle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Kişilik haklarının ihlalinden kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.19/12/2018 günlü Resmi Gazete de yayımlanarak 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 06/12/2018 tarih 7155 sayılı Kanunun Madde 23- 6325 sayılı Kanuna Dördüncü Bölümden sonra gelmek üzere “Dava Şartı Olarak Arabuluculuk” başlığıyla Beşinci Bölüm ve aşağıdaki madde eklenmiş, diğer bölümler buna göre teselsül ettirilmiştir.“Dava şartı olarak arabuluculuk Madde 18/A- (1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7155 sayılı yasanın 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5. maddesine eklenen 5/A- 1 maddesinde " Bu Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmündeki düzenleme gereği İstanbul 18. Asliye Hukuk mahkemesinden görevsizlikle gelen eldeki davada arabuluculuğa başvurulmadığından davacı vekilinin istinaf isteminin reddi gerekir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/572 Esas 2024/174 Karar sayılı 05/03/2024 günlü kararına yönelik davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 427,60 TL'nin mahsubuyla bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 5- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 29/01/2025