T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1351
KARAR NO: 2025/4118
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 23/01/2024
NUMARASI: 2023/524 Esas - 2024/90 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/11/2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 10/11/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dilekçesinde; Dava dışı borçlu şirket ile haciz işleminin yapıldığı adresteki müvekkili şirket ile arasında hiçbir bağ bulunmadığını, müvekkili firma tekstil işi ile ilgilenirken, borçlu firmanın basın yayın sektöründe olduğu iki firma arasında hiçbir şekilde bir bağlartı bulunmadığını, ... ... A.Ş.'nin dosya borçlusuyla Ilgisi olmadığını, nitekim faaliyet konularının farklı olduğunu, borçlunun gazete şirketi olduğunu, ... ... tekstil şirketi olduğunu, borçlu ile ... ... arasında organik fiili ve hukuki bağ da olmadığını, her ne kadar alacaklı tarafa borçlu şirket ile bir bağının bulunmadığı, söz konusu taşınmazın usulüne uygun şekilde bedeli ödenerek müvekkili tarafından tescil ettirildiğini, tüm TTSG sicil kayıt, Gelir İdaresi kayıt ve abonelik işlemlerinin yapıldığını ve buna ilişkin evrakların da haciz öncesinde ibraz edilmişse de davalı tarafça müvekkiline ait taşınmaza girildiğini, fiili haciz işlemi yapıldığını ve müvekkiline ait malların muhafazasının gerçekleştiğini, yapılan fiili haciz işleminin haksız olduğunun davalının da kabulünde olduğunu, tüm bu nedenlerle, toplamda 100.000,00 TL manevi tazminat miktarının haksız haciz tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili şirketini alacağının tahsili için girişilen cebri icra işlemleri neticesinde haciz mahaline gidildiğini, haciz mahallinde yapılan işlemler alacaklı vekilinin talebi üzerine icra memurunun kabul kararı neticesinde yerine getirildiğini, haciz işlemleri esnasında taleplerinin memur tarafından değerlendirildiğini ve kabul edilerek işlem yapıldığını, işlemin hukuka aykırı olması halinde memurlukça talebin reddedilmesi ve işlem yapılmaması gerektiğini, ancak haciz tutanakları incelendiğinde taleplerinin değerlendirildiğini ve kabul edilerek işleme geçildiğini, davacı dava dilekçesinde haczin haksız olduğunu iddia etmekte olduğunu, icra memurluğunca taleplerin kabulü ile işlemler yapıldığını, ayrıca İİK. 99 md gereğince karar verilmiş olması tek başına haczin haksız olduğunu göstermemekte olduğunu, hal böyle iken tazminatın şartları oluşmadığını, ayrıca davacının haciz nedeniyle hangi hususlarda ve ne kadar zararının olduğuna dair delili de bulunmadığını, davacı şirket olup manevi tazminata konu herhangi bir eylemin de söz konusu olmadığını, bu nedenle haksız davanın reddini istemiştir.İlk Derece Mahkemesince; "...Somut olayda, İstanbul 27. İcra Müdürlüğünün ...E sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibi nedeni ile davacının menkul mallarının haczedildiği, davacının istihkak iddiası üzerine İİK 99. maddesi uyarınca alacaklı davalıya istihkak davası açmak üzere süre verilmesine karar verildiği, davalı alacaklı tarafından süresi içinde istihkak davası açılmadığı anlaşılmakla birlikte, davalı alacaklı tarafından süresi içinde istihkak davası açılmamasının haczin hukuka aykırı olduğunu göstermediği, sadece alacaklının İcra İflas Hukuku kapsamında korunmasını engellediği, istihkak davasının davacı taraf lehine sonuçlanmasının dahi tazminata hükmedilebilmesi için yeterli olmadığı, İİK 259/1. fıkrasındaki, ihtiyati haciz isteyen alacaklının hacizde haksız çıktığı takdirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan alacaklının sorumlu olduğu düzenlemesinin TBK 49, 50 ve 63.maddeleri ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği, davalı alacaklının kusurlu ve hukuka aykırı bir fiilinin bulunduğunun ve böyle bir fiil sonucu davacının zarara uğradığının kabul edilemeyeceği, davacının, zararını ve davalının kusurunu dosya kapsamında bulunan deliller ve dinlenen tanık beyanları ile kanıtlayamadığı, bu itibarla açıklanan nedenlerle talep edilen manevi tazminatın değerlendirilmesine, kusur sorumluluğunun söz konusu olduğu, haksız ihtiyati haciz sebebiyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için öncelikle TBK 49.maddesindeki koşulların oluşması gerektiği, bu itibarla manevi tazminat talebinin yerinde olmadığı anlaşılmış, davanın reddine ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; ... Gazetesi olarak bilinen dava dışı ... ... A.Ş.'den 25.07.2019 tarihinde 50.000.000 TL bedelle taşınmaz satın aldığını, davalı tarafından dava dışı ... ... A.Ş.'ye karşı 01.03.2022 tarihinde başlatmış olduğu icra takibi neticesinde dava dışı borçlunun mallarının muhafaza altına alınması için müvekkilinin takipten 3 yıl önce boş bir şekilde satın almış olduğu adresine gelerek fiili haciz işlemi gerçekleştirdiğini, dava dışı borçlu yayın şirketi ile aralarında herhangi bir hukuki veya organik bir bağ olmadığını, manevi tazminat koşullarının oluşması sebebiyle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Haksız hacizden kaynaklanan manevi tazminat davasıdır. Haksız icra takibi veya hacze dayalı manevi tazminat istemi 818 sayılı BK.'nun 49. maddesinden (6098 sayılı TBK'nun 58. maddesi) kaynaklanan bir sorumluluk olup, kusura dayanan bir sorumluluk türüdür. Bu sebeple de takip (haciz) yaptıran kişinin takipte veya haciz işleminde kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğu olgusu gerçekleşmedikçe ve ağır bir zarar da doğmadıkça manevi tazminatla sorumlu tutulamaz (Yargıtay 4 HD'nin 2024/5213 E. -2024/10707 K. sayılı emsal ilamı).Somut olayda; Davacının, dava dışı ... ... A.Ş.'den 25.07.2019 tarihinde 50.000.000 TL bedelle taşınmaz satın aldığı, davalı şirketin alacağının tahsili için İstanbul 27. İcra Müdürlüğü'nün ...E. Sayılı dosyasından yazılan talimat ile Bakırköy 15. İcra Müdürlüğü'nün ...Tal. sayılı dosyasında 01.03.2022 tarihinde yapılan haciz işleminde kötü niyet ve ağır kusur olmadığı anlaşıldığından istinaf sebebi yerinde değildir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/524 Esas 2024/90 Karar sayılı 23/01/2024 günlü kararına yönelik davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 427,60 TL'nin mahsubuyla bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 10/11/2025