T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1605
KARAR NO: 2026/2812
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 17/07/2024
NUMARASI: 2024/340 Esas - 2024/793 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/06/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalılardan ...'in sol gazetesi yazarı olduğunu, müvekkili şirket hakkında 25.06.2016 tarihinde kaleme aldığı Darbe Havası başlıklı yazısında müvekkili şirket hakkında bilgi servisi saat adında bir örgütle ilgili ifadesi kullanılarak daha önce Suriye'ye gönderilen cihatçı militanların da bu oluşum tarafından eğitildiği iddiası göz önünde bulundurulursa hem sahada olan hem elde kalem anayasa hazırlayan bir şebekeden söz ediyoruz demek ifadelerine yer verildiğini ve aynı yazıda müvekkili şirket kurucuları hakkında tahmin edilebileceği gibi yaş'ta irticai faaliyetleri sebebiyle tasfiye edilmiş tipler ifadeleri kullandığını,, aynı yazıda özeti şu: ..., eski askerlerden oluşan ... destekli bir şebekenin yeni bir anayasa taslağı hazırlayarak hem Laik Cumhuriyet, hem de TSK'yi tasfiye etmeye hazırlandığı bilgisini servis ediyor içinde bir uyarı var peki ...'ın sarayın nikah şahidi durumuna düşürülen Genelkurmay'la ne alıp veremediği olabilir ifadelerine yer verildiğini, bu iddiaları destekler nitelikte maddi ya da görünür gerçeklik söz konusu olmadığını, müvekkili şirkete açıkça düşmanca saldırıda bulunduğunu, müvekkili şirket hakkında çıkan haksız haber müvekkili şirketin yurt dışındaki ticari işlerinde itibar kaybına sebebiyet verdiğini, dava konusu köşe yazısının ifade ve basın özgürlüğü sınırlarını aştığını, TBK m. 58 uyarınca müvekkilin uğramış olduğu manevi zararın tazmini için haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile toplamda 25.000,00-TL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsili talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Dava konusu ifadelerde hakaret kastı ile hareket edilmediğini, gündemde olan bir konu hakkında ilgili kanun maddeleri belirtilerek konunun açıklandığını, haber dilinde objektif bir gözle bakıldığında rahatsız olunacak bir ifadenin bulunmadığını, haber yapılırken davacıların rahatsızlık duyduğu ve ifade biçimleri ortaya çıkabileceğini, yazının yayımlandığı tarihte gerçek ve gündemde olan konulara ilişkin yapıldığı dikkate alınarak manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesini beyan etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; "...Dava şartları, HMK'nin 115/1 maddesi hükmünde dava şartlarının mevcut olup olmadığı hususunun yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılması gerektiği belirtilmiş, anılan yasanın 114. maddesinin 1. fıkrasında dava şartları sayılmış, aynı yasa maddesinin 2. fıkrasında ise diğer yasalarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir.
Davanın 22/03/2022 tarihinde açıldığı, Büyükçekmece 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/215 Esas 2022/996 Karar
sayılı görevsizlik kararı sonrası 15/03/2023 tarihinde mahkememize tevzi edildiği, dava açıldığı tarih itibari ile arabuluculuğa başvurmanın zorunlu olduğu buna rağmen davacı tarafça belirtilen yükümlülüğünün yerine getirilmeden davanın açıldığı, görevsizlik kararından sonra da bu eksikliğin giderilmemiş olduğu, mahkememizce davacı vekiline bir haftalık kesin süre verilerek arabuluculuk tutanağının sunulmasının istendiği fakat sunulmadığı, zorunlu arabuluculuk yolunun tüketilmediği, arabuluculuk dava şartının sonradan tamamlanabilir nitelikte dava şartı olmadığı anlaşılmakla açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davanın zorunlu Arabuluculuk Dava Şartı Yokluğundan reddine,..." karar verilmiştir.
Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; "Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen 05.07.2024 tarihli duruşmada Mahkemece; 7155 sayılı Kanunun 23. maddesi ile 6325 sayılı Kanunun 18/A-2 maddesi gerekçe gösterilerek, arabuluculuk son tutanağının sunulması için tarafımıza bir haftalık kesin süre verilmiş olup, 17.07.2024 tarihli celsede, tarafımızca ara kararın fiili ve hukuki olarak uygulanabilir olmadığına dikkat çekilerek duruşma tutanağına da yansıyan şu beyanlarda bulunulmuştur: "Huzurdaki uyuşmazlık özü itibarıyla ticari bir dava değildir. Nitekim dava ilk olarak Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış olup, akabinde Sayın Mahkemenizin (Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi) dahi en başta kendini görevsiz görerek verdiği karar esasen kanaatimizce de doğrudur. Yargı mercileri arasındaki bu görev uyuşmazlığı sarmalı ve nihayetinde ticari dava olarak nitelendirilmesi tarafımızca öngörülemeyecek bir durumdur. Bu sebeple aleyhimize usulden ret kararı verilecek ise vekalet ücretine hükmedilmemesini talep ederiz." Ancak Sayın Mahkeme, dosyanın geçirmiş olduğu bu istisnai ve karmaşık usul sürecini, davanın ilk açıldığı tarihteki öngörülemezliği ve gerçeğini göz ardı ederek; salt şekli bir eksiklik üzerinden davayı usulden reddetmiş ve üstüne üstlük aleyhimize vekalet ücretine hükmederek hakkaniyete ve usule açıkça aykırı bir karar tesis etmiştir. Özetle ifade etmek gerekirse; huzurdaki uyuşmazlık, mahkemeler arasındaki ardışık görevsizlik kararları sebebiyle yıllarca sürüncemede bırakılmış ve yargı mercileri arasında adeta sürüklenmiştir. Hak arama hürriyetini ve adil yargılanma hakkını açıkça ihlal eden, yerine getirilmesi fiilen ve hukuken imkansız "bir haftalık kesin süre" dayatmasıyla davanın salt şekilci bir yaklaşımla usulden reddedilmesi hukuka, hakkaniyete ve maddi gerçeğe ağır bir şekilde aykırıdır." şeklindeki beyanıyla Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava, Kişilik haklarına saldırı hukuki sebebine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
6325 sayılı yasanın 18/a-2 maddesine göre; Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.
Davacı tarafından arabulucuya başvurulmadan dava açıldığı anlaşılmakla istinaf talebi yerinde görülmemiştir.
Dosyadaki belgelere ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/340 Esas 2024/793 Karar sayılı 17/07/2024 günlü kararına yönelik davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,
5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 03/06/2026