T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/78
KARAR NO: 2025/3156
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/09/2023
NUMARASI: 2018/515 Esas - 2023/843 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/09/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Ödeme emrinin borçluya tebliğ tarihinin 28/12/2016 olduğu bir takipte, borçlu ile bağı olmayan müvekkili firmaya ait 22 kamyon malın takip kesinleşmeden 07/12/2016'da ödeme emri tebliğinden 3 hafta önce müvekkili malikten cebren alındığını, müvekkilinin ticari faaliyetinin o andan itibaren batma seviyesine geldiğini, 2004 sayılı İİK'nın 259/1. Maddesinde, ihtiyati haczin haksız çıkması halinde borçlunun ve üçüncü kişilerin uğradıkları tüm zararlardan alacaklının sorumlu olduğunun düzenlendiğini, ihtiyati haciz haksız ve bundan zarar doğmuşsa, alacaklı kusurlu olmasa dahi zarar görene maddi tazminat ödemekle yükümlü olduğunu, Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... esas, ... esas sayılı dosyalarında alacaklısının davalı ... Plastik, borçlusunun ... Plastik olduğu, takipte borçlu ... Plastik ile hiçbir bağı olmamasına rağmen davalı ... Plastik'in talebi üzerine davacı şirket adresinde araştırma yapıldığını, takip dosyasındaki borçlu ... Plastik'in Büyükçekmece 1. İcra Hukuk Mahkemesine başvurarak icra müdürlüğü tebliğinin usulsüz olduğuna ilişkin şikayetlerini bildirerek tebliğ tarihinin 28/12/2016 olarak belirlenmesini talep ettiğini, Büyükçekmece 1. İcra Hukuk Mahkemesinin başvuruları reddetmesine rağmen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, Büyükçekmece 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/19 esas, 2017/104 karar sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunda yerel mahkeme kararının kaldırılarak, davacı-borçlu ... Plastik yönünden ödeme emrinin tebliğ tarihinin 28/12/2016 olduğuna karar verildiğini belirterek, henüz takibin kesinleşmediği safhada müvekkili aleyhine tatbik edilen haksız haciz ve muhafaza sebebiyle müvekkilinin uğradığı zararın, şimdilik 1.000,00-TL'nin ve manevi zarar olarak 100.000,00-TL'nin haksız eylem tarihi olan 07/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... esas, ... esas, ... esas sayılı dosyalarından borçlu ... Plastik'ye 07/02/2016 tarihinde haciz işlemi için gidildiğini, adrese gidildiğinde 3. Şahıs ... Mimarlık tarafından istihkak iddiasında bulunulduğunu, istihkak iddialarına yönelik Büyükçekmece 1. İcra Hukuk Mahkemesince İİK.97 maddesi gereğince takibin devamına karar verildiğini, haciz için gidilen mahaldeki menkullerin borçluya ait olduğuna yönelik bir takım emarelerin görülmesi üzerine haciz işleminin gerçekleştirildiğini, borçlu şirket ile davacı şirketin faaliyet alanı, iştigal konusunun tamamen aynı olduğunu, borçlu ve davacı şirket arasında fiili ve organik bağ bulunduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "... İncelenen dosya, iddia, savunma, sunulan deliller, celbedilen dava dosyaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı her ne kadar dava dilekçesindeki anlatımları dahilinde, davalı tarafından, dava dışı ... Plastik... Ltd. Şti'nin borçları sebebiyle kendisine ait mallar üzerinde haciz işlemleri uygulandığı ve mallarının haczedilerek yediemine götürüldüğü bu sebeple maddi zarar uğradığı ve yine ticari itibarının zedelenmesi sebebiyle de manevi zarara uğradığından bahisle eldeki davayı ikame etmiş ise de, davacı tarafından tatbik edilen haciz işlemleri sonucu haczedilen mallar için davacı tarafından istihkak davaları açılmış olup, mahkememizce dosya arasında alınan dava dosyaları incelendiğinde, yapılan hacizler sebebiyle davacının istihkak iddiasında bulunduğu, haciz mahallinde takip borçlusu ... Plastik,, Ltd. Şti ile yetkilisi ...' ya ait çok sayıda evrağa rastlandığı, davacı ile borçlu şirket yetkililerinin soyadlarının aynı olduğu, borçlu şirket ... Plastik yetkilisinin haciz mahallinde bulunduğu, davacı şirket yetkilisi ile borçlu şirket yetkilisinin baba oğul olduğu, bu sebeplerle davacı ile borçlu şirket arasından organik bağ bulunduğunun tespiti ile işbu davaların reddedildiği ve kesinleştiği görülmekle, davacının yapılan haciz işlemlerinin haksız olduğu ve haczedilen mallar üzerindeki istihkak iddialarını ispat edemediği ve yine mahkemece incelenmesine karar verilen defter ve belgelerini mahkemenin incelemesine sunmadığı anlaşılmakla, davacının haczedilen malların kendisine ait olduğu ve davalı tarafından yapılan haciz işlemlerinin haksız olduğu, ayrıca bu sebeple manevi zarara uğradığı iddialarını ispat edemediği ve ispata yarar delil sunmadığı sonuç ve kanaati ile davanın reddine ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Borçluya tebliğ edilip kesinleşmeyen bir takip ve buna istinaden takibin kesinleşmediği bir dönemde borçlu ile alakasız müvekkil şirketin mallarının cebren alınıp götürüldüğünü, borçlu ‘... Plastik..Şti’ ile hiçbir bağı olmamasına rağmen takipte alacaklı ... Plastik..A.Ş.’nin talebi üzerine müvekkil ... Plastik..Şti adresinde araştırma yapılmış müvekkil şirket çalışanı ...’ya ait muhtelif evraklar görülmüş ve bu durum mahalde haciz ve muhafaza tatbikine de sebep yapıldığını, şirketin batma noktasına geldiğini, müvekkili firmanın kişilik değerlerinin zedelendiğinden manevi tazminat taleplerinin meşru ve ölçülü olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Haksız ihtiyati haciz sebebiyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Haksız takip ve haciz, haksız fiil niteliğindedir. Uyuşmazlığa, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı TBK'nun 50. maddesi uygulanmalıdır. Belirtilen hükümler gereğince; Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerli olup zararın kanıtlanması davacı tarafa, hükmedilecek tazminatın miktarının belirlenmesi ise hakime aittir (Yargıtay 4 HD'nin 2021/17980 E. - 2022/9874 K. Sayılı ilamı). Haciz isteminin dayanağının bir hak veya alacak olması ve haciz tarihinde mevcut bulunması gerekir. Aksi halde, haksız bir haciz ve buna bağlı olarak da sorumluluk söz konusudur. Eylem ile zararlı sonuç arasında uygun nedensellik bağının bulunması gerek ve yeterlidir. Haciz isteyen alacaklı haksız çıktığı takdirde, borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan kusursuz olarak sorumludur. Ancak bu durumda dahi uğranılan maddi zararın ispatı zorunludur (Yargıtay 4 HD'nin 2016/14413 E. - 2019/483 K. Sayılı ilamı). Haksız icra takibi veya hacze dayalı manevi tazminat istemi ise, 818 sayılı BK.'nun 49. maddesinden (6098 sayılı TBK'nun 58. maddesi) kaynaklanan bir sorumluluk olup, kusura dayanan bir sorumluluk türüdür. Bu sebeple de takip (haciz) yaptıran kişinin takipte veya haciz işleminde kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğu olgusu gerçekleşmedikçe ve ağır bir zarar da doğmadıkça manevi tazminatla sorumlu tutulamaz. Dava konusu olayda; Davacının açtığı istihkak davası Büyükçekmece 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2023/309 E.- 2023/745 K. Sayılı kararıyla reddedilmiş olup söz konusu karara karşı yapılan istinaf başvurusu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20.HD'nin 2023/2078 E.-2023/3890 K sayılı kararıyla boçlu şirket ile davacı şirket arasında organik bağ bulunduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Dosya kapsamından davacı şirket yetkilisi ile borçlu şirket yetkilisinin baba-oğul oldukları ve faaliyet konuları dikkate alındığında aralarında organik bağ bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı haksız haciz iddiasını somut delillerle ispat edemediğinden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/515 Esas 2023/843 Karar sayılı 12/09/2023 günlü kararına yönelik davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 269,85 TL'nin mahsubuyla bakiye 345,55 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,5- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/09/2025