T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/3928
KARAR NO: 2025/2907
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 17/01/2023
NUMARASI: 2019/289 Esas - 2023/32 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/07/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacının, sahibi olduğu ... unvanlı firması ile sipariş üzerine makine üretimi yapmakta olduğu, davacının faaliyetini yapmak için kiralamış olduğu işyerinin yanında davalılardan ...'in ... Lojistik isimli işyerinin bulunduğu, davacının, ticari faaliyeti çerçevesinde, dava dışı ... San. Tic. A.Ş. isimli firma ile “Sutunlu ve tam Zamanlı serit cnc testere” makinesinin üretimini yapmak üzere KDV hariç 300.000,00TL karşılığında anlaştığı ve makine üretimine geçtiği, davacının, sipariş almış olduğu makine üretimi için kiracı olarak bulunduğu firmanın önünde gerekli olan vinci kurmak üzere 6 metre uzunluğunda 2 adet profil demir direk diktiği, davacının makine üretimi yapmak için gerekli vinci kurmak üzere dikmiş olduğu bu demir direklerin 16.07.2015 tarihinde; Davalılar tarafından forklift isimli araç vasıtasıyla haksız şekilde yıkıldığı, yıkılan demir direklerin davacıya yapılan makinenin üzerine düştüğü ve davacıya ait makinenin kullanılmaz hale getirildiği, makinenin kullanılmaz hale gelmesi ve telafisinin de mümkün olmaması sebebiyle, makinenin hurdaya ayrıldığı ve davacının müşterisine teslim edilemediği, davalıların bu mala zarar verme eylemi ile ilgili İstanbul Anadolu 36. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/168 Esas sayılı dosyasında davalıların eylemlerinin sübut bulması neticesinde ayrı ayrı mala zarar verme suçundan cezalandırılmasına karar verildiğini, davacının zararının karşılanmadığını, davalıların eylemleri sebebiyle davacının üretimini yaptığı makinenin kullanılamaz hale geldiğini, bilahare makine teslimatını yapamadığını ve sözleşmenin iptal edilmesi sebebiyle 150.000,00 TL olan karına ulaşamadığını, davalıların bu haksız ve hukuk dışı eylemleri sebebiyle, davacının piyasadaki güvenilirliği ve ticari itibarının sarsıldığını belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla maddi zarar ve kar kaybının şimdilik 15.000,00 TL'sinin ve 50.000,00TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde; Dava açılması için gerekli hak düşürücü sürenin geçtiğini, davanın bir ticari dava olduğu ve görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, esasa ilişkin olarak; kiralayanın ... Tic. Ltd. Şti. olduğu firmadan "... Mah. ... Cad. No:...” adresinde kiralamış olduğu üç katlı binayı davacı ve kiralayan ile müştereken kullandığını, üç katlı binanın ikinci ve üçüncü katında davalının bulunduğunu, davaya konu olayın; davalının muvafakat etmemesine, karşı çıkmasına rağmen görüş alanını kapatacak iki adet demir sütunun gece vakti oldu bittiye getirilerek davacı tarafından dikilmesi sonucu yaşandığını, davacının davalıdan ilgili alana bu yapının yapılması için müracaat ettiği fakat davalının ilgili alandan istifadesini engelleyen söz konusu dikmelerin dikilmemesini davacıya bildirdiğini, direklerin dikiminin yasal olmadığını, davalının izninin alınmasının gerektiğini, zira davacının meşru bir hakka dayanmayan bu eylemin davalının görüş alanını kapatacak olması sebebiyle davalıya zarar verdiğini, davalının olay sebebi ile aleyhinde açılmış ceza davasında mahkum olmasının bu gerçeği değiştirmediğini, davalının karşı koymasına rağmen onun rızası hilafına ısrarla yapılan imalatın davalı tarafça kaldırılmasının veya kaldırtılmasının davalının meşru hakkı olduğunu, bu imalat yapılırken ne davalıdan ne de yetkili makamlardan bir izin alınmadığını, davalının eyleminin tazminat gerektiren bir eylem olmadığını, yapılan yargılamada Mahkeme'nin makineye zarar vermekten değil demir blokları yıkmaktan davalıyı mahkum ettiğini, davacının, gerçekten iddiasında ifade ettiği gibi önemli bir zararı bulunsa ve makinesi zarar görmüş olsaydı bir tespit yaptırması ve bunu delillendirme yoluna gitmesi gerektiğini belirterek maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar verilmesinin talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "...Somut uyuşmazlıkta davacının, 16/07/2015 tarihinde davacı tarafça üretim amaçlı işyeri önüne dikilen direklerin, davalılarca forklift ile yıkılması neticesi davacıya ait makinanın hasarlanması iddiasına dayalı haksız eylem dolayısıyla oluşan maddi ve manevi zararların tazminine ilişkin olduğu, zarar meydana geldiği iddia olunan CNC testere ve CNC büküm makinasının inceleme için mevcut olmadığı, davacı tarafından parçalandığının iddiasını ispatlar delil, satışına dair fatura sunulamadığı, ticari defterlerinde kayıt bulunmadığı, ceza dosyasındaki CD inceleme tutanağında, kamera görüntülerinden forkliftin direği yıktığının belirtildiği, ancak makineye zarar verildiğine dair bir bilgi olmadığı, İstanbul Anadolu 36. ASCM'nin 2016/168 esas, 2017/512 karar sayılı ilamında "sanıklardan ... ile ...'in söz konusu iki adet profil direkleri yıkarak zarar verdiği tüm dosya kapsamı ile anlaşılmakla..." gerekçesiyle ... ile ... hakkında mala zarar verme suçundan hüküm kurulduğu, Ceza dosyasında direklerin yıkılması dışında makinaya verilen zararla ilgili maddi vaka bulunmadığı, TBK.'nın 50/1. maddesi gereğince ve genel ilke olarak zararın varlığını ispat yükümünün davacıya ait olduğu; zararın hakiki miktarının ispatının mümkün olamaması halinde TBK.'nın 50. maddesinin 2. fıkrasının uygulanmasıyla zararın özel mahiyeti dolayısıyla tespit edilmesinin imkansız olması ya da gerekli delillerin bulunmaması veya davacıdan delil getirmesinin istenememesi koşullarıyla sınırlı olduğu, yukarıdaki nedenlerle rayiç bedel üzerinden zararının hesaplanması talebinin yerinde görülmediği, makinanın zarar gördüğü hususu ispatlanamadığından maddi zarar ve kar kaybı ile manevi tazminat talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davanın maddi ve manevi tazminat talebi yönünden ayrı ayrı REDDİNE, ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Davalılar hakkında İstanbul Anadolu 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/168E. Sayılı kararıyla mala zarar verme suçundan mahkumiyet kararı verildiğini ve kararın kesinleştiğini, davalıların müvekkiline ait 2 adet profil direği yıktığını ve yıkılan direklerin müvekkilin üretimini yaptığı CNC testere ve CNC büküm makinesinin üzerine düştüğünü, bahsedilen CNC testere ve CNC büküm makinesi direklerin yıkılmasının etkisiyle paramparça olduğunu, kullanılmaz hale geldiğini ve hurdaya ayrıldığını cihazlar kullanılamaz hale geldiğinden satılamadığını, bu sebeple fatura sunulamadığını, olay yaklaşık 8 yıl önce yaşandığından paramparça hale gelmiş makinenin bilirkişilere inceletilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Haksız fiil sebebiyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi geregince, “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür”. Bu hüküm dikkate alındığında kusur sorumluluğu olarak tanımlanan haksız fiil sorumluluğunun kurucu unsurları; Fiil, zarar, illiyet bağı, kusur ve hukuka aykırılıktır. Haksız bir eylemin tazminat sorumluluğu doğurabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil sonucunda zarar doğması, zarar ile fiil arasında da illiyet bağı bulunması gereklidir. TBK.m. 50 gereğince zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur. Yine ispat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Somut olayda; Dava dilekçesinde davacının dava dışı müşterisi için yaptığı makineye verilen zarar sebebiyle maddi ve manevi tazminat ile kar kaybının tazmini talep edilmiştir. Zarar gördüğü iddia edilen makine mevcut olmadığı ve fatura ibraz edilemediği gibi ticari kayıtlarda da yer almadığı, davacının iddiasını somut delillerle ispat edemediği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/289 Esas 2023/32 Karar sayılı 17/01/2023 günlü kararına yönelik davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 269,85 TL'nin mahsubuyla bakiye 345,55 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,5- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6- Karar tebliği ve harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi Dairemizce yapılmasına, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 18/07/2025