T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/3435
KARAR NO: 2025/2383
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 13/06/2023
NUMARASI: 2023/273 Esas - 2023/602 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/06/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirketlerin medya sektöründe ilk sırada yer alan ve sektörün öncüsü konumunda olan, sektörün gelişmesine katkıda bulunan, ticari faaliyetleriyle göz önünde olan, Türkiye ekonomisine hizmet eden, katkı sağlayan, iktisadi ve ekonomik anlamda milli servet niteliğindeki yatırımlarıyla kamu yararı sağlayan saygın şirketlerden olduğunu, müvekkillerinin bugünkü mevcut konumunu, toplumda ve sektörde oluşturduğu ticari ve şahsi itibar ve saygınlığını, yasalara, toplum değerlerine, sosyal sorumluluk ilkelerine ve etik kurallara daima bağlı kalmayı başarının ilk şartı olarak görüp uygulamaktan taviz vermemesine, doğru, dürüst ve basiretli bir tacir olarak hareket etmesine borçlu olduğunu, Keza Müvekkili Şirketlerinin günümüzdeki teknolojik gelişmeler ışığında yapmış olduğu yatırımlar doğrultusunda yeni yayın platformları ile faaliyetlerine daha da güçlü bir şekilde devam ettiğini, ancak davalı internet sitesinde yayınlanan haber/yazı ile müvekkili şirketleri hakkında gerçek dışı, yalan, asılsız ve mesnetsiz, bir şekilde kamuoyu nezdinde tamamen olumsuz bir algı yaratılmak suretiyle karalama kampanyası oluşturulmaya çalışıldığını, davalı www...com internet sitesinde yayınlanan haber/yazıda; "tarafsız ve kaynağından doğru haber" ilkesinden ödün vererek, haber değeri dahi taşımayan, kamuyu bilgilendirme amacından saparak, asılsız söylemlerini gerçeklik süzgecinden geçirmeksizin "gerçek dışı ve yalan" ifadelere yer verdiğini, üstelik bu da geniş kitlelere kolaylıkla ulaşabilme fırsat ve imkânı dahilinde yapılarak Müvekkili şirketlerin kişilik haklarına, ticari itibar ve en temel haklarına ciddi anlamda zarar verildiğini, davalının bu akıl ve izan dışı isnatların hiçbiri gerçeği yansıtmadığını, tamamen “çamur at izi kalsın” mantığı ile yürütülen karalama kampanyasının bir parçası olduğunu, haberde müvekkili şirket'in yöneticilerinin yandaş olduğu, kamu kaynaklarını kullandığı, demirören grubunun ziraat bankasından aldığı kredileri ödemediği, iktidar partisinin yandaş sermayedar bularak ...'i kurtarma çabasına girdiği yönünde tümüyle mesnetsiz, asılsız, gerçek dışı, yalan ifadelerle, haksız ve hukuka ithamlarda bulunduğunu, yine haber içeriğinde müvekkili şirketlerin malvarlıklarına banka tarafından "el konulduğu", ...'in kurtarılması için "görevlendirmeler yapıldığı" şeklindeki ifadelerin kasıtlı ve kötü niyetli olarak kullanıldığı aşikar olduğunu, piyasada bulunan tüm tacirler gibi müvekkili şirketlerin de ticari faaliyetleri kapsamında kamu ve özel bankalardan kredi kullanması, mal satın alması ve malını devretmesi son derece olağan olduğunu, buna karşılık kasıtlı olarak yalan haber yapılmak suretiyle kamuoyunda manipülasyon ve olumsuz algı yaratılmaya çalışıldığını, davalının imtiyaz sahibi olduğu www...com isimli internet sitesinde yayınlanan haksız, karalayıcı ve başta Basın Kanunu olmak üzere işbu dilekçemizde izah edildiği üzere pek çok yasal düzenlemeyi ihlal eden hukuka aykırı müvekkili şirketlerin ticari itibarına saldırı niteliğine haiz haberdeki " ... Medya ile ilgili el değiştirecek iddiası!" içeriği sebebiyle huzurdaki davanın kabulüyle, kişilik hakları ve ticari itibarları zarar gören müvekkilleri için toplam 0,03 TL 'nin yayın tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte manevi tazminatın davalıdan tahsilini, hükmün tirajı en büyük iki ulusal gazetede yayınlanmasını ve gerçek dışı iddia, ithamlarla haber yapan davalının internet sitesinde yayınlanmasını talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili şirketin, basın ile ilgili bilgiler ve sektörel özel bilgileri yayınlayan bir site olduğunu, takipçilerinin bu konuları öğrenmek isteyen sektör çalışanları ve ilgililer olduğunu, kamuoyunun dikkatini çeken bir konuda ilgi çekici başlık ve sert ifadelerin kullanılması gazetecilik sanatının vazgeçilmezi olduğunu, ayrıca bir haberin kamuoyuna en hızlı şekilde aktarılması sağlanırken diğer taraftan da en etkileyici ve okuyucuyu habere yönlendirici şekilde verilmesi bir zorunluluk olduğunu, haberin toplum üzerinde yaratacağı etki ve okunurluğunun sağlanması, hem başlığının hem de içeriğinin veriliş şekliyle yakından ilgili olup bu sebeple yayının ilgi çekici bir şekilde yapılması hukuka uygun görüldüğünü, unutulmamalıdır ki, basının görevi sadece olayları ve aldığı haberleri yalın biçimde aktarmak olmadığını, neticede davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "... Somut olayda; dava konusu www....com isimli internet sitesinin 13/01/2023 tarihli sayfasında " ... " başlığı ile yayınlanan haber olup, bu kapsamda davacıların kamuya mal olmuş şirketler olduğu, konunun güncel olması sebebiyle kamu yararı bulunduğu, haberin iddia kapsamında olduğu, öz ile biçim arasındaki dengenin bozulmadığı, davacıların kamuya mal olmuş şirketler olması sebebiyle ortalama bir kişiye göre daha ağır nitelikteki eleştirilere katlanması gerektiği, böylelikle hukuka aykırılık unsurunun gerçekleşmediği anlaşılmaktadır.Bu durumda; davacıların kişilik haklarına yönelik bir saldırı bulunmadığından davalının tazminat sorumluluğunun bulunmadığı kanaatine varılmış, dolayısıyla dava hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiş ve hüküm kurulmuştur. Davacıların davasının sübut bulmadığından Reddine,..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla, davaya konu ifadelerin basın ve ifade özgürlüğü sınırlarını aştığını, açmış oldukları davada tazminat koşullarının oluştuğunu beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Basın yoluyla kişilik haklarına saldırı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.Anayasa Mahkemesi'nin emsal nitelikte 17/12/2024 tarih 2022/109219 esas sayılı ilamı ve benzer nitelikteki davalarda vermiş olduğu kararlarında ".... kullanılan dil ve üslup muhatabı açısından rahatsız edici olabilir. Somut unsurlarla desteklenmiyorsa değer yargısı ölçüsüz olabilir. Ancak Anayasa Mahkemesinin benimsediği gibi demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden olan, toplumun ilerlemesi ve bireyin özgüveni için gerekli temel şartlardan birini teşkil eden ifade özgürlüğü, sadece kabul gören veya zararsız yahut kayıtsızlık içeren bilgiler ya da fikirler için değil aynı zamanda kırıcı, şok edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerlidir (Emin Aydın (2), B. No: 2013/3178, 25/6/2015, § 35; Bekir Coşkun, § 52). Nitekim basın özgürlüğünün kapsamının demokrasi ile yakın ilişkisinin doğal sonucu olarak bir dereceye kadar abartıya ve provoke etmeye izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiği kabul edilmelidir (Ali Suat Ertosun, B. No: 2013/1047, 15/4/2015, § 66; Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, § 102).Taraflar arasında mevcut polemik de dikkate alındığında yayının tümüyle keyfî bir kişisel saldırı oluşturduğu söylenemez. Üstelik davacının toplumsal konumu gereği, kendilerini hedef aldığını iddia ettikleri yazıya cevap verme ve bu cevabı geniş kitlelere ulaştırma imkânına sahip oldukları da gözardı edilmemelidir. Kaldı ki kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği öne sürülen ifadelerin başvurucu üzerinde kayda değer somut bir etki yarattığına dair herhangi bir iddia da bulunmamaktadır." gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi'ne yapılan başvuruların reddine karar verdiği gibi, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi de emsal nitelikteki pek çok ilamında, aynı şekilde basın ve ifade özgürlüğünün geniş yorumlanması gerektiğine karar vermiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici sebeplere, davaya konu söz ve ifadeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, basın ve ifade özgürlüğünün, sadece toplum tarafından kabul gören, zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil; İncitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerli olup, bu durumun demokratik toplumun gereği olmasına, dava konusu yayında geçen ifadelerin hakaret niteliği taşımamasına, davalının davacıya yönelik herhangi bir somut olgu isnadında bulunmamış olmasına, buna göre somut olayda Türk Borçlar Kanunu'nun 58. maddesindeki manevi tazminatın yasal koşullarının oluşmamasına, İlk Derece Mahkemesi kararında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/273 Esas 2023/602 Karar sayılı 13/06/2023 günlü kararına yönelik davacılar vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 539,70 TL'nin mahsubuyla bakiye 75,70 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,5- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6- Karar tebliği ve harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi Dairemizce yapılmasına, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 12/06/2025