T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2023/2208
KARAR NO:2025/1106
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:17/01/2023
NUMARASI:2022/115 Esas - 2023/28 Karar
DAVANIN KONUSU:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:19/03/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirketin dünyaca tanınmış saatlerin Türkiye distribütörlüğünü yapmakta olduğunu, bu doğrultuda ... dergisinde yayınlanacak olan satış değerinin 86.500 ..., maliyet değeri 42.242 ... olan iki adet" ..." ve bir adet " ... " marka saatleri reklam çekimi için davalı şirketin işlettiği ...konsiyaj bölümünde sergilenmek üzere otelin ...'e, fotoğraf çekimini yapacak şahsa teslim etmek üzere 30.06.2016 tarihinde irsaliye karşılığında emanet olarak teslim edildiğini, 04.07.2016 tarihinde saatlerin iade edilmesi için otelin aranarak saatlerin bulunduğu paketin geri istendiğini, ancak saatlerin ...otelde başka bir şahsa teslim edildiğinin ... Otelin arandığında ise, dava konusu saatlerin 03.07.2016 tarihinde başka bir şahsa teslim edildiğinin öğrenildiğini, müvekkili şirketin dava konusu değerli saatlerin davalı ... Otel Konsiyaj birimine muhafaza edilmek ve ...isimli şahsa teslim edilmek üzere bırakıldığını, hal böyle iken teslimi istenen şahıs yerine müvekkille hiçbir irtibatı olmayan üçüncü şahısların talimatları doğrultusunda dolandırıcı olan üçüncü bir kişiye teslim etmek suretiyle müvekkilinin zarara uğramasına sebebiyet verildiğini, konuyla ilgili olarak davalı otel ve adı geçen yabancı uyruklu şahıslar hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/80909 sayılı soruşturma dosyasında suç duyurusunda bunulduğunu, davalı otelin ağır kusuru ve haksız fiili sonucu müvekkili şirketin maddi zarara uğramasına sebebiyet verdiğini belirterek 42.242 ... (isviçre Frangı) tutarındaki maddi zararının haksız fiil tarihinden itibaren kamu bankalarınca bir yıl vadeli ... mevduatına uygulanan en yüksek mevduat faizi üzerinden işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı şirket tarafından içerisinde toplam değeri 49.904 İsviçre Frangı olan üç adet saatin bulunduğu iddia edilen paketin müvekkili şirket yetkilileri tarafından, müvekkil şirkete ait otelde konaklayan müşteri ...'nin talimatı ve kendisi adına bir paket geleceğini bildirmesi üzerine teslim alınmış olup, müvekkili şirketin işlettiği otelde otel müşterilerinin dışında hiçbir kişi ve kurumdan emaneten eşya teslim alınmadığını, muhatapla hiçbir hukuki ilişkiye girmemiş olan müvekkil şirketten uğranıldığı iddia olunan zararın tazmininin talep edilmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, ... ile olan e-posta yazışmalarından da görüleceği üzere müvekkili şirketin otelde konaklayan ...'nin talimatları doğrultusunda hareket ederek, teslim aldığı paketle ilgili işlemleri tüm süreçlerde adı geçenin talimatı ile hareket ettiğini, davacı şirketin paket içerisinde 49.904 İsviçre Frangı değerindeki üç adet saatin bulunduğunu iddia ettiğini, paketi müvekkili şirket yetkililerine teslim ederken saatlerin çok değerli olduğunu belirtmediğini, saati teslim etmeden önce muhatap şirket yetkililerine bilgi verilmesi gerektiğine ilişkin hiçbir uyarıda bulunmadığını, hatta paketi teslim eden muhatap şirket yetkilisinin müvekkili şirket yetkililerine herhangi bir iletişim bilgisi dahi vermediğini, bu nedenle, davacı şiıket vekilinin tüm bu süreç esnasında müvekkiline haber ve bilgi verilmemesi nedeni ile davalı şirketin haksız fiilinin işlenmesinde ağır kusuru olduğunun görüldüğüne ilişkin iddiasının dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; "... Davaya konu olayda, davacının saatleri davalıya ait otele teslim etmesi ile davalı ile fotografçı arasında TBK md. 561 kapsamında genel saklama sözleşmesi kurulmuştur. Davalı, dava dışı fotografçının talimatı ile paketi teslim almış ve onun talimatı ile belirttiği kişiye teslim etmiştir. Olayda davalının hukuka aykırı, haksız bir eylemi yoktur. Saklama sözleşmesine uygun hareket etmiştir. Davacı da paketi, dava dışı fotografçıya teslim edilmek üzere vermiştir. Mahkememizce, davacının zarara uğramasında davalının kusuru olmadığı kanaatine varılarak davanın reddine..." karar verilmiştir.Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Dairemizin 2020/481 E. - 2022/188 K. Sayılı ilamı ile;"...Mahkemece düzenlettirilen bilirkişi raporunda konuya ilişkin yürütülen soruşturma neticesine ilişkin herhangi bir verinin bulunmadığı, soruşturma neticesinde paket içeriğinde söz konusu marka saatlerin yer aldığı, saatlerin mali değeri ve olayın niteliğine ilişkin bir hüküm bulunması halinde bilirkişi olarak iddia edilen zarara ilişkin değerlendirme ve hesaplama yapılabileceği, mevcut verilerle kusur durumu, kusur oranları ve varsa oluştuğu iddia olunan zararın miktarı konusunda bir tespitte bulunulmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir. Dava konusu olayla ilgili olarak aralarında davalı otelin çalışanı olan ve saatlerin kendisine teslim edildiği belirtilen ...' in de bulunduğu kişiler hakkında davacı şirket çalışanınca suç duyurusunda bulunulmuş olup, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı' nın 2016/80909 sayılı dosyasıyla soruşturma başlatılmıştır.Mahkemece, soruşturmanın akıbeti araştırılmamıştır. Yürütülen soruşturma ve neticesinde ceza davası açılması halinde tespit edilecek maddi olguların da 6098 Sayılı TBK' nun 74. Maddesi uyarınca hukuk mahkemesi hakimince değerlendirilmesi gerektiğinden söz konusu soruşturmanın akıbeti araştırılarak ceza yargılaması yapılması halinde tespit edilecek maddi olgular da değerlendirilmek suretiyle kusur ve zararın gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir..." gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.Dairemizin kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesince; "...Tüm dosya kapsamından; her iki tarafın da ... adresini kullanan kişi ile mailleştiği, davalı otel çalışanları tarafından otelde rezarvasyon yapan bu kişinin talimatı ile daha sonra bildireceği kişiye teslim edilmek üzere davacının getirdiği paketin emanet bölümüne alındığı, paketi teslim almaya gelen bir kişiye ...'nın talimatı olmadığı için teslimat yapılmadığı, yine bu kişinin talimatı ile paketin bildirdiği kişiye teslim edildiği, davacının fotograf çekimi için anlaştığı ... ile yeniden irtibat kuramaması üzerine saatlerin akıbetini sormak için davalıyı aradığında dolandırıldığını anladığı ve şikayette bulunduğu, soruşturmanın devam ettiği sabittir.Dava konusu olayla ilgili olarak aralarında davalı otelin çalışanı olan ve saatlerin kendisine teslim edildiği belirtilen ...'in de bulunduğu kişiler hakkında davacı şirket çalışanınca suç duyurusunda bulunulmuş olup, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı' nın 2016/80909 sayılı dosyasıyla soruşturma başlatılmıştır. Mahkememizce İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına yazılan müzekkereye İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Sahtecilik ve Dolandırıcılık Bürosunca verilen cevabi yazıda; yapılan tüm araştırmalara rağmen şüphelilerin tespit edilemediği, 25/03/2021 tarihinde şüpheliler hakkında daimi arama kararı verildiği belirtilmiştir.Davaya konu olayda, davacının saatleri davalıya ait otele teslim etmesi ile davalı ile fotografçı arasında TBK md. 561 kapsamında genel saklama sözleşmesi kurulmuştur. Davalı, dava dışı fotografçının talimatı ile paketi teslim almış ve onun talimatı ile belirttiği kişiye teslim etmiştir. Olayda davalının hukuka aykırı, haksız bir eylemi yoktur. Saklama sözleşmesine uygun hareket etmiştir. Davacı da paketi, dava dışı fotografçıya teslim edilmek üzere vermiştir. Mahkememizce, davacının zarara uğramasında davalının kusuru olmadığı kanaatine varılarak davanın reddine..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Davalı otelin, değerli saatleri ... isimli şahsa teslim edilmek üzere bırakılmış olması karşısında, otelde konaklaması ve ödemesi dahi olmayan fotoğrafçı şahsın, “ fotoğraf çekimi “ için bırakıldığı sevk irsaliyesinden görülen saatlerin başka birine teslimini istemesi üzerine, müvekkili şirketi tanıyan ve değerli saat satışı yaptığını bilen davalı otelin, bu halde derhal müvekkili şirketi uyarması ve araması gerekirken bunu yapmayarak müvekkil şirketin zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, davalı şirketin gerekli dikkat ve özeni göstermediğini ve ağır kusurlu olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Karara karşı vekalet ücreti yönünden tashih taleplerinin 24.03.2023 tarihli ek karar ile reddedildiğini ve davalı lehine hükmedilen hatalı ve eksik vekalet ücreti kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurduklarını, davacının 42.242 ... (İsviçre Frangı) tutarındaki maddi zararın tazminini talep ettiğini, karar tarihindeki efektif satış kuru üzerinden TL'ye çevrilerek vekalet ücretinin hesaplanması gerektiğini, karar tarihindeki ... MB Efektif Satış Kurunun 20.4397 olduğunu ve buna göre davanın karar tarihinde TL değerinin 863.413,8074 TL olduğunu, bu hesaplamaya göre vekalet ücretinin 112.975,52 TL olarak hesaplanması gerektiğini belirterek ek kararının kaldırılmasına ve davalı lehine 112.975,52 TL avukatlık vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Haksız fiil sebebiyle maddi tazminat talebine ilişkindir.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesi;6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi geregince, “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür”. Bu hüküm dikkate alındığında kusur sorumluluğu olarak tanımlanan haksız fiil sorumluluğunun kurucu unsurları; fiil, zarar, illiyet bağı, kusur ve hukuka aykırılıktır. Haksız bir eylemin tazminat sorumluluğu doğurabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil sonucunda zarar doğması, zarar ile fiil arasında da illiyet bağı bulunması gereklidir. TMK'nın 6. maddesine göre; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.”TMK'nın bu hükmü 6100 sayılı HMK'ın 190/1. maddesinde bir başka biçimde yinelenmiş olup; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir” şeklinde düzenleme yapılmıştır. Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür. İleri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı ispatlaması gerekir.Somut olayda; Davacının, reklam için fotoğrafları çekilmek üzere teslim ettiği saatlerin dava dışı üçüncü kişilerin eline geçmesiyle zarara uğramasına davalının kusuruyla sebep olduğu iddiasının ispat edilemediği anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesi;Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13.maddesinde; "(1) Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 9 uncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.(2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.(3) Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.(4) Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. " düzenlemesi mevcuttur.Buna göre, davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/115 Esas 2023/28 Karar sayılı 17/01/2023 günlü kararına yönelik taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 179,90 TL'nin mahsubuyla bakiye 247,70 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,3- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 179,90 TL'nin mahsubuyla bakiye 247,70 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4- Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,7-Karar tebliği ve harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi Dairemizce yapılmasına, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 19/03/2025