T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1516
KARAR NO: 2025/770
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 04/10/2022
NUMARASI: 2021/86 Esas - 2022/619 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Sebebiyle)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/02/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalılar/borçlular tarafından 25.08.2019 tarihinde Arnavutköy İlçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi, ... Ada ... Parsel adresinde yapılan çalışma esnasında davalı tarafça gereken dikkat ve özenin gösterilmemiş olması sebebiyle müvekkil şirketin enerji dağıtım altyapısına dahil olan kablo ve tesisata hasar verildiği tespit edildiğini, meydana gelen tesis hasarı ve enerji kesintisi müvekkil şirketin yüklenici şirketi tarafından giderilmiş olduğunu, hasarın onarımında sarf edilen malzeme, montaj, işçilik bedelleri ile hasardan kaynaklanan diğer kayıplar müvekkil şirketin maddi zararına sebebiyet verdiğini, davalı/borçlu tarafından hasardan doğan bedellerinin ödenmemesi üzerine borçlu aleyhine, hasar tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faiz dahil 39.914,91-TL'nin tahsili amacıyla ilamsız takip yapılmış ve borçluya Örnek No: 7 ödeme emri gönderildiğini, davalı ödeme emrini tebellüğ ettikten sonra borca ve icra takibine itiraz ettiğini, borçlu itirazında icra dairesinin yetkisine, takibe , takibe konu borca , borç miktarına, faize , faiz oranına, ödeme emrine asıl alacak ve fer'ilerine külliyen itiraz etmiş, takibin durdurulmasını talep ettiğini, borçlunun itirazı ile mezkur icra takibinin durdurulmasının akabinde işbu dava konusunun her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hasebiyle huzurdaki itirazın iptali davası için dava şartı teşkil eden 6102 S.'lı TTK'nın 5/A maddesi gereğince zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmuş; görüşme sonunda anlaşılamaması üzerine ilgili anlaşamama tutanağı tanzim edildiğini, davalı her ne kadar borcunun bulunmadığından bahisle borca itiraz etmiş ise de icra takibine konu olan alacak, davalının kusurlu şekilde yürüttüğü kazı çalışmaları sebebiyle uğranılan maddi zararlardan ibaret hasar bedeli olduğunu, zarar veren davalı bedelden sorumlu olduğunu, davalı/borçlu tarafından yapılan itiraz beyanıyla icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş olsa da müvekkil şirket tesislerine hasar verilmiş olup söz konusu zarar verici eylemin niteliği itibariyle haksız fiil teşkil etmesi ve haksız fiilden doğan davalarda "zarar görenin yerleşim yeri" icra daireleri ve mahkemelerinin de yetkisinin bulunması dolayısıyla zarar gören müvekkil şirketin yerleşim yerinin tabi olduğu İstanbul Adliyesinin icra daireleri ve mahkemeleri İİK 50. Maddesinin atfı ve HMK'nın 16. Maddesi gereği yetkili olduğunu, söz konusu hasar sebebiyle borç tahakkuku ve akabinde de icra takibine geçildiğini, borçluların, haksız fiilden kaynaklı müvekkil kuruma vermiş oldukları zararı henüz tazmin etmemiş; hasar bedeli alacağına ilişkin icra takibine de kötü niyetle itiraz ettiğini, davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu haksız ve yersiz itirazlarının iptali ile takibin devamına, davalı/borçlu aleyhine hükmolunacak meblağın % 20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatı ödemeye mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Dava konusu alacağın, davacı ile müvekkil arasındaki ticari bir ilişkiden kaynaklanmış olmayıp, haksız fiile dayalı olduğunu, bu sebeple huzurdaki davada genel görevli mahkemelerin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, bu sebeple görevsizlik itirazında bulunduklarını, takip konusu edilen alacağın nasıl oluştuğu ve müvekkile tebliğ edildiğine dair davacı tarafça sunulan belgelerde müvekkil yetkilerinin imzaları bulunmadığını, tutanağın müvekkilin yokluğunda hazırlandığını, bu sebeple delil kabiliyeti bulunmadığını, davacı tarafça 25.09.2019 tarih ve 78079 sayılı ödeme ihtarı yazısı müvekkile tebliğ edilmediğini, bu anlamda müvekkilin davaya konu edilen maddi olay hakkında bilgisi bulunmadığını, müvekkilin ticaret şirketi olduğunu, mersis adresi olarak kayıtlı adresinde faaliyet gösterdiğini, gerek tutanakta ve gerekse gönderilen ihtar yazısında belirtilen adreste bir şubesi olmadığını, davacı tarafın, müvekkil hakkında başlattığı işlemlerini hatalı adresler üzerinde yapmış olduğu için usulüne uygun, vadesi gelmiş bir alacaktan söz edilemeyeceğini, icra takibinde borçlu adresi olarak gösterilen adres de müvekkilin adresi olmadığını, tebligatın bila geldiğini, davacı tarafın usulsüz işlemleri ile icra takibi ve davaya maruz kaldıklarını, dava konusu yerde meydana gelen hasar ve zararın sorumlusunun müvekkil şirket olmadığını, bölge altyapı çalışmalarının eksik olduğu bir yer olduğunu, ..., ... ve ... gibi idarelerce çalışmaların yapıldığı bir yer olduğunu, kazaya müvekkil şirketin sebebiyet verdiği iddiasının izah ve ispata muhtaç olduğunu, bu sebeple öncelikle belirttikleri kurumlardan bölgede çalışma yapılıp yapılmadığının sorulmasını ve ona göre bir inceleme yapılmasını, dava konusu bölgede Arnavutköy Belediyesince 3194 sayılı yasanın 18. Maddesi gereğince imar uygulaması çalışmaları 2018 yılında tamamlanmış ve bölgedeki taşınmazlar mevcut kadastral niteliklerini ve alanlarını kaybettiğini, dolayısıyla imar planlarına uygun bir şekilde tahsis ve tescil edildiğini, davacı kurumun ise “kabul anlamına gelmemek kaydıyla” bu yerdeki altyapı tesislerini taşınmazların yeni durumlarına uygun hale getirmesi gerektiğini, kabloların nereden geçtiğinin belli olmamasının ve müvekkilin faaliyet inşaat faaliyetini yürüttüğü taşınmazın içinden geçen hat var ise bu hatların harita ve planlarda yer almaması sebebiyle oluşan zarardan asıl davacı tarafın sorumlu olduğunu, zira kendi hatlarını özel mülkiyet içinden hiçbir kayıt olmadan geçirmesi, yeni oluşan parseller ve yolların durumuna göre hatlarını tashih etmesi gerektiğini, davacı tarafın tek yanlı tespitleri ve hasar bedeline ilişkin ifade ettiği zarar bedelinin de objektif nitelikte olmadığını, bu hususun yargılamayı gerektirdiğini, bu sebeplerle mahkemenin görevsizliğine karar verilerek davanın görevli Asliye Hukuk Mahkemelerine gönderilmesine, neticeten haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile davacının asıl alacağın % 20'si oranında kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "...Dosya kapsamında mevcut tutanak, tutanağa ekli fotoğraflar ve tanık beyanına göre, dava konusu edilen mahalde ve olay tarihinde davalı tarafça çalışma yapıldığı ve bu çalışma sırasında davacıya ait alt yapı enerji kablosuna hasar verildiği kanaatine varılmıştır. Davacı tarafça elektrik enerjisi dağıtım altyapısında meydana gelen hasarın onarılması bakımından katlanılan malzeme bedeli, eleman bedeli, araç bedelinin KDV si ile birlikte davalıdan tahsili talep edilmiş ise de, davacının işçilik bedeli talebinin yerinde olmadığı, hasarın giderilmesi bakımından davacının kendi çalışanlarının mesaileri dahilinde ve kararlaştırılan ücretlerinden başkaca ücret almaksızın çalışma ve onarım yaptığı, diğer bir deyişle davacının onarım bakımından ayrıca bir işçilik giderine katlanmadığı, böyle bir maliyetinin oluştuğuna dair bilgi ve belge de sunulmadığı, konusunda uzman bilirkişi tarafından yaptırılan inceleme neticesinde sunulan bilimsel veriler ve dosya kapsamı ile uyumlu, denetime elverişli bilirkişi raporu ile davacının takip ve dava konusu ettiği hasar onarımı bakımından katlandığı malzeme maliyetinin piyasa koşullarına göre maddi karşılığının 19.379,44 TL olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla, davacının hasar onarımı bakımından katlandığı malzeme bedelinin davalıdan tahsilini talep etmekte haklı olduğu kanaatine varılmakla, davacının davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, davalının takibe itirazının iptaline, takibin 19.379,44 -TL asıl alacak, 860,13-TL işlemiş faiz alacağı üzerinden devamına, takibe konu alacağın yargılamayı gerektirmiş olması, takibe konu alacak miktarından bir kısmının kabul edilebilir olduğu gözetildiğinde alacağın likit olmadığı kanaatine varılmakla icra inkar tazminatı talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.1-Davanın kısmen kabul-kısmen reddi ile, Davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile, takibin 19.379,44 -TL asıl alacak, 860,13-TL işlemiş faiz alacağı yönünden devamına, Davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde; Dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla,hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, Maddi Hasar Bedeli, Maddi Hasar Montaj Bedeli, Araç ve Personel Gideri, Dağıtılamayan Enerji Bedeli, Eşik Kesinti Süresi Aşımı Bedeli, Etüd Koordinasyon Bedeli ve %18 KDV tutarıyla beraber davalıdan alınarak taraflarına verilmesi gerektiğini, müvekkili lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini,kararın gerekçesinin yeterli olmadığını beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Haksız fiil hukuksal sebebine dayalı alacak talebine ilişkin açılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. Dosya içeriğinden; İlk derece mahkemesince, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 198. Maddesi gereğince delillerin serbestçe değerlendirilerek dava konusu ihtilaf hakkında karar verildiği ve gerekçeli kararın dayanaklarının gösterildiği anlaşıldığından davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf istemi yerinde değildir. Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil sebebiyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir. Zarar görenin zararı giderebilmek ve montaj için kendi çalıştırdığı işçilerine ödediği ücretler genel idare giderleri olup, haksız fiil meydana gelmese dahi ödenmesi gereken giderlerdir. Bunların zarar ile ilgisi bulunmamaktadır. Özel olarak adam tutulup çalıştırıldığı kanıtlanmadıkça haksız fiil meydana gelmeseydi dahi yapılacak bu nitelikteki giderler zarar kapsamına dahil edilemez. Somut olayda davacı taraf kendi işçileri dışında adam tutulup çalıştırıldığını da iddia etmemiştir. Emsal davaya ilişkin Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nce verilen 2018/1089 Esas -2018/5527 Karar sayılı ilamda "Haksız fiil sebebiyle dışarıdan işçi tutulup zararın giderildiği kanıtlanmadığı takdirde maddi hasar montaj bedeli,araç eleman bedeli,etüt koordinasyon bedeline dair bu giderlerin istenemeyeceği", aynı dairenin 2015/10383 Esas- 2015/12692 karar nolu başka bir ilamında ise "tüketilmeyen elektrik santrallerde otamatik olarak üretilmeyip ancak kullanıldığı anda üretilerek eneji nakil hatları üzerinden dağıtılan bir enerji türüdür. Kullanılan enerji miktarı günün değişik saatlerinde farklı olduğundan kesinti (inkıta) süresi belirlenemez ve bu sebeple de satılamayan enerji bedeline hükmedilemeyeceği gibi arızanın ilgili yönetmelik kapsamında belirlenen süre içinde giderilmesi ve eşik süresinin aşılmaması sebebiyle eşik kesinti süresi bedelinin de talep edilemeyeceği " belirtilmiş olup davacı vekilinin bu yöne değinen istinafı yerinde değildir. Bu açıklamalar ışığında, İlk Derece Mahkemesince yaptırılan inceleme sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunun dosya kapsamındaki diğer delillerle örtüştüğü ve denetime elverişli olduğu, uzman bilirkişi raporunda belirtilen maddi tazminata ilişkin tespitlerin hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmadığı, hesaplamanın yerleşik Yargıtay uygulamasında esas alınan gerçek zarar ilkesine uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. İtirazın iptali davalarında, İİK m. 67/2 gereğince, davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit alacak olması şart olup, takibe itirazın haklı olup olmadığının yargılamayı gerektirmesi, davalının itiraz ettiği takibe ilişkin olan alacak miktarının yargılama ve bilirkişi incelemesi sonucu belirlenebileceği, bu kapsamda icra inkar tazminatının yasal şartları oluşmadığından,İlk Derece Mahkemesince icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygundur. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/86 Esas 2022/619 Karar sayılı 04/10/2022 günlü kararına yönelik davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 179,90 TL'nin mahsubuyla bakiye 435,50 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 5- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 26/02/2025