T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1967
KARAR NO: 2025/621
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/11/2021
NUMARASI: 2017/592 Esas - 2021/773 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Rücuen Tazminat)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/02/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Dava dışı sigortalıları ...’a ait servis kutu ve borularına davalılarca hasar verildiğini, meydana gelen zararın 5.621,98 USD zararın sigortalılarına 29.07.2016 tarihinde ödendiğini, davalı aleyhine rücu talebi gönderilmiş ise bir ödeme yapılmadığını ifade ederek 5.621,98 USD zararın sigortalılarına ödendiği 29/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; Sorumluluğun ihale yüklenicisi firmaya ait olduğundan husumet yönünden davanın reddi gerektiğini, zararla ilgili müvekkili idare arasında illiyet bağı olmadığını, olay tarihinden itibaren faiz istenmesinin hukuka aykırı olduğunu, idarenin temerrüdünün söz konusu olmadığını ifade edilerek davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; "... Huzurdaki davada uyuşmazlığın; 21/11/2016 tarihinde yapıldığı belirtilen altyapı çalışması sırasında dava dışı sigortalı ...'a ait boru hattına zarar verilip verilmediği, davalının kusurlu ve sorumlu olup olmadıkları, dava dışı sigortalıya ödenen hasar bedelinden davalının sorumlu tutulup tutulamayacakları noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Bu kapsamda toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi ile tespit edildiği üzere; Davalı İski marifeti ile mahkememiz dosyasına gönderilen belge ve kayıtlar kapsamında dava dışı yüklenici şirketinin hasar tarihinde İski kanal çalışmalarını yürüttüğü bilgisinin verildiği, aksi kanıtlanamayan tutanaklar ışığında zararın dava dışı yüklenici şirket tarafından yürütülen kazı sırasında meydana geldiği anlaşılmıştır. Ayrıca davalı İski tarafından zarar sebebi ile hasar bedelinden yüklenici firma olan dava dışı şirketin sorumlu olduğu savunulmuş ise de davalı iş sahibi ...'nin TBK'nın 66. maddesi gereğince “Adam çalıştıran” sıfatıyla sorumlu olacağı anlaşılmış olup sözleşmenin bunun aksine olan ve iç ilişkiyi düzenleyen hükümlerinin zarar gören ve sözleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişilere karşı ileri sürülmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. Mahkememizce görevlendirilen bilirkişiler marifeti ile malzeme giderleri ve gaz açma kapama bedelleri yönünden ilk bilirkişi heyetine taraf vekillerinin ayrı ayrı itirazlarının mevcut olması sebebi ile heyet değişikliğine gidilmiş olup son bilirkişi raporu ile düzenlenen tespitler tetkik edilerek sigortalıya ödenen 5.621,98 USD'nin kadri maruf olduğunun saptandığı görülmüştür. Her ne kadar davalı tarafça gaz açma-kapama bedeli yönünden itiraz ileri sürülmüş ise de hesaplanan bedelin EPDK tarafından yayımlanan yönetmeliklere uygun olarak alınan gaz açma-kapama bedeli olup, bu işlemin yapıldığının varsayılmasının gerektiği, yapılmamasının yasaya aykırı riskli ve tehlikeli olduğu, bu sebeple hesap edilen onarım ve işçilik bedellerinin makul olduğu kanaatine varılmıştır. (Emsal ilam: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2013/17958 esas, 2014/2739 karar sayılı ilamı) Dava dışı yüklenicinin kanal çalışma faaliyeti sırasında kusurlu eylemi sebebi ile davalı iş sahibi İski'nin ise TBK'nın 66. maddesi gereğince adam çalıştıran sıfatı ile zararın tümünden dava dışı yüklenici ile birlikte müteselsilen sorumlu olup ödemenin USD olarak yapılması sebebi ile rücu edilecek alacağında USD cinsinden belirlenmesi ve alacağa, rücuen tahsil isteminin bulunması sebebi ile ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği anlaşılmış olup, tüm bu gerekçeler ışığında davanın kabulüne; 5.621,98 USD'nin ödeme tarihi olan 18/04/2017 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince ilgili yabancı para birimi için uygulanan 1 yıllık en yüksek mevduat faizi tatbik edilerek davalı İski'den tahsili ile davacıya ödenmesine, ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Döviz cinsinden icra takibi yapılamayacağını, ... aleyhine açılan davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiğini, dava konusu yapılan adreslerde yüklenici firma binaş inş. taah. ve tic. a.ş. tarafından kazı çalışmaları yapıldığını, hasarlarla ilgili müvekkili idarenin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, Bilirkişi raporunda, tamamen davacı tarafın sunmuş olduğu veriler nazara alınarak ve dosya üzerinden inceleme ve hesaplama yapıldığını, işçilik ve araç giderlerinin zarar kapsamına sokulamayacağını, hükmedilen tazminata, hasar tarihinden itibaren faiz işletilmesinin de hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; İşyeri sigorta poliçesine göre sigortalısına ödeme yapan davacının ödediği bedeli, davalıdan rücuen tahsili talebine ilişkindir. Davalı kamu kurumu olup kamu hizmeti niteliğindeki çalışmalarını özel hukuk kuralları kapsamında yapmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 16'ya göre; Kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlarının dahi tacir sayılacakları belirtilmiştir. 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunda, İski Genel Müdürlüğü'nün genel kurul, yönetim kurulu ve genel müdürlük ile yönetileceği, denetçileri vasıtasıyla denetleneceği, yıllık çalışma ve yatırımlarının bilançolarda belirlenerek genel kurulun onayına sunulacağı ve bütçesinin kamu iktisadi teşebbüslerinde uygulanan bütçe formülünde düzenleneceği belirtilmiştir. Bu kapsamda İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü'nün de 2560 sayılı Kanun kapsamında bir kamu kurumu olduğu ve kamu hizmeti yaptığı ancak, çalışmalarının özel hukuk hükümlerine bağlı bulunduğu ve tacir sıfatını taşıdığı kabul edilmelidir. Davalının haksız eylem teşkil eden faaliyetinden kaynaklanan bu uyuşmazlığın da yerleşik yargısal uygulamalarda görüldüğü gibi, adli yargı yerinde çözümlenmesi gerekir (HGK’nın 21/09/1983 gün ve 1980/11-2721; 1983/823 ile 29/11/1995 gün ve 1995/11-647; 1995/1043 sayılı kararları). Davalı ... Genel Müdürlüğü ile dava dışı yüklenici firma arasında imzalanan sözleşme hükümleri gereğince TBK'nın 66. maddesi anlamında adam çalıştıran ilişkisi vardır. Yapılan sözleşmede, işin yapımı sırasında verilecek zararlardan ...'nin sorumlu olmadığı belirtilse dahi, sözleşme hükümlerinin taraflar arasında geçerli olacağı ve 3. kişi olan davacıya karşı ileri sürülemeyeceği, bu hali ile davalı ... Genel Müdürlüğünün zarardan sorumlu olduğu anlaşılmakla davalı İski vekilinin bu yöne değinen istinafı yerinde değildir.Davacı sigorta şirketinin 6102 sayılı TTK.nın 1472.maddesi gereğince sigorta bedelini ödedikten sonra sigorta ettiren yerine geçerek zarardan dolayı tazmin ettiği bedeli rücuen talep edebileceği, tazminata dava dışı sigortalıya yapılan ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesinde bir yanlışlık bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu ve hesaplamanın Şehir İçi Doğalgaz Dağıtım Şirketlerinin Doğalgaz Piyasası Dağıtım ve Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 44 ve 63.maddelerine uygun olduğu anlaşıldığından davalı İski vekilinin istinaf isteminin reddi gerekir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı İski vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/592 Esas 2021/773 Karar sayılı 10/11/2021 günlü kararına yönelik davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.351,64 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 337,91 TL'nin mahsubuyla bakiye 1.013,73 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,5- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 19/02/2025