T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2022/798
KARAR NO: 2024/624
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 21/12/2021
NUMARASI: 2018/77 (E) - 2021/1044 (K)
DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat
Birleşen İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/494 Esas Sayılı Dosyasında
DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat
DAVA TARİHİ: 18/01/2018
KARAR TARİHİ: 30/04/2024
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigortası (ZMSS) poliçesi ile sigortalı, dava dışı ...'ın maliki ve sürücüsü olduğu ... plakalı aracın 03/11/2017 tarihinde aynı istikamette seyreden müvekkillerinin murisi (eş/baba) ...'nun kullandığı bisiklete arkadan çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında ...'nun ağır şekilde yaralandığını ve akabinde 08/11/2017 tarihinde vefat ettiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davacı eş ... için 40.000 TL, davacı çocuklar ... ve ... için ayrı ayrı 5.000 TL olmak üzere toplam 50.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının 26/12/2017 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin sorumluluğunun trafik poliçesindeki limitler ve sigortalı araca atfedilebilecek kusur ile sınırlı olduğunu, kazada araçların kusur durumunun tespiti ile tarafların kusur oranı ile davacının ve müteveffanın müterafik kusurunun tespiti gerektiğini, müterafik kusur nedeniyle tazminattan uygun oranda indirim yapılmasına, faiz hesaplanırken temerrüt tarihinin esas alınmasına ve ticari faiz taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Birleşen davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin oğlu ...'nun ölümü sonucu anne ve babasının onun desteğinden yoksun kaldıklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik davacı baba ... için 38.550,65 TL, anne ... için 31.803,26 TL olmak üzere toplam 70.353,91 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 26/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile dosyanın İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/77 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep etmiştir. Birleşen davada mahkemece tensiple birlikte dosya üzerinden karar verilmiş olup, davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır. Davacılar vekili 23/11/2021 tarihli talep artırım dilekçesiyle maddi tazminat talebini davacı eş ... için 158.670,52 TL, davacı çocuklar ... için 85.306,73 TL, ... için 21.847,85 TL olmak üzere toplam 265.825,10 TL'ye yükseltmiştir. İlk derece mahkemesince; "1-Asıl dava yönünden; davacıların davasının kabulü ile davacı ... için 158.670,52 TL'nin (sigorta poliçesi limitiyle sınırlı olmak üzere) başvuru tarihinden itibaren 8 iş gününün bittiği tarihe denk gelen 26/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, Davacı ... için 85.306,73 TL'nin (sigorta poliçesi limitiyle sınırlı olmak üzere) başvuru tarihinden itibaren 8 iş gününün bittiği tarihe denk gelen 26/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, Davacı ... için 21.847,85 TL'nin (sigorta poliçesi limitiyle sınırlı olmak üzere) başvuru tarihinden itibaren 8 iş gününün bittiği tarihe denk gelen 26/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, Birleşen davanın kısmen kabul kısmen reddi ile: davacı ... için 28.971,05 TL'nin (sigorta poliçesi limitiyle sınırlı olmak üzere) başvuru tarihinden itibaren 8 iş gününün bittiği tarihe denk gelen 26/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, Davacı ... için 35.203,85 TL'nin (sigorta poliçesi limitiyle sınırlı olmak üzere) başvuru tarihinden itibaren 8 iş gününün bittiği tarihe denk gelen 26/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine" karar verilmiştir. Karara karşı davacılar vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bu karara karşı davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece bilirkişi raporundaki hatalı hususlar giderilmeden karar verildiğini, müteveffanın gerçek geliri, destek payları, bakiye ömrü vs. kriterler nazara alındığında raporda belirlenen zarar miktarının eksik ve düşük hesaplandığını, müteveffanın hayatta iken yaptığı iş, nitelikli, eğitimli bir inşaat kalıpçı ustası oluşu ve aylık kazancının daha yüksek olduğu nazara alınmadan asgari ücretten tazminat hesaplanmasının hatalı olduğunu, müteveffanın öncesinde ve en son Çarşamba Devlet Hastanesi inşaatında inşaat kalıpçı ustası olarak çalıştığını, gerçek aylık net kazancının 3.500 TL olduğunu, ancak inşaat sektöründe yaygın olduğu üzere gerçek meblağ üzerinden bordro düzenlenmediğini, 09/04/2015 tarihli MEB Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü Kurs Bitirme Belgesi sahibi olduğunu, bu sertifikada inşaat teknolojisi alanında tehlikeli ve çok tehlikeli işlerde betonarme demir kalıpçılık ve çatıcılık mesleği yapabileceğinin belirtildiğini, TÜİK tarafından belirtilen 1.612 TL aylık brüt ücretin bilirkişi tarafından güncellenerek uygulanması gerektiğini, emsal ücret araştırmasına cevap olarak gönderilen rakamların müteveffanın gerçek aylık kazancının altında olsa da bilirkişinin esas aldığı asgari ücretin üstünde kaldığını, dolayısıyla asgari ücretin esas alınmasının hatalı olduğunu, davacı eşin tekrar evlenmediğini, dolayısıyla evlilik ihtimali indirimi yapılmasının hatalı olduğunu, mahkemece avans faizi yerine yasal faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, lehe vekalet ücretinin hatalı ve düşük belirlendiğini, ihtiyari dava arkadaşı olan her bir davacı yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken toplam tazminat esas alınarak vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 07/07/2020 tarihli kök raporda hazırlanan miktarlara göre ek dava açmak mecburiyetinde olduklarından sonrasında gelişecek asgari ücret artışı, AYM'nin iptal kararı ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin içtihat değişikliğini öngörmelerinin beklenemeyeceğini, işbu davada raporlar arasındaki hesap farkından dolayı karşı/ret vekalet ücretine hükmolunmasının hukuka aykırı olduğunu, müteveffanın kusursuz olduğunu, %10 kusurlu sayılmasının hatalı olduğunu, davacı çocuklar ... ve ...'in adının kararın 1. sayfasında yer almadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükme esas alınan kusur raporunun hatalı olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kaza tespit tutanağında tali kusurlu, 21/05/2019 tarihli Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporunda % 25 kusurlu, ceza dosyasında alınan 25/01/2019 tarihli raporda ise kusursuz olduğunu, bu raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için alınan 20/12/2019 tarihli Yıldız Teknik Üniversitesince oluşturulan heyet raporunda % 90 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini, mahkemece % 90 kusur oranı üzerinden hüküm kurulduğunu, 20/12/2019 tarihli kusur raporunda olayın oluşu dışında gerçeğe aykırı tespitler söz konusu olup dosya muhteviyatındaki kazaya ilişkin video kaydı incelendiğinde de bu hususun açığa kavuşacağını, nitekim video kaydında müteveffa bisiklet sürücüsünün yolun kenarında kendi yolunda seyrettiğini, yanından sigortalı araç geçerken yan yana oldukları esnada ise birden gidonu sola çevirerek sigortalı araca çarptığını, aslında sigortalı aracın bisiklete değil, bisikletin sigortalı aracın sağ yan taraflarına çarptığını, çocuk Yasin Karaoğlanoğlu'nun ömür boyu bakıma muhtaç olduğuna ilişkin alınan bir rapor olmadığını, bu açıdan davacının ömür boyu babasının bakımına muhtaç olduğunun tespiti gerektiğini, hesap yönteminin hatalı olduğunu, Anayasa Mahkemesinin teknik faize ilişkin bir iptalinin söz konusu olmadığını, evlenme ihtimali hesaplanırken hak sahibi eşin olay tarihindeki yaşının dikkate alınması gerektiğini, oysa bilirkişinin hesap tarihindeki yaşa göre evlenme ihtimalini hesapladığını, huzurdaki davanın konusunun davacı yanın gelecekte uğradığı müstakbel zarar olduğunu, gelecekteki bir zarar için bugün faize hükmedilmesinin faizin ruhuna aykırı olduğunu, bununla birlikte davacı ... ve ...'nun davadan önce müvekkili şirkete herhangi bir başvurusu bulunmadığını, bu nedenle faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, reddedilen tazminata oranla karşı vekalet ücretinin olması gerekenin altında olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Asıl dava, desteğin eşi ve çocukları tarafından, birleşen dava desteğin anne ve babası tarafından açılan trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Dosya kapsamından, 03/11/2017 tarihinde, destek ...'nun yönetimindeki bisiklet ile davalıya zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesiyle sigortalı, dava dışı ... yönetimindeki ... plakalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu davacılar murisi ...'nun vefat ettiği anlaşılmıştır. 1-Kusura yönelik istinaf itirazlarının incelenmesi; Kaza tespit tutanağında sürücü ...'nun 2918 sayılı KTK'nın 53/1-b maddesini, sürücü ...'ın ise aynı Kanunun 52/1-b maddesini ihlal ettiği belirtilmiştir. İlk derece mahkemesince Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 21/05/2019 tarihli raporda; doğrultu değiştirme manevrasına başlamadan önce sol gerisinde seyir halinde olan araçların seyir durumlarına dikkat etmeden ve öncelikli geçiş hakkını düz istikamette seyir halinde olan araçlara vermeyen sürücü ...'nun %75 oranında, kavşak noktasına geldiğinde, sağ önünde seyir halinde olan bisiklet nedeniyle etkili tedbir alması gerekirken tedbirsizce seyrine devam eden sürücü ...'ın %25 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Aynı olay nedeniyle ceza yargılamasının yapıldığı Çarşamba 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/335 Esas 2021/660 K. sayılı dosyasına sunulan 25/01/2019 tarihli bilirkişi raporunda; bisiklet sürücüsü ...'nun asli kusurlu, sürücü ...'ın kusurunun olmadığı tespit edilmiş, UYAP'tan yapılan sorgulamada mahkemece sanık ... hakkında taksirle ölüme neden olma suçundan cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 21/05/2019 tarihli kusur raporu ile ceza mahkemesinden alınan kusur raporu arasındaki çelişkinin Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi Otomotiv ana bilim dalı öğretim üyelerinden oluşan üçlü heyet tarafından, dava dosyasına USB bellek içinde sunulan görüntüler de incelenmek suretiyle düzenlenen 20/12/2019 tarihli raporla giderildiği, olayda davalıya trafik sigortalı ... plakalı aracın sürücüsü ...’a % 90 oranında asli kusur, bisiklet sürücüsü müteveffa ...’na % 10 oranında tali kusur izafe edildiği, 20/12/2019 tarihli kusur raporunun oluşa ve dosya içeriğine uygun olmasına göre taraf vekillerinin kusura yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.2-Davacılar vekilinin desteğin tazminat hesaplamasına esas alınan gelirine yönelik itirazının incelenmesi; Dava dilekçesinde davacının inşaat kalıpçı ustası olduğu, aylık net kazancının 3.500 TL olduğu, en son Çarşamba Devlet Hastanesi inşaatında inşaat kalıpçı ustası olarak çalıştığı, çalıştığı iş yerleri tarafından gerçek meblağ üzerinden bordro düzenlenmediği, 09/04/2015 tarihli MEB Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü kurs bitirme belgesi sahibi olduğu, bu sertifikada inşaat teknolojisi alanında tehlikeli ve çok tehlikeli işlerde betonarme demir kalıpçılık ve çatıcılık mesleği yapabileceğinin belirtildiği ileri sürülmüş, bu hususu ispat için MEB Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü kurs bitirme belgesi ve emsal ücret araştırması deliline dayanılmıştır.Dosyaya gelen SGK kayıtlarına göre desteğin sigortalı olarak çalıştığı dönemdeki kazançlarının asgari ücret seviyesinde olduğu anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince hükme esas alınan 23/03/2021 tarihli aktüer bilirkişi ek raporunda; desteğin aylık gelirinin asgari ücret seviyesinde olduğu kabul edilerek hesaplama yapılmıştır.Davacı taraf desteğin aylık gelirinin asgari ücretin üzerinde olduğunu ispatlayamamış olup desteğin asgari ücret seviyesinde gelir elde ettiği kabul edilerek, tazminat hesabı yapılmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.Kaldı ki mahkemece hükme esas alınan aktüer raporunda desteğin aylık gelirinin asgari ücret seviyesinde olduğu kabul edilerek davacıların nihai ve gerçek destekten yoksun kalma zararları toplamı 846.301,55 TL hesaplanmış olup, davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu 330.000 TL teminat limitini aşmaktadır. Bu durumda desteğin gelirinin asgari ücretin üzerinde hesaplanması durumunda davalı sigorta şirketinin sorumluğu ve davacıların davalıdan talep edebileceği tazminat miktarı değişmeyecektir. Nitekim 23/03/2021 tarihli aktüer raporunda, davalı sigorta şirketinin ZMSS poliçesi kapsamında sorumlu olduğu teminat limiti ile sınırlı olarak paylaştırma yapılmak suretiyle destekten yoksun kalma sebebiyle nihai ve gerçek maddi zararının davacı eş ... için 158.670,52 TL, ... için 85.306,73 TL, ... için 21.847,85 TL, anne ... için 28.971,05 TL, baba ... için 35.203.85 TL tespit edilmiştir.3-Hükme esas alınan aktüer raporuna yönelik istinaf itirazlarının incelenmesi; Sağ kalan eşin evlenme ihtimalinin hesaplanmasında rapor tarihindeki yaşına göre AYİM'in evlenme ihtimali tablosundaki belirlemelerin esas alınması gerekmektedir. (HGK'nın 1.10.2019 tarihli, 2017/17-2038 E, 2019/979 K sayılı kararı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2021/724 Esas ve 2021/3149 sayılı kararı) Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı eşin yeniden evlenme ihtimali belirlenirken rapor tarihindeki yaşı esas alınmış olup davalı vekilinin bu yöne ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir. Rapor tarihinde 31 yaşında olan davacı eş ...'nun, AYİM tablosunda 31-35 yaş aralığı için evlenme ihtimali %17 olarak belirtildiğinden ve 18 yaşından küçük iki çocuğunun evlenme ihtimalini %5 oranında (toplam yüzde 10) azaltacağı göz önüne alındığında evlenme ihtimalinin %7 olarak kabul edilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazı kabul edilmemiştir. Dosyada bulunan Çarşamba Devlet Hastanesinin 18/09/2015 tarih ve ... numaralı engelli sağlık kurulu raporuna göre davacı çocuk ...’nun epilepsi, spastik serebral palsi ve motor fonksiyonda özel gelişimsel bozukluk teşhisi ile engel oranının % 97 ve (hayatı boyunca) sürekli olduğunun belirtilmesi karşısında adı geçen davacı bakımından desteğin bakiye ömür süresi ile sınırlı olarak destekten yoksunluk tazminatı hesaplanmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. 2918 sayılı KTK'nin 90. maddesindeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiş olmakla bedensel zarar tazminatı hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz uygulaması da anılan cetvellerle getirildiğinden artık uygulanması mümkün değildir. Bu nedenle, tazminat hesaplamasının, %1,8 teknik faiz uygulanarak yapılması gerektiğine ilişkin davalı vekilinin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. 4-Davacılar vekilinin faizin türüne yönelik itirazının incelenmesi; Zarara neden olan davalıya sigortalı ... plakalı aracın dosyada bulunan ruhsat suretine göre hususi otomobil olduğu anlaşılmakla yasal faize hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.5-Davalı vekilinin faizin başlangıç tarihine yönelik itirazının incelenmesi; Sigortacının temerrüde düştüğü hallerde faizin başlangıç tarihi temerrüt tarihi olup, hak sahiplerinin sigortacıyı dava tarihinden önce temerrüde düşürdüğü kanıtlanamaz ise sigortacının faiz yükümlülüğü dava tarihinden itibaren başlayacaktır. Birleşen dava dosyasının incelenmesinde; davacılar ... ve ... vekili tarafından birleşen dava açılmadan önce 29/07/2020 tarihinde davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığı anlaşılmakla, birleşen davada davalı sigorta şirketi yönünden faiz başlangıç tarihinin, başvuru yazısının tebliğ edildiği 29/07/2020 tarihinden 8 iş günü sonrası olan 11/08/2020 olarak kabul edilmesi gerekirken 26/12/2017 olarak kabul edilmesi doğru olmadığından, davalı sigorta şirketi vekilinin bu yöne ilişkin itirazı yerinde görülmüştür. 6-Davacılar ve davalı lehine hükmedilen vekalet ücretine yönelik itirazların incelenmesi; Birleşen davada reddedilen miktara göre (6.179,01 TL) ilk derece mahkemesinin karar tarihinde (21/12/2021) yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1 maddesi gereği maktu avukatlık ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Davalı vekilinin bu hususa yönelik itirazı yerinde değildir. Gerek asıl gerekse birleşen davada, ihtiyari dava arkadaşı olan davacıların davaları HMK'nin 58. maddesi gereği birbirinden bağımsız olup her bir davacı yönünden kabul edilen tazminat miktarına göre ayrı ayrı vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken tek vekalet ücretine karar verilmesi doğru olmamıştır. Davacılar vekilinin bu yöne ilişkin itirazı yerindedir. İlk derece mahkemesinin gerekçeli karar başlığında davacı çocuklar ... ve ...'e yer verilmemesi maddi hatadan kaynaklanmış olup Dairemizce yeniden verilen kararda düzeltilmiştir. Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının davacılar lehine hükmedilen vekalet ücreti ve birleşen davada faiz başlangıç tarihi yönünden düzeltilerek HMK’nin 353/1-b/2. maddesi uyarınca yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A-Davacılar vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile, Yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nin 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, Buna göre: I-Asıl dava yönünden; Davacıların davasının kabulü ile, Davacı ... için 158.670,52 TL, davacı... için 85.306,73 TL, davacı ... için 21.847,85 TL destekten yoksun kalma tazminatının (sigorta poliçesi limitiyle sınırlı olmak üzere) başvuru tarihinden itibaren 8 iş gününün bittiği tarihe denk gelen 26/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak adı geçen davacılara verilmesine, 1-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 18.158,51 TL karar ve ilam harcından peşin yatırılan 170,78 TL harç ile 737,20 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 907,98 TL harcın mahsubu ile bakiye 17.250,53 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 2-Davacılar tarafından yapılan 35,90 TL başvurma harcı, 5,20 TL vekalet harcı, 170,78 TL peşin harç, 737,20 TL tamamlama harcı, 288,65 TL posta-tebligat masrafı, 2.550 bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 3.787,73 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 3-İlk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca davacı ... için 19.023,70 TL, davacı ... için 11.889,87 TL, davacı ... için 5.100 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak adı geçen davacılara verilmesine, 4-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının talep halinde karar kesinleşince iadesine, II-Birleşen dava yönünden; Davacıların davasının kısmen kabulü ile, Davacı ... için 28.971,05 TL, davacı ... için 35.203,85 TL destekten yoksun kalma tazminatının (sigorta poliçesi limitiyle sınırlı olmak üzere) temerrüt tarihi olan 11/08/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak adı geçen davacılara verilmesine, 1-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 4.383,78 TL karar ve ilam harcından peşin yatırılan 240,30 TL harcın mahsubu ile 4.143,48 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 2-Davacılar tarafından yapılan 54,40 TL başvurma harcı, 7,80 TL vekalet harcı, 240,30 TL peşin harç olmak üzere toplam 302,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 3-Davalı tarafça yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 4-İlk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca davacı ... için 5.100 TL, davacı ... için 5.280,58 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak adı geçen davacılara verilmesine, 5-Reddedilen kısım yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 5.100 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,6-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının talep halinde karar kesinleşince iadesine,
B-İstinaf İncelemesi Bakımından: 1-Davacılar ve davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından iadesine, 2-İstinaf aşamasında davacılar tarafından yapılan 13 TL posta ve tebligat gideri ile 441,40 TL istinaf başvuru harcının davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, 3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan 98,60 TL posta ve tebligat gideri ile 441,40 TL istinaf başvuru harcının davacılardan tahsili ile davalıya verilmesine, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.30/04/2024