T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2021/725
KARAR NO: 2024/443
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 16/2/2021
NUMARASI: 2015/1202 (E) - 2021/110 (K)
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 19/03/2024
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı Sigorta Şirketi nezdinde sigortalı ... plakalı aracın sürücüsünün, davacıların oğlu destek ...’ya çarparak ölümüne neden olduğunu, kazadan sonra davalı şirkete başvurduklarını, davalı aleyhine istanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında 31.173,44 TL lik kısım için başlatılan takibin davalının itirazı üzerine durduğunu, davanın kabulü ile haksız itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. Birleşen Davada; davacı vekili dava dilekçesinde özetle; aynı kaza nedeniyle desteğin dava dışı eşi için ödenen 164.786,40 TL'lik alacaktan geriye kalan 133.612 TL için desteğin anne ve babası olan davacılar bakımından İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu belirterek haksız itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; asıl davanın kısmen kabulü ile İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile başlatılan takibe yönelik itirazın iptali ile takibin davacı ... için 17.295,50 TL asıl alacak, 119,41 TL işlemiş faiz, davalı ... için 13.661,24 TL asıl alacak, 94,32 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 31.170,47 TL alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacaklara takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, alacağın likit olmayıp yargılamayı gerektirmesi nedeniyle icra inkar tazminat talebinin reddine, birleşen İstanbul 2 ATM ye ait 2016/329 E. Sayılı dosyanın kısmen kabulü ile İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... e. Sayılı takip dosyası ile başlatılan takibe yönelik itirazların kısmen iptali ile takibin davacı ... için 61.302,67 TL, davacı ... için 44.426,59 TL olmak üzere toplam 105.789,26 TL alacak üzerinden devamına, fazlaya istemin reddine, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, alacağın likit olmayıp yargılamayı gerektirmesi nedeniyle icra inkar tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili; davalının mail yazışmalarında takibe ve davaya konu tutarları teklif ederek kabul ettiğinden alacakların likit olduğunu, bu sebeple davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekeceğini, davalının tek itirazının eşe yapılan ödeme hakkında olduğunu, davalının, müteveffanın eşi ile imzaladığı "sulh protokolü" uyarınca, müteveffanın eşine asıl alacak olarak 153.254 TL ödediğini beyan ederek bu tutarın hiçbir bilirkişi raporuna ya da ilama bağlı olmadığını, bu sebeple ödenen tutarın haklılığının tespiti için sadece eşin hak ettiği destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması gerektiğini, bilirkişinin eşin hak ettiği tutarı tespit etmeden protokolde yazan tutarı doğrudan mahsup ederek yetki dışına çıktığını, muhtemel 1. ve 2. çocukları da hesaba katarak anne-baba için destekten yoksun kalma tazminatını yeniden hesapladığını, son bilirkişinin hem ara karara aykırı davranarak hem de davalının itiraz etmemesine rağmen yeni bir hesaba giriştiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: 2004 Sayılı İİK'nın 67/2. maddesinde icra inkar tazminatı düzenlenmiştir. Bu maddeye göre; borçlu itirazında haksız görülürse, davacı tarafından açıkça talep edilmiş olması şartıyla icra inkar tazminatına hükmedilecektir. Borçlunun, itirazında haklı veya haksız olması ise alacağın, likit (belirli) olup olmamasına bağlıdır. Eğer alacak likit (belirli) ise, borçlu itirazında haksızdır; alacak likit (belirli) değilse borçlu itirazında haklıdır. Borçlunun inkar tazminatına mahkum edilebilmesi için onun ödeme emrinden kötü niyetle itiraz etmiş olması şart değildir. İtirazın haksızlığına karar verilen borçlu, iyi niyetle itiraz etmiş olsa bile, icra inkar tazminatına mahkum edilecektir. Dava dosyasında, davacılar tarafından talep edilen tazminat miktarı likit (muayyen, belirli) olmayıp gerçek zarar miktarının tespiti ile davacının davalı tarafa rücusu için gerekli şartların oluşup oluşmadığının saptanması, yargılama ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasını gerektirmektedir. Bu nedenle, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Yine Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin kabul görmüş pay esasına göre "çocuksuz durumda destek, desteğin gelirini eşi ile ortak paylaşacağı varsayımına dayalı olarak, gelirden desteğin %50 ve eşin %50 pay alacağı kabul edildiği; Çocukların eş ile birlikte destek payı alacağı durumda ise destek gelirden eşi ile birlikte 2’şer pay alırken çocuklara birer pay verileceği, yine eş, çocuklar ile ana babanın pay alacağı durumlarda desteğe 2 pay, eşe 2 pay, çocukların her birine 1’er pay, ana ve babaya 1’er pay ayrılarak böylece gelirin tamamının dağıtılacağı esasına dayalı olduğu; Çocukların sayısı arttıkça hem desteğe ayrılan pay, hem de eş ve çocuklar ile ana ve babaya ayrılacak payların düşeceği, Çocukların destekten çıkması ile birlikte destekten çıkan çocuğun paylarının destek, eş ve diğer çocuklara dağıtılarak, anne ve babaya verilmeyeceği; Böylece geriye kalan eş ve çocukların payları ile desteğin payının artacağı; Ana ve babadan birinin destekten çıkması ile payının diğerine aktarılacağı, ana ve baba ile çocukların tamamının destekten çıkması durumunda ise yine çocuksuz eş gibi desteğe 2 pay, eşe 2 pay esasına göre %50 pay desteğe, %50 pay eşe verilerek varsayımsal olarak gelir paylaştırılarak tazminatın bu ilkelere göre hesaplanması" esasları benimsenmiştir. İlk Derece Mahkemesinin hükme esas aldığı aktüer bilirkişi raporunda desteğin kaza tarihindeki yaşına göre muhtemel yaşam süresinin, davacıların kaza tarihinde yaşlarına göre destek süreleri belirlenerek desteğin geliri asgari ücret üzerinden kabul edilerek yapılması yerinde ise de; desteğin dava dışı eşinin talep edebileceği tazminat miktarı belirlenmeden (ve bu kişiye yapılan ödeme mahsup edilerek) poliçe limitinden kalan miktar bakımından davacılar yönünden garameten tazminat hesaplaması yapılması doğru değildir. Dosya kapsamından, dava dışı destek alacaklısı eşin 36 yıl aktif- 5 yıl pasif gelir üzerinden destek tazminatı almasının gerektiği, Aktif dönem 36 yıllık destek alacağının 309.468,68 TL, 5 yıllık pasif gelir desteğinin 63.119,4 TL olmak üzere sonuç toplam tazminat miktarının 372.588,08 TL olduğu, Bu tazminat miktarından desteğin kusurunun (%25) düşülmesiyle 279.441,06 TL tazminat alacağının kaldığı, bu miktardan da destek eşin yaşı nedeniyle evlenme ihtimalinin %40 hesaplanarak düşülmesiyle sonuç olarak dava dışı eşin 167.664,63 TL tazminata hak kazandığı tespit edilmiştir. Davalı sigorta şirketinin 290.000 TL poliçe limitiyle sınırlı sorumludur. Poliçe limitini aşan 20.223,61 TL kısmının (%6.512) destek alacaklılarının hak ettikleri tazminatlardan garameten düşülerek bertaraf edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle garameten yapılan hesapta, dava dışı destek eşin alacağı tazminat miktarının 156.727,61 TL; destek alacaklısı davacı annenin -kusur oranının düşümüyle 81.939,32 TL olarak belirlenen tazminatının- garameten 76.603,43 TL; destekten yoksun kalan davacı babanın -kusur oranının düşümüyle 60.619,66 TL olarak belirlenen tazminatının- garameten 56.672,10 TL olması gerektiği tespit edilmiştir. Hal böyle olunca, asıl ve birleşen dosyalarda Mahkemece iptaline karar verilen itirazlara konu takiplerdeki hükmedilen destekten yoksun kalma tazminatlarının, garameten hesap yapılarak tespit edilen miktarlardan fazla olduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda davacı ...'nın hak ettiği tazminat miktarı toplam 56.672,10 TL, hükmedilen tutar 58.087,83 TL; davacı ...'nın hak ettiği toplam tazminat miktarı da 76.603,43 TL, hükmedilen ise 78.598,17 TL'dir. Ayrıca, mahkemece görevlendirilen bilirkişinin yapması gereken; tazminat hesabında tazminatın bütün unsurlarının gözetilmesi (desteğin ve destek alacaklılarının yaşları, desteğin gelir durumu, dava dışı kalan destek alacaklılarının hak ettikleri tazminat miktarı, kusur durumu, mahsup edilecek ödemeler, destek alacaklısı eşin evlenme olasılığı, destek yaşamış olsaydı çocuk sahibi olması olasılığı vs.) suretiyle sonuca varmaktır. Bilirkişi raporuna karşı itirazlarını ileri süren ve hesaplama yönteminde yanlışlık olduğunu beyan eden tarafın bu itirazını tazminatın bütün unsurlarına ayrı ayrı hasretmesi zorunlu olmayıp (hesaplamadaki unsurları açıkça kabul ettiğini beyan etmedikçe) mahkemece doğru sonuca ulaşılabilmesi için taraf itirazları dahi olmaksızın ek rapor alınması olanaklıdır (HMK m.266/1, 281/2). Dolayısıyla davacılar vekilinin "bilirkişinin yetkisi dışına çıktığı, muhtemel 1. ve 2. çocukları da hesaba katarak anne-baba için destekten yoksun kalma tazminatını yeniden hesapladığı, son bilirkişinin hem ara karara aykırı davranarak hem de davalının itiraz etmemesine rağmen yeni bir hesaba giriştiği" yönündeki itirazlarının yerinde olmadığı sonucuna varılarak, istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 118,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 309 TL karar ve ilam harcının davacılardan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacıların istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettikleri yargılama giderinin üzerlerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/3/2023