T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2025/1775
KARAR NO: 2025/1775
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 13/03/2025
NUMARASI: 2015/481 Esas - 2025/259 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat
KARAR TARİHİ: 02/12/2025
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 29/06/2013 tarihinde çift taraflı kazada yaya kaldırımında bulunan müvekkili ... ... ve arkadaşı ... 'ın yaralandığını, belirterek tüm davalılardan, ... Sigorta ve ... Sigorta acısından ise poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile 5.062,065 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birilikte müştereken ve mütelselsilen tahsiline, davalılardan ... ... ve ...dan 20.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve mütelselsilen tahsilini talep etmiştir.Davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava konusu talebinin zaman aşımına uğradığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... Sigorta AŞ vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket nezdinde düzenlenen kaza tarihini kapsayan poliçe bulunmadığından husumet yokluğu nedeniyle davanın reddini istemiştir.İlk derece mahkemesince; davanın maddi tazminat yönünden kabulü ile davacının geçici iş göremezliğinden kaynaklı 1.338,70 TL tazminat ile tedavi giderinden kaynaklı 3.723,95 TL toplam 5.062,65-TL'nin taleple bağlı kalınarak davalı gerçek kişiler yönünden ve davalı sigorta şirketleri yönünden dava tarihi olan 28/04/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davanın manevi tazminat yönünden kabulü ile 29/06/2013 tarihli trafik kazası nedeniyle 20.000 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 28/04/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı gerçek kişilerden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, müvekkilinin kazada hiçbir kusuru bulunmayan bir yaya olduğunu, ceza yargılaması sürecinde alınan Adli Tıp Kurumu raporları ile birlikte davalı sürücülerin kusurlu olduğunu, Adli Tıp Kurumunun raporunda müvekkilin kaza nedeniyle meslekte kazanma gücünden %1.3 oranında kayıp yaşadığını, iyileşme süresinin 12 ay kadar sürebileceğinin tespit edildiği, davanın açıldığı tarihte, müvekkilin sürekli iş göremezlik halinin henüz kesinleşmediğinden zarar miktarının tam ve isabetli biçimde tespit edilebilmesi için dosyanın aktüer bilirkişiye sevki ve bu zarar kaleminin bilirkişi incelemesine konu edilmesi gerektiğini, bu zararın değerlendirilmesini yalnızca "talep edilmediği" gerekçesiyle reddedildiğini belirtmiştir.Davalı ... Sigorta AŞ vekili, dava öncesi müvekkili şirkete başvuru yapılmadığını, Yargıtay kararlarına göre müvekkil şirketin faiz yükümlülüğü bulunmadığını, kaza tarihinden önce herhangi bir işte çalışmıyorsa geçici iş göremezlik zararı oluşmayacağını, meydana gelen kaza nedeniyle başvurucunun talep ettiği geçici iş göremezlik tazminatı ve tedavi giderinden müvekkil şirket sorumlu tutulamayacağını, müvekkil şirketin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusuru nispetinde olduğunu, kusur durumu net olarak tespit edilmeden yapılan hesaplamanın farazi olmaktan öteye gidemediğini, dosya kapsamına kaza tespit tutanağı eklenmeden kusur değerlendirmesi yapılması hatalı olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.HMK'nin 341/2. maddesine göre miktar veya değeri üçbin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. HMK'nin 341/4. maddesine göre ise alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz. Ayrıca HMK'nin ek 1. maddesinin 1. Fıkrasında; "HMK'nin 341. maddesindeki parasal sınırın her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 04/01/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz." hükmünün yanı sıra, aynı maddenin 2. fıkrasında; "HMK'nin 341. maddesindeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı" düzenlenmiş bulunmaktadır.Yeniden değerleme oranındaki artış sonucu yerel mahkeme hükmünün verildiği 13/03/2025 tarihi için HMK'nin 341/2. maddesindeki kesinlik sınırı 40.000 TL'dir. Somut olayda davacının talep ettiği maddi tazminat miktarı 5.062 TL olup, davalı aleyhine hükmedilen 5.062 TL tazminatın kararın verildiği 2025 yılı için öngörülen istinaf kesinlik sınırının altında kaldığından, taraf vekilinin ilk derece mahkemesince verilen karar için HMK'nin 341/4. maddesi gereğince istinaf hakkı yoktur.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekili ile davalı ... Sigorta AŞ vekilinin ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf dilekçelerinin, HMK'nin 352/1-b maddesi gereğince reddine,2-İstinaf incelemesi esastan yapılmadığından, istinaf başvurusu sırasında yatırılan istinaf karar harcının istek halinde mahkemesince yatırana iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan masrafların istinaf eden üzerinde bırakılmasına, artan gider avansının İlk Derece Mahkemesince istinaf talebinde bulunana iadesine,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/12/2025