T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2024/2396
KARAR NO: 2025/15
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 09/07/2024
NUMARASI: 2023/958 (E) - 2024/573 (K)
DAVANIN KONUSU: Tazminat
KARAR TARİHİ: 14/01/2025
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... Sigorta AŞ'ye Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta (ZMSS) poliçesiyle sigortalı, davalı ...'a ait, davalı ...'un sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile seyir halinde iken müvekkiline ait, müvekkilinin oğlu ...'ın sevk ve idaresindeki ... yabancı plakalı araca kusurlu biçimde çarpması neticesinde meydan gelen kaza sonucunda müvekkilinin aracının değer kaybına uğradığını, kaza sonrasında aracın onarım yapılmadan önce yetkili servis tarafından araçtaki hasarlı parçalar ile bu hasarlı parçaların onarım ve işçilik giderlerinin maliyetinin KDV dahil toplam 25.498,46 Euro olduğunu, müvekkil aracını hasarlı olarak tamir ettirmeden 27.000 Euro'ya sattığını, meydana gelen değer kaybı için Sigorta Tahkim Komisyonu Başkanlığına ... numarası ile başvuru yapılmış olup 30.000 TL araç değer kaybının sigorta şirketinden tahsiline karar verildiğini, ... plakalı aracın trafik kaydına bila teminat ihtiyati tedbir konulmasını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000 TL'nin kazanın meydana geldiği tarih olan 20/06/2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı sigorta şirketinden poliçe kapsamında limitler dahilinde sınırlı sorumlu olmak kaydı ile) tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili cevap dilekçelerinde, davanın reddini savunmuşlardır. İlk derece mahkemesince; davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece taleplerinin hatalı olarak araç değer kaybı gibi değerlendirildiğini, taleplerinin aracın hasarlı olarak tamir edilmeden satılması nedeniyle müvekkilin uğradığı zarara ilişkin olduğunu, davaya konu haksız fiil niteliğindeki kazada davalı ...’un asli ve tam kusurlu olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede: Uyuşmazlığın, daha önce kesin bir hüküm ile çözümlenmemiş olması dava şartlarındandır. Aynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak daha önce dava açılmış ve verilen hüküm kesinleşmiş ise, artık o dava konusu hakkında kesin hüküm vardır. Aynı dava (uyuşmazlık) yeni bir dava konusu yapılamaz; yapılırsa, mahkemenin kesin hüküm varlığını kendiliğinden gözeterek davayı esasa girmeden (usulden) reddetmesi gerekir. Somut uyuşmazlığın, trafik kazası nedeniyle hasar gören davacıya ait aracın hasarlı şekilde satılmış olması nedeniyle; söz konusu araç hasarsız olsaydı bu satış tutarı arasındaki fiyat farkına ilişkin maddi tazminat talebi istemine ilişkin olduğu, dolayasıyla hukuki talebinin davacının değer kaybı tazminatı talebinde bulunduğu görülmüştür. Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakemi tarafından verilen karar neticesinde davacı tarafa 15/01/2024 tarihinde 30.000 TL tutarında değer kaybı tazminatı ödendiği anlaşılmıştır.Yukarıda da açıklandığı gibi Uyuşmazlık Hakeminin STK 2023.E.133987 sayılı kararının kesinleştiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Eldeki davada da, davacı yine değer kaybı tazminatı talebinde bulunmuştur. Yukarıda da açıklandığı gibi STK ... davası ile eldeki davanın davacısı, davalısı, davanın sebebi ve konusu aynıdır. Diğer bir anlatımla eldeki değer kaybı tazminat davası, davalı yönünden STK ... sayılı kararıyla kesin hüküm bulunmasına karşın, aynı davacı tarafından, aynı dava sebebine dayanılarak ve aynı talep sonucuyla açılmıştır. Bu itibarla, açılan davanın, HMK'nin 114. maddesinin 1. fıkrasının "i" bendinde öngörülen aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olmasına ilişkin dava şartı oluşmadığından reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. [Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/1154 (E) - 2020/2405 (K), 2015/10944 (E) - 2015/11934 (K) sayılı ve benzer nitelikteki kararları]
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 187,80 TL istinaf karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacının istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle harcadığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333. maddesinin, 1. fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 14/01/2025