T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2022/1629
KARAR NO : 2025/1814
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 23/05/2022
NUMARASI : 2020/126 (E) - 2022/496 (K)
DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat
KARAR TARİHİ: 02/12/2025
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 06/06/2018 tarihinde ... plakalı araç sürücüsünün kusuru ile müvekkilinin idaresindeki ... plakalı motosiklete çarpması sonucu müvekkilinin yaralandığını, bu nedenle müvekkilinin maddi zararının tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu andan itibaren 5.000 TL dami iş göremezlik, 5.000 TL geçici iş göremezlik tazminatının kaza tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan trafik sigorta poliçeleri kapsamında azami poliçe teminatı limitleri ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 18/04/2022 tarihli bedel belirleme dilekçesiyle sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 329.330 TL, geçici iş göremezlik talebini ise 11.569,92 TL olmak üzere maddi tazminat talebini toplam 340.899,92 TL olarak belirlemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince; "Davanın kabulü ile 11.569,92 TL geçici iş göremezlik ve 329.330 TL sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam 340.899,92 TL maddi tazminatın 26/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili dilekçesinde özetle; kaza tarihi 06/06/2018 olduğundan, 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Trafik Sigortası Genel Şartlarının işbu davada uygulanması gerektiğini, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, ... Hesabının sorumluluğunun poliçedeki teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu, kaza tarihi itibarıyla teminat limitinin 360.000 TL olduğunu, müvekkili kurumun geçici iş göremezlik tazminatından sorumluluğunun bulunmadığını, yeni genel şartların yürürlüğe girmesi sonrası gerçekleşen kazalarda geçici iş göremezlik zararından Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumlu olduğunu, hiçbir şekilde sorumluluğu kabul anlamına gelmemek kaydıyla Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacıya ödenmiş veya ödenen rücuya tabi tazminat miktarı tespit edilerek müvekkili kurum tarafından ödenecek tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, SGK tarafından davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının tespit edilmediğini, hükme esas alınan maluliyet raporu kaza tarihinde geçerli yönetmeliğe uygun olarak düzenlenmemiş olduğundan maluliyet raporunun hükme esas alınamayacağını, maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Kurumundan veya devlet hastanelerinden maluliyete ilişkin sağlık kurulu raporu alınması gerektiğini, davacının müterafik kusurunun varlığı halinde bu hususun da ayrıca indirim sebebi olduğunu, tazminat hesabında kullanılan hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, kusur oranları arasında çelişki bulunduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davaya konu kazaya ilişkin soruşturma aşamasında davacıya %100 oranında kusur yüklendiğini, mahkemenin hesaplanan haksız tazminat için hatalı bir şekilde 26/12/2019 tarihinden itibaren faize hükmettiğini, kazaya sebebiyet veren ... plakalı aracın kaza tarihini kapsar şekilde geçerli trafik poliçesi bulunduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:
Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar nedeniyle sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.
Davacı tarafça başvuru şartının yerine getirildiği sabit olup bu yöndeki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Yeni Genel Şartların A.5.b. maddesinde tedavi süresine ilişkin geçici bakıcı gideri ve çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık giderleri teminatı kapsamında olduğu ve bu teminatın da SGK'nin sorumluluğunda olduğu, bu nedenle sigorta şirketlerinin sorumluluğunun bulunmadığı açıklanmış ise de 6111 sayılı Yasa ile değişik 2918 sayılı Yasanın 98. maddesinde SGK tarafından karşılanacak tedavi giderleri arasında geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri tazminatı sayılmamıştır. Bu durumda SGK'nin sorumluluğu alt norm düzeyindeki genel şartlar ile genişletilemiyeceğinden, sözü geçen ilgili genel şart hükmünün uygulanma kabiliyeti bulunmamaktadır. Bu durumda sigorta şirketlerinin/... Hesabı'nın geçici iş göremezlik zararından sorumluluğu devam etmektedir. Dolayısıyla, bu yöne ilişkin mahkemenin kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda; sigortası bulunmayan aracın dava dışı sürücüsünün kazanın oluşumunda %75 oranında kusurlu olduğu, davacı sürücünün %25 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiş; davacının ve dava dışı sürücünün idaresindeki araçların kaza sırasındaki konumları ve sürücülerinin davranışları irdelenerek, olayın meydana gelmesine neden olan kusur oranlarının yasal dayanaklarıyla birlikte, eylemler ile sonuç arasında nedensellik bağını ortaya koyacak biçimde, dosya kapsamından anlaşılan oluşa uygun olarak saptanan ve HMK'nin 279. maddesine uygun düzenlenen kusura ilişkin raporun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı kabul edilmiştir.İlk derece mahkemesince hükme esas alınan ATK 2. İhtisas Kurulunca düzenlenen 27/10/2021 tarihli raporda; davacının tüm vücut engellilik oranının % 42 olduğu, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği tespit edilmiştir.Raporun davacının yaralanması nedeniyle düzenlenen tıbbi belgeler ve raporlar incelenmek suretiyle, kaza tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmiş olmasına göre hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.Yargıtay 17. (kapatılan) ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı sonrasında vermiş olduğu güncel kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 yaşam tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/6135 E. ve 2022/10604 K., 2021/16078 E. ve 2022/10550 K., 2021/13398 E. ve 2022/10498 K.,Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2020/2598 E. ve 2021/34 K., 2019/3713 E. ve 2020/2420 K. sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda TRH-2010 yaşam tablosu ile progresif rant yöntemine göre hesaplama yapılmıştır. TRH 2010 yaşam tablosu ve progressive rant yöntemi esas alınarak tazminatın belirlenmesi yerinde olup davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazı yerinde değildir.Toplanan delillerin ilk derece mahkemesinin kararı ile birlikte istinaf eden davalı ... Hesabı vekilinin istinaf başvuru nedenleri göz önüne alınarak incelenmesi ve değerlendirilmesi neticesinde; dosyadaki bilgi ve belgelere, kazaya sebebiyet veren dava dışı aracın kaza tarihinde zorunlu trafik sigortasının olmamasına, kaza tarihi itibariyle davalı ... Hesabının KTK'nin 93. maddesine göre kişi başı sağlık ve tedavi giderleri tazminatı için 360.000 TL, kişi başı ölüm ve sakatlanma tazminatı için 360.000 TL limitinde sorumluluğu bulunmasına, mahkemece geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatlarında hükmedilen tutarların teminat kapsamında kalmasına, davacının kazanın oluşuna ilişkin kusur durumunun tespit edilip, olay oluşumunda her hangi bir müterafik kusuru bulunmamasına, davalı ... Hesabının davacıya iş göremezlik tazminatı yönünden yetersiz ödemenin yapıldığı tarihin faiz başlangıcı olarak alınmasına ilişkin Mahkemece verilen kararda isabetsizlik bulunmamasına göre davalı ... Hesabı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 23.286,87 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan toplam 5.821,72 TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 17.465,15 TL istinaf karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davalının istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle harcadığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333. maddesinin, 1. fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 02/12/2025