T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2022/528
KARAR NO : 2025/1448
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 17/12/2021
NUMARASI : 2018/715 (E) - 2021/893 (K)
DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat
KARAR TARİHİ: 09/10/2025
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 31/01/2017 tarihinde, müvekkilinin idaresindeki ... plakalı motosiklet ile seyir halinde iken ters yöne giren plakası alınamayan bir aracın müvekkilinin aracına çarpması sonucu meydana gelen çift taraflı kazada müvekkilinin yaralandığını belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL sürekli iş göremezlik tazminatının olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 22/10/2021 tarihli bedel belirleme dilekçesiyle talebini 20.027 TL olarak belirlemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince; "Davanın kabulü ile 20.027 TL kalıcı iş gücü kaybı tazminatının 06/04/2018 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte (ZMMS teminat limitini aşmamak koşuluyla) davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" karar verilmiştir.Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili dilekçesinde özetle; müvekkili kuruma usulüne uygun başvuru yapılmadan dava açıldığından davanın usulden reddi gerektiğini, mahkemece Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğe uygun şekilde sağlık raporu alınmadan usul ve yasaya aykırı karar verildiğini, kazanın meydana gelmesinde plakası tespit edilemeyen aracın sebep olduğunun somut delillerle ispatının gerektiğini, söz konusu kaza ile ilgili kaza tespit tutanağı düzenlenmediğini, tanıkların beyanı görgüye dayalı olmadığından yerinde keşif yapılmadan davacının soyut beyanlarına göre tespit edilemediği iddia edilen araca tam kusur atfedilmesinin hatalı olduğunu, davacının ifadesine göre kazaya sebep veren aracın sivil polis aracı olup olmadığının araştırılması gerektiğini, ayrıca şikayetin yasal süreden sonra yapılması nedeniyle kovuşturulmaya yer olmadığına karar verildiğini, bu nedenlerle ispat yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, davacının ceza davasında şikayetçi olmaması nedeniyle hukuk davasında yapılan yargılamanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğu ileri sürülen ve plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın kusur ve sorumluluğunun ispatının gerektiğini, genel şartlar uyarınca iskonto oranının (teknik faiz) %1,65 olarak dikkate alınacağının düzenlendiğini, bu sebeple hesaplama yapılırken iskonto oranının %1,65 olarak dikkate alınması gerektiğini, aksi takdirde PMF Yaşam Tablosu kullanılarak hesaplama yapılması gerektiğini, müterafik kusurun mahkemece değerlendirilmediğini, faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, müvekkili şirketin dava tarihinden itibaren yasal faizle sorumlu olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.Davacı tarafça başvuru şartının yerine getirildiği sabit olup bu yöndeki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/71809 soruşturma sayılı dosyasında her ne kadar şikayet süresi geçtikten sonra müracaat edilmesi nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de eldeki davada duruşmada dinlenen tanık beyanlarına ve tüm dosya içeriğine göre davaya konu kazaya plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın neden olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazı da yerinde görülmemiştir. İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda; plakası ve sürücüsü bilinmeyen aracın sürücüsünün ters yöne girerek kazanın oluşumunda %100 kusurlu olduğu, davacı sürücünün kusursuz olduğu tespit edilmiş; davacının ve dava dışı sürücünün idaresindeki araçların kaza sırasındaki konumları ve sürücülerinin davranışları irdelenerek, olayın meydana gelmesine neden olan kusur oranlarının yasal dayanaklarıyla birlikte, eylemler ile sonuç arasında nedensellik bağını ortaya koyacak biçimde, dosya kapsamından anlaşılan oluşa uygun olarak saptanan ve HMK'nin 279. maddesine uygun düzenlenen kusura ilişkin raporun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı kabul edilmiştir.İlk derece mahkemesince hükme esas alınan ATK 2. İhtisas Kurulunca düzenlenen 20/01/2020 tarihli raporda; Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümleri esas alınarak davacının tüm vücut engellilik oranının % 2 olduğu, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği tespit edilmiştir.Raporun davacının yaralanması nedeniyle düzenlenen tıbbi belgeler ve raporlar incelenmek suretiyle, kaza tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmiş olmasına göre hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.KTK'nin 90. maddesinde yer alan "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 7/7/2020 gün ve 2019/40 E. 2020/40 K. sayılı kararıyla; 19/6/2021 gün ve 31516 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7327 sayılı Kanun'un 18. maddesi ile KTK'nin 90. maddesinin 1. fıkrasına eklenen tümce ve fıkranın ise Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2022 gün ve 2021/82 E. 2022/167 K. sayılı kararıyla Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmesi nedeniyle iş gücü kaybı tazminatı hesaplamasının %1,8 teknik faiz uygulanarak yapılmasına ilişkin Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması ve iş gücü kaybı tazminatının %2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranıyla hesaplanması olanağı bulunmadığının anlaşılması karşısında, aktüerya bilirkişisi tarafından, davacının sürekli sakatlıktan kaynaklanan zararının, işleyecek (bilinmeyen) devre bakımından her yıl için gelirin %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplanmasının yerinde olduğu kabul edilmiştir.Dosya içeriği itibarıyla davacının müterafik kusur olarak değerlendirilebilecek nitelikte eyleminin kanıtlanmadığı, ATK maluliyet raporunda davacının ayak bölgesinden yaralandığı belirtilmiş olduğundan müterafik kusur indirimi yapılmamasında isabetsizlik bulunmamaktadır.Karayolları Trafik Kanunu'nun 99/1 maddesi: "Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar" hükmünü içermektedir. Davalı tarafça dosyaya sunulan 01/11/2018 tarihli yazı ve ekindeki belgeye göre davacı vekili tarafından davalı Güvence Hesabına 26/03/2018 tarihinde başvuru yapıldığı, bu durumda Güvence Hesabının 06/04/2018 tarihi itibarıyla temerrüde düştüğü ve mahkemece bu tarih esas alınarak faize hükmedildiği anlaşılmakla, davalı vekilinin bu yöndeki itirazı da kabul edilmemiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 1.368,04 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 342,01 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.026,03 TL istinaf karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09/10/2025