T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2022/785
KARAR NO: 2025/1117
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 14/12/2021
NUMARASI: 2018/308 Esas - 2021/982 Karar
Birleşen İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/298 (E) sayılı davasında:
DAVANIN KONUSU: Tazminat
KARAR TARİHİ: 08/07/2025
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 28/01/2018 tarihinde ... Tic. AŞ'nin maliki, ... Sigorta AŞ'nin sigortacısı, davalı ...'in idaresindeki ... plakalı aracın, davacının yaralanmasına sebebiyet verdiğini belirterek manevi zarar nedeniyle 30.000 TL'nin 28/01/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketi haricindeki davalılardan tahsilini, davacının uğramış olduğu maddi zarar nedeniyle şimdilik 1.000 TL'nin 28/01/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Birleşen davada ise davacı vekili dava dilekçesinde özetle; asıl davaya konu olan kaza sebebiyle uzun dönem kiracı (işleten) davalı ... AŞ'den 70.000 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiştir. Asıl ve birleşen davalarda davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde davanın reddini savunmuşlardır.İlk derece mahkemesince: "Asıl dava yönünden; sürekli işgöremezlik tazminat alacağı yönünden davanın davalılar ... Sigorta A.Ş. ve davalı ... yönünden kısmen kabulü ile, 110.118,19 TL tazminat alacağının, davalılardan ... Sigorta AŞ yönünden temerrüt tarihi 12/03/2018 tarihinden itibaren (ZMMS Poliçe limiti olan 330.000 TL ile sınırlı olmak üzere), davalılardan ... yönünden olay tarihi 28/01/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, geçici işgöremezlik tazminat alacağı yönünden davanın reddine, davalı ... AŞ aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, manevi tazminat yönünden, 10.000 TL manevi tazminatın davalı sürücü ...'den kaza tarihi olan 28/01/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine, mahkememiz dosyasıyla birleşen İstanbul 10.ATM'nin 2021/298 E, 2021/370 K sayılı dosyası yönünden; manevi tazminat yönünden, 10.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 28/01/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalı ... Sistemleri Ticaret A.Ş.'den tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı asıl davada davalı ... vekili: Dosyada mevcut raporlarda çelişkili tespitlerin mevcut olduğunu, kusurun tespiti için İTÜ trafik kürsüsünden rapor alınması gerekirken, müvekkilinin %100 kusuru ile hüküm kurulduğunu, cadde üzerinde yaya geçidi olduğu halde yaya geçidini kullanmayan davacının kusurlu olduğunu, kazaya kendi ağır kusuru ile sebebiyet veren davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın hak ve nefaset kurallarına aykırı olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Birleşen dosya davalısı ... Tic AŞ vekili ise: Davaya konu kaza sonucu meydana gelen zarardan müvekkili şirketin hiçbir sorumluluğu bulunmadığını, trafik kazası yapan aracın davalı ... Oto Kiralama AŞ’nin mülkiyetinde olduğunu, aynı olaya dair iki ayrı dava açılarak manevi tazminat talep edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükmedilen manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu, olayda yaralanan davacının asli kusurlu olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. 2918 sayılı KTK hükümlerine göre, trafik kaydı "işleteni" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alacı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 85. maddesinde ise, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne yer verilmiştir.Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hâkimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Bu durumda mahkemece davalı ... Anonim Şirketi ve ... Şirketi arasında akdedildiği ileri sürülen kira sözleşmesinin, uzun süreli ve 3. kişileri bağlayacak güçte bir sözleşme olduğunun tespit edildiği bu durumda Mahkemesince davalı ... Anonim Şirketi yönünden davanın kabulüne karar verilmesi yerindedir.Mahkemece alınan Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi raporuna göre davalı sürücüsü % 100 kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmektedir. Dosyada bulunan kusur raporlarının çelişkili olmadıkları, kaza tespit tutanağındaki tespitlere ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Asıl davada 30.000 TL manevi ve iş görmezlik tazminatı talebi ile açılan davada işleten olarak davalı sıfatıyla taraf olan ...Anonim Şirketi'nin, aracı uzun süreli ... Anonim Şirketi'ne kiraya verdiğinin anlaşılması üzerine davacı birleşen dava ile davalı ... Anonim Şirketinden 70.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Yargısal uygulamalarda kabul edildiği üzere; hukuka aykırı bir eylem yüzünden çekilen elem ve üzüntü, o tarihte duyulan ve duyulması gereken bir haldir. Üzüntü ve acıyı zamana yaymak suretiyle, manevi tazminatın bölünmesi, bir kısmının dava konusu yapılması, kalanın saklı tutulması olanağı yoktur. Başka bir deyişle, niteliği itibarıyla manevi tazminatın bölünmesi olanağı bulunmayıp bir defada istenilmesi gerekir. (Aynı yönde Yargıtay HGK'nin 25/09/1996 gün ve 1996/21-397-637 sayılı Kararı ile 13/10/1999 gün ve 1999/21-684-818 sayılı Kararı) Bu itibarla; somut olayda davacı asıl davada manevi zararının tutarını 30.000 TL olarak belirlemiş olmakla, bu tutardan fazlasını diğer zarar sorumlusundan talep edemeyecektir. Ancak bu durum, davacının zarardan sorumlu olanlar hakkında ayrı ayrı dava açmasına engel değildir. Böyle bir durumda, asıl davada talep edilen tazminatı geçmemek ve tahsilde tekerrür olmaması kaydı belirtilerek karar verilecektir. Mahkemece de bu yönde isabetli uygulama yapılarak nihai karar verilmiştir. TBK’nin 56/1. maddesi gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın miktarı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. Hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat takdir edilirken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmedilmesi gerekmektedir. Bu açıklamalara göre, kazanın oluş şekli, davacıdaki yaralanmanın niteliği ve maluliyet oranı ile tarafların sosyal ve ekonomik durumları birlikte değerlendirildiğinde, İlk Derece Mahkemesi'nce hükmedilen manevi tazminat miktarının yerinde olduğu, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uyduğu kanısına varıldığından, manevi tazminat miktarına ilişkin istinaf itirazları kabul edilmemiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Birleşen dosya davalısı ... Tic AŞ vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 683,10 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 170,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 512,32 TL istinaf karar ve ilam harcının birleşen dosya davalısı ... Sistemleri Tic AŞ'den tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 8.205,27 TL istinaf karar ve ilam harcının davalı ...'den tahsili ile Hazineye gelir kaydına,4-İstinafa başvuranlar tarafından istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettikleri yargılama giderinin üzerlerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, asıl dava yönünden HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere, birleşen dava yönünden HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 08/07/2025