T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2022/454
KARAR NO: 2025/872
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 14/7/2021
NUMARASI: 2017/1138 (E) - 2021/720 (K)
DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat
KARAR TARİHİ: 16/6/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı işleten ...'na ait, davalı ... Sigorta AŞ'ye Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesiyle sigortalı, davalı sürücü ...'ın yönetimindeki ... plakalı otomobilin 26/2/2017 günü saat 20.36 sularında E-80 Otoyolu Silivri gişeleri çıkışında seyir halinde iken arkadan çarptığı ...'nın yönetimindeki ... plakalı otomobilin karşı şeride savrulması sonucu davalı ... Sigorta AŞ'ye ZMSS poliçesiyle sigortalı davalı sürücü ...'nin yönetimindeki ... plakalı otomobilin, ... plakalı otomobil ile çarpıştığı, olay sonucu ... plakalı otomobil sürücüsü ... ile bu araçta yolcu olarak bulunan ...'nın öldüklerini belirterek, ölenler ...ve ...'nın çocukları olan davacılar ... ve ... için ayrı ayrı 100 TL, ölen ...'nın babası davacı ... için 100 TL, annesi davacı ... için 100 TL olmak üzere toplam 400 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan alınarak adları geçen davacılara verilmesine; 100 TL cenaze gideri maddi tazminatının davalılardan alınarak davacılara verilmesine; ...plakalı aracın ruhsat sahibi davacı ... 100 TL araç hasarından kaynaklanan maddi tazminatın davalılardan alınarak adı geçen davacılara verilmesine; 1.000.000 TL manevi tazminatın gerçek kişi davalılar ...,... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine karar verilmesini talep etmiş; 26/4/2021 günü sunduğu dilekçeyle davacı ... için talep ettiği destekten kalma tazminatının 36.988,76 TL; davacı ... için talep ettiği destekten yoksun kalma tazminatının 29/253,93 TL; davacı ... için talep ettiği araç hasarından kaynaklanan maddi tazminatın 30.149,19 TL olduğunu belirtmiştir. Davalılar ... Sigorta AŞ, ... Sigorta AŞ ve ...vekilleri cevap dilekçelerinde, davanın reddini savunmuşlardır. İlk derece mahkemesince, davalılar ...ve ... Sigorta AŞ'ye karşı açılan destekten yoksun kalma tazminatı davalarının reddine; davalılar ...,... ve ... Sigorta AŞ'ye karşı açılan destekten yoksun kalma tazminatı davalarının kısmen kabulüne, 36.988,76 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılar ..., ..., ..., ... Sigorta AŞ ve ... Sigorta AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ...'a verilmesine; 29.253,93 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılar ..., ..., ..., ... AŞ ve ... Sigorta AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ...'a verilmesine; davacılar ... ve ...'ın destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin davalarının reddine; 2.100 TL araç hasarı bedeli, 100 TL cenaze defin giderinin, davalılar ..., ..., ..., ... AŞ ve ... Sigorta AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ...'a verilmesine; davacı ... için 20.000 TL, davacı ... için 20.000 TL, davacı ... için 60.000 TL, davacı ... için 60.000 TL manevi tazminatın davalılar ..., ... ve ...'den tahsil edilerek adları geçen davacılara ayrı ayrı verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; 24/1/2022 gün ve 2017/1138 (E) - 2021/720 (K) sayılı tavzih kararıyla, hüküm fıkrasından "1-Destekten Yoksun Kalma Tazminatına ilişkin davanın davalılar ...ve ... Sigorta A.Ş.ye karşı açılan davanın reddine" ibarelerinin çıkarılması suretiyle çelişkinin giderildiği hükmün tavzihen düzeltilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı ... Sigorta AŞ vekili dilekçesinde özetle; davaya konu kazada kusur oranlarına ilişkin çelişkiler giderilmeden karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirket sigortalısının da kusuru sorumlu tutulması gerektiğini; müteselsil sorumluluk esasına dayalı olarak %100 kusur oranı üzerinden hükmedilen tazminatı kabul etmediklerini, zira davacı yanın dava dilekçesinde maddi tazminat bakımından müteselsil sorumluluk esasına göre talepte bulunmadıklarını, tazminat hukukunda gerçek zararın karşılanması ilkesinin geçerli olduğu gözetilerek davacıların davaya konu kazanın oluşumunda asıl kusurlu olan ... plakalı aracın trafik sigortacısı ... Sigorta AŞ'den tazminat alıp almadıklarının araştırılması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, ölen ...'nın desteğinden yoksun kalan hak sahibi anne ve babası için yapılan hesaplamalarda ölen eş ...'nın payının dikkate alınmadığını, Yargıtay kararları uyarınca "kaza olmasaydı her iki ölümünde gerçekleşmeyeceği" dikkate alınarak hak sahipleri için yapılan hesaplamalarda, ölenin eşi ...için de pay ayrılması gerektiğini; müvekkili şirket aleyhine hükmedilen 2.100 TL araç hasar bedelinin nasıl tespit edildiğinin anlaşılamadığını; davacıların miras bırakanının emniyet kemerini takmaması nedeniyle birlikte (müterafik) kusur nedeniyle indirim yapılması gerektiğini; müvekkili şirketin teminat kapsamında olmayan manevi tazminat taleplerinden sorumlu tutulamayacağını, maddi ve manevi tazminat ayrı yapılmadan yargılama gideri ve harçlara hükmedilerek, müvekkili şirketin manevi tazminata ilişkin yargılama gideri ve harçtan sorumlu tutulduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Adli Tıp Kurumu (ATK) Trafik İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan raporda, olay örgüsünün somut gerçeklere aykırı biçimde yorumlandığını; kazanın oluş biçimi düşünüldüğünde ATK Trafik İhtisas Kurulu tarafından davalılar ...'a %10, davalı ...'e %10 kusur atfedilmesinin hatalı olduğunu; ilk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılamada kusur atfedilen davalı ...'ye karşı açılan destekten yoksun kalma tazminatı davasının reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkillerinin yaşadıkları acı, elem ve keder düşünüldüğünde hükmolunun manevi tazminatların çok düşük olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ...vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İstanbul Teknik Üniversitesi Makina Fakültesi tarafından kazaya ilişkin hazırlanan raporda, müvekkili ...'nin kazanın oluşumunda kusursuz olduğunun belirtilmesine karşın 3/4/2018 tarihli raporda bu konuyla ilgili hiçbir değerlendirme yapılmadığını; ilk derece mahkemesi kararının hüküm ve gerekçe bakımından çelişkili ve hatalı olduğu gibi somut ve anlaşılabilir nitelikte olmadığını; kanıtların eksik değerlendirilip keşif yapılmadan eksik incelemeyle karar verildiğini, kazanın oluşumunda müvekkili davalının kusurunun bulunmadığını; aktüerya raporu ile çelişkili biçimde karar verilerek müşterek ve müteselsil sorumluluğunun hatalı değerlendirildiğini, zira 4/12/2020 tarihili bilirkişi raporunda ödeme tarihindeki verilere göre yapılan incelemede sigortalısının %10 kusur sorumluluğunun üstlenen ... sigorta AŞ tarafından ödenen tutarın, ödeme tarihindeki verilere göre davacıların maddi zararlarının fazlasıyla karşılandığının tespit edildiğinden ibranamenin geçerle olduğunu; araç bedeli 2.1000 TL'nin davalılardan alınarak davacılara ödenmesi konusunda kurulun hükümde bu bedelin nasıl ve hangi belgelere dayanılarak tespit edildiğinin belirsiz olduğunu; maddi tazminat yönünden reddedilen kısım için ...lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini; kazanın gerçekleşmesinde ...'nın asli, müvekkili ...'nin ise %10 kusurlu olması birlikte değerlendirildiğinde, hükmedilen manevi tazminatların yüksek olduğunu, sundukları dilekçeleri ile davadaki beyanların ve kanıtlar değerlendirilmeden, gerekçeli kararda tartışılmadan hatalı karar verildiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; meydana gelen zararı sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında gideren müvekkili şirket aleyhine tazminata hükmedilmesinin hukuki dayananının bulunmadığını; davadan önce tazminatın ödendiği gözetildiğinde, ödeme sırasında müştereken ve müteselsil sorumlu olunduğu ve bu sebeple ödemenin eksik olduğuna yönelik hüküm kurulmasının da hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin cenaze ve defin giderinden sorumluluğunun bulunmadığını, 2.100 TL araç hasar tazminatının ne şekilde belirlendiği anlaşılamadığından kabul edilemeyeceğini, zararı davadan önce karşılayan müvekkili şirketin aleyhine vekalet ücretine hükmolunamayacağın; hüküm fıkrasının "e" bendinde müvekkili şirket yönüne vekâlet ücretine hükmedilmemesinin de hatalı olduğunu; ilk derece mahkemesinin savunmaları dikkate almadan ve neden itibar edildiğine ilişkin açıklamalara yer verilmeden hüküm kurulduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili davalının kusurunun bulunmadığını, tazminatın müvekkilin sigorta şirketinden tahsil edilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede:Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde: Kendisine 21/9/2021 günü tebliğ edilen ilk derece mahkemesinin 14/7/2021 gün ve 2017/1138 (E) - 2021/720 (K) sayılı nihai kararına karşı, HMK'nin 345'inci maddesinde öngörülen iki haftalık istinaf başvuru süresi geçtikten sonra, vekili Av. ... tarafından Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminden 11/10/2021 günü sunulan dilekçeyle istinaf başvurusunda bulunan davacı ...'nun istinaf dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. Davacılar vekili ile davalılar ..., ... Sigorta AŞ ve ... Sigorta AŞ vekillerinin istinaf başvuruları üzerine yapılan incelemede: Davada tarafların taraf ehliyetine sahip bulunmaları HMK'nin 114'üncü maddesinin 1'inci fıkrasının "d" bendi uyarınca dava şartlarındandır. Bu nedenle, davanın taraflarından birinin taraf ehliyetine sahip olup olmadığı mahkemece kendiliğinden incelenecektir. Taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneğidir. Taraf ehliyeti, medeni (maddi) hukuktaki hak ehliyetini medeni usul hukukunda büründüğü şekildir. Gerçekten, kimlerin taraf ehliyetine sahip bulundukları 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 8'inci ve 48'inci maddelerine göre belirlenir. Buna göre hak ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişi, davada taraf olabilme ehliyetine de sahiptir. Aynı Kanunun 28'inci maddesinin 1'inci fıkrasına göre gerçek kişilerin kişiliği ve bununla hak (medeni haklardan istifade) ehliyeti ölümle sona erer. Bu nedenle ölmüş olan kişinin taraf ehliyeti yoktur. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Bu nedenle, davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Yalnız öleni ilgilendiren, yani mirasçılara geçmeyen haklara ilişkin davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalır. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, yani mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların mal varlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara ölen tarafın mirasçılarına karşı devam edilir. Dava devam ederken davacı ölürse, davacının mirasçıları, davayı mecburi dava arkadaşı olarak hep birlikte takip edebilirler. (Prof. Dr. Baki Kuru, Prof. Dr. Ramazan Aslan, Prof. Dr. Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, 25'inci baskı, sayfa 207 vd.) Öte yandan, yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın ehliyeti sona ereceğinden, ölen tarafın vekili varsa ölüm ile vekâlet ilişkisi de kural olarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 43'ncü maddesinin 1'inci fıkrası ile 513'üncü maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca sona erer. Vekilin davaya devam etmesi olanağı bulunmayıp yalnızca bu kişinin mirasçıları tarafından davaya devam edilebilir. Dava dosyasının incelenmesinde, nüfus kaydı içeriğine göre davacı ...'ın nihai karar verilmeden önce 22/11/2019 günü, davacı ...'ın da nihai karar verilmeden önce 26/5/2020 günü öldüğü anlaşılmıştır. Bu itibarla davanın devamı sırasında ölen davacılar ... ve ...'ın davada taraf olma ehliyetleri son bulduğu gibi adları geçen davacıların ölümüyle birlikte gerekçeli kararı tebliğ alan ve hükme yönelik istinaf başvurusunda bulunan Av. ... ile vekâlet ilişkilerinin sona erdiği gözetildiğinde, ölen davacıların malvarlığına ilişkin olan tazminat hakkının mirasçılarına geçtiğinin anlaşılması karşısında, mahkemece davacılar ... ve ...'ın mirasçılarının davaya dahil edilerek, taraf teşkilinin sağlanmasından sonra nihai karar verilmesi gerekirken, yargılama devam olunarak yazılı biçimde karar verilmesinde isabet görülmemiştir. Kabule ve uygulamaya göre yapılan incelemede ise: Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) öğretim üyesi bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, yönetimindeki ... plakalı aracı ile seyir halinde iken sola dönüş kuralını ihlal ederek, yolunu kestiği ... plakalı araçla çarpışmasına neden olan, devamında aracının savrulduğu yolda ışıklarının yaklaşan sürücüler tarafından fark edilmesini engelleyecek biçimde yan durarak davalı ...'nin yönetimindeki ... plakalı aracın yolunu kesin ölen sürücü ...'nın kazanın oluşumunda %90 oranında asli; far ışığı altında gece görüş koşullarında trafik işaret levhasına ve kavşak yaklaşımına rağmen yüksek hızla seyri nedeniyle etkili tedbir alamayan ... plakalı araç sürücüsü ...'nin %10 oranında tali; ani olarak yolunu kesen araç karşısında etkili önlem alması beklenemeyecek ...plakalı araç sürücüsü davalı ...'ın kusursuz olduğu belirtilmiş; hükme esas alınan ATK Trafik İhtisas Dairesinin raporunda ise, sevk ve idaresindeki ...otomobille olay mahalli kavşağa sol şeridi takiben geldiğinde, mahalde bulunan levhaları dikkate alması ve seyrini her an tedbir alabilecek şekilde ayarlaması gerekirken, bu hususlara yeteri kadar riayet etmeyen, yolun sağ tarafında duraklayan maktul sürücü idaresindeki otomobiliyle sola manevra ile U dönüşü yapmak istediği sırada etkin fren ve direksiyon tedbiri almadan çarpan davalı sürücü ...'ın %10 oranında kusurlu; sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobille gece vakti aydınlatmanın bulunmadığı kavşağa geldiğinde mahalde bulunan levhaları dikkate alması ve far ışığı altındaki görüş alanına göre hızını her an tedbir alabilecek şekilde ayarlaması gerekirken bu hususlara riayet etmeyen, mahalde meydana gelen ilk kaza nedeniyle seyir şeridinde duraklayan maktul sürücü idaresindeki otomobili zamanında fark edemeyerek mevcut hızı ile çarpan davalı sürücü ...'nin %10 oranında kusurlu; sevk ve idaresindeki ...plakalı otomobille gece vakti aydınlatmanın bulunmadığı mahalde yolun sağ tarafından sola manevra ile U dönüşü yapmadan evvel aynı istikamette gerisinden gelen araçların seyir durumunu kontrol altında bulundurması ve ilk geçiş hakkını düz seyrederek gelen araçlara vermesi gerekirken, bu hususlara riayet etmediği, kontrolsüzce U dönüşü yapmak istediğinde aynı istikamette gerisinden gelen davalı sürücü ...'ın idaresindeki otomobilin seyir şeridini kapatarak çarpışan, akabinde yolun karşı yön bölümüne spin ile savrularak durduğunda ise karşı yön bölümünden düz seyrederek gelen davalı sürücü ...'nin idaresindeki otomobilin seyir şeridini kapatan sürücü ...'nın ise %80 oranında kusurlu olduğu bildirilmiş; ilk derece mahkemesince de ATK Trafik İhtisas Dairesinin 19/3/2021 gün ve 3796 sayılı raporu benimsenerek nihai karar verilmiştir. Diğer yandan, hükme esas alınan aktüerya uzmanı bilirkişinin 4/12/2020 tarihli raporunda, ölen destek ...'nın, nüfus kaydı içeriğine göre 22/11/2019 günü ölen babası ...'a 6 yıl; 26/5/2020 günü ölen annesi ...'a 7 yıl süreyle destek olacağı varsayımına dayanılarak rapor düzenlendiği; davacı ...'a ait otomobilin hasar bedeli yönünden herhangi bir inceleme yapılmadığı anlaşılmıştır. Bilindiği gibi destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında, kusur oranları yanında, ölen desteğin geliri ve olası yaşam süresine göre belirlenen destek süresi tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır. Özü itibarıyla varsayımlara dayanan gerçek zararın hesaplanmasında, en doğru sonuca ulaşılması için gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Tazminat hesabında hüküm tarihine en yakın tarihteki verilerin esas alınmasının nedeni, tazminatların hesaplama yöntemiyle ilgili olup tazminat miktarının belirlenmesinin ileriye dönük varsayımsal hesaplamaları gerektirmesi ve gerçek belli iken varsayıma dayalı hesaplama yapılıp buna göre karar verilmesi olanağının bulunmaması esasına dayalıdır. Somut uyuşmazlık yukarıda yapılan açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde; aynı maddi olay nedeniyle, kusur oranları yönünden farklı sonuçlara ulaşan YTÜ öğretim üyesi bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ile ATK Trafik İhtisas Dairesinin raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi için dava dosyasının İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim üyelerinden oluşturulacak üç kişilik bilirkişiler kurulundan, kusur oranlarına ilişkin ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması; makine mühendisi bilirkişiden davacı ...'a ait otomobilde oluşan hasara ilişkin rapor alınması aktüerya hesap uzmanı bilirkişiden destek alacaklısı davacılar ... ve ...'ın ölüm tarihleri dikkate alınarak, destekten yoksun kalma tazminatları konusunda yeniden rapor alınması ve ... Sigorta AŞ'nin ödediği tazminatın ödeme tarihi itibarıyla yeterli olup olmadığı da saptanıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde nihai karar verilmesinde isabet görülmemiştir. Öte yandan, maddi ve manevi tazminat davaları yönünden harç, yargılama gideri ve vekâlet ücretlerinin ayrı ayrı hesaplanması gerekirken, manevi tazminatlardan sorumluluğu olmayan ve aleyhine de manevi tazminata hükmolunmayan davalılar ... Sigorta AŞ ve ... Sigorta AŞ'nin, maddi tazminat davaları ile manevi tazminat davalarının tümü için sarf edilen yargılama giderleri ile tazminatların toplamı üzerinden hesaplanan karar ve ilam harcının mahsup edildiği peşin yatırılan karar ve ilam harcının tamamından müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmaları yerinde değildir. Yukarıda açıklanan Dairemiz kararının gerekçeleri karşısında, davacılar vekili ile davalılar ..., ... Sigorta AŞ ve ... Sigorta AŞ vekillerinin dilekçelerinde ileri sürdükleri diğer istinaf nedenleri bu aşamada inceleme dışı bırakılmıştır.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı ... vekilinin ilk derece mahkemesinin nihai kararına yönelik istinaf dilekçesinin HMK'nin 352/1-c maddesi uyarınca reddine, 2-Davacılar vekili ile davalılar ..., ... Sigorta AŞ ve ... Sigorta AŞ vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulüne, yukarıda esas ve karar numarası belirtilen ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/4'üncü maddesi uyarınca kaldırılmasına,3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 4-İstinaf başvurusu için yatırılan istinaf karar ve ilam harçlarının, istekte bulunulması durumunda ilk derece mahkemesince yatıran taraflara ayrı ayrı geri verilmesine, 5-Duruşmalı yapılmayan istinaf incelemesi kapsamında vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-İstinaf kanun yolu başvurusundan ötürü sarf edilen yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda gözetilmesine, 7-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran taraflara geri verilmesine 8-Dairemiz kararının gerekçesi gözetilerek, davalı ...tarafından icranın geri bırakılması kararı kapsamında, Çerkezköy İcra Dairesinin ...(E) sayılı takip dosyasına sunulan teminat mektubunun bu aşamada geri verilmesine yer olmadığına, 9-İstinaf kanun yolu incelemesinin sonucuna göre icranın geri bırakılması kararı kapsamında, Çerkezköy İcra Dairesinin ...(E) sayılı takip dosyasına, davalı ... Sigorta AŞ tarafından verilen ... Bankası AŞ Çerkezköy Şubesi tarafından düzenlenen 24/2/2022 gün ve ... sayılı, 150.000,00 TL bedelli; davalı ... Sigorta AŞ tarafından verilen ... Bankası AŞ Beykent - İstanbul Şubesi tarafından düzenlenen 21/2/2022 gün ve A06052 numaralı, 150.000,00 TL bedelli teminat mektubunun 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 36'ncı maddesinin 5'inci fıkrası uyarınca, adları geçen davalı sigorta şirketlerine geri verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 353/1-a ve 362/1-g maddeleri uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 16/6/2025