T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2022/596
KARAR NO: 2025/776
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 28/09/2021
NUMARASI: 2018/159 Esas - 2021/724 Karar
DAVANIN KONUSU: Destekten yoksun kalma tazminatı
KARAR TARİHİ: 13/05/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 17/09/2017 tarihinde dava dışı sürücü ... yönetimindeki davalı ... Sigorta nezdinde sigortalı ... plaka sayılı araçla direksiyon hakimiyetini kaybettiği olayda müvekkili ...'ın eşi diğer müvekkillerinin annesi olan ...'ın araçta yolcu olduğunu ve kazada vefat ettiğini, davacı eş ... için 107.142,75 TL, çocukları için ayrı ayrı 692,41 TL tutarında ödeme yapılmış olduğunu, bu miktarın yetersiz olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları sakla kalmak kaydıyla şimdilik eş ... için 8.000 TL, çocuklar için ayrı ayrı 1.000 TL olmak üzere toplam 10.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının ihbar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince; "davacıların davasının kabulü ile ıslah dilekçesi doğrultusunda davacı ... için 117.551,56 TL, davacı ... için 1.398,00 TL, davacı ... için 1.398,00 TL nin başvuru tarihinden itibaren 8 iş gününün bittiği tarihe denk gelen 22/12/2017 itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak işbu davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Karara karşı davacılar vekili; davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğunu, bu nedenle her bir davacı için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini;Davalı ... Sigorta AŞ vekili ise; Davacı tarafın müteselsil sorumluluk iddiası bulunmadığından müteselsil sorumluluğa göre hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun, sigortalı araç sürücüsünün kusuru ile sınırlı olacağını, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun %60 olmasına rağmen %100 üzerinden hatalı hesaplama yapıldığını, davacılara yapılan ödemelerin yeterliliği denetlendiği takdirde ...'ın bakiye alacağı bulunmadığını belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.Mahkemece alınan bilirkişi raporunda sigortalı araç sürücüsünün % 60, yol durumunun ise % 40 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmektedir. Mahkemece alınan kusur raporunun olayın oluşuna uygun düştüğü değrlendirilerek, kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Davacıların desteği müteveffa ...'ın, araçta yolcu olarak bulunduğu ve tek taraflı trafik kazasına binaen KTK'nin 88. maddesi ile TBK'nin 60. maddeleri bağlamında aracın trafik sigortacısının müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu ve alınan kusur raporu uyarınca araç sürücüsünün de kusurlu olduğu, bu nedenle davacıların uğradığı zararın tamamını araç sigortacısından talep edebileceği anlaşılan olayda; davalının sigortacısı olduğu araç sürücüsünün eylemiyle gerçekleşen zarar nedeniyle, müteselsil sorumluluk bulunan ve belirlenen kusur durumları itibarıyla davalı ve diğer sorumlular arasında iç ilişkisinde gözetilmesi gereken bu hususun davacılara karşı ileri sürülemeyeceği göz önüne alınarak davalının %100 kusurla tazminattan sorumluluğuna karar verilmesi yerindedir.Müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur (TBK'nin md.162/1). Borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder (TBK'nin md.163/2). Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir (TBK'nin md.163/1). Borçlulardan birinin yaptığı ödeme kadar, müteselsil sorumluların alacaklıya karşı sorumlu oldukları toplam miktar eksilmiş olur (TBK'nin md.166/1). Borcun tamamı borçlulardan biri tarafından ödenirse, diğer borçlular da alacaklıya karşı borçtan kurtulur. 2918 sayılı KTK'nin 91/1, 85/1 ve 85/son madde hükümlerinden de, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.Somut uyuşmazlıkta, hükme esas alınan 18/05/2021 tarihli aktüerya bilirkişi raporuna göre; davalı sigorta şirketi tarafından davacı ...'e dava açılmadan önce 27/12/2017 tarihinde 107.142 TL ödeme yapıldığı, güncel verilere göre bakiye 41.136 TL zararının bulunduğu; dosyada bulunan 18/05/2021 tarihli aktüerya raporunda da ödemenin hesaplanan bakiye daimi iş görmezlik zararından güncellenerek mahsup edildiği anlaşılmaktadır. Tüm dosya kapsamına göre; davalı sigorta şirketi ile davacı ... arasında davadan önce ödemeye bağlı olarak ibraname düzenlenmemiştir. Bu durumda davacının yapılan ödeme dışında kalan zararını talep edebileceği kuşkusuzdur. Davalı tarafından zararın kısmen karşılanması halinde, yapılan ödemenin tazminat hesabı sırasında mahsup edilmesi gerekliliği de açık olmakla birlikte, ödemenin davadan önce olması halinde, ödemenin, hesaplanan tazminattan güncellenerek tenzil edilmesi gerekir. Bu nedenle davalı sigorta şirketinin, kusur oranına göre ödeme yapılması nedeniyle sorunluluklarının kalmadığı yönündeki istinaf itirazı kabul edilmemiştir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 18/05/2021 tarihli aktüerya bilirkişi raporunun desteğin kaza tarihindeki yaşına göre muhtemel yaşam süresinin, davacıların kaza tarihinde yaşlarına göre destek süreleri belirlenerek desteğin geliri asgari ücret üzerinden kabul edilerek destek, eş, çocuklar ile anne ve babaya da pay verilerek, sağ kalan eşin evlenme ihtimali de değerlendirilerek, yine yapılan ödemenin güncellenmiş tutarı da mahsup edilerek düzenlendiği ve tazminatın belirlendiği anlaşılmıştır. Bu nedenle usul, yasa ve Yargıtay içtihatları ile belirlenmiş hesaplama yöntemine göre tazminat hesabı içeren aktüerya raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığından bu hususa değinen istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.İhtiyari dava arkadaşı olan davacıların her birinin ayrı ayrı maddi tazminat talebinde bulunmuş olması, her birinin davasının diğerinden bağımsız olması ve aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunanların usul ekonomisi ilkesi dikkate alınarak birlikte dava açtıkları durumda da esasen birden fazla dava olduğu dikkate alınarak; her bir davacı yönünden lehine hükmedilen tazminat miktarına göre ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir.Ancak, İlk Derece Mahkemesince davacılar yararına yazılı olduğu şekilde tek vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığından bu yöne değinen istinaf itirazının kabulüne ve hükmün vekalet ücreti bakımından düzeltilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: A-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1 maddesi uyarınca esastan reddine, B-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, Yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nin 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, Buna göre: 1-Davacı ...'ın davasının kabulü ile 117.551,56 TL'nin 22/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak adı geçen davacıya verilmesine, 2-Davacı ...'ın davasının kabulü ile 1.398 TL'nin 22/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak adı geçen davacıya verilmesine, 3-Davacı ...'ın davasının kabulü ile 1.398 TL'nin 22/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak adı geçen davacıya verilmesine,4-Alınması gerekli 8.220,94 TL karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 35,90 TL ve 387,00 TL'nin mahsubu ile 7.798,04 TL karar harcının davalıdan alınarak, hazineye gelir kaydına,5-Davacılar tarafından yapılan 41,10 TL ilk masraf, 35,90 TL peşin harç, 387,00 TL ıslah harcı, 200,50 TL posta-tebligat masrafı, 2.050,00 TL bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,6-İlk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 15.383,02 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine,7-İlk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.398 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, 8-İlk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.398 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, 9-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
B-İstinaf İncelemesi Bakımından: 1-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından iadesine, 2-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan 116,1 TL posta ve tebligat gideri ile 220,70 TL istinaf başvuru harcının davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, 3-Harçlar Kanunu uyarınca 8.220,94 TL karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 2.056 TL'nin mahsubu ile bakiye 6.164,94 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,4-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-İstinaf için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.13/05/2025