T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2022/183
KARAR NO: 2025/749
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 8/11/2021
NUMARASI: 2017/1100 (E) - 2021/964 (K)
DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat
KARAR TARİHİ: 8/5/2025
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Asıl ve birleşen dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyelerinden oluşturulan bilirkişiler kurulu tarafından düzenlenen raporda, kazaların hasar ile uyumlu olmadığı, hasarın kazadan meydana gelmediğinin belirtildiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin hükmüne esas aldığı son raporun müvekkili şirkete husumeti olan bilirkişi ...'ın düzenlediği rapor ile aynı olduğunu, 2/11/2020 tarihli ikinci bilirkişi raporunun 6'ncı sayfasında, 8/7/2019 tarihli bilirkişi raporunda araçta oluşan hasarların beyan edilen hasarların kaza ile oluşmayacağının, özellikle sağ taraftaki hasarın manevra sırasında sürtünme biçiminde olacağı kabulünden hareketle süreklilik arz edecek bir iz bırakması gerektiğinin belirtildiğini; son raporun üçüncü sayfasının değerlendirme bölümünün, bilirkişi ... tarafından düzenlenen rapor ile aynı düzenlendiğini; yanılır ve denetime elverişlilikten uzak bilirkişi raporlarına göre kurulan hükmün temlik verenin geçirdiği kaza sonucu yaşadığı mağduriyeti artırdığını, asılsız senaryolarla kaza ile hasarın uyumsuz olduğuna kanaat getirilen bilirkişi raporu dikkate alınarak kurulan hükmün kabul edilemeyeceğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede: Somut uyuşmazlıkta, temlik eden dava dışı ... Dış Ticaret Limited Şirketi ile davalı ... Sigorta Şirketi arasında, temlik eden dava dışı şirkete ait ... plakalı kamyonet cinsinden araca ilişkin 25/6/2016 başlangıç, 25/6/2017 bitiş tarihleri arasında geçerli kasko poliçesi düzenlendiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Somut uyuşmazlıkta tartışılması gereken hukuki sorun, kasko sigortalı araçta, 10/5/2017 ve 14/5/2017 tarihlerinde meydana geldiği ileri sürülen hasarların, kasko sigortası kapsamında olup olmadığına ilişkindir.Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında, gerek devamı sırasında, gerekse de rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyi niyet esasına dayalı sözleşme türlerindendir. Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartlarının (KAKSGŞ) A.1'inci maddesine göre gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi yuvarlanması gibi kazalar ile 3'üncü kişilerin kötü niyet ve muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya kalkışılması sonucu oluşan maddi zararlar bu tür sigortanın teminatı kapsamındadır. Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1409'uncu maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı maddenin 2'nci fıkrası hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği biçimde değil de, sigortacının iddia ettiği biçimde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş biçiminin KAKSGŞ'nin A.5'inci maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. İlkeler yukarıda anlatılan biçimde olmakla birlikte, sigortalı, KAKSGŞ ve TTK hükümleri uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar yükümlülüğünü kasten yerine getirmez veya iyi niyet kurallarına açıkça aykırı biçimde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanırsa, ispat yükümlülüğü yer değiştirip sigortalıya geçer. [Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10/12/1997 gün ve 1997/11-772 (E) -1997/1043 (K), 16/12/1998 gün ve 1998/11-872 (E) -1998/905 (K), 22/12/2010 gün ve 2010/17-655 (E)-2010/688 (K) sayılı ilamları] Dava dosyasına sunulan belgelerin incelenmesinden, temlik eden araç maliki ...Ticaret Limited Şirketi Tarafından 10/5/2017 ve 14/5/2017 tarihlerinde meydana geldiği ileri sürülen hasara ilişkin, davalı sigorta şirketine 18/5/2017 tarihli dilekçe ile ihbarda bulunulduğu anlaşılmış; Makine Yüksek Mühendisi bilirkişi tarafından davaya konu aracın fotoğrafları, hasara ilişkin ekspertiz raporu ve fatura değerlendirilerek düzenlenen 7/8/2019 tarihli raporda, asıl ve birleşen davalar kapsamında beyan edilen kazaların, ... plakalı araçtaki hasar ile uyumlu olmadığı belirtilmiş; İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Öğretim Üyesi bilirkişi tarafından, önceki bilirkişi raporu, aracın fotoğrafları, eksper raporu irdelenerek düzenlenen 2/11/2020 tarihli raporda ise, yan kısımlarının orta bölümleri hafif dışa bombeli tasarlanan Dacia Dokker tipi aracın işaretlenen kısımların çoğunlukla bombeli kısımlarına denk geldiğinin değerlendirildiğini; 10/5/2017 günü ortaya çıktığı ileri sürülen hasar yönünden, aracın sürekli ileriye, sürekli geriye gitmesiyle sürtünmeye bağlı hasarın oluşmadığını, aracı park etme amacıyla manevralar yapılırken temas ile hasar oluştuğuna ilişkin sürücü beyanına göre hasarın meydana gelmeyeceğinin kesin bir şekilde reddetmenin mümkün olmadığını, 14/5/2017 günü ortaya çıktığı ileri sürülen hasarın ise, araca herhangi bir kişi tarafından darbe yapılması, sokak arasında top oynanması durumunda, topun sert biçimde kaportaya çarpması vb. çeşitli dış etkenler ile oluşması ihtimalinin bulunduğu bildirilmiştir. Raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla İTÜ Öğretim Üyelerinden oluşturulan bilirkişiler kurulu tarafından önceki raporlar, ekspertiz raporları, aracın üzerindeki kaza izleri ve onarım sonrası fotoğrafları değerlendirilerek düzenlenen raporda ise, 10/5/2017 günü meydana gelen ve dosya içeriğinde aracın rengi ve fotoğraf kalite sınırı nedeniyle net olarak anlaşılamayan yüzeysel iz ve göçüklerin biçim, boyut, dağılım ve yer itibarıyla herhangi bir çarpma ile meydana gelemeyeceği; 14/5/2017 günü meydana gelen ve 10/5/2017 tarihli izlere benzer izlerin beyan edildiği gibi geri manevra yaparken, sağ arka çamurluğun sundurma direğine çarpması ve daha sonra tekrar manevra yaparken sağ yan tarafını da sundurma direğine ikinci defa çarptığı sırada sağ yanda da oluşmasının, aracın kütlesi, yüksekliği, biçimi ve hızı birlikte düşünüldüğünde mümkün görülmediği, sonuç olarak ... plakalı araçla tek taraflı olarak 10/5/2017 ve 14/5/2017 tarihlerinde meydana gelen kazalar ile hasarların uyumlu olmadığı bildirilmiştir. Bu itibarla HMK'nin 279'uncu maddesine uygun düzenlenen ve dosya kapsamına uygun somut olgu ve ölçütlere dayanan, yeterli gerekçeyi de taşıyan bilirkişiler kurulu raporunun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Somut uyuşmazlık yukarıda yapılan açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde, İTÜ Öğretim Üyelerinden oluşturulan bilirkişiler kurulu tarafından düzenlenen rapor içeriğine göre doğru ihbar yükümlülüğüne uymaması nedeniyle ispat yükü üzerinde olan temlik alan davacının, araçta meydana gelen hasarın kasko sigortası teminatı kapsamında olduğunu kanıtlayamadığından, davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekili yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1'inci maddesi uyarınca esastan reddine,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 59,30 TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 556,10 TL istinaf karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,3-Davacının istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle harcadığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 8/5/2025