T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO:2021/1104
KARAR NO:2025/824
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:23/02/2021
NUMARASI:2017/390 (E) - 2021/153 (K)
DAVANIN KONUSU:Maddi ve Manevi Tazminat
KARAR TARİHİ:16/05/2025
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 17/10/2016 tarihinde, davalı sigorta şirketine Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesiyle sigortalı, diğer davalı ...'ın sürücüsü olduğu ... plakalı araç ile yolun karşısına geçmekte olan davacıların yakını (... ve ...'ın kızı, ...'nın kardeşi) ...'ya çarparak ağır yaralanmasına ve akabinde 01/11/2016 tarihinde ölümüne neden olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik davacılar ... ve ...için ayrı ayrı 1.000 TL destekten yoksun alma tazminatı ile 500 TL cenaze ve defin gideri olmak üzere toplam 2.500 TL maddi tazminatın davalı sürücü yönünden olay tarihinden, sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen; davacılar ... ve ...için ayrı ayrı 100.000 TL manevi tazminat ile ... için 50.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 250.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalı sürücüden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davacılar vekili 19/12/2019 tarihli bedel belirleme dilekçesiyle bilirkişi raporu doğrultusunda destekten yoksun kalma tazminatı talebini 127.660,14 TL olarak belirlemiş; 19/01/2021 tarihli ıslah dilekçesiyle ek bilirkişi raporu doğrultusunda destekten yoksun kalma tazminatı talebini 172.454,07 TL olarak ıslah etmiştir. Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; hasar dosyası kapsamında davacılara 13.204 TL tazminat ödemesi yapıldığını, ancak hiçbir sebep gösterilmeksizin davacı tarafça iade edildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince; "1-Davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile,Davacı anne ... ... yönünden 94.704,82 TL destekten yoksun kalma tazminatının, davacı baba ... ... yönünden 77.749,25 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 500 TL cenaze ve defin gideri olmak üzere toplam 172.954,07 TL maddi tazminatın 12/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,2-Davacının manevi tazminat talebinin kısmen reddi ile takdiren baba için 10.000 TL, anne için 10.000 TL, kardeş... için 4.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 24.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, (Tefrik edilen dosyada tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ) 3-Fazlaya ilişkin taleplerin reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı ... AŞ vekili dilekçesinde özetle; müvekkiline sigortalı aracın sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığını, kazanın yolun karşısına geçmekte olan müteveffanın kendi can emniyetini kollamadan, karşıya geçiş süre ve mesafesi ile taşıtın hızı ve aralarındaki mesafeyi birlikte ve doğru olarak takdir etmeksizin yola girmesi nedeniyle meydana geldiğini, müteveffanın tam ve asli kusurlu olduğunu, yansıma yoluyla zarara uğramış olan destekten yoksun kalan davacıların tazminat talep hakkının olmadığını, talebin teminat dışı olduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, kabul etmemekle birlikte müvekkili şirket aleyhine hüküm kurulması ihtimalinde de müvekkili şirket nezdinde sigortalı olan araç sürücüsünün %100 kusurlu olarak kabul edilmesi ve buna göre hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, nitekim ceza dosyasından alınan bilirkişi raporu ve iş bu dava dosyasından çelişkilerin giderilmesi için alınan 05/10/2020 tarihli bilirkişi heyeti raporunda sigortalı araç sürücüsü ile müteveffanın eşdeğer derecede kusurlu sayılmalarının uygun olacağı kanaatine varıldığını, bunun üzerine mahkemece 24/11/2020 tarihli celsede 1 nolu ara kararla, bu son kusur raporu dikkate alınarak hesaplama yapılması için dosyanın yeniden hesap bilirkişisine gönderilmesine karar verildiğini, ara karara rağmen hesap raporu hatalı olarak sigortalı araç sürücüsü %100 kusurluymuş gibi hazırlandığını, mahkemece bu hatalı hesap raporu hükme esas alınarak ara kararına ve dosyada alınan bilirkişi heyet raporuna aykırı olarak karar verilmesinin kabul edilemez olduğunu, davacı tarafından yapılan son ıslah ile dava miktarı 172.454,07 TL’ye çıkartılmışken mahkemece talep miktarını aşacak şekilde 172.954,07 TL’ye hükmedilmiş olmasının taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince alınan 24/06/2019 tarihli bilirkişi raporunda; davalı sürücü ...'ın uyuşturucu etkisi altında olduğu halde ... plakalı otomobili kullandığı ve ... plakalı aracı ile seyrederken yeterince dikkatli, tedbirli olmadığı ve gece farlarını yakmadığı; hızını aracının teknik özelliklerine, görüş, yol ve trafik şartlarına göre ayarlamadığı; görüşe engel cisim olmadığı halde karşıdan karşıya yolun çoğunu geçen yaya ...'ya çarparak ölümüne neden olduğu için Karayolları Trafik Kanununun 47/d - 48 - 52/b ve Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 95/d - 97 - 101/b maddelerinde açıklanan kusurları işlediği; ölümlü kazanın meydana gelmesinde asli ve %100 kusurlu olduğu; müteveffa yaya ...'nın gece karşıdan karşıya geçerken farları yanmayan ve çok hızlı seyreden ... plakalı aracı yeterince önceden görebilmesi mümkün olamayabileceğinden önlem alma imkanının da olamayacağı dikkate alındığında ölümü ile sonuçlanan kazanın meydana gelmesinde kusurunun olmadığı, işbu rapordaki kusur değerlendirmesinin, İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesinin 23/05/2017 tarihli raporu ile uyumlu olmadığı ancak Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/379 E - 2017/246 K sayılı kesinleşmiş kararı ile uyumlu olduğu, kesinleşmiş mahkeme kararı ile İstanbul ATK raporunun da uyumsuz ve kararın içinde ATK raporundaki kusur değerlendirmesinden ayrılma gerekçelerinin açıklanmış olduğu tespit edilmiştir.Ceza yargılamasının yapıldığı Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/379 E - 2017/246 K sayılı dosyasında alınan Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın 23/05/2017 tarihli raporunda; sanık sürücü ...'ın idaresindeki otomobil ile seyri sırasında hızını meskun mahal şartlarına göre ayarlamadığı, mahal şartlarının üzerinde bir hızla seyrettiği, dikkatini yola vermediği, dikkatsiz ve tedbirsiz şekilde seyri neticesinde olay mahalline geldiğinde yolun sağından soluna geçmek üzere kaplamaya girmiş olan yayaları geç fark etmesi ve hızından kaynaklı etkin tedbir alamadan yayalara çarpması ile meydana gelen kazada dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareketlerinden dolayı yayalar ile eşdeğer derecede kusurlu olduğu, müteveffa yaya ...'nın (ve müşteki yaya ...'ın), olay mahallinde yolun karşısına geçmek amacıyla kaplamaya girmeden önce gelen trafiği kontrol edip yaklaşmakta olan araçların mesafesini ve hızını göz önünde bulundurmaları, yolun geçişe uygun olduğuna kanaat getirdikten sonra en kısa zamanda ve en kısa doğrultuda geçişlerini gerçekleştirmeleri, geçişleri süresince kendi can güvenlikleri açısından kontrollerini sürdürmeleri gerekirken, bu hususlara yeterince özen göstermediklerinden kendi ölüm ve yaralanmalarında her biri ayrı ayrı sanık sürücü ile eşdeğer derecede kusurlu oldukları tespit edilmiş, yapılan yargılama sonucunda ...'ın kanında uyuşturucu bulunduğu raporlanmış ise de kandaki uyuşturucu miktarının tespit edilemediği, bu kapsamda sanığın olay anında uyuşturucu madde etkisi altında olup olmadığının sanık lehine yorumlanarak bilinçli taksir hükümlerinin uygulanamayacağı ancak sanığın olay yerini terk etmesi, aracın hızlı olduğuna dair bir kısım tanık beyanları gözetilerek bilinçli taksir etkisinde olmadan, alt sınırdan kısmen uzaklaşılarak taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma suçundan cezalandırılmasına karar verildiği ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 2018/353 Esas 2018/1090 Karar sayılı kararı ile istinaf denetiminden geçmek suretiyle kesinleştiği anlaşılmıştır. Ceza mahkemesinde alınan kusur raporu ile ilk derece mahkemesince alınan kusur raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla İTÜ öğretim üyelerinden alınan 05/10/2020 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; ceza yargılamasında alınan adli tıp raporundaki kanaat uygun bulunarak davalı sürücü ...'ın %50 oranında ve kazaya karışan yayalar ile eşdeğer derecede kusurlu, yayalar ... ve ...'ın kendi ölüm ve yaralanmalarında her birinin kendi hatalı davranışlarına karşılık gelmek üzere ayrı ayrı %50'şer oranında ve davalı sürücü ile eşdeğer derecede kusurlu olduğu tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesince, ceza mahkemesinde kabul edilen ve kesinleşen maddi olgular esas alınarak olayın oluşunun değerlendirildiği anlaşılmakla mahkemece 24/06/2019 tarihli kusur raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.Dava dilekçesindeki maddi tazminat talebinin destekten yoksun kalma tazminatı ve cenaze ve defin giderlerine yönelik olduğu,destekten yoksun kalma talebine ilişkin olarak bedel belirleme ve ıslah dilekçelerinin sunulduğu, buna göre destekten yoksun kalma tazminatı talebinin bedel belirleme dilekçesiyle toplam 127.660,14 TL olarak belirlendiği, ıslah dilekçesiyle de toplam 172.454,07 TL olarak ıslah edildiği, mahkemece dava dilekçesinde talep edilen 500 TL cenaze ve defin giderinin kadri maruf olduğu kabul edilerek toplam 172.954,07 TL maddi tazminata karar verildiği göz önüne alındığında taleple bağlılık ilkesine aykırı davranılmadığı anlaşılmakla bu yöne ilişkin istinaf itirazı da yerinde görülmemiştir.
KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı ... AŞ vekilinin istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 11.814,49 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan toplam 3.068,49 TL'nin mahsubu ile bakiye 8.746 TL istinaf karar ve ilam harcının davalı ... AŞ'den tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı ... AŞ'nin istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle harcadığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333. maddesinin, 1. fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.16/05/2025