T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO:2021/1084
KARAR NO:2025/827
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:20/01/2021
NUMARASI:2018/632 (E) - 2021/41 (K)
DAVANIN KONUSU:Maddi Tazminat
KARAR TARİHİ:16/05/2025
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 02/04/2013 tarihinde, faili meçhul sürücünün idaresindeki aracın yaya davacıya çarparak yaralanmasına neden olduğunu belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100 TL sürekli iş gücü tazminatının temerrüt tarihinden işletilecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 01/12/2020 tarihli bedel belirleme dilekçesiyle sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 15.152,80 TL olarak belirlemiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince; "Davanın ıslah edilmiş hali ile kabulüne, davacının 15.152,80 TL sürekli iş göremezlik maddi tazminatının 09/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili dilekçesinde özetle; davacı tarafça dava öncesinde müvekkili kuruma başvuru yapıldığını, başvuru sırasında müvekkiline sunulmamış olan ve tazminat hesabı için zaruri olan kazaya ilişkin ve kusur oranının tespitine yarayacak ayrıntılı bilgi ve belgeler ile maluliyet oranını gösterir sağlık kurulu raporunun davacı vekilinden yazılı olarak talep edilmesine rağmen bu eksikliğin giderilmediğini, dolayısıyla usulüne uygun başvuru şartı yerine getirilmeksizin dava açılmış olduğundan davanın reddi gerektiğini, davacının daimi maluliyet durumunun tespiti adına Adli Tıp Kurumu ... İhtisas Dairesinden Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğe uygun olarak hazırlanmış sağlık raporu alınması gerektiğini, karara dayanak yapılan maluliyet raporunun hükme esas alınamayacağını, kazaya sebebiyet verdiği iddia edilen taşıtın cinsinin tespiti ve araç plakası ve sürücüsünün tespit edilemediğinin ispatlanması gerektiğini, davaya konu kazanın oluşumundaki kusur tespitinin hatalı yapıldığını, kusur oranlarının tespitinin Adli Tıp veya alanında uzman bir kusur bilirkişi heyeti vasıtasıyla yapılması gerektiğini oysa hükme esas alınan raporun tek bilirkişi tarafından düzenlendiğini, Akdeniz Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalından alınan maluliyet raporunda maluliyet oranının %0 olmasına rağmen, Adli Tıp Kurumundan alınan raporda davacının sürekli maluliyet oranının %5 olduğu tespit edildiğini, bu raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, kaza tarihinden sonra devam eden maluliyetin ispatlanamadığını, davacının tüm tedavileri tamamlandıktan sonra sakatlığın 12 ay boyunca stabil ve kalıcı olması gerektiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacıya ödenmiş veya ödenen rücuya tabi tazminat miktarı tespit edilerek müvekkil kurum tarafından ödenecek tazminattan mahsubunun yapılması gerektiğini, müvekkili kurum aleyhine karar verilmesi halinde ancak dava tarihinden itibaren ve ancak yasal faiz oranlarına hükmedilebileceğini, temerrüt tarihinin hatalı olarak belirlendiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.Davacı tarafça başvuru şartının yerine getirildiği sabit olup eksik belge ile başvuru yapılmış olsa dahi başvuru koşulunun yerine geldiğinin kabulü gerekeceğinden bu yöndeki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2013/29433 Soruşturma sayılı dosya içeriğine ve soruşturma kapsamında, taksirle yaralama suçu nedeni ile daimi arama kararı verilmesine göre davacının kazaya plakası tespit edilemeyen bir aracın/sürücüsünün neden olduğunu ispatladığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazı yerinde değildir. Mahkemece alınan 09/11/2018 tarihli bilirkişi raporunda; yaya davacının kazaya sebebiyet veren ilk harekette bulunduğu, kazayı önleyecek tedbir almadığı, kendi güvenliğini sağlamadan dikkatsiz ve tedbirsiz bir şekilde taşıt yolu içinde yolunun sağ tarafından yürüyerek, kendi can güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde, arkasından gelen plakası alınamayan ve sürücüsü belli olmayan motosikletin çarpmasına sebebiyet verdiği olayda % 60 oranında kusurlu olduğu, plakası tespit edilemeyen aracın kimliği belirsiz sürücüsünün meskun mahalde araç kullanırken taşıt yoluna her an yayanın girebileceğini düşünerek, dikkatli ve tedbirli olmak zorunda olduğu halde, aracın hızını yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmadığı, gereken dikkatini yola vermediği ve aracını her an durdurabilecek şeklinde seyretmesi gerekirken, seyrine özen göstermediği, kontrolsüz davranışı ve dikkatsizlik ve tedbirsizlik neticesi, diğer araçlara göre, motosikletin kapladığı genişlik hacmi itibarıyla sağa sola yön değiştirmek suretiyle, yayaya çarpmadan kurtarma olasılığı olduğu halde önünde taşıt yolunun sağ tarafında yürüyen yaya ...'a çarptığı ve ayrıca meydana gelen kazaya direk etkisi olmasa da karıştığı kazayı yetkili ve görevli memurlara bildirmek, bunlar gelinceye kadar veya iznini almadan kaza yerinden ayrılmamak zorunda olmasına rağmen kaza yerini terk ettiği olayda % 40 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiş olup raporun oluşa ve dosya kapsamına uygun olmasına göre kusura yönelik istinaf itirazı da yerinde görülmemiştir. İlk derece mahkemesince Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 04/02/2019 tarihli raporda; davacının yaralanması neticesinde gerek hastane, gerekse hastane dışında yaralarının iyileşmesi ve mevcut haliyle olağan yaşamına dönebilmesi için ihtiyaç duyduğu sürenin 6 ay olduğu, sürekli işgöremezlik halinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu (ATK) 2. İhtisas Kurulundan alınan 19/02/2020 tarihli raporda; Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak davacının %5 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 6 aya kadar uzayabileceği tespit edilmiştir.Raporun davacının yaralanması nedeniyle düzenlenen tıbbi belgeler ve raporlar, 11/12/2019 tarihli muayene kaydı ve 17/06/2019 tarihli grafileri de incelenmek suretiyle, kaza tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine uygun olarak ve kaza ile maluliyet arasında nedensellik bağını ortaya koyacak biçimde düzenlenmiş olmasına göre hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı tarafça dava açılmadan önce 27/04/2018 tarihinde davalıya başvuruda bulunulduğu, davalının 8 iş günü sonrası olan 09/05/2018 tarihinden temerrüde düştüğü göz önüne alındığında bu tarihten itibaren faize karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 1.035,08 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 258,80 TL'nin mahsubu ile bakiye 776,28 TL istinaf karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davalının istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle harcadığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333. maddesinin, 1. fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.16/05/2025