T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO:2021/2266
KARAR NO:2025/340
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ :01/11/2021
NUMARASI:2019/558 Esas- 2021/794 Karar
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali
KARAR TARİHİ:27/02/2025
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının idaresindeki ... plakalı aracın 19/08/2018 tarihinde, müvekkili nezdinde sigortalı ... plakalı araca çarptığını, araç sahibine genişletilmiş kasko sigorta poliçesi kapsamında 10.644,31 TL hasar tazminatı ödendiğini, bu ödemeye istinaden davalı tarafa gönderilen rücu mektubu hasar miktarından haberdar edildiğini, ancak davalı tarafından herhangi bir geri dönüş alamadığından ... sayılı dosyasından icra takibi başlattığını, davalı tarafın haksız ve mesnetsiz itirazları nedeniyle takibin durduğunu, bu nedenle davanın kabulü ile davalı borçlunun %20 den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur.İlk derece mahkemesince; davanın kısmen kabulüne, davalının ... sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptaline, icra takibinin asıl alacak 10.644,34 TL'ye takip tarihinden itibaren %9,00 yasal faiz uygulanmak suretiyle aynen devamına, fazlaya ilişkin talebin (işlemiş faize yönelik) reddine, şartları oluşmadığından davacı vekilinin icra inkar tazminatı talebinin reddine, davacının kötü niyeti ispat edilemediğinden davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.Davacı vekili, asıl alacağa faiz işletilebilmesi için davalı borçlunun temerrüde düşürülmesine gerek bulunmadığını, müvekkili şirketin sigortalısına hasar bedelini ödediği tarihten itibaren asıl alacağa faiz işletilmesi gerektiğini, davalının itirazında haksız bulunarak takibin devamına karar verildiğini, davalının alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesi gerektiğini, Yargıtay kararları uyarınca alacağın likit olması kavramı alacağı taraflarca belirli olması anlamına geldiğini, dosyada sunulu olan kaza tespit tutanağının iki taraflı olup, her iki aracın sürücüsü tarafından birlikte imza altına alındığını, davalı taraf kazanın gerçekleşmesini ve oluşan hasarı bilmesine rağmen hasar bedelini karşılamadığını, davalı taraf kazayı ve meydana gelen hasarın boyutunu bilebilecek durumda olduğunu, dolayısıyla takibe konu alacağın likit olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Davalı vekili, kazanın meydana geliş biçimi kapsamında meydana gelen hasar ile araçta yapılan parça değişiklikleri arasında uygunluk bulunmadığını, teknik hususlar konunun uzmanına incelettirilmeksizin kanaate varıldığını, davacıya mahkemenin dosyada mübrez tek teknik raporda yer verilen kanaate itibar etmemesi halinde çelişkileri gidermek üzere yeni bir bilirkişi raporu talep etmesi gerektiğini, davacı şirket kötü niyetli olarak müvekkiline karşı icra takibi yoluna gittiğini, müvekkili talep etmiş olmasına rağmen sigortalı araca ait ekspertiz raporunu göstermekten imtina ettiğini, kabul edilen kusur oranının hatalı olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:Dava, kasko sigortacısı davacının, dava dışı sigortalısına yaptığı hasar tazminatı ödemesinin, zarar sorumlularından tahsiline ilişkindir.Hasar bedelinin belirlenmesi için alınan bilirkişi raporunun sigortalı aracın hasar durumu dikkate alınarak konusunda uzman bilirkişi tarafından ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli olarak hazırlandığı, açıkça dosya muhteviyatına sunulmuş onarım sürecini gösteren farklı tarihlerdeki fotoğrafların incelenmesinde çarpmanın şiddeti ile doğru orantılı olarak fatura edilen tutarda bir hasarın meydana gelebileceğinin tespit edildiği anlaşıldığına göre Mahkemece bu bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından hasar raporuna ilişkin istinaf itirazı yerinde değildir.Mahkemesince, davacı tarafından bahse konu bedelin ödenmesi konusunda davalıya ihtarnamenin tebliğ edildiğine dair herhangi bir bilgi ve belge suunulmadığından davacının işlemiş faiz yönünden talebinin reddi ile ... sayılı takip dosyasındaki asıl alacağa (10.644,34 TL) takip tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi yerindedir.Yine, davacı tarafından talep edilen tazminat miktarı likit (muayyen, belirli) olmayıp, gerçek zarar miktarının tespiti ile davacının davalı tarafa rücusu için gerekli şartların oluşup oluşmadığının saptanması, yargılama ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasını gerektirmektedir. Bu nedenle, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 181,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 433,6 TL istinaf karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 727,11 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 181,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 545,31 TL istinaf karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,4-İstinafa başvuranlar tarafından istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran taraflara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.27/02/2025