T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2023/2208
KARAR NO: 2024/1471
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 7/6/2023
NUMARASI: 2022/438 (E) - 2023/491 (K)
DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat
KARAR TARİHİ: 22/10/2024
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar tazminatı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesinin, davanın kabulüne, 75.327,30 TL tazminatın 8/6/2017 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine ilişkin 11/10/2019 gün ve 2017/579 (E) - 2019/979 (K) sayılı kararı, davalı ... AŞ vekilinin istinaf başvurusu üzerine Dairemizin 5/4/2022 gün ve 2020/933 (E) - 2022/645 (K) sayılı kararıyla, davaya konu trafik kazası nedeniyle davacıda oluşan sürekli sakatlık oranının, kaza tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca belirlenmesi ve oluşacak sonuca göre aktüerya uzmanı bilirkişi sürekli sakatlık oranına ilişkin yeniden rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-a/6'ncı maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiş; Dairemiz kararından sonra sürdürülen yargılamada ise İstanbul 5'inci Asliye Ticaret Mahkemesinin 7/6/2023 gün ve 2022/438 (E) - 2023/491 (K) sayılı kararıyla 75.327,30 TL tazminatın 8/6/2017 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine hükmolunmuştur. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesinin, davanın kabulüne, 75.327,30 TL tazminatın 8/6/2017 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine ilişkin 11/10/2019 gün ve 2017/579 (E) - 2019/979 (K) sayılı kararının davacı tarafından istinaf edilmediğini, buna karşın ilk derece mahkemesinin yüksek mahkeme kararlarına aykırı olarak yeni asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamaya göre hüküm kurulduğunu, oysa daha önce bilirkişi raporu aşamasında emsal kararlar ışığında açıklandığı üzere bozma ilamı kapsamında belirtilen yönler dışında müvekkili lehine usulü kazanılmış hak oluştuğundan bilirkişi raporunda ikinci seçenek olarak belirtilen değerlendirmenin kabulü mümkün olmadığının belirtildiğini, kaldı ki bilirkişi raporunda ki ikinci seçeneğin değerlendirilmesinde aküeryal irat formülü ve 1,8 teknik faiz oranı kullanıldığından sürekli sakatlık tazminatı tutarının 89.653,41 TL olacağını, bu yönü ile de eksik ve hatalı hesaplama yapıldığının aşikar olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; istinaf aşamasında davalının iddia ve savunmalarını genişletmesine onaylarının bulunmadığını, hesaplamada müvekkili davacının rapor tarihindeki güncel gelirinin esas alınmasının gerektiğini, davacı aleyhine karşı vekâlet ücreti çıkmaması ve zarar görmemesi adına İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40'ıncı Hukuk Dairesinin kararından sonra ıslah başvurusunda bulunmadıklarını, müvekkili davacı lehine 24.458,91 TL geçici iş göremezlik tazminatı yönünden ayrı, 50.868,39 TL sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken toplam tazminat üzerinden hesaplanan tek vekâlet ücretine hükmedilmesinin isabetsiz olduğunu, kararın maluliyet, kusur ve hesap raporlarına itiraz ederek ileride doğabilecek tüm hakları yönünden de istinaf ettiklerini belirterek ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede: HMK'de düzenlenmeyen usulî kazanılmış hak kurumu Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiş ve geliştirilmiştir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 9/5/1960 gün ve 21 (E) - 9 (K) sayılı kararına göre; "Bir mahkemenin Temyiz Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verme mükellefiyeti meydana gelir ve bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen esaslara aykırı bulunması, usule uygun sayılamaz ve bozma sebebidir, meğer ki bu aykırılık sadece bozma kararında gösterilen bir usul kaidesine ilişkin bulunsun ve son kararın neticesini değiştirecek bir mahiyet arz etmesin. Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince muamele yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisi lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usuli müktesep hak yahut usule ait müktesep hak denilmektedir. Usul Kanunumuzda bu şekildeki usule ait müktesep hakka ilişkin açık bir hüküm konulmuş değilse de Temyizin bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan gayesi ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar gayesine dahi ermek üzere kabul edilmiş bulunması bakımından usule ait müktesep hak müessesesi; usul kanununun dayandığı ana esaslardandır ve amme intizamıyla da ilgilidir. Gerçekten, mahkemenin doğru bularak uyduğu ve yahut kanun gereğince uymak zorunda olduğu bozma kararı ile dava, usul ve kanuna uygun bir çığıra sokulmuş demektir. Buna aykırı karar verilmesi, usul ve kanuna uygunluktan uzaklaşılması manasına gelir ki, böyle bir netice asla kabul edilemez." Bu içtihadı birleştirme kararından sonraki Yargıtay kararları hep bu içtihadı birleştirme kararına uygun olarak ve çoğunlukla atıf yaparak usulü kazanılmış hakkı çeşitli olaylara aynı biçimde uygulamıştır. Yargıtay içtihatlarıyla kabul edilen usuli kazanılmış hak olgusunun bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatlarıyla geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Söz gelimi mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı çıkması; bozmaya uyulmasından sonra o konuda yeni Kanun'un yürürlüğe girmesi; uygulanması gereken kanun hükmünün Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilmesi; mahkemenin görevli olması; hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı ve harç gibi kamu düzenine ilişkin aykırılıkların bulunması; maddi hataya dayanan bozma kararına uyulması durumunda usulü kazanılmış haktan söz edilemeyecektir. Bütün bunların yanında usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için, bir davada, ya taraflar, ya mahkeme veya Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemiyle taraflardan birilerine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilmesi gerekir. Trafik kazasından kaynaklanan bedensel zararın hesaplanmasında zarar gören davacının gelirinin belirlenmesi, tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır. Özü itibarıyla varsayımlara dayanan gerçek zararın hesaplanmasında, en doğru sonuca ulaşılması için gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Tazminat hesabında hüküm tarihine en yakın tarihteki ücretin esas alınmasının nedeni tazminatların hesaplama yöntemiyle ilgili olup tazminat miktarının belirlenmesinin ileriye dönük varsayımsal hesaplamaları gerektirmesi ve gerçek belli iken varsayıma dayalı hesaplama yapılıp buna göre karar verilmesi olanağının bulunmaması esasına dayalıdır. Hüküm tarihine en yakın tarihteki ücretlerin esas alınması mahkemenin vereceği ilk hükümle ilgili olup bu hükmün yeniden rapor alınmasını gerektirmeyen bir nedenle bozulması durumunda yeni verilecek hüküm tarihini esas alınan bir hesaplama yapılmasını gerekmeyecek, ancak bozma nedeni tazminat hesabı için yeniden rapor alınmasını gerekiyorsa bu takdirde alınacak raporda sonradan değişen ücretler esas alınarak önceki rapordaki miktar itibarıyla varsa usulü kazanılmış hak oluşturan durumların gözetilmesi gerekmektedir. Eldeki davada, Dairemizin 5/4/2022 gün ve 200/933 (E) - 2022/645 (K) sayılı kararından sonra sürdürülen yargılamada ATK İstanbul 2'nci Adli Tıp İhtisas Kurulunun 30/1/2023 gün ve 1639 sayılı raporunda, davacı ...'nin 24/3/2017 günü geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanmasının, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu raporları hakkında yönetmelik dikkate alındığında, tüm vücut engellilik oranının %5 olduğu iyileşme süresinin 18 aya kadar uzayabileceği belirtilmiş; davacının bedensel yararlanması nedeniyle uğradığı maddi zararının hesaplanması için yeniden aktüerya bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda ise, değişen maluliyet oranı uyarınca, Dairemiz kararından önce hükme esas alınan hesap raporundaki veriler dikkate alınarak, geçici iş göremezlik dönemine ait maddi zararın 20.831,63 TL, %5 maluliyet oranına göre sürekli iş göremezlik dönemine ait maddi zararının ise 20.959,88 TL; Dairemiz kararından sonra günümüze kadar bilinen asgari ücret artışları ve güncel Yargıtay kararlarındaki hesap ilkeleri dikkate alınarak geçici iş göremezlik dönemine ait maddi zararın 24.458,91 TL, %5 maluliyet oranına göre sürekli iş göremezlik dönemine ait maddi zararının ise 120.533,33 TL olduğu belirtilmiş, ilk derece mahkemesince ATK İstanbul 2'nci Adli Tıp İhtisas Kurulunun 30/1/2023 gün ve 1639 sayılı raporuyla belirlenen engellilik oranına göre ve raporun düzenlendiği tarih itibarıyla bilinen asgari ücrete göre belirlenen seçenekte yer verilen tazminat miktarı benimsenerek, davacının aleyhine istinaf kanun yoluna başvurmaması nedeniyle miktar bakımından usuli kazanılmış hakkın ortaya çıktığı 11/10/2019 gün ve 2017/579 (E) - 2019/979 (K) sayılı hükümde belirtilen tazminat miktarı kadar maddi tazminata hükmolunduğu anlaşılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun (KTK) 90'ıncı maddesinde yer alan "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 7/7/2020 gün ve 2019/40 (E) - 2020/40 (K) sayılı kararıyla; 19/6/2021 gün ve 31516 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7327 sayılı Kanun'un 18'inci maddesi ile KTK'nin 90'ıncı maddesinin 1'inci fıkrasına eklenen tümce ve fıkranın ise Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2022 gün ve 2021/82 (E) - 2022/167 (K) sayılı kararıyla Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmesi nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatının hesaplamasının %1,8 teknik faiz uygulanarak yapılmasına ilişkin Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması ve destekten yoksun kalma tazminatının %2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranıyla hesaplanması olanağı bulunmadığının anlaşılması karşısında, davacının sürekli sakatlıktan kaynaklanan zararının, işleyecek (bilinmeyen) devre bakımından her yıl için gelirin %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progressive rant yöntemi kullanılarak hesaplanmasının yerinde olduğu soncuna varılmıştır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 39'uncu madde uyarınca belirlenen asgari ücret, tüm çalışanlar için uygulanması zorunlu olan taban ücrettir. Kaldı ki anılan Kanun'un 102'nci maddesinde, asgari ücreti ödemeyen veya eksik ödeyen işverenler yönünden ceza sorumluluğu düzenlemiştir. Yukarıda da açıklandığı gibi kamu düzenine ilişkin konularda usulü haktan söz edilemez. Bu bağlamda, bozma nedeni tazminat hesabı için yeniden rapor alınmasını gerektiriyorsa, bu taktirde alınacak raporda sonradan değişen ücretler esas alınarak 4857 sayılı İş Kanunu'nun buyruk hükümleri uyarınca çalışanlar için zorunlu asgari üretin uygulanması kamu düzenine ilişkin olduğundan usulü kazanılmış hak oluşmayacaktır. Bu itibarla Dairemizin 5/4/2022 gün ve 2020/933 (E) - 2022/645 (K) sayılı kararından sonra sürdürülen yargılamada düzenlenen raporda, bedensel yaralanma nedeniyle oluşan iş göremezlikten kaynaklanan zararın hesaplanmasında rapor tarihi itibarıyla yürürlükte olan asgari ücretin esas alınmasının yerinde olduğu kabul edilmiştir. Somut uyuşmazlık yapılan açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde, Dairemizin 5/4/2022 gün ve 2020/933 (E) - 2022/645 (K) sayılı kararına uygun olarak davacının sürekli sakatlık oranının yeniden belirlenmesinin ardından, aktüerya bilirkişisi tarafından yeniden yeniden düzenlenen tazminatın hesaplanmasına ilişkin raporda, kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle usuli kazanılmış hak oluşturmadığından, hüküm tarihine en yakın asgari ücretin esas alınmasında isabetsizlik görülmemiş; davacının sürekli sakatlıktan kaynaklanan zararının, davalıya Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesiyle sigortalı ... plakalı otomobil sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu kabul edilip işleyecek (bilinmeyen) devre bakımından her yıl için davacının gelirinin %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progressive rant yöntemi kullanılarak hesaplanmasının yerinde olduğu kabul edilmiş, böylece davacının geçici iş göremezlikten ve sürekli sakatlıktan kaynaklanan zararının, Kanuna ve Yargıtay'ın süreklilik gösterilen kararlarına uygun biçimde belirlendiğinin anlaşılması karşısında, HMK'nin 279'uncu maddesine uygun düzenlenen ve dosya kapsamına uygun somut olgu ve ölçütlere dayanan, yeterli gerekçeyi de taşıyan aktüerya uzmanı bilirkişinin raporunun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, davacının geçici ve sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi zararının toplamı üzerinden vekâlet ücretinin hesaplanmasının da doğru olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı ... Sigorta AŞ vekili ile davacı ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurularının, HMK'nin 353/1-b/1'inci maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 5.145,61 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan toplam 1.286,40 TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 3.859,21 TL istinaf karar ve ilam harcının davalı ... Sigorta AŞ'den tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan toplam 269,85 TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 157,75 TL istinaf karar ve ilam harcının davacı ...'den tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,4-Davacı ve davalının istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle harcadıkları yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 22/10/2024