T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/2228
KARAR NO: 2023/1266
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/09/2020
NUMARASI: 2019/588 Esas - 2020/488 Karar
DAVA: Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/11/2023
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin temizlik makine ve ekipmanlarının ithalatı ve satışı ile servis hizmetiyle iştigal eden bir şirket olduğunu, bu kapsamda davalı şirkete satış yaparak servis hizmeti sağladığını, buna ilişkin olarak düzenlenen fatura bedelinin davalı tarafından ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden takibe geçildiğini, ancak davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamını, % 20 oranında icra inkar tazminatı ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davacı arasında ticari ilişkinin bulunduğunu, bu kapsamda kesilen faturaların düzenli olarak zamanında davacı tarafa ödenmiş olduğunu savunarak haksız davanın reddi ile yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava; davacı firmanın satış ve servis hizmeti verdiği iddiasıyla düzenlemiş olduğu fatura alacağını icra takibine koyması üzerine davalı borçlunun borca, faize ve ferilerine itirazı üzerine açılan itirazın iptali davasıdır. Tarafların davaya konu ticari defter belge ve kayıtlarının incelemesi inceleme günü verilmiş ise de davalı taraf incelemeye mazeretsiz olarak katılmadığından davaya konu ticari defter ve kayıtları bilirkişi tarafından incelenmemiş, incelenen davacıya ait 2019 yılı ticari defterlerinden açılış noter tasdiklerinin yapıldığı ve yine 2019 yılı ait Yevmiye defteri kapanış tasdikinin 30.06.2020’de kadar yaptırılmış olması gerekirken 07.07.2020 tarihinde yapıldığı, süresi içerisinde yevmiye defteri kapanış tasdikinin yapılmadığı, dolayısıyla davacının ticari defterlerinden yevmiye defterlerinin T.T.K. (TTK Md.66-72/3) hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, fakat 2019 yılı yevmiye defterinin kapanış tasdikinin süresi içinde yaptırılmadığı mali bilirkişi tarafından tespit edilmiş ise de eksikliğin sonradan giderildiği, defterin sahte olduğuna dair bir iddianın da yargılama aşamasında ileri sürülmemiş olmaması ve vergi dairesine beyan edilen formların defterle uyumlu olduğu gözetildiğinde ticari kayıtların davacı lehine delil vasfında olduğu kanaatine varılmıştır. Davalı şirket yetkilisinin davacının düzenlediği irsaliyeli faturaların ekindeki davacı şirketin yaptığı işlemi gösteren servis formlarını imzaladığı, davacının davalıya düzenlediği faturaların 5.000 TL’yi aşanların davalı tarafından BA alım formu ile vergi dairesine bildirildiği, davacı ... Tic. Ltd. Şti’nin cari hesabına göre takip tarihi itibari ile davacı tarafın davalıdan 11.634,02 TL alacaklı olduğu hükme elverişli mali bilirkişi raporundan anlaşılmış olup davalı tarafça borcun ödendiğine ilişkin herhangi bir ödeme belgesi dosyaya sunulmadığından ve vergi dairesi kayıtlarıyla da sabit olduğu üzere taraflar arasında ticari ilişki neticesinde davaya konu mal ve hizmetlerin davacı tarafça yapıldığı tespit edilmekle olayda genel zaman aşımı süresi olan 10 yıllık zaman aşımı süresinin uygulanması gerekeceğinden davanın kabulü ile takibin 11.634,02 TL asıl alacak ve 626,96 TL işlemiş faiz (davaya konu 24/10/2018 tarihli 578,20 TL, 24/10/2018 tarihli 525,10 TL ve 13/11/2018 tarihli 1.516.30 TL bedelli faturalarda açıkça bedelin peşin ödeneceği ve aylık %13 faiz uygulanacağı belirtildiğinden ve faturaların e-fatura olması nedeniyle ayrıca tebliğine gerek olmadığından mahkememizce resen Türkiye Barolar Birliği sitesi üzerinden faturaların ödeme tarihi ile takip tarihi arasında işlemiş faizin sırasıyla 450,996 TL, 409,578 TL ve 1.051,29 TL hesaplandığı yapılan faiz hesabında talep edilen işlemiş faizden daha fazla davacı alacağı olmakla birlikte taleple bağlılık ilkesi gereğince talep edilebilir işlemiş faizin 626,96 TL olduğu tespit edilmiştir.) olmak üzere toplam 12.260,98 TL üzerinden devamına, asıl alacak 11.634,02 TL'ye takip tarihinden itibaren yıllık %19,5 ve değişen oranlarda avans faizi işletilmesine, alacak likid ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen alacak miktarı üzerinden hesaplanan % 20 oranındaki 2.452,20 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve davanın kabulüne" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; karara esas alınan bilirkişi raporu denetime elverişsiz olup hükmün usule uygun deliller üzerine inşa edilmediğini, müvekkili şirket davalı şirketten çeşitli temizlik makine ve ekipmanları satın almış ve söz konusu ekipmanlar için gereken servis hizmetlerini de sürekli aldığını, müvekkili şirket ticari hayatta itibar sahibi bir şirket olup davacının dilekçesindeki iddiaları ve dolayısıyla bilirkişi raporunda yapılan tespitlerin tamamen haksız ve mesnetsiz olduğunu, müvekkili şirketin davacı ile yapmış olduğu işbu ticari işler ve kesilen faturalar çerçevesinde gerekli ödemeleri zamanında ve eksiksiz şekilde yaptığını, ödemeler müvekkili tarafından banka aracılığıyla yapıldığını, ancak müvekkili şirket hesabına kesilen, faturaların ödenmediği, ödenmeyen faturalar ile ilgili müvekkili şirketle defalarca iletişime geçildiğini, müvekkili şirketin borcu kabul ettiği ancak ödeme yapmadığı hususları tamamen kötü niyetli iddialar olup mahkemece itibar edilmemesi gerektiğini, müvekkili şirket davacı taraf ile ticari ilişki içerisinde olup müvekkil şirket almış olduğu tüm ürün ve hizmetlerin karşılığı olarak yapılması gereken tüm ödemeleri yaptığını, dava konusu mal ve hizmetlerin ticari ilişkiye ve usulüne uygun şekilde sağlandığını, faturaların usul ve karinelere uygun şekilde tebliğ edildiğini, istinaf başvurularının kabulü ile, Mahkeme kararının yapılacak istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, esas hakkında talepleri gibi karar verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına dair hüküm kurulmasını talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalıya kesilen faturalar dosyaya sunulmuş, mahkemece vergi dairesinden gerekli sair belgeler celp edilmiş, tayin edilen inceleme gününde bilirkişiye davacı ticari defter asılları ibraz edilmiş, davalı taraf inceleme gününde kendi ticari defterlerini mahkemeye ve bilirkişi incelemesine sunmamış, bilirkişi tarafından dosyaya sunulan tüm belgeler ticari defter kayıtlarıyla karşılaştırılmak suretiyle denetime ve usule uygun rapor sunulmuş ve mahkemece bu rapora göre karar verildiğini, her ne kadar karar gerekçesinde belirtilmemiş ise de davalıya ait itiraza uğramayan mail yazışmalarında davalının dosya borcunu ödeme konusundaki taahhüdüne ilişkin yazışmaların da dosyaya sunulduğunu, Mahkemece davalının ödeme iddiası üzerine ödeme belgelerini dosyaya sunmak üzere kesin süre verilmiş ancak herhangi bir ödeme belgesi sunulmadığını, dolayısıyla davalının ödeme iddiasını kanıtlayamadığını, davalının tüm istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava; ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davacını dava konusu fatura bedellerini ödeyip ödemediği ı noktasındadır.Davacı alacaklı tarafından, davalı hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile davalı adına düzenlenen 8 adet fatura ve cari hesap ekstresi eklenerek 11.634,02 TL asıl alacak, 626,96 TL işlemiş faiz olamak üzere toplam 12.260,98 TL alacağın tahsili istemiyle takip başlatıldığı, borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu ve süreside itirazın iptaline ilişkin dava iş bu davanın açıldığı Davacı taraf, davalı adına düzenlenen 8 adet faturaya dayanarak takip başlatmış, davalı taraf davaya verdiği cevap dilekçesinde dava konusu fatura içeriği mal ve hizmetlerin kendisine verildiğini ve bedellerinin ödendiğini savunmuş ancak mahkemece kendisine verilen kesin süreye rağmen ödemeye ilişkin belgelerini sunmamıştır. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222/2,3. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.Davalı kendisine verile kesin süre içinde ticari defterlerini de incelemeye sunmamış, davacı ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda davacının takip konusu alacak miktarı kadar alacağın bulunduğu tespit edilmiş olup,takibe konu fatura ekinde davalıya teslim edilen mal ve verilen servis hizmetlerine ilişkin davalı imzasını taşıyan servis formlarının bulunduğu anlaşılmıştır. Buna göre davacı tarafça fatura konusu mal ve hizmetin davalı tarafa verildiğinin kabulü gerekmiş ve davalı tarafça ödemeye ilişkin herhangi bir belge sunulmamasına göre ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 837,55 TL nispi istinaf karar harcından peşin alınan 154,98 TL nispi ve 54,40 maktu olmak üzere toplam 209,38 TL harcın mahsubu ile bakiye 628,17 TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.20/11/2023