T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1774
KARAR NO: 2023/1419
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/06/2020
NUMARASI: 2017/295 Esas - 2020/266 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/12/2023
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... A.Ş sigorta şirketi ülkemizin en büyük ve en saygın sigorta şirketlerinden biri olup 1991 yılından bu yana faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirket faaliyet konusu itibariyle her türlü grup ve ferdi hayat ve ferdi kaza poliçeleri düzenlediğini, emeklilik mevzuatı çerçevesinde bireysel emeklilik sözleşmeleri düzenlemek ve reasürans işlemlerini gerçekleştirdiğini, müvekkili faaliyet konusu itibari ile hizmetlerini ayrıca sigorta acenteleri aracılığı ile de sunduğunu, müvekkili ... A.Ş ile davalı ... arasında da 23/12/2013 tarihinde ... Sigortası branşı ile bireysel emeklilik alanında müvekkili şirket adına aracılık faaliyetlerini yürütmeyi taahhüt ettiğini, davalı müvekkili şirket adına bireysel emeklilik sözleşmesi ve hayat sigortası yapılmasında müvekkili ... adına teklifname almaya yetkili kılındığını, davalı sigorta acentesi olarak yasal mevzuata uygun hareket etmesi gerekliliğinin yanında, müvekkili şirketin kurumsal kimliğine uygun hareket ederek müvekkilinin hak ve menfaatlerini zedeleyecek her türlü davranıştan kaçınma yükümlülüğü altına girdiğini, 2013 yılından 2017 yılına kadar müvekkili şirketin acentesi olarak çalışmakta iken müvekkiline yapılan bir şikayet üzerine davalının bazı poliçeler ile ilgili usulsüz satış yapıldığının tespit edildiğini, dava dışı ... adına düzenlenen .... nolu poliçelerin ve dava dışı ... adına düzenlenen ... nolu poliçeler teknik incelemeye alındığında sigorta ettiren bu kişilerin imzalarının teklif formlarındaki ve ikraz formlarındaki imzalarla uyuşmadığını, bu poliçelerin sigortalıların bilgileri dışında yapıldığının anlaşıldığını, sigortalıların bilgisi dışında yapılan poliçelere mebdeinden iptal edildiğini ve adı geçen dava dışı kişilere yatırdıkları ücretler iade edildiğini, davalıya komisyon olarak ödenmiş olan 134.500,00 TL ile ikraz getiri farkı olan 23.768,16 TL nin hesabına borç kaydedildiğini belirtildiğini, ancak davalı müvekkili şirkete herhangi bir iade yapmamış olduğundan huzurdaki davaya konu Beykoz icra dairesinin ... esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını ve ödeme emri davalıya usulüne uygun tebliğ edildiğini, söz konusu icra takibine davalı tamamen kötü niyetli davranarak haksız ve mesnetsiz olarak itiraz ettiğini ve takibin durmasına sebep olduğunu, davalı borçlu tarafından takibe, borca ve faize ilişkin olarak yapılan itirazın haksız olduğunu belirtmiş olup, açıklanan nedenlerle davalının Beykoz icra dairesi'nin ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, takibin 155.194,88 TL asıl alacağa ve işbu alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte devamına karar verilmesini, haksız ve kötü niyetli itirazı nedeniyle davalı aleyhine % 20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 23.768,16 TL ikraz getiri farkı talebi öncelikle usul hukuku çerçevesinde rede mahkum olduğunu, çünkü takip talebinden ve ödeme emrinden anlaşılacağı üzere davacı taraf borcun sebebi olarak 30/05/2016 da iptal edilen poliçelerden kaynaklanan komisyonların tahsilini gösterdiğini, borcun sebebi 30/05/2016 da iptal edilen poliçelerden kaynaklanan komisyonların tahsilini gösterdiğini, borcun sebebi olarak ikraz getiri farkından bahsedilmediğini bu durumda bu dava özelinde ikraz getiri farkının talep edilmesi mümkün olmadığını, çünkü bu dava genel bir alacak davası olmayıp itirazın iptali davası olduğunu, bu durumda ikraz getiri farkı talebi usul hukukundan kaynaklanan nedenlerle reddedilmesi gerektiğini, davacı taraf müvekkilinin aldığı komisyonları da geri isteyemeyeceğini, çünkü poliçeleri düzgün bir araştırma yapmadan müşterinin asılsız beyanına dayanarak kendileri iptal ettiğini, iptal sebebi olarak dava dilekçesinde 10 adet poliçenin usulsüz satışından bahsedildiğini ve poliçelerin sigortalıların bilgisi dışında yapıldığı ileri sürüldüğünü, bunun kanıtı olarak da sigorta ettirenlerin imzalarının teklifi formları ve ikraz formlarındaki imzalarla uyuşmadığının gösterildiğini, poliçelerin davalıların bilgisi dışında yapıldığı iddiası en başta mantık kuralına aykırı olduğunu müvekkilinin % 10 komisyon bedeli almak için 600.000,00 TL civarında bir parayı akrabası olmayan üçüncü şahıslar adına kendisi mi yatırdığını, böyle bir şeyin mümkün olmadığını, bu kişiler poliçelerden habersizde neden kendi hesaplarından ödeme yaptığını, davacı tarafın bunların cevabını veremeyeceğini, müvekkilinin eline geçen komisyon bedeli belirtildiği gibi 134.500,00 TL olmadığını, müvekkilinin iptal edilen 10 adet poliçede toplam yaklaşık 600.000,00 TL poliçe meblağından % 10 komisyon bedeli üzerinden yaklaşık 60.000,00 TL komisyon aldığını, geri kalan 75.000,00 TL fazladan istenen komisyon bedeli olduğunu, poliçelerin iptalinde müvekkilinin bir kusurunun olmadığını, dava dışı ... ait 5 adet poliçe ile ... ait 5 adet poliçe 2013-2016 yılları arasında düzenlenen birikimli hayat poliçeleri olduğunu, bilindiği üzere poliçelerde müşteri imzası bulunduğunu, müşteri imzası sadece poliçe teklif formunda bulunduğunu, dava konu poliçe teklif formları dava dışı sigortalılardan ... bırakıldığını, ... da abisi ve iş ortağı olan diğer sigortalı ... ile mütalaa ettikten sonra cevap vereceklerini söylediğini, birkaç gün sonra da imzalı olarak poliçe teklif formlarını müvekkiline teslim ettiğini, müvekkilinin hiçbir poliçe teklif formunda imzası bulunmadığını, 2013-2016 yılları arasında yapılan bu poliçelerin sigorta prim ve bedelleri de yine dava dışı sigortalıların hesaplarından kendileri tarafından ya internet bankacılığı yoluyla ya da kredi kartları yoluyla tamamen ödendiğini, eğer sigortalıların bu poliçelerden haberdar olduklarını ve poliçelere onay verdiklerini gösteren en önemli kanıt olduğunu belirtmiş olup, açıklanan nedenlerle davanın reddine, alacaklı olmadığını bildiği halde kötü niyetle takip yapan davacıdan % 20 oranında kötü niyet tazminatının alınarak davalıya verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Yapılan yargılama sonucunda, taraflar arasındaki mail yazışmaları davalı tarafından dosyaya sunulan dava dışı ... tarafından yapılan ödemelere ilişkin banka dekontları, ... Bankasından celp edilen hesap dökümü, davacı tarafından dosyaya sunulan imza incelemesine ilişkin bilirkişi raporu, dava dışı ... ve ... tarafından davacı şirkete hitaben yazılan dilekçeler, mahkememizce alınan bilirkişi raporu, iddia ve savunmalar hep birlikte değerlendirildiğinde; davalı ile davacı arasında hayat sigortası branşı için acentelik sözleşmesinin imzalandığı, sözleşme kapsamında davalının davacının acentesi olduğu ve davacının dava dışı ... ve ... adına poliçeler düzenlediği, dava dışı sigortalıların davacı şirkete dilekçe ile başvurarak davalı tarafından düzenlenen poliçelerden haberdar olmadıklarını, poliçelerdeki imzaların kendilerine ait olmadığı iddiasında bulundukları, davacı şirket tarafından poliçedeki imzaların dava dışı sigortalılara ait olup olmadığı yönünden imza incelemesinin yaptırıldığı ve alınan rapor doğrultusunda poliçeler iptal edilerek dava dışı sigortalılar ... ve ... prim ödemelerinin iade edildiği, bu nedenle davacının davaya dayanak Beykoz İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile davalıya ödenen komisyon ücretleri ile ikraz farkının talep edildiği, mahkememizce alınan ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılan ve hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporlarına göre, davalının taraflar arasında yapılan sözleşme kapsamında bir kusurunun olmadığı, dava dışı ... ve ...'in davacı sigortaya yapmış oldukları poliçelerden haberlerinin olmadığı iddiasının yerinde olmadığı, poliçelerden haberdar oldukları ve prim ödemelerini dava dışı ... kendisi adına ve ... adına yaptığının dosyada mevcut ödeme dekontları ve ... Bankasından celp edilen hesap dekontlarından sabit olduğu, davacının dava dışı sigortalıların şikayeti üzerine imza incelemesi yaparak dava dışı sigortalılara prim ödemelerini iade etmesinde davalının sorumluluğunun olmadığı ve davalının takibe itirazının haklı olduğu, davalı her ne kadar kötü niyet tazminatı talep etmiş ise de davacının davasını dava dışı sigortalıların beyanı üzerine yapmış olduğu imza incelemesi sonucu alınan bilirkişi raporunda iptal edilen poliçelerdeki imzaların dava dışı sigortalılara ait olmadığının tespit edilmesi sonucu talepte bulunduğu, davacının dava açmakta kötü niyette olmadığı sonuç ve kanaatine varılarak davanın reddi ile birlikte davalının kötü niyet tazminatı talebinin de şartları oluşmadığından reddine ve davanın reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafın doğrudan TTK hükümlerinden kaynaklanan özen yükümlülüğüne aykırılık oluşturan davranışları ilk derece mahkemesi tarafından hatalı bir şekilde değerlendirildiğini, ilk derece mahkemesi tarafından dava dışı sigortalıların prim ödemesi yaptığını, poliçelerden faydalanmış olduklarını belirterek davanın reddine karar verildiğini, ancak dava konusu olayda prim ödemesi ile taklit edilen imzaların hukuki değerlendirmesinin birbirinden bağımsız yapılması gerektiğini, diğer yandan ilk derece mahkemesinin dava dışı sigortalıların poliçeden yararlandıklarına dair tespitinin hangi şekilde yapıldığının da açık olmadığını, bu hususta bir incelemenin yapılmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte dava dışı sigortalı ... ile ...'in durumlarının birbirinden bağımsız değerlendirilmesi gerektiğini, dava konusu olayda davalı acentenin Türk Ticaret Kanunu ve Sigortacılık Kanunundan kaynaklanan en önemli borçlarından olan özen yükümlülüğüne aykırı davranışlarının ortada olduğunu, davalının acente sıfatı ile yaptığı tüm işlemlerde müvekkili şirketin hak ve menfaatlerini en iyi şekilde korumasına dair yükümlülüğü, bu sıfatı taşıdığı tüm süre boyunca bulunduğunu, verilen kararda ise davalının bu sorumluluğunun adeta belirli bir süre ile sınırlandırıldığını, davalının yükümlülüğüne aykırı işlemlerinin yalnızca prim ödemesi yapılmış olması nedeni ile dikkate alınmadığını, herhangi bir kusur atfedilmediğini, dava dışı sigortalıların imzalarının kendi el ürünü olmadığını, taklit sonucunda ortaya çıktığının açık bir şekilde belli ve mahkemenin de kabulünde olduğunu, bu hususun göz ardı edilerek karar verilmesinin kendilerince kabulünün mümkün olmadığını, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, tehir-i icra taleplerinin kabulüne karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça her ne kadar ... ve ... yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılması gerektiği iddia edilmiş ise de bu iki kişinin hem kardeş hem de iş ortağı olduğunu, bunun yanında iade için şirkete başvuru yaptıklarında da tek dilekçeyle ve birlikte hareket ettiklerini, hal böyleyken ... ... kendisi için yaptığı ödemelerden haberi olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu iki kişinin prim olarak ödendiğini bildikleri ücreti şirketten haksız olarak geri alabilmek için danışıklı hareket ettiklerinin ortada olduğunu, ancak şirket sigortalılarının taleplerini sorgulamak yerine bu kişilere geri ödeme yaparak özen yükümlülüğünün ihlal edildiğini, kendi özen yükümlülüğüne aykırı davranışı nedeniyle müvekkilinin sorumlu tutulmaya çalışıldığını, müvekkilinin imza kontrolü yapmasının bu olayda bir öneminin bulunmadığını, sigortalı şahsın imzayı başkasına attırmış olsa bile bu sigorta için ödeme yaptığı anda sözleşmeyi kabul ettiği sonucuna varmak gerektiğini, ayrıca poliçelerin iptal edilmesinde müvekkiline yüklenecek bir kusur olmadığından esas yönünden de bu talebin haksız olduğunun ortada olduğunu, belirtilen sebepler neticesinde davacı tarafça ileri sürülen istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
GEREKÇE: Dava, acentelik sözleşmesi gereği davalıya ödenen komisyonların tahsili istemiyle başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkindir.Dosyada toplanan deliller ile davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı sigorta şirketince istinaf isteminde bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının acente sözleşmesi gereği tahsil ettiği komisyonların iadesinin gerekip gerekmediği noktasındadır.Taraflar arasında 23/12/2013 tarihli "hayat sigortası branşı için acentelik sözleşmesi" ve 30/07/2013 tarihli "bireysel emeklilik aracıları için acente ek sözleşmesi" düzenlenmiş taraflar arasındaki acentelik ilişkisi 2017 yılına kadar devam etmiştir. Hayat sigortası branşı icin acentelik sözleşmesinin 2.2 maddesinde acentenin "... adına sadece teklifname almakla sınırlı olarak yetkilendirildiği", bireysel emeklilik aracıları için acente ek sözleşmesi'nin 4.1. Maddesi ile de acentenin ".... adına teklifname almaya yetkilidir. Acentenin ve kullandığı BE aracıları'nın BE sözleşmeleri yapmaya yetkisi yoktur." düzenlemesini içermektedir. Bu durumda davalı acente sözleşme yapmaya yetkili olmayıp aracılık yapmaya yetkilendirildiğinden TTK 102/2 düzenlemesi gereği bu kısımda hüküm bulunmayan hallerde TBK'nın simsarlık sözleşmesine ilişkin hükümleri eğer burada hüküm yoksa vekalete ilişkin hükümler uygulanacaktır. Dava dışı ... adına düzenlenen 5 ve ... adına düzenlenen 5 adet poliçelerin sigorta ettirenlerin teklif formu ve ikraz formlarındaki imzaların sigortalılara ait olmadığı gerekçesi ile iptal edildiği, bu poliçeler nedeniyle bu şahıslara ödeme yapıldığı ve davalının bu poliçelerden elde ettiği 134.500 TL komisyon ve 23.768,16 TL ikraz gelir farkının davalı hesabına borç kaydedildiği, davalı hakkında Beykoz icra müdürlüğünün ... Esas dosyası ile 155.479,97 TL asıl alacak ve 9.124,33 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 164.604,30 TL alacağın ödenmesi talebiyle takip başlatıldığı, eldeki davada ise itirazın kısmen iptali ile takibin 155.194,88 TL asıl alacağa ve işbu alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle devamı talep edildiği görülmektedir. Dava dışı sigortalılarca davacı sigorta şirketine 29/01/2016 tarihinde başvurularak 5 er adet poliçenin kendilerinin bilgisi dışında poliçe yapıldığı belirtilerek yapılan pirim ödemelerinin iadesi istenilmiş, sigorta şirketince yaptırılan imza incelemesi sonucu sigortalılara ait olmadığının tespit edildiği ve poliçelerin iptal edildiği bildirilmiştir.Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle 6102 sayılı TTK'nun sigorta sözleşmelerine ilişkin düzenlemelerinin gözeden geçirilmesi gerekmektedir. TTK1401. Maddesi "Sigorta sözleşmesi, sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir. " düzenlemesini içermektedir. 1421. maddesinin 1. fıkrasına göre; aksine sözleşme yapılmamışsa, sigortacının sorumluluğu kural olarak primin veya ilk taksitinin ödenmesi ile başlar. 1423- (1) Sigortacı ve acentesi, sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce, gerekli inceleme süresi de tanınmak şartıyla kurulacak sigorta sözleşmesine ilişkin tüm bilgileri, sigortalının haklarını, sigortalının özel olarak dikkat etmesi gereken hükümleri, gelişmelere bağlı bildirim yükümlülüklerini sigorta ettirene yazılı olarak bildirir. Ayrıca, poliçeden bağımsız olarak sözleşme süresince sigorta ilişkisi bakımından önemli sayılabilecek olayları ve gelişmeleri sigortalıya yazılı olarak açıklar. (2) Aydınlatma açıklamasının verilmemesi hâlinde, sigorta ettiren, sözleşmenin yapılmasına on dört gün içinde itiraz etmemişse, sözleşme poliçede yazılı şartlarla yapılmış olur. Aydınlatma açıklamasının verildiğinin ispatı sigortacıya aittir. TTK 1424/1. Maddesi Sigortacı; sigorta sözleşmesi kendisi veya acentesi tarafından yapılmışsa, sözleşmenin yapılmasından itibaren yirmi dört saat, diğer hâllerde on beş gün içinde, yetkililerce imzalanmış bir poliçeyi sigorta ettirene vermekle yükümlüdür. 1424/(3) Poliçenin verilmediği hâllerde, sözleşmenin ispatı genel hükümlere tabidir. 1430- (1) Sigorta ettiren, sözleşmeyle kararlaştırılan primi ödemekle yükümlüdür. Aksine sözleşme yoksa sigorta primi peşin ödenir. Özel kanunlardaki hükümler saklıdır. 1430-(3) Sigorta ettiren, sigortacının sorumluluğu başlamadan önce, kararlaştırılmış primin yarısını ödeyerek sözleşmeden cayabilir. 1431- (1) Sigorta priminin tamamının, taksitle ödenmesi kararlaştırılmışsa ilk taksitin, sözleşme yapılır yapılmaz ve poliçenin teslimi karşılığında ödenmesi gerekir. TTK'nda sigorta sözleşmeleri için herhangi bir şekil şartı öngörülmemiş olmakla Türk Hukukunda hakim olan "sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe hiçbir şekle bağlı değildir" (TBK 12/1) kuralı sigorta sözleşmeleri içinde geçerlidir. Diğer borçlar hukuku sözleşmelerinde olduğu gibi sigorta sözleşmelerinde de iki tarafın karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları ile sözleşme kurulmuş olur. (Prf.Dr. Rıza Ayhan, Prf.Dr. Hayrettin Çağlar, Prf.Dr. Mehmet Özdamar Sigorta Hukuku 5. Baskı sayfa 166) Dava dışı sigortalıların poliçelerin düzenlendiği tarihten iptalinin yapıldığı 2016 yılına kadar davacı sigorta şirketi ile ilişkilerinin devam ettiği, dava dışı sigortalılar ile davacı sigorta şirketi arasında sigorta sözleşmesin kurulmuş olduğu anlaşılmaktadır. Sigorta sözleşmesi yaptırmak isteyen kişilerin sigortacıya teklifname vermek yükümlülüğü bulunmadığı gibi teklifname vermenin veya teklifnamenin yazılı ve imzalı olmasının sigorta sözleşmesinin geçerlilik şartı olmadığı, poliçelere ait tüm primlerin sigortalı ...'nun banka hesabından ödendiği anlaşılmaktadır. Bu hale göre dava dışı sigortalıların poliçelerin yapılmasından haberleri olmadığına yönelik iddiaları kurulmuş olan sigorta sözleşmesinin geçerliliğine bir etkisi bulunmamaktadır. Davalı acentenin poliçe düzenlemek yetkisi bulunmamakla dava dışı sigortalılara poliçelerini düzenleyip vermek davacı sigorta şirketinin görev ve sorumluluğudur. Davacı tarafça eğer poliçeleri yasal süreside dava dışı sigortalılara verilmiş ise sigortalılarca süresi içinde itiraz edilmemiş olmakla sözleşme poliçede yazılı şartlarla yapılmış sayılır. Bu durumda dava dışı sigortalılarca primleri ödenip sigorta örtüsü altına girildikten sonra hiçbir şekil şartına bağlı olmayan sigorta sözleşmesinin, sözleşme kurulmadan önce verilen teklifnamedeki imzaların sigortalılara ait olmadığı gerekçesiyle poliçelerin iptal edilmesi davacı sigorta şirketinin kendi inisiyatif ve takdirindedir. Bu durumda davalıya bahsi geçen poliçelerin iptalini gerektirir herhangi bir sorumluluk ve kusur yüklenme imkanı yoktur. Bu durumda ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmemesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan 2.655,00 TL istinaf peşin harcının alınması gereken 269,85 TL karar harcından mahsubu ile fazla olarak yatırılan olan 2.385,15 TL harcın istemi halinde davacıya iadesine,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.14/12/2023