T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1783
KARAR NO: 2023/1146
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/03/2020
NUMARASI: 2017/354 Esas - 2020/287 Karar
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/11/2023
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü' nün ... esas sayılı dosyası ile müvekkili şirket aleyhine müvekkili şirketin ... A.Ş.' ye ait ... ve ... numaralı çekleri için kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını, bu takibe müvekkili şirket tarafından itiraz edildiğini, İstanbul 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nden takibin durdurulmasının talep edildiğini, takibe konu çekler müvekkili şirket tarafından davalıya verilmediği gibi müvekkili şirketin davacıya böyle bir borcunun bulunmadığını, dava konusu çeklerin 30/05/2016 tarihinde ... tarafından davalı şirkete keşide edildiğini, dava dışı ...'ın müvekkili şirketin eski müdürü olduğunu, çeklerin keşide edildiği tarih itibariyle şirkette herhangi bir yetkisinin bulunmadığını, takip konusu çeklerin keşide edildiği tarihi itibariyle müvekkili şirket temsile yetkili kişi veya kişilerce imzalanmadığını, müvekkili şirketin imzalan çekleri ödeme yükümlülüğü ve böyle bir borcu bulunmadığını savunarak, müvekkili şirketin ... A.Ş.' ye ait ... ve ... numaralı çekleri nedeniyle davalı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığının menfi tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu çeklerde daha önceden verilmiş çekler gibi davacı tarafından, davalı lehine düzenlenip kendisine teslim edildiğini, dava konusu çeklerin keşide tarihinden 4-5 ay önce 17/12/2015 tarihinde müvekkiline teslim edildiğini, dava konusu çeklerin 17/12/2015 tarih ... seri numaralı tahsilat makbuzu ile teslim alındığını, bu tarih itibariyle ... davacı şirketin yetkilisi olduğunu, dava konusu çeklerin müşterek imza koşulundan önce müvekkiline teslim edildiğini, dava konusu çeklerin teslim tarihinde atılan imzalar, davacı şirketi temsile yetkili kişi tarafından atıldığı, çeklerde geçerli imzaya sahip çekler olduğunu, bu sebeple davacının sadece keşide tarihi itibariyle yetkililerin değişmesine yönelik iddiası ile davanın kabulünün mümkün olmadığını, davalı şirket dava konusu çeklerin karşılığını eda ettiğini, ... bir yandan davacı şirketin diğer yandan ...Ltd. Şti. adına hareket ederek davalıdan kalıp ve mamul ürün aldığını, karşılığında söz konusu çekleri verdiğini, dolayısı ile çeklerin bedelsiz olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı dava konusu ... Bolu Şubesine ait hesaptan keşide edilen, keşidecisi davacı, lehtarı davalı olan ... çek numaralı, 30/05/2016 tarihli, 20.500,00-TL bedelli; ... çek numaralı, 28/04/2016 keşide tarihli ve 18.000,00-TL bedelli iki adet çekin, keşide tarihi itibariyle şirket yetkilisi olamayan ... tarafından imzalandığını, bu nedenle geçersiz olduklarını, ayrıca davalı ile aralarında herhangi bir hizmet veya mal alım satımı bulunmadığını, davalıya borçlu olmadıklarını iddia ile menfi tespit talebinde bulunmuştur. Davacı şirketin 2015 ve 2016 yılı ticari defter ve kayıtları talimat yolu ile incelenmiştir. Talimat yolu ile alınan raporun altıncı Sayfasında davalı ile davacı arasındaki hesabın dökümü yer almaktadır. Bilirkişi raporunda 2015 yılı açık hesabının dökümü yapılmış ve davalıya keşide edilen dava konusu ... çek numaralı, 30/05/2016 tarihli, 20.500,00-TL bedelli ve ... çek numaralı, 28/04/2016 keşide tarihli ve 18.000,00-TL bedelli iki adet çekin davacı defterlerinde kayıtlı oldukları anlaşılmıştır. Her ne kadar bilirkişi raporunun sonuç kısmında çeklerin davacı defterinde kayıtlı olmadığı belirtilmiş ise de, raporun altıncı sayfasında yer alan açık hesap dökümünde çeklerin davacı tarafından deftere kaydedildiği ve ileri vadeli oldukları açıkça görülmektedir. Yine bilirkişi raporunun ekinde yer alan davacıya ait yevmiye defteri de mahkememizce incelenmiş ve 01/01/2015-31/12/2015 tarihleri arası yevmiye defteri kayıtlarında her iki çekin yer aldığı anlaşılmıştır. Bilirkişi raporunun altıncı sayfasında yer alan dökümde 2015 yılı açık hesap dökümündeki yevmiye kayıt tarihlerinden bazılarında 2014 yılı yazıldığı görülmüş ise de, 2015 yılı defterlerinde 2014 yılına ait kayıt bulunmayacağından, bu tarihlerin sehven yazıldığı anlaşılmıştır. Buna göre dava konusu çeklerin 31/05/2015 ve 20/06/2015 tarihlerinde deftere kaydedildikleri, davacı şirket yetkilisi ...'ın bu tarih itibariyle şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğu, temsil yetkisinin ileri vadeli çeklerin tanzim edildikleri tarihten çok sonra 01/03/2016 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında kaldırıldığı, çeklerin tanzim tarihleri itibariyle davacı şirket yetkilisi tarafından keşide edildikleri ve davacıyı bağladıkları tespit edilmiştir. Nitekim davalı tarafından dosyaya sunulan 17/12/2015 tarihli tahsilat makbuzu da dava konusu ileri vadeli çeklerin davacı tarafından davalıya verildiğini kanıtlamaktadır. Davalı tarafından dava konusu olmayan bir kısım çeklere ilişkin tahsilat makbuzları ve çek örnekleri dosyaya ibraz edilmiş, bu çeklerin tamamının davacının yevmiye kayıtlarında yer aldığı mahkememizce yapılan inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Davacının dava dilekçesinin üç nolu bendinde genel olarak davalı ile aralarında ticari ilişki bulunmadığını iddia ettiği, ancak bu iddianın bizzat davacının ticari defter ve kayıtları ile uyumlu olmadığı anlaşılmıştır. Davacının bu iddiası bedelsizlik defi olarak kabul edilse dahi, çekin bir ödeme aracı olduğu ve avans olarak verildiğinin ancak yazılı delil ile ispat edilebileceği ilkesi karşısında, yukarıda izah edildiği üzere şirket yetkilisi tarafından keşide edilen ve davacıyı bağlayan dava konusu ileri vadeli çeklerin avans çeki olduğunu yazılı delil ile ispat edilemediğinden davanın reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafından ibraz edilen davaya cevap dilekçe ve ekinde yer alan evraklar incelendiğinde müvekkili şirketin davalıya herhangi bir borcu bulunmadığının anlaşılacağını, yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda da müvekkili şirketin davalı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığının belgelendiğini, davalı tarafından ibraz edilen belgelerden ekte yer alan sözleşme incelendiğinde sözleşmenin müvekkili şirket ile herhangi bir ilgilisinin bulunmadığının anlaşılacağını, davalının ibraz ettiği sözleşmenin ... Ltd. Şti. ile imzalandığını, davalı tarafın davaya cevap dilekçe ekinde ibraz ettiği sözleşme ile birlikte, müvekkili şirket ile ... Ltd. Şti. arasında herhangi bir sözleşmeden kaynaklı ilişki olmadığını, sözleşme ilişkisinin ... Ltd. Şti. ile ... arasında olduğunun ikrar etmiş bulunduğunu, dava dilekçesinde de kendilerince belirtildiği üzere anılan çeklerin akıbetinin belli olmadığını, sözleşmenin tarafının ... şirketi olduğunu, ... tarafından da usulsüz bir işlem yapılmış ise bundan ... ’ın sorumlu olacağının açık olduğunu, müvekkili şirket aleyhine başlatılan icra takibinin haksız olduğunu, Medeni Kanun 2. maddesinin açık olduğunu, herkesin haklarını kullanırken iyi niyet kurallarına uygun olarak davranmak zorunda olduğunu, davalı şirketin herhangi bir ticari ilişkisi olmayan müvekkili şirketten usulsüz olarak keşide edilen çek ile birlikte aslında var olmayan borcu tahsil etme yoluna gitmekte olduğunu, müvekkil şirketin anılan sözleşmenin tarafı olmadığını, ... Ltd. Şti.'den de herhangi bir mal alımında bulunmadığını, malların müvekkili şirkete teslim edildiğine ilişkin herhangi bir belgenin davalı tarafından ibraz edilmediğini, inceleme sonucunda müvekkili şirketin ... Ltd. Şti'ne borcu olmadığının aksine alacaklı olduğunun bilirkişi incelemesi sonucunda açıklığa kavuştuğunu, davalı ... Ltd. Şti.'nin kendi defter ve belgelerini ibraz etmekten imtina ettiğini, vergi dairesi kayıtlarının da incelendiğinde Ba/Bs formalarında böyle bir alacağın mevcut olmadığı anlaşılacağını, yerel mahkeme tarafından bilgi ve belgelerin hukuka aykırı olarak düzenlendiğini, çeklerin nakde dönülmeye çalışıldığını, mahkeme tarafından bilirkişi raporunun tamamen yanlış yorumlandığını, buna istinaden de müvekkili şirket aleyhine karar tesis edildiğini, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın gerek önceden verdiği çekler gerek dava konusu çeklerin davacı ile arasında ticari ilişkinin olduğunun delili olduğunu, diğer bir şirketle imzalanan sözleşmenin bu ilişkiyi ortadan kaldıramayacağını, bir ticaret şirketinin sınırsız sayıda ticaret şirketi ile sözleşme imzalayabileceğini, davacının ortaklarının kendilerinin de ayrıca şirketleri olması nedeniyle yaşandığını düşündükleri problemlerden dolayı üçüncü kişilerin mağdur edilmesinin kambiyo senetlerinin ruhuna ve amacına aykırı olduğunu, bu sebeple de ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun olduğunu, bilirkişilerce incelenen defter kayıtlarına göre borçlarının olmadığı iddiasının da yerinde olmadığını, davacı defterlerinin olaylarla uyumlu olmadığı dolayısıyla kendileri lehine delil olamayacağı, dava konusu çeklerin defter kayıtlarında yer almıyor oluşu ile sabit olduğunu, dolayısıyla bu maddedeki istinaf sebebinin de fiili ve hukuki dayanağının bulunmadığını, yerel mahkeme tarafından bilgi ve belgelerin hukuka aykırı olarak düzenlendiği iddiasının da doğru olmadığını, yerel mahkemenin herhangi bir belge düzenlenmediğini, sadece önüne gelen deliller ile yargılama yapıp karar verdiğini, davacının son maddedeki soyut nitelikti iddialarının da reddine karar verilmesi gerektiğini, belirtilen sebepler neticesinde davacı tarafın istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini, davanın reddine karar verilmesini, davacının davalıya dava değerinin %20'sinden az olmamak üzere tazminat ödemesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep ve beyan etmiştir.
GEREKÇE: Dava; icra takibine konu edilen 2 adet çek dolayısıyla borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İcra takip dosyası üzerinde yapılan incelemede alacaklı ....Şti'nin borçlu ... Ltd.Şti. hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile ferileriyle birlikte 40.536,47 TL alacağın tahsili istemiyle takibe girişildiği, takibe dayanak olarak ... A.Ş. Bolu şubesine ait keşidecisi ... Ltd. Şti., lehtarı ... Ltd. Şti. olan ... çek numaralı 18.000 TL bedelli ve 28/04/2016 keşide tarihli çek ve ... çek numaralı 20.500 TL bedelli 30/05/2016 keşide tarihli 2 adet çekin sunulduğu görüldü. Davacı tarafça dava konusu çeklerin keşide tarihinde davacı şirketin yetkilisi olmayan ... tarafından keşide edildiğini, ...'ın şirketin eski müdürü olduğunu, 28/01/2016 tarihli genel kurul kararı ile tek başına imza yetkisini kaldırılarak ... ile müşterek imza yetkisi verildiğini, kararın 28/01/2016 tarihli ticaret sicili gazetesinde yayınlandığını, 01/03/2016 tarihide yapılan genel kurul kararı ile de ... müdürlük görevine son verildiğini, ticaret sicili gazetesinde durumun 11/03/2016 tarihinde ilan edildiğini, yetkisiz kişi tarafından keşide edilen çekin şirketi bağlamadığını ve davalı ile ticari ilişkilerinin bulunmadığı, mal veya hizmet alım satımının söz konusu olmadığını iddia ederek menfi tespit isteminde bulunmuştur. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, eş söyleyişle bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s.370 ilâ 372).Senede dayalı borç ilişkilerinde ise menfi tespit davalarındaki genel kuralın aksine ispat yükü senet borçlusundadır.Kambiyo senetleri ve dolayısıyla çek illetten mücerret olup davalı hamilin çekleri edinme sebebini açıklama yükümlülüğü yoktur. Kural olarak çek ödeme aracı olup, çeklerin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla verildiği yolunda yasal karine mevcuttur. Yasal karinenin aksini yani çekin borç ödenmesinden başka bir amaçla verildiğini, bedelsiz bir avans çeki olduğunu iddia eden davacı tarafın bunu kesin delillerle ispatlaması gerekir. Davacının kendi ticari defterlerinde alacaklı gözükmesi veya davalı ticari defterlerinde mal teslimine ilişkin bir kayıt bulunmaması tek başına ispata yeterli değildir. Davalının dava konusu ödemeler karşılığı mal teslim edildiğini ya da başka bir ticari ilişki kapsamında çeklerin alındığını savunması ispat yükünü değiştirir nitelikte değildir.Somut olayda; dosyaya sunulan davacıya ait ticari defterler üzerinde yapılan incelemede; dava konusu çekler hakkında yevmiye defterinin 30/09/2015 tarihli ... yevmiye numaralı kayıtta çeklerin davalı ... Ltd. Şti.'ne verildiğine dair kayıt bulunmaktadır. Ayrıca bilirkişi raporunda dava konusu çeklerin muavin defter kayıtlarında 31/05/2014 ve 20/06/2014 yevmiye numarasıyla kayıtlı olduğu yolunda belirleme bulunsa da bilirkişinin 2014 defterlerini incelemediği, 2015 yılı defterleri ile 2016 yılına ait defter-i kebiri incelediği görülmekle 2014 tarihinin rapora sehven yazıldığı, bu tarihin 2015 olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Yine dosyaya davalı tarafça sunulan 27/12/2015 tarihli tahsilat makbuzu ile dava konusu çeklerin davacıya teslim edildiği kaydı bulunmaktadır. Tüm bu deliller ile dava konusu çeklerin davalıya 2015 tarihinde düzenlenerek teslim edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda davacının çekleri şirket adına imzalayan ... çek keşide tarihinde imza yetkisi bulunmadığına dair iddiası yerinde bulunmamış, bahsi geçen şahsın eldeki çekleri imza yetkisinin bulunduğu 2015 yılı içinde ileri tarihli olarak keşide ettiği ve çeklerin şirket yetkilisince keşide edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Satım Sözleşmesine ilişkin 6098 sayılı TBK.'nın 207. maddesinin ikinci fıkrasında; asıl olanın peşin satış olduğu düzenlenmiş olup, bu kuralın aksine taraflar arasındaki satımın, peşin satış olmadığı başka bir anlatımla satım bedeli olarak düzenlenen çekin mal teslim edilmeden önce avans çeki olarak verildiği iddiasının davacı tarafından yazılı belge ile ispatı gerekir. Davacı taraf dava dilekçesinde dava konusu çekin avans çeki olarak verildiğini ileri sürmüş olmamakla birlikte müvekkili şirketin bu çeklerle ilgili herhangi bir mal ve hizmet almadığı yolundaki iddiası bu açıdan da değerlendirilmiştir. Davalı tarafta çekin avans çeki olarak alındığını kabul etmiş değildir. Dolayısıyla davalının, dava konusu çek karşılığı mal teslim edildiğini savunması karinenin açıklanması niteliğinde olup, ispat yükünün yer değiştirmesine neden olmaz. Karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmaz (HMK 191). Buna göre davacının malları teslim aldığının kabulü gerekir. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi 2018/2473 E-. 2019/5340 K. sayılı 28.11.2019 tarihli kararı) Bu halde davacı iddialarını ispatla yükümlüdür.Davacının taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığı ve çeklerin mal ve hizmet satımı söz konusu olmadığı, çekler karşılığında herhangi bir mal alınmadığına yönelik iddialarının da kesin delillerle ispatlaması gerektiği, dosyaya bu hususu ispata yarar bir delil ibraz etmemiş olması karşısında ilk derce mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan nispi ve maktu olmak üzere toplam 204,40 TL istinaf peşin harcının alınması gereken 269,85 TL karar harcından mahsubu ile eksik olan 65,45 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.02/11/2023