T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1685
KARAR NO: 2023/1469
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 29/06/2020
NUMARASI: 2018/1198 Esas - 2020/363 Karar
DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/12/2023
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; Davalı ile davacı arasında imzalanan 26.03.2012 tarihli Bireysel Emeklilik Aracılık Sözleşmesi, ekleri, 05.03.2013 ve 17.09.2014 tarihli Acentelik Sözleşmesi, ekleri ve ... Programı Teminatsız Sözüne Segment 2013-2014-2015 Ek Protokolleri nedeniyle davalının davacı adına acentelik hizmeti verdiğini, ancak Beyoğlu ... Noterliği aracılığı ile gönderilmiş olan ihtarname ile Acentelik Sözleşmesinin feshedildiğini, davalının, satışını gerçekleştirdiği işbu davanın konusu 27 adet sözleşme için Acentelik Sözleşmesinin ekinde yer alan Komisyon Tablosuna ve 2015-2016 yılına ait Komisyon Kurallarına göre komisyon ödemesi aldığını, davaya konu bu sözleşmelerin büyük kısmının yüksek katkı payı tutarlı ve "senelik" olarak satıldığını, bu nedenle davalıya satışına uygun şekilde katkı payı komisyonu ödendiğini, ne var ki bu sözleşmelerin birinci ve ikinci yıllarına müteakip iptal edildiğini, 2016 yılı Komisyon kuralları gereği; "İptalin gerçekleştiği yıl" dikkate alınarak; 1. Yıl sonunda çıkış yapılan sözleşmelere Ödenen komisyonun %100'ünün, 2 yılda çıkış işlemi gerçekleşen sözleşmelere ödenen komisyonun ise %75'inin davacı tarafından geri alma hakkı (clawback) bulunduğunu, davalıya taraflar arasındaki sözleşme koşullarına uygun olarak komisyon ödemesi yapılmasına rağmen birinci ve ikinci yıl içinde iptal edilen sözleşmeler nedeniyle davacıdan haksız yere komisyon alındığını ve davacının zarara uğramasına neden olunduğunu, davaya konu olan sözleşmeler için ödenen komisyonların ödeme şart ve koşulları ile yine sözleşmelerin iptali halinde ödenen komisyonların hangi şart ve koşullarda iade alınacağının taraflar arasında imzalanan Acentelik Sözleşmesinin ekinde yer alan "Komisyon Tablosuna ve 2015-2016 yılına ait Komisyon Kurallarına'' göre belirlendiğini, böyle bir durumda 1. Yıl sonunda çıkış yapılan sözleşmelere ödenen komisyonun %100'ünün 2 yılda çıkış işlemi gerçekleşen sözleşmelere ödenen komisyonun ise %75'inin davacı tarafından geri alma hakkı olduğunun taraflarca kabul edildiğini, davacı tarafından bu şartlara uygun olarak yapılan hesaplama neticesinde davalının 44.818,60-TL tutarında davacı Şirkete borçlu olduğunun tespit edildiğini, ayrıca, davalıya gönderilen Bakırköy ... Noterliğinin 25.03.2016 tarih ve ... sayılı ihtarnamesiyle komisyon geri alım kuralları sebebiyle oluşan işbu davaya konu olan sözleşmelerin iptali sonucu iade edilmesi gereken 44.818,60-TL tutarındaki borç davalıdan istenmiş, Davalı Eskişehir ... Noterliği aracılığı ile göndermiş olduğu 29.12.2017 tarihli ve ... sayılı ihtarname ile borcu kabul etmediğini bildirdiğini, ne var ki bu zamana kadar davalının borcunu ödemediği için işbu davayı açma zaruriyetinin doğduğunu belirterek davanın kabulüne, şimdilik 44.818,60 TL alacak taleplerinin her bir komisyon bedelinin ödendiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; Davacı tarafa Eskişehir ... Noterliğinin 07.03.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı göndermiş olduktan "... A.Ş. Acentelik sözleşmesinin ve ... A.Ş. Bireysel emeklilik aracılık sözleşmesinin feshi" konulu ihtarnamenin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, davacı tarafça davalı şirkete Beyoğlu ... Noterliğinin 05.04.2016 tarih ... yevmiye numaralı ihtarname de acentelik sözleşmesinin feshedildiği ve 05.04.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamede Acentelik Vekâletnamesinin azlinin gerçekleştirildiğinin bildirilmiş olduğunu, haklı fesih iradelerinin davacı tarafından kabul görmüş olduğunu ve davacı tarafın da acentelik sözleşmesini feshettiğini bildirdiğini ve davalı şirketin vekâletnamesinin azlini gerçekleştirdiğini, bununla birlikte 21.03.2016 tarihinde davalı şirketin sistem ve ekranlarının davacı tarafça kapatıldığını, davalının ekranları kapatıldığı için müşterileri ile ilgili işlem yapma yetkisi ve imkânının da ortadan kaldırıldığını, dolayısıyla davalının 21.03.2016 tarihinden sonra müşterilerin durumları hakkında bilgi sahibi olması ve müşterileri takip etmesinin mümkün olmadığını, 2012 senesinde davalının acentesi olduğu ... ile çalışmalarının şirketin, devletin belirlediği BES mevzuatına uygun satış yapılmasına olanak sağladığı 2015 senesine kadar kusursuz şekilde devam ettiğini, davacı taraf ile 2014 tarihinde yenilenen ana sözleşmelerinin yanı sıra, şirketin 2015 senesinde uygulamaya başladığı clawback (3 yıl düzenli ödenmeyen BES primlerinden acente komisyonlarının, acentenin hak edişlerinden mahsup edilmesi) uygulamasının devletin belirlemiş olduğu BES kanunu ile zıt düşmekte olup, tamamen gönüllülük esasına dayalı katılımcıların sisteme diledikleri zaman girip diledikleri zaman ödemelerine ara verip, diledikleri zaman yıkış yapabilmelerine olanak sağlayan BES mevzuatı esaslarına son derece aykırı bir uygulama getirmeye çalıştığını, davacı tarafın kendi bünyesinde, devletimizin belirlediği BES ana kanununun üzerinde kanunlar koyarak marjinal bir BES yaratmış olduğunu, davacı tarafın kendi yarattığı BES sistemi içinde bile, acentenin tek yetkisinin şirketi potansiyel BES müşterisi ile tanıştırmaktan ibaret olduğunu, davalı şirketin bu müşterilerin Bireysel Emeklilik sözleşmelerim onaylamak, primlerim tahsil etmek, çıkış işlemlerim yapmak yetkisi bulunmadığını, bu yetkilerin tamamının ...'nın kendisinde olduğunu, tahsilat yetkisi ve sistemden çıkış işlemleri yetkisinin şirketin kendisinde olmasına rağmen, belirtmiş oldukları listedeki müşterilerden tahsilat yapmayarak ve çıkışlarına onay vererek, taraflarından komisyon İadesi talep etmelerinin hiçbir şekilde kabul edilmesinin mümkün olmadığını, taraflar arasında imzalanan ... A.Ş. Acentelik Sözleşmesinin 14. Maddesinde açıkça belirtildiği üzere primler ile katkı payları tahsil edilmiş ise Acentenin komisyona hak kazandığı, dava konusu müşterileri incelendiğinde davacı tarafından prim ve katkı payı tahsilinin gerçekleştiği, bu müşterilerin çıkışının da davalının sorumluluğunda olmayıp davalının ekranı kapatıldıktan çok sonra çıkışları olduğunu, bundan davalının bilgisi olmadığını, bu müşterileri şirketinde tutamayanın da davacı taraf olduğunu, bu müşterilerin gönüllük esasına dayalı bir sistemde istedikleri zaman çıkma hakkına sahip olduğunu, müşterilerin çıkış yapmasının davalıyı hukuken ilgilendirmediğini, davalı şirketin tek bildiğinin hukuki gerçeğin bu müşterilerden prim ve katkı payı tahsilatı yapıldığı ve kendi komisyonunu almaya hak kazandığı olduğunu, davalı şirketin madem dava konusu ödemelere hak kazanmadıysa niçin azilden sonra her ay muntazam olarak davalıya ödemeler aktarıldığını, davacı tarafın bu eylemi ile de kendisi ile çelişmekte olduğunu, davacı tarafın davalıya ilişkin dava konusu ödemelere dair sunduğu evrakların eksik olduğunu, bu evraklar incelendiğinde davalıya para aktarılmadan önce hep açıklanmayan bir tutar kesinti yapılarak gerçekleştirildiğini, davacı tarafın yapmış olduğu bu kesintilerin neye ilişkin ve hangi anlaşmaya göre hangi oranda yaptığının da belirtmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...davacı tarafça tüm acentelere mail yoluyla Clawback uygulaması maddesinin yer verildiği Acente Komisyon Oranları protokolünün matbu olarak önceden ve tek taraflı olarak çok sayıda kullanım amacıyla, karşı tarafın getirilen bu hükmü müzakere etmesine imkan tanımadan oluşturulduğu, TBK 20 vd maddelerinde düzenlenen genel işlem koşulu niteliğinde hükümler içerdiği, davalının şartlarını ağırlaştırdığı yukarıda izahı yapılan TBK hükümleri karşısında haksız şart niteliğinde olduğu ve yazılmamış sayılmasının gerektiği, kaldı ki taraflarca imza altına alınmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan mali müşavir bilirkişi tarafından taraf ticari defterleri incelenmesi neticesinde davacının davalıdan herhangi bir alacağı olmadığı tespit edilmekle davanın reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul Adalet Sarayına kayıtlı bilirkişiler tarafından alınan ek ve kök Bilirkişi Raporu ile savunmamız kanıtlandığını, mahkemenin kendi görevlendirmiş olduğu bilirkişi heyetince dava konusu uzmanlık gerektirir şekilde ve denetime elverişli bir şekilde incelendiğini, davalının satışını gerçekleştirdiği işbu davanın konusu olan toplam 27 adet sözleşme için ödenen ve komisyonların iadesinin gerektiği yönünden görüş verildiğini ve Komisyon Geri Alım kurallarına göre 44.818,60 TL komisyon iade borcunun olduğunu tespit ettiğini, hükme esas alınan Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi aracılığı ile alınan Bilirkişi Raporu ise alenen dava konusundan uzak, kendisinden istenen incelemenin esası anlaşılmadan uzak şekilde usul ve yasaya aykırı olarak düzenlendiğini, hükme esas Talimat Bilirkisi Raporunda fahiş hata yapılarak arada bir alacak -Borç ilişkisi aramaya çalıştığını, oysa ki davanın konusu davalıya haksız yere ödendiğini iddia ettiğini komisyon bedellerinin iadesini, sonuçta kök ve ek rapor ile kanıtlandığı üzere davalı, satışını gerçekleştirdiği işbu davanın konusu 27 adet sözleşme için Acentelik sözleşmesinin ekinde yer alan komisyon tablosuna ve 2015-2016 yılına ait Komisyon kurallarına göre komisyon ödemesi alındığını, davaya konu bu sözleşmelerin büyük kısmı yüksek katkı payı tutarlı ve "senelik" olarak satıldığını, bu nedenle davalıya satışına uygun şekilde katkı payı komisyonu ödendiğini, davaya konu olan sözleşmeler için ödenen komisyonların ödeme şart ve koşulları ile yine sözleşmelerin iptali halinde ödenen komisyonların hangi şart ve koşullarda iade alınacağı taraflar arasında imzalanan Acentelik Sözleşmesinin ekinde yer alan "Komisyon tablosuna ve 2015-2016 yılına ait komisyon kurallarına" göre belirlendiğini, mahkemece tarafından verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenle istinaf yolu ile yasaya aykırı kararın ortadan kaldırılmasını ve davamızın kabulü yönünden karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava; davacı ile davalı arasında akdedilmiş olan acentelik sözleşmesinin feshi sonrasında davalının gerçekleştirdiği dava konusu olan 27 adet sözleşme için ödenen komisyon bedellerinin iadesinin gerektiği iddiasıyla açılan alacak davasıdır. İlk derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından süresi içerisinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı taraf ile davalı taraf arasında 26/03/2012 tarihinde Bireysel Emeklilik Aracılık Sözleşmesi, ekleri, 05/03/2013 ve 17/09/2014 tarihli Acentelik Sözleşmesi, ekleri ve ... Programı Teminatsız Sözüne Segment 2013-2014-2015 Ek Protokolleri akdedilmiştir. Davalı taraf akdedilen bu sözleşmeler kapsamında davacı tarafa acente hizmeti vermiştir. Davacı taraf davalı dahil olmak üzere acentelerine 01/01/2015 tarihinde bu tarih itibariyle ''aylık 3.000 TL üzerine denk gelen ''Katkı Payı için Toplu Ödeme Komisyonu'' ve ''Clawback Uygulaması'' uygulamalarının hayata geçirileceğine dair e mail göndermiştir.Taraflar arasındaki acentelik sözleşmesi davalı tarafından Eskişehir ... Noterliğinden gönderilen 07/03/2016 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile feshedilmiş, davacı tarafça davalının fesh iradesi kabul edilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı tarafın akdedilen acente sözleşmesi gereğince ve davalının satışını gerçekleştirdiği davaya konu 27 adet sözleşme için Acentelik sözleşmesinin ekinde yer alan komisyon tablosuna ve 2015-2016 yılına ait Komisyon Kurallarına göre ödendiğini iddia ettiği ödemelerin iadesi istemiyle iş bu davayı açmıştır. Davalı taraf ise davacı sigorta şirketi ile BES mevzuatına uygun satışına 2015 yılına kadar devam ettiğini, ancak davacının 2015 yılında uygulamaya başladığı clawback yani katılımcının en az 3 yıl ödeme zorunluluğu aksi takdirde acenteye ödenen komisyonun hak edişlerinden mahsup edilmesi uygulamasına başlamasının ardından sözleşme ilişkisini sona erdirdiğini, davalının tahsil ve müşterilerin çıkış işlemlerine izin verme yetkisinin bulunmadığını, bu yetkilerin davacı elinde olması ve komisyon iadesi talep edilmesinin hakkaniyetli olmadığını ve mail yoluyla bildirilen davalının aleyhine sözleşme şartlarının değiştirmesinin kötü niyetli olduğunu, sözleşmeden çıkış tarihlerinin ekranlarının kapatılmasından çok sonra olduğunu ve neticeten davanın reddini savunmuştur.Taraflar arasında imzalanan 17/09/2014 tarihli acentelik sözleşmesinin 14. maddesinde davacı sigorta şirketine komisyon oranlarında değişiklik yapma hakkı tanınmış olmakla birlikte davacının davaya konu ettiği clawback uygulamasına ilişkin komisyon ödemelerinin iadesine dair sözleşmede herhangi bir düzenleme bulunmamakla birlikte davacı tarafça davalı acente ile istişare yapmaksızın tek taraflı irade ile bu uygulamaya başlandığının e mail yoluyla bildirildiği, davalı tarafın yapılan bu uygulamaya onayının olmadığı kaldı ki sözleşmenin bu uygulama sonrasında davalı tarafça feshedildiği anlaşılmıştır. Sözleşmenin 7.3 ve 7.9 maddelerine göre sigortaların onayı hususunda davalıya yetki verilmediği, tüm sigorta işlemlerinin kabul ve onayının davacı şirket tarafından gerçekleştirildiği, davacının davaya konu ettiği 27 adet sözleşmenin tanzim tarihlerinin 2015 yılı olduğu, portföyden çıkış tarihlerinin ise davalının sözleşme fesih tarihi sonrası olduğu, davacı tarafça sözleşmenin feshedilmesinden sonra sigortaların sona erdirilmesinde davalının kusuru yada dahilinin söz konusu olduğunun da iddia edilmediği bu halde davacının tek taraflı olarak ve davalının şartlarını ağırlaştırıcı uygulamaya yoluyla dürüstlük kuralına aykırı olarak komisyon bedeli iadesi talebinin reddine karar verilmesi isabetli görülmüştür. Açıklanan nedenlerle HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, ilk derece mahkeme kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.