T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1684
KARAR NO: 2023/1473
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 13/02/2020
NUMARASI: 2018/1231 Esas - 2020/107 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/12/2023
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişki bulunduğu, İcra takibine konu borcun sebebi ödeme emrinde bilgileri verilen ve ekinde bulunan 20.07.2018 tarih, ... sıra numaralı, 73.436,12.-TL bedelli fatura olup davalı fatura borcunun 44.495,41.-TL'lik kısmını müvekkile ödemediğini, davalının borcunu müvekkile ödemediği tarafların ticari defter ve kayıtları incelendiğinde de ispat olacağını, davalının itirazları haksız olduğundan ve Yargıtay içtihatlarına göre takip konusu alacak likit olduğundan itirazın iptali ile davalı aleyhine %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesi taleplerinin olduğu, davalının İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyaya konu icra takibine yapmış olduğu itiraz haksız olduğundan davalının icra takibine itirazlarının iptali ile takibin 44.495,41.-TL'lik kısmı için kaldığı yerden devamına, davalının icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; Davacı şirket ile Mart 2018 de okul araç gereçleri için ticari alışverişte bulunulduğunu, bütün borcun ödediğen dair belgeleri sunabileceğini, anlaşmanın üzerinde ilave para istenildiğini, bu nedenle icra dairesine açtıkları itirazlarını tekrar ettiğini, davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...davacı ile davalı arasında ticari ilişki olduğu davacının incelenen defterleri ile sabittir. Ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilmesi için HMK'nun 222. Maddesi uyarınca kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerekmektedir. Bilirkişi raporunda davacı taraf defterlerinin defterlerinin HMK 222. Maddesinde belirtilen usulde olduğu tespit edilmiştir. Davacı delil listesi ile ticari kayıtlara dayanmış usulüne uygun ihtarata rağmen davalı taraf defterlerinin ibraz edilmediği anlaşılmıştır. Davacı tarafça davalı adına icra takibine konu fatura kesilmiş olup; defter incelemesi neticesinde aralarında başkaca bir ticari ilişki olmayıp; kesilen faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Fatura incelendiğinde irsaliyeli fatura olup; teslim eden ve teslim alan kısımlarının boş olduğu, faturanın alt kısmında '' Bu belgenin sevk edilen malla birlikte bulunması halinde ayrıca sevk irsaliyesi aranmaz'' yazdığı tespit edilmiştir. Yukarıda değinilen emsal içtihatta da belirtildiği üzere; davalı ticari defterlerini sunmadığı takdirde bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmış ve davacının ticari defterlerinde faturanın kayıtlı olduğu, vergi dairesine BS bildiriminin yapıldığı anlaşılmakla ve mahkemece yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilen ve davalı yanca içeriği inkar edilmeyen whatsap yazışmaları birlikte değerlendirildiğinde; faturaya konu malların teslimi davacı tarafça ispatlanmıştır. Fatura konusu bedelin ödenip ödenmediği, ödenmiş ise ne kadar tutarının ödenmesi hususu incelendiğinde ise; davacı yanın defterlerinin incelendiği ilk bilirkişi raporunda davalı yanın yaptığı kısmi ödeme davacı defterlerinde 50.000,00 TL olarak kayda girmiş olup; bilirkişi raporunun tebliğinden sonra; davacı yanca bu kaydın sehven olduğuna, davalının 30.000,00 TL ödemesi olduğu halde muhasebe tarafından sehven 50.000,00 TL ödeme olduğu iddiası yapılan ilk defter incelemesinde bilirkişice tespit edilememiştir. Bilirkişi raporunun ibrazından sonra davacı tarafça yapılan düzeltme herhangi bir belgeye dayanmamış olmakla ve ilk bilirkişi incelemesinde ilgili kaydın sehven 30.000,00 TL yerine 50.000,00 TL yazdığı yönündeki beyanı deliller ile desteklenmediğinden, davacının bu beyanına itibar edilmemiştir. Somut davada uyuşmazlık; taraflar arasında tek ticari iş olan faturaya konu bedelin kısmi ödemesinin ne kadar olduğu yönünde toplanmakta olup; kök rapordaki davacının kendi defterlerine göre bilirkişinin yaptığı tespite itibar edilerek; davalının takibe dayanak 73.436,12 TL bedelli faturaya istinaden 50.000,00 TL kısmi ödeme yaptığı davacının kendi defterleri ile anlaşılmakla davalının 50.000,00 TL bedel yönünden itirazında haklı olduğu fakat bakiye 23.436,12 TL yönünden itirazında haklı olmadığı kabul edilmiştir. Davalı tarafça fatura konusu bedelin 23.436,12 TL'lik kısmını ödediği ispat edilemediğinden; davalının icra takip dosyasındaki bu kısım yönünden itirazının hukuki dayanaktan yoksun olduğu anlaşıldığından; bu bedel yönünden davanın kabulüne karar verilmiş; İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasındaki alacak miktarına ilişkin davalı borçlu tarafından yapılan itirazın 23.436,12 TL için İİK 67 maddesi gereğince iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; İcra inkar tazminatı açısından; İcra ve İflas Kanunu’nun 67.maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötü niyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacağın faturadan kaynaklanması gözetildiğinde; likit kabul edilen miktar üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dosya kapsamında alınan 06.09.2019 tarihli bilirkişi ek raporuyla da sabit olduğu üzere müvekkil şirket, davalı şirketten 43.436,12 TL alacaklı olduğunu, mahkemece gerekçeli kararında sehven yapılan hatanın deliller ile desteklenmediğini belirtse de dosyaya 2019 yılına ait sunulan muavin kaydının delil niteliğine haiz olduğu tartışmasız olduğunu, davalı tarafından dosyaya müvekkil şirket tarafından sunulan delillerin aksini ispat edecek herhangi bir delil ibraz edilemediğini, hükme esas alınan 10.06.2019 tarihli rapor maddi gerçeğin ortaya çıkarılması yönünden eksik inceleme içerdiğini, davalı tarafından müvekkil şirkete 30.000 TL ödeme yapılmış olmasına rağmen yapılan ödemenin muhasebe kayıtlarına intikal ederken sehven 50.000 TL olarak işlenmiş olduğu ve bu hatanın 2019 yılına ait muavin defter kaydında düzeltildiği belirtilmiş olmasına rağmen sadece 2018 yılına ait yasal defterlerin incelenerek oluşturulan bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm tesis edilmesi hatalı olduğunu, tarafımızdan sunulan 2019 yılına ait muavin kaydının usulüne uygun olduğu ve bu sebeple delil niteliğine haiz olduğu da dikkate alınmasını, dosyaya sunulan 06.09.2019 tarihli bilirkişi raporunda da bu hususlar dikkate alınmış ve müvekkilin şirketin davalı şirketten 43.436,12 TL alacaklı olduğu açık bir şekilde ortaya konduğunu, ancak hukuk sistemindeki en temel amaçlardan bir tanesinin maddi gerçekliğin ortaya çıkarılması olduğu hususunun mahkemece gözardı edilmiş olduğunu, Mahkemenin eksik ve hatalı değerlendirme sonucunda vermiş olduğu kararının kısmen reddolunan kısmının istinaf taleplerinin doğrultusunda yapılacak olan inceleme neticesinde kaldırılarak yeniden hüküm tesisi ile davanın kabulü yönünde karar verilmesini, mahkeme kararının kısmen reddolunan kısmının istinaf taleplerimiz doğrultusunda yapılacak olan inceleme neticesinde kaldırılarak istinaf taleplerimizin esastan kabulü ile; Dosya kapsamında sunulan 2018 yılına ait yasal defterlerin ve 2019 yılına ait muavin kaydının usulüne uygun olduğu ve müvekkil lehine delil niteliğine haiz olduğu gözetilerek müvekkil şirketin davalı şirketten 43.436,12 TL alacaklı olduğunun tespit edilerek davanın kabulüne, karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE :Dava, hukuki niteliği itibariyle, faturalı mal satışından doğan bakiye alacağını tahsili istemiyle başlatılmış olan ilamsız icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davacı vekilince süresinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı alacaklı tarafından, davalı borçlu aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile 73.436,12-TL asıl alacak ve 1.059,29-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 74.495,41-TL üzerinden 20/07/2018 tarihli, 73.436,12-TL fatura bedelinin tahsili amacıyla 17/08/2018 tarihinde icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 04/09/2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 11/09/2018 tarihinde yasal süresinde itiraz ettiği ve davacının da İİK'nın 67. maddesi uyarınca yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır. Davalı şirket yetkilisi cevap dilekçesinde davacı şirket ile Mart 2018'de okul araç gereçleri için ticari ilişkide bulunduğunu kabul etmiş, borcun ödendiğini savunmuştur.Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. İlk derece mahkemesince ticari defterlerin incelenmesine yönelik ara karar kurulmuş ve duruşmada hazır bulunmayan davalı tarafa usulüne uygun meşruhatlı davetiye tebliğ edilmiş olmasına rağmen davalı tarafça ticari defter ve dayanaklarının sunulmadığı görülmüştür.Yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde alınan kök raporda davaya konu edilen 20/07/2018 tarihli 39251 sayılı 73.436,12-TL bedelli faturanın davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, bu alacağa karşılık 50.000,00-TL tahsilat kaydının bulunduğu dolayısıyla 23.436,12-TL alacaklı olduğunun kabul edilebileceği tespit edilmiştir.Bilirkişi kök raporuna davacı vekilince davalı tarafından 30.000,00-TL ödeme yapılmış olmasına rağmen ödemenin muhasebe kayıtlarına intikal ederken sehven 50.000,00-TL olarak işlenmiş olduğu hususu belirtilerek ek rapor alınması talep edilmesi üzerine alınan ek raporda; ticari defter kaydının 2019 yılı ticari defterinde davalı borç hanesine 20.000,00-TL lik düzeltme kaydının yapıldığı ancak bu düzeltme kaydının davacı beyanı ile yapıldığı banka dekontu veya davalının kabul yada imzası olan tahsilat belgesi bulunmadığı, davalının vergi dairesi dökümlerine göre dava konusu malları teslim aldığına ilişkin BA formunda bildirim yapmadığı, tespit edilmiştir.Somut olayda davacı, iddiasının kanıtı olarak 20/07/2018 tarihli fatura, tarafların ticari defter ve dayanakları, bilirkişi ve tanık deliline dayanmıştır. Davacı taraf bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere davalı borç hanesine 20.000,00-TL düzeltme kaydı yapmış ancak düzeltmenin dayanağı tevsik edici belgeyi dosyaya sunamamıştır. Bu durumda davacının kendi defterlerine göre bilirkişi kök raporundaki tespit gibi davalı tarafça 50.000 TL ödeme yapıldığına dair kayda itibar edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde görülmekle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 21/12/2023