T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/2003
KARAR NO: 2024/106
KARAR TARİHİ: 01/02/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/09/2020
NUMARASI: 2018/164 Esas - 2020/491 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/02/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'e elektrikli ev aletleri satışı yaptıklarını, bu satış sonucunda davalının kendilerine 15.370,00 TL ve 3.789,00 TL bedelli iki tane çek verdiğini, bu çeklerin ... Bankası A.Ş.'de karşılığının bulunmadığını, alacaklarının ödenmediğini, bunun üzerine davalı aleyhine Bursa ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasından icra takibi başlattıklarını, takibe itiraz edilmesi üzerine de itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Bursa mahkemelerinin yetkili olduğunu, davanın esasına ilişkin olarak da çeklerin alındığı ... Bankası A.Ş.'nin TMSF'ye devredildiğini, çeklerin arkasının cirolanarak davacı tarafa verildiğini, çeklerin karşılığının dava dışı ...'ün bu bankadaki hesabında bulunduğunu, TMSF'nin şahıs hesaplarına ilişkin ödemeleri yapmakta olduğunu, TMSF'den talep edilmesi durumunda ödemenin yapılacağını, davacıya borcunun bulunmaması nedeniyle de davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Hazırlanan 20.06.2020 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu çeklerin davacının defterlerinde kayıtlı olduğu, çeklerin ciro edilerek başkalarına verildiğine ilişkin kayıt bulunmadığı, çeklerin davalıya iade edildiğinin kayıtlarda yer aldığı, çeklerin tahsil edildiğine ilişkin kayıt bulunmadığı, icra takip tarihi olan 21.12.2017 tarihine göre davacının davalıdan 19.274,23 TL alacaklı gözüktüğü tespit edilmiştir. Hazırlanan bilirkişi raporunda çeklerin davalı tarafa iade edildiğinin tespit edilmiş olması nedeniyle 09.03.2020 tarihli duruşmada 6100 sayılı HMK m. 220'ye göre verilen ara karardan dönülmüştür. 6100 sayılı HMK m. 222/II'ye göre; "Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır." Davacının defterlerinin bu maddeye uygun şekilde tutulduğu anlaşılmakla davacı lehine delil hükmünde olduğu kabul edilmiş ve bu kayıtlar hükme esas alınmıştır. 6100 sayılı HMK m. 222/III'e göre; "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." Bu maddeye uygun olarak davacı defterlerindeki kayıtların aksi davalı tarafından senet ya da kesin delillerle kanıtlanamadığından davacı defterleri davacı lehine delil hükmündedir. Davacı kendi defterlerine göre davalı taraftan 19.274,23 TL alacaklı gözükmekte olup bu gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. Dava konusu alacağın faturaya dayanıyor olması, davalı tarafından ciro yoluyla verilen çeklerin karşılıksız çıkması üzerine alacağın ödenip ödemediğini davalı tarafın bilebilecek durumda olması nedeniyle davalının icra takibine yaptığı itiraz iyiniyetli görülmeyerek davacı lehine icra inkâr tazminatına, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olup davalının davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, davalı aleyhine Bursa ... İcra dairesinde takip başlatılmış fakat işbu dava İstanbul 7. Asliye Ticaret mahkemesinde ikame edilmiş olup icra takibinin Bursa’da itirazın iptali davasının ise İstanbul’da açılmasının usule aykırı olduğunu, itirazın iptali davasının yetkili icra dairesinin bulunduğu yerde ikame edilmesi gerektiğini, mahkemenin 26/11/2020 tarihli ara kararlarının yerine getirilmediğini, çeklerin ...'da karşılığının bulunup bulunmadığının tespiti gerektiğini, davalının ödeme belgesi olarak belirttiği ... ve ... sayılı çeklerin davalının davacıya ödeme yaptığının kanıtlanması için bu çeklerin davacını elinde olduğunu dava dilekçesinin ikinci sayfasında ikrar ettiği de anlaşıldığından çek asıllarının dosyaya ibraz edilmesi gerektiğini, 09/03/2020 tarihli celsede davacı vekilinin beyanından da anlaşılacağı üzere çeklerin davalı tarafa iade edilmediğini cirolanıp başka kişilere verildiğini ikrar etmiş olup ticari defter kayıtları ile çelişen beyanların dikkate alınmadığını, dava konusu çeklerin davalıya müvekkile iade edilmediğini, davalının ... ticari hasabındaki mevduatın tarafına geri ödenmesini talep etmiş bu itibarla iflas müdürlüğüne alacak kaydı talebinde bulunduğunu, davalı ile kapatılan ... ile yapılan görüşmeler neticesinde ticari hesaptaki mevduatın davalıya ödenmesi için dava konusu çeklerin bankaya ibraz edilmesi gerekmekte olduğu bilgisi verildiğini, hal böyle iken davalının mağdur olduğunu, davacı dava dilekçesinde 15/10/2016 tarihinde ticari ilişkilerinin son bulduğunu belirtmiş, ardından söz konusu çeklerin keşide tarihinin 31/12/2016 olduğunu belirtmiş bilirkişi raporunda ise iade edildiği iddia edilen çeklerin tarihi 28/07/2016 ve 02/08/2016 olarak belirtildiğini, ilamsız icraya konu çeklerin hangi çekler olduğunun belli olduğunu, yapılan yargılama neticesinde davacı vekilince Bursa ... İcra Dairesi kanalıyla ... Esas sayılı dosyası ile ilamlı icra takibinde bulunulduğunu, gerek ilamlı icra dosyası gerekse itirazın iptali davasına konu Bursa ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas Sayılı dosyası için istinaf incelemesi sonuna kadar tehir- i icra talebinde bulunma zorunluluğu doğduğunu, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı cari(açık) hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, mahkemenin yetkili olup olmadığı ve cari hesapta yer alan iki adet çekin tahsile elverişli olup olmadığı noktasındadır. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, Bursa ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "cari hesap ekstresi" sebebine dayalı olarak 19.274,23 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 21/12/2017 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı cevap dilekçesinde diğer savunmalarının yanı sıra mahkemenin yetkisine itiraz etmiştir. Davalı takip borçlusu icra takibine itirazında çeklerle ödeme yaptığını savunarak ticari ilişkiye kabul etmiş olup, bu kapsamda HMK'nın 10 ve TBK'nın 89. Maddesi uyarınca davacı alacaklının ikametgahı yeri olan İstanbul Mahkemeleri yetkilidir. Bu haliyle davalının yetki itirazı yerinde değildir.Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan 19.274,23 TL alacaklı durumdadır. Davalı ticari defterleri ise incelenmemiştir. Ancak, davalı takip borçlusu icra takibine itirazında öedeme emri ile birlikte sunulan cari hesap ekstresinde belirtilen miktarlara karşılık müşteri çeki ile ödeme yaptığını, hukuki imkansızlık nedeniyle bankadan(müflis ...) tahsil edilemeyen çekler nedeniyle bir sorumluluğu bulunmadığını ifade etmiştir. Buna göre, davalı borcu kabul etmiş ancak çekle ödeme iddiasında bulunmuştur. Çeklerin nakden tahsili yapılmadıkça ödeme olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Zira, mevcut borç için kambiyo senedi bulunulması veya verilmesi, tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça yenileme sayılmaz. Eldeki dava dosyasında böyle bir iddia ve ispat da bulunmamaktadır. Davalı ödemeyi çekle yaptığını iddia ettiğine göre, çeklerin tahsil edilip edilmediği veya davacının çekleri ciro edip etmediğinin araştırılabilmesi için, ispat yükü üzerinde olan davalının çek bilgilerini mahkemeye bildirmesi gerekir. Ancak söz konusu çek bilgilerine ilişkin davalı tarafça bir açıklamada bulunulmamıştır. Bu haliyle çeklerin ödendiği de ispat edilmediği nazara alındığında davacı, takip tutarınca davalıdan alacaklı olup mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 384,40 TL harcın, alınması gerekli olan 1.316,62 TL harçtan mahsubu ile bakiye 932,22 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 01/02/2024