T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1859
KARAR NO: 2024/40
KARAR TARİHİ: 18/01/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/12/2019
NUMARASI: 2018/65 Esas - 2019/1162 Karar
DAVA: Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/01/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Müvekkil şirket ile davalı arasında ... Mahallesi ... Sokak .. Blok No:... Örnekköy-Karşıyaka/İzmir adresinde kain mecurda bulunan taşınmazda şirket logosu altında süpermarket olarak işletmek üzere, 01.02.2015 tarihli Alt İmtiyaz (Franchise) Anlaşması imzalandığını, şirket logosu altında süpermarket olarak işletmek üzere alt imtiyaz anlaşması akdedilen “... Mahallesi ... Sokak ... Blok No:... Örnekköy Karşıyaka İzmir” adresinde kain taşınmazla ilgili olarak dava dışı ... Tic. A.Ş. ile davadışı ... arasında 01.10.2012 tarihli kira sözleşmesi akdedildiğini, davalı ile akdedilen Ek Protokol uyarınca ilgili mağazaya ilişkin aylık kira ödemeleri ... Tic. A.Ş. tarafından yapılmakta olup, akabinde de söz konusu kira ödemeleri müvekkili şirkete yansıtıldığını, ancak davalının 01.02.2015 tarihli Alt İmtiyaz Anlaşması gereği yüklenmiş olduğu sorumlulukları yerine getirmediğini ve müvekkil şirket tarafından sürekli yapılan uyarılara rağmen sözleşme koşullarına aykırı hareket etmeye devam ettiğini, davalı tarafından, mevcut anlaşma kapsamında müvekkil şirkete yapılması gereken ödemelerin yapılmadığını, sözleşmenin 3.9.a maddesi gereği “Alt İmtiyaz Sahibi, İmtiyaz sahibine karşı borçlarını vadesinde ödeyecek, ödeme yaparken herhangi bir kesinti veya mahsup yapmayacaktır. Borçların zamanında ödenmemesi durumunda tüm alacaklar muaccel olacak, ayrıca bir bildirimde bulunulmasına gerek kalmaksızın vade tarihinden fiili ödeme tarihine kadar T.C. Merkez Bankası' nın reeskont işlemlerinde uyguladığı yıllık iskonto oranının 2(iki) katı tutarında, günlük olarak hesaplanacak vade farkı işleyecektir. Yapılacak ödemeler, ayrıca bildirimde bulunulmasına gerek kalmaksızın öncelikle vade farkına mahsup edilecektir.” şeklinde düzenleme ihtiva ettiğini, davalının ise muaccel olduğu zamanda borcunu ödemeyerek temerrüde düştüğünü ve sözleşmeyi esaslı şekilde ihlal ettiğini, davalının işletmekte olduğu mağazayı müvekkil şirket standartları dışında yönettiğini, müvekkil şirket lojistik sistemi dışında ürün tedarik ettiğini, müvekkil şirketin tedariğini yaptığı ürünlerden alınması gerekirken yapılan tüm uyarılara rağmen müvekkil şirketin tedariğinden çok az miktarda ürün alımı yaparak aşırı miktarda dış alım yapmaya devam ettiğinin tespit edildiğini, yine davacı ilgili taşınmazı müvekkil şirkete teslim etmediğinden mağazanın anahtarları ... Tic. A.Ş. ye teslim edilemediğini, ... Tic. A.Ş. kiraya verenlere aylık kira bedellerini ödeyerek müvekkil şirkete yapılan ödemeleri yansıtmaya devam ettiğini ve böylece müvekkil şirket zarara uğramaya devam ettiğini, sözleşmeye aykırı işbu davranış ve eylemlerinden dolayı defalarca sözlü olarak uyarılmasının yanı sıra Üsküdar ... Noterliği’nin 25.08.2016 tarihli ... yevmiye numaralı uyarı ihtarı ile yazılı olarak da uyarıldığını, ihtarnameye rağmen davalı sözleşmeye uymadığını, taraflar arasında imzalanan Ait İmtiyaz (Franchise) Anlaşmasının ilgili “temerrüt ve fesih” hükümleri uyarınca Üsküdar ... Noterliği’ nin 30.01.2017 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmeye aykırı davranışlardan dolayı ve sözleşmeye uygun şekilde ve haklı olarak fesih ettiklerini, ilgili fesih ihtarnamesi ile müvekkil şirketin haklı nedenle sözleşmeyi feshi ve ihtarnamenin davalıya tebliğinden itibaren 10 günlük süre içerisinde teslim edilen mağazanın anahtarlar ve müvekkil şirkete ait tabela, demirbaş, bilgi ve belgeler ile her türlü ekipmanla birlikte müvekkil şirkete teslim edilmesi ve anlaşmanın feshinden itibaren ... tabela ve ismini kullanılmaması ihtar edilmiş ise de, davalı taşınmazı boşaltarak teslim etme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, mağazada faaliyet göstermeye devam ettiğini, bu nedenlerle davanın kabulü ile taraflar arasında akdedilmiş 01.02.2015 tarihli Alt İmtiyaz (Franchise) Anlaşmasının haklı olarak fesih edildiğinin tespitine, sözleşmenin feshi nedeniyle davalı tarafından taşınmaza(mağazaya) yapılan haksız işgale son verilmesi ve taşınmazın müvekkiline teslimine, müvekkil şirkete ait demirbaşların davalı tarafça iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, öncelikle yetkiye itirazlarının bulunduğu, yetkili Mahkemenin müvekkilinin ikameti bulunan Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemelerinin olduğunu, bu nedenle öncelikle yetkisizlik nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini, aksi kanaatte olunması halinde esas ilişkin; müvekkilinin ... A.Ş. şirketi ile 2012 yılında Süpermarket İşletme Anlaşmasını imzaladığını, bu anlaşmaya istinaden işletici sıfatı ile ... adı altında süpermarket işletmeye başladığını, ... unvanı şirket hisselerinin devralınmasından sonra ... A.Ş. olarak değiştirildiğini, daha sonra da ... Tic. A.Ş. ile birleştiğini, birleşme sonrası şirketin müvekkili ile imzalamış oldukları sözleşmeler de dahil birçok sözleşmenin ....’ne devredildiğini, müvekkilin imzaladığı Süpermarket İşletme Anlaşması ve bu anlaşmalar sonrası imzalanmış protokol ve ek protokoller doğrultusunda ilişkiler yürütülmekte iken, ...’nın devrinden ve sözleşme haklarının davacı yanın bağlı olduğu gruba geçmesinden sonra sözleşme ilişkisi ile ilgili sürekli olarak sorun yaşanmaya başlandığını, davacı yan müvekkilinin sözleşme ile kendisine yüklenen yükümlülükleri eksiksiz ve tam olarak yerine getirirken davacının hukuka ve yasaya aykırı eylem ve işlemleri ile karşı karşıya kaldığını, tüm bu sürecin sonunda müvekkil sorunların çözüme kavuşturulmasını beklerken davacı elinde bulunan teminatları nakde çevirerek sözleşmeyi feshettiğini bildirdiğini, müvekkilinin “... Mahallesi ... Sokak ... Blok No:... Örnekköy Karşıyaka İzmir” ve “... Mahallesi ....Sokak No:... Soğukkuyu Karşıyaka İzmir” adreslerinde davacı yan ile aralarındaki sözleşmelere istinaden süpermarket işlettiğini, müvekkilinin kendisine keşide edilen iş bu ihtarnameye karşı Karşıyaka ... Noterliğinin 31.08.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile cevap verildiğini, ihtarname ile kendisine bildirilen borç miktarında mutabık olmadığını ve bildirilen borca itiraz ettiğini, yüklendiği tüm borç ve sorumluluklarını eksiksiz ve tam olarak yerine getirdiğini bildirildiğini, tüm bunların yanında kendisine bildirilen borç miktarında mutabık olmamakla birlikte ihtarnamede kendisinden talep edilen 235.930,83-TL’yi tüm hukuki ve yasal başvuru haklarını saklı tutarak ihtirazi kayıtla davacı şirketin hesabına yatırdığını, müvekkilinin davacı ile aralarındaki anlaşma uyarınca işlettiği süpermarketleri tam ve eksiksiz olarak işlettiğini ve sözleşme ilişkisi içerisinde borç ve yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini, müvekkil tahliye ihtimali nedeni ile Karşıyaka .... Noterliğinin 16.03.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile anılan taşınmazdaki markete ilişkin sözleşmesini feshettiğini ve marketi davacı yana teslim ettiğini, bu nedenlerle hukuka ve yasaya aykırı davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda "..Dava dosyasında yer alan, davalı yanca ibraz edilmiş muavin hesap ekstrelerinde, 01.01.2015 tarihli açılış fişindeki davacı alacağının 175.752,12 TL, yıl sonu kapanışında ise bu tutarın 176.546,17 TL olduğu, davalının 2015 yılı içerisinde ortalama 15 gün aralıklarla ödeme yaptığı, bu anlamda davalının 2015 yılı içerisinde bakiye borcu yükseltmediği, dönem içindeki alış bedellerinin tamamını ödediği, 2016 yılı içerisinde de davalı yanın 15 ile 30 gün aralığında ödemeler yaptığı, 31.08.2016 tarihinde “teminatın nakde çevrilmesi” açıklaması ile yapılan 235.930,83 TL tutarındaki ödeme kaydı neticesinde davalının davacı dan 50.506,21 TL alacaklı konuma geçtiği, 2016 yıl sonu itibarıyla da davacıdan 11.311,28 TL alacaklı olduğu görülmektedir. Buna göre, sözleşmede ödeme vadeleri tanımlanmadığından, davalının belirli periyotlarla ödeme yaptığının anlaşılması karsısında, davacının, davalının temerrüde düştüğü, bu nedenle alacağın muaccel hale geldiği yönündeki iddialarının yerinde olmadığı anlaşılmış, Davacı tarafından iddia olunan hesap mutabakatsızlığı hususunun haklı bir fesih gerekçesi yaratmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından , davalının işletmekte olduğu mağazayı davacı şirket standartları dışında yönettiği, davacı şirket lojistik sistemi dışında ürün tedarik ettiği, davacı şirketin tedariğini yaptığı ürünlerden alınması gerekir iken yapılan tüm uyarılara rağmen aşırı miktarda dış alım yapılmaya devam ettiği, düzenli olarak siparişlerin verilmemesi sebebi ile mağazada yeterli stokun bulundurulmadığı ve satış kaybı yaşandığını beyan etmekle beraber bu iddiaların ispatı yönünde mağaza fotoğrafları ve tutanakların verinde incelenmesini talep ettiği ancak her hangi bir delil tespiti bulunmadığı gibi söz konusu fotoğraf ve tutanakların dosya kapsamına hiç sunulmadığı bu kapsamda ilgili mağazaya ait olup olmadığı , ya da yer ve zamanın söz konusu fotoğraflar ve tutanaklarla ispatının söz konusu olmadığı anlaşılmıştır. Mali müşavir bilirkişi tarafından İncelenen davacı şirkete ait 2014-2015-2016-2017 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacının kendi ticari defterleri ve cari hesap durumuna göre davalı ile aralarındaki ticari ilişkiye ait muhasebe hareketlerinin ... numaralı “Alıcılar” hesabında takip edildiği, anılan hesabın 31.12.2017 tarihi itibariyle 47.825,33 TL borç bakiyesi verdiği ve bu anlamda davacı yanın, davalı yandan 19.01.2018 dava tarihi itibarıyla, daha önce icra takibine başlanması nedeni ile şüpheli alacaklar hesabına virman edildiği anlaşılan 41.461,67 TL ve 37.923,65 TL dahil olmak üzere 127.210,65 TL alacaklı olduğu,Taraflar arasındaki cari hesap farklılıklarının, davalının dava dosyasına sunmuş olduğu 26.03.2019 tarihli dilekçe ekinde yer alan, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/851 E. sayılı itirazın iptali dosyasında alınan bilirkişi raporunda tespit edilen faturalardan kaynaklandığı bu faturaların sayısı 77 adet olup, Davalı tarafça mahkememizce 02.07.2019 tarihli ara karar ile fatura örneklerinin ibrazının istemesine rağmen 77 faturadan sadece 10 adet faturanın ibraz edildiği, bu 10 adet faturadan sadece 2 adedi olan bilirkişi tarafından hazırlanan tablonun 67. Sırasında yer alan haklı olarak tanzim edildiği tespit edilmiştir. Bilirkişi raporunda yer alan tablonun 67. sırasında bulunan 15.01.2017 tarihli ... nolu 6.440,62 TL bedelli ve 68 sırasında yer alan 15.01.2017 tarihli ... nolu 6.440,62 TL bedelli faturanın haklı olarak düzenlendiği, diğer suretleri sunulan diğer 8 faturaya yeterli açıklama getirilmediği gibi taraflar arasında mütabakatsızlık oluşturan diğer 67 faturaya ait suretler ise dava dosyasına hiç sunulmamış ve davacı tarafça bu yönde bir açıklama ibraz edilmediği anlaşılmıştır. Anılan durum karşısında taraflar arasında akdedilen sözleşmede, ödemelerin vadesinin ne olduğuna dair he hangi bir düzenleme yer almadığı, davalının belirli periyotlarla ödeme yaptığı ve bununla birlikte sözleşmede ödeme vadelerinin tanımlanmamış olması karşısında, davacının fesih gerekçesi yaptığı "davalının temerrüde düştüğü" ve “vadesinde ödememe” durumunun ispat edilemediği bu nedenle haklı fesihten bahsedilemeyeceğinden 01.02.2015 tarihli Alt İmtiyaz sözleşmesinin haklı olarak fesh edildiğinin tespiti talebinin reddi gerektiği, mağazadaki demirbaşlarının iadesi yönündeki talebi dava dosyası ve içeriklerinde, market demirbaşlarının ne davalıya ilk teslimine dair , ne de sonradan ondan geri alındığına dair bir tutanak teslim kaydı bulunmadığı, davacı tarafın, öncelikli olarak demirbaşların davalıya teslimi hususunda ispatın bulunmadığı görülmekle bu yöndeki talebin de reddi gerektiği, davacı tarafından davalının mağazadaki haksız işgaline son verilmesi ve mağazanın kendilerine teslimi talebine yönelik olarak her iki tarafın kabulünde olduğu üzere taraflar arasında mevcut imtiyaz sözleşmesi kapsamında ticari ilişkinin sona erdiği mağazayı hali hazırda işgal eden bir davalı bulunmadığı, davacı tarafın dava dilekçesindeki talebi sadece mağazanın fiziki olarak geri teslimine ve anahtarın iadesi ile sınırlı olup mahkememizce çoğun içinde azında bulunduğu var sayılarak taşınmaza ait davalı tarafta bulunan anahtarın davacıya iadesine " karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada mübrez 17.05.2019 tarihli bilirkişi ek raporunda müvekkili şirketin yasal defterleri incelenerek davalı ile aralarındaki hesabın 31.12.2017 tarihi itibariyle 47.825,33 TL borç bakiyesi verdiğini, bu anlamda davacı yanın davalı yandan 19.01.2018 dava tarihi itibariyle daha önce icra takibine başlanması nedeni ile şüpheli alacaklar hesabına virman edildiği anlaşılan 41.461,67 TL ve 37.923,65 TL dahil olmak üzere toplam 127.210,65 TL alacaklı görüldüğünün tespit edildiğini, dolayısıyla davalı yanın müvekkili şirkete borcu olduğunu ve işbu borcun süresinde ödenmediğini, bu yönde bir tereddüt olması halinde ise davacı defterlerinin, taraflara ait banka hesaplarının ve/veya uygulamada ne zaman ödendiğinin ya da süresinde ödenmediğinin vb. tespiti yapılabilecek iken bu tespitler ve incelemeler yapılmadığını , davacı defterlerinin, taraflara ait banka hesaplarının ve/veya uygulamada ne zaman ödendiğinin ya da süresinde ödenmediğinin vb. tespiti yapılabilecek iken bu tespitler ve incelemeler yapılmaksızın hüküm tesis edilmesine itiraz ettiklerini, Üsküdar ... Noterliğinin 30.01.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalının sözleşmeye aykırı davranışlardan dolayı ve sözleşmeye uygun şekilde ve haklı olarak feshedildiğinin tespitini istediklerini, müvekkili şirketçe düzenlenen faturaların davalı ticari defter ve kayıtlarına işlenmemiş olmasının herhangi bir haklı nedeni bulunmadığını, müvekkili şirketçe düzenlenen faturaların davalı ticari defter ve kayıtlarına işlenmemiş olmasından müvekkili şirketin sorumlu olacağını beklemenin hakkaniyete aykırı olacağını, usulüne uygun şekilde tutulmayan davalı defterlerinin, davalı lehine delil olarak değerlendirilmesi usul ve yasaya aykırı olacağını, mağazadaki ürünlerin yetersiz stok seviyesinde olduğu, mağazanın müvekkil şirket standartları dışında kullanılması, mağazada yeterli stok bulundurulmamış olması hususlarına istinaden Üsküdar ...Noterliği’nin 21.09.2016 tarihli ... yevmiye numaralı uyarı ihtarı ile yazılı olarak da uyarıldığını, bu hususla ilgili de davacı taraf defter ve kayıtları incelenmediğini, taraflar arasındaki sözleşmenin "Yatırım Ve Demirbaşlar" başlıklı 7. maddesinin 7.1. Maddesi "... markasına, imajına yönelik mobil/sabit işaretler (tabela, bayrak, yönlendirme vs..) İmtiyaz Sahibi tarafından konulacaktır ve tüm bunlar İmtiyaz Sahibi' nin malıdır. Bu eşyaların korunmasından, bunlara gelebilecek her türlü zarardan, temiz bir şekilde tutulmasından ve sözleşmenin sonunda hasarsız ve temiz bir şekilde iadesinden Alt İmtiyaz Sahibi sorumludur...." şeklinde düzenleme olduğunu, bu düzenlemede mobil/sabit işaretler (tabela, bayrak, yönlendirme vs..)' nin müvekkili şirketin malı olduğunun açıkça belirtildiğini, ancak Yerel Mahkemece bu husus dikkate alınmaksızın tesis edilen kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, Yerel Mahkemenin davaya konu "... Mah. ... Sok. ... Blok No:13B Örnekköy Karşıyaka İZMİR" adresindeki gayrimenkulun davalı tarafından davacıya iadesine dair kararı usul ve yasaya uygun olmakla birlikte taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin sona ermiş olması şeklindeki gerekçesinin düzeltilmesini, taraflar arasında imzalanan Alt İmtiyaz (Franchise) Anlaşmasının ilgili “temerrüt ve fesih” hükümleri uyarınca Üsküdar .... Noterliği’nin 30.01.2017 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmeye aykırı davranışlardan dolayı ve sözleşmeye uygun şekilde ve haklı olarak feshi nedeniyle davalı tarafından taşınmaza yapılan haksız işgale son verilmesi ve taşınmazın davacı müvekkil şirkete teslimine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın, taraflar arasında kararlaştırılmış fesih süreçlerini dikkate almadan hukuka ve yasalara aykırı bir biçimde sözleşmeyi feshettiği açıkça tespit edildiğini, davacı yanın feshinin haksız olduğunu ancak davalı yanın işlettiği "... Mah. ... sok. ... Blok No:... Örnekköy Karşıyaka İZMİR" adresindeki gayrimenkulün davalı tarafından davacı yana iadesine karar verildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin davacı yanca haksız olarak feshedildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin niteliği gereği sona erdiğinde her iki tarafa da karşılıklı olarak hesaplaşma yükümlülüğü getirdiğini, bu hesaplaşma gerçekleşmeden tek taraflı olarak davalı yana anahtarları teslim yükünün verilemeyeceğini, davacı yanın teslimini talep ettiği taşınmazın, davalı yanca işletilmekte olduğunu ve kullanımına ilişin yükümlülükleri eksiksiz olarak yerine getirildiğini, mahkemece yargılama aşamasında bu husus açıkça tespit edilmesine karşın iadeye yönelik hüküm kurması nedeni ile hükmün aleyhe olan bu kısmının kaldırılarak davacının davasının bu yöne yönelik talebinin de reddedilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, taraflar arasındaki alt imtiyaz/franchise sözleşmesi uyarınca davalının sözleşmeye aykırı davrandığından bahisle sözleşmenin haklı olarak feshedildiğinin tespiti, taşınmazın ve demirbaşların iadesi talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda taraflar arasında akdedilen 01/02/2015 tarihli alt imtiyaz/franchise sözleşmesinin haklı feshinin tespiti ve demirbaşların teslimi yönündeki talebin reddine, taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin sona ermiş olması sebebiyle davaya konu ... Mah. ... sok. ... Blok No:... Örnekköy Karşıyaka İZMİR adresindeki gayrimenkulun davalı tarafından davacıya iadesine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekilince yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Franchise sözleşmesi; konusu mal ve/veya hizmetin sürümü ve dağıtımı olan sürekli borç ilişkisi doğuran bir sözleşme olup, bu sözleşme ile mal ve/veya hizmeti üreten ve/veya satan franchise veren; adı, sembolü, markası gibi gayri maddi mal ve değerlerini kullanarak bunların sürümünü yapma hakkını bir bedel karşılığında, belirli bir bölgede kendi ad ve hesabına çalışan bağımsız kişilere (franchise alanlara) vermeyi borçlanmaktadır. Franchise veren bu sözleşme ile mal ve/veya hizmetlerin en iyi şekilde pazarlanmasını sağlamak için pazar araştırması ve tanıtım (reklam) yapmak, bu konuda kendine özgü bir anlayış geliştirerek bir organizasyon kurmak ve franchise alanları çalışmalarından yararlandıracak şekilde bu organizasyona dahil etmek yükümlülükleri üstlenmektedir. Franchise alan ise franchise bedeli ödeme dışında ayrıca sözleşme konusu malların sürümünü destekleme, bu konudaki tüm bilgileri franchise verene aktarma, franchise verenin pazarlama ilkelerine ve talimatlarına uyma, eğitim programlarına katılma ve bu doğrultuda işletmeyi yürütme yükümlülüğü altına girmektedir (Kırca, Çiğdem: Franchise Sözleşmesi, Ankara, 1997, s. 19-20).Görüldüğü üzere franchise sözleşmesi her iki tarafın da borç altına girdiği karşılıklı edimler içeren bir sözleşme olup, her bir tarafın borcu diğer tarafın borcunun karşılığını oluşturmakta ve edimler arasında değişim söz konusu olmaktadır. Franchise verenin kendisine ait franchise sistemini franchise alana kullandırma ve onu ticari faaliyeti sırasında devamlı olarak destekleme yükümlülüğüne karşılık, franchise alanın franchise verenin mal veya hizmetlerin sürümünü kendi nam ve hesabına yürütme ve franchise verene belli bir bedel ödeme yükümlülüğü gelmektedir. Ayrıca franchise alanın, franchise verene karşı onun menfaatlerini koruma, sırlarını saklama, gerektiğinde hesap verme gibi güven ve sadakate dayanan yükümlülükleri vardır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının alt imtiyaz/franchise sözleşmesinin haklı feshedildiğinin tespiti davası açmakta hukuki yararı bulunup bulunmadığı, sözleşmeye konu olan taşınmazın ve demirbaşların iadesi talebinin yerinde olup olmadığı noktasındadır.Tek taraflı bozucu yenilik doğuran haklardan olan fesih hakkı, bir irade beyanıyla karşı tarafın kabulüne bağlı olmaksızın karşı tarafa ulaşması ile sonuç doğuracağından bu andan itibaren taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi sona erer. Somut olayda, taraflar arasındaki alt imtiyaz/franchise sözleşmesinin haklı feshedildiğinin tespiti talep edilmiş olup, davacı 01.02.2015 tarihli sözleşmenin feshi iradesini 30.01.2017 tarihli ihtarname ile açıklamış olmakla feshin hüküm ve sonuçlarının doğduğunun kabulü gerekir.Türk Borçlar Kanunu'nun "seçimlik haklar" başlıklı (TBK) 125.maddesinde temerrüde düşen borçlunun, verilen süre içinde borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklının ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebileceği veya sözleşmeden dönebileceği , sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulacağı ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilecekleri, borçlunun, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklının sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebileceği düzenlenmiştir. TBK'nın "sürekli edimli sözleşmelerde" başlıklı 126.maddesinde de ifasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde, borçlunun temerrüdü hâlinde alacaklının, ifa ve gecikme tazminatı isteyebileceği gibi sözleşmeyi feshederek, sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere feshin haklı olup olmaması , fesih nedeniyle uğranılan zararların tazmini bakımından önemlidir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 106/1. Maddesine göre, tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir. Ancak maddenin ikinci fıkrasına göre, tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır.Eldeki davada sözleşmenin feshi nedeniyle edimlerin iadesine yönelik istemler uyuşmazlık konusu olup,sözleşmenin feshi nedeniyle uğranılan zarara yönelik bir talep bulunmamasına göre mahkemece davacının sözleşmeyi fesihte haklı olup olmadığı, davalının sözleşme kapsamındaki edimlerini yerine getirip getirmediği hususları yönünden inceleme yapılmaksızın haklı nedenle feshedildiğinin tespitini talebinin hukuki yararı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken Mahkemece farklı gerekçeyle bu talebin reddine karar verilmesi sonucu itibariyle doğru olmuştur.Bu nedenle davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir.Taraflar arasındaki alt imtiyaz/franchise sözleşmesinin "yatırım ve demirbaşlar" başlıklı 7.1. Maddesinde "... markasına, imajına yönelik mobil/sabit işaretler (tabela, bayrak, yönlendirme vs..) İmtiyaz Sahibi tarafından konulacaktır ve tüm bunlar İmtiyaz Sahibi' nin malıdır. Bu eşyaların korunmasından, bunlara gelebilecek her türlü zarardan, temiz bir şekilde tutulmasından ve sözleşmenin sonunda hasarsız ve temiz bir şekilde iadesinden Alt İmtiyaz Sahibi sorumludur...." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Davacı tarafça bu düzenleme uyarınca demirbaşların iadesi talep edilmiştir. Davacı 18.06.2018 tarihli delil dilekçesinde demirbaş listesinden söz etmiş olup, iadesi talep edilen demirbaşlara ilişkin herhangi bir liste, belge sunulmadığı görülmüştür. Somut olayda iadesi talep edilen demirbaşların neler olduğu, alt imtiyaz/franchise sözleşmesi ile davalıya hangi demirbaşların teslim edildiğine ve teslim edildiği iddia edilen demirbaşların hangi koşulda iade edileceğine ilişkin somutlaştırma yükümlülüğü kapsamında davacı tarafından herhangi bir delil sunulmadığı , iadesi talep edilen demirbaşların mahkeme tarafından mağazada keşif yapılmak suretiyle tespitinin HMK'nın 194.maddesine aykırılık teşkil edeceği gözetildiğinde mahkemece demirbaşların iadesi talebinin reddine karar verilmesi isabetli olmuştur. Bu nedenle davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir.Taraflar arasındaki alt imtiyaz/ franchise sözleşmesi davacının fesih bildirimi ile sona erdiğinden TBK'nın 125/3.maddesi uyarınca tarafların daha önce ifa ettikleri edimlerin iadesini talep edebilme hakkı doğduğu anlaşılmakla sözleşmenin sona ermesinden sonra davalının taşınmazı kullanımı haksız olup, mahkemece davacının alt imtiyaz/ franchise sözleşmesine konu taşınmazın iadesi talebinin kabulüne karar verilmesi isabetli olmuştur.Bu yöne ilişkin davalı vekilinin istinaf sebebi yerinde değildir. Davacı vekilince sözleşmenin haklı olarak feshi nedeniyle davalı tarafından taşınmaza yapılan haksız işgale son verilmesi yönünde gerekçenin düzeltilmesi gerektiği hususu istinaf sebebi yapılmış ise de taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğu, davalının taşınmaza haksız müdahalesi/işgali bulunup bulunmadığına karar verilmesinin sonuca bir etkisi olmadığı gözetiltiğinde davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir. Diğer yandan hükümde davaya konu gayrimenkulun davalı tarafından davacıya iadesine karar verilmişken, gerekçede davacı tarafın dava dilekçesindeki talebi sadece mağazanın fiziki olarak geri teslimine ve anahtarın iadesi ile sınırlı olup, çoğun içinde azında bulunduğu var sayılarak taşınmaza ait davalı tarafta bulunan anahtarın davacıya iadesi gerektiğine ilişkin açıklama yapılmış olması eleştirilmekle yetinilmiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ile davalı vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı ile davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı tarafından yatırılan 54,40 TL istinaf peşin harcının alınması gereken 427,60 TL karar harcından mahsubu ile eksik olan 373,20 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,4-İstinaf yoluna başvuran taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 18/01/2024