T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/2072
KARAR NO: 2024/50
KARAR TARİHİ: 18/01/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 08/07/2020
NUMARASI: 2016/386 Esas - 2020/385 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/01/2024
Taraflar arasındaki İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin dava dilekçesine ekli 20/11/2006 tarihli alacağın temliki sözleşmesi ile, ... ve ... AŞ'nin, ... San ve Tic A.Ş.'den olan 749.842,00 TL'lik alacağının her türlü ferileri ile birlikte devir ve temlik aldığını, alacağın temliki sözleşmesine konu alacağın, ... A.Ş. ile ... A.Ş. ve ... arasında yapılan 04/05/2004 tarihli mutabakat ve ek protokol başlıklı hesap kapatma protokolüne konu olan alacak olduğunu, temlik alan alacağın ödenmemesi üzerine icra takibi başlattıklarını, davalı tarafın borca itiraz ederek takibi durdurduğunu belirterek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, davacının gerçek kişi olduğunu, dolayısıyla Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli mahkeme olmadığını, ayrıca müvekkilinin yerleşim yerinin Pendik olması nedeniyle mahkemenin yetkisiz olduğunu, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Adliyesi Mahkemeleri olduğunu, davaya konu alacağın zamanaşımına uğradığını, davacı tarafından öncelikle ek protokolün konusu olduğu esas sözleşmenin sunulması gerektiğini, esas sözleşme sunulduğunda sözleşmeye karşı ayrıca cevaplarını sunacaklarını, asla kabul anlamına gelmemekle beraber mutabakat ve ek protokolde hangi tarafa hangi yükümlülüğün verildiğinin dahi belli olmadığını, ek protokolün 2. maddesinde hesaplamalar yapıldığını, fakat hangi alacak kalemine göre hak sahibi olduğunun anlaşılamadığını, ek protokolün 3. maddesinde dairelerden bahsedildiğini, fakat dairelerin kime ait olacağı vs. hususların maddeden anlaşılamadığını, protokolün 4. maddesinde de firmaların ve dairelerin sayıldığını, kalan 11 dairenin tapusunun ... A.Ş.'ye verileceğinin belirtildiğini, hangi dairelerden bahsedildiğinin anlaşılamadığını, anlaşılamayan protokol maddelerine dayanarak alacağın talep edilemeyeceğini, ek protokolde 9 daire ve iade boya tutarı da hesaplanarak hesaplaşma farkı olan 267.401,00 TL hesap çıkartıldığını, yani 267.401,00 TL'nin içinde 9 daire bedeli ve iade boya tutarının da olduğunu, hesabın buna göre yapıldığını, asla kabul anlamına gelmemekle beraber davacının alacağa hak kazandığı düşünülse dahi bu dava değeri kadar değil, hesaplaşma farkı olan 267.401,00 TL olacağını, davalının dairelerin teslimini gerçekleştirdiğini, davalının davacıya ve dava dışı 3. şahıslara hiçbir borcunun bulunmadığını belirtmiş ve dâvanın görev ve yetki nedeniyle reddine, damga vergisinin tamamlattırılmasına, zamanaşımı itirazlarının da dikkate alınarak davanın reddine, haksız icra takibi sebebiyle alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmettirilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...davalı ile dava dışı ... A.Ş. ve ... arasında 31/12/2003 tarihinde Barter Sözleşmesi imzalandığı ve sonrasında 04/05/2004 tarihinde Barter Sözleşmesi'ne konu satış protokolünün hesap kapatma niteliğindeki mutabakat ve ek protokol başlıklı sözleşme düzenlendiği, söz konusu sözleşme kapsamında dava dışı anılan şahısların davalı şirketten 267.401,22 TL hesap fark alacağının bulunduğu, yine bu fark alacağına konu sözleşmenin 2 ve 3 nolu maddelerinde iade boya tutarı olarak 288.664,22 TL ile birlikte 414.041,00 TL tutarındaki 9 adet daireyi fark alacağının belirlenmesi kapsamında protokole konu ettikleri, hesap farkına ilişkin 267.401,22 TL'nin protokolün 3.maddesinde belirtilen 2 adet dairenin anılan şahıslara devri ile ödeneceğinin kararlaştırıldığı, sonrasında dava dışı şahısların iş bu protokolden kaynaklı toplam 749.842,22 TL alacağını 250.000,00 TL bedel karşılığında 20/11/2006 tarihli alacağın temliki sözleşmesi ile davacıya devrettiği, söz konusu alacağın devri protokolünün adi yazılı şekilde ve yapıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan B.K. 162.maddesine uygun şekilde yapıldığı, söz konusu alacağın devri işleminin tasarruf işlemi niteliğinde olduğu, her ne kadar davalı tarafça sözleşme ve protokoller kapsamında tüm borcunu ödediğini belirtmiş ise de, toplanan deliller kapsamında ödeme iddiasını ispat edemediği, ödeme iddiasına ilişkin olarak incelenmesine karar verilen ticari defter ve kayıtların imha edilmiş olması sebebiyle incelenemediği, yine alacağı devreden dava dışı ... A.Ş.'nin de sicilden terkin edilmesi sebebiyle ticari defter ve kayıtlarının incelenemediği, celp edilen tapu kayıtlarında da ek protokolün 2.maddesinde belirtilen 9 adet daire ile yine ek protokolün 3.maddesinde belirtilen ...sinde bulunan dairelerin davalı tarafından ne davacıya ne de dava dışı alacağı devredenlere devredilmediği, hatta halen davalı adına kayıtlı olduğu, ek protokolün 2.maddesinde iade boya açıklaması ile belirtilen 288.664,22 TL'ye konu boya iadesinin yapıldığının da ispat edilemediği, her ne kadar sözleşmenin 5.maddesinde iade edilecek malzemelerin dava dışı alacağı devreden ... A.Ş. tarafından bir hafta içerisinde teslim alınacağı belirtilmiş ise de, davalının, protokol kapsamında tüm borcunu ifa ettiğini iddia etmesi sebebiyle alacağını devreden ... A.Ş.'nin söz konusu malzemeyi iade aldığını ispat yükünün de davalı da olduğu, ancak davalının bu hususu da ispat edemediği, davalı tarafından söz konusu iade yükümlülüğünün dava dışı şirkete ait olduğu belirtilmiş ise de, TBK 97.maddesi kapsamında karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerektiği, davalı tarafından bu hususta bir delilin de sunulmadığı, kaldı ki TBK 106.maddesi kapsamında alacaklının temerrüdüne ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği hususunun davacı tarafından davalı aleyhine keşide edilen ihtar tarihine kadar söz konusu olabileceği, zira ihtarın tebliği tarihi itibariyle davacı alacaklının söz konusu boya iade tutarını da ihtarda verilen süre de dikkate alınarak bu sürenin bitiminden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan talep edebileceği, dolayısıyla davacının alacağın devri sözleşmesine konu alacak kalemleri olan 9 adet daire karşılığı 414.041,00 TL, hesaplaşma sonucu fark olarak kalan 267.401,22 TL karşılığında sözleşmenin 3.maddesindeki 47.137,00 TL bedelli daire ile iade edilecek boya tutarı olan 288.664,22 TL olmak üzere toplam 749.842,22 TL tutarındaki alacağını ispat ettiği, bunun yanında her ne kadar kısa kararda asıl alacak ve işlemiş faiz ayrımı yapılmadan toplam alacak bakımından itirazın iptaline karar verilmiş ise de, icra takibi ile talep edilen 3.138,04 TL'nin tamamı yönünden itirazın iptaline karar verilmesinin hatalı olduğu, zira davacı tarafından keşide edilen ihtar tebliğ tarihi olan 24/04/2014 tarihinden ihtar ile verilen 3 günlük süre dikkate alınarak 28/04/2014 tarihinden icra takip tarihi olan 05/04/2014 tarihi arasında hesap edilen gün ve avans faizi oranı dikkate alınarak (749.842,00 * 11,75 * 8/365 =) 1.689,71 TL işlemiş faize karar verilmesi gerekirken mahkememizce yapılan hesaplama hatası sebebiyle bu husus kısa kararda sehven yazılmamış, gerekçe yazımında fark edilen bu husus kısa karar ile gerekçe ve hüküm farklı olamayacağından gerekçede belirtilmekle yetinilmiş, sonuç olarak kısa kararda yazıldığı üzere davanın kabulü ile İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasına davalı yanca yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, kabul edilen alacak likit ve itiraz haksız bulunduğundan kabul edilen toplam alacak miktarının %20'si oranında belirlenen 150.596,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı tarafın yargılama boyunca iddialarına dayanak sunamadığını, mesnetsiz iddiaları ilk derece mahkemesince muteber kabul edildiğini, mahkemece defterlerin incelenmesi için bilirkişi heyeti teşkil edilmesine rağmen herhangi bir defter incelenmesinde bulunulmadığını, defterlerin incelenemediğini ve bu nedenle ispat edilemediği hususu irdelendiğini ancak bu hususta ilgili kamu kurumlarından bilgi ve belge talep etme yoluna gidilmediğini, bu ihmalin sonucunda da dava dışı şirketin müvekkil şirketten alacağı olmadığı ispatlanamadığını, mahkemece teşkili sağlanan bilirkişi heyetinin bu yönden eksik bulunan raporuna riayet edilerek, somut gerçeği ortaya çıkarmaya yönelik gerekli araştırmalar yapılmadan eksik bir şekilde hüküm kurulduğunu, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla varsa dahi alacak 31.12.2013 tarihinde zamanaşımına uğramış olup, davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, bilirkişi raporunda dahi ek protokolün esas sözleşmesinin taraflar arasında halihazırda mevcut barter sözleşmesi olduğu vurgulandığını, ana sözleşmenin mevcudiyetini kabul edip, ek protokolden itibaren zamanaşımı süresi işlediği yönündeki tespit tutarsız olup, zamanaşımına uğramış alacakların kabulüne dair hatalı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini, her tacirin ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli olarak hareket etmesini, basiretli tacirlerin, ana sözleşmeden ayrı zamanaşımına ve kaynağa sahip olmasını öngörecekleri bir sözleşmeyi ek protokol şeklinde tanzim etmeyecekleri açık olduğunu, bu nedenle protokolün teknik açıdan ana sözleşmeye bağlı olması gerektiğini, yukarıda açıklanan nedenlerle tehiri icra taleplerinin kabulüne, istinaf taleplerinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak davacı tarafça ikame edilen haksız itirazın iptali davasının reddine, davacının haksız icra inkar tazminatı talebinin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava; barter sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; alacağın temlikine konu olan barter sözleşmesine ilişkin ek protokol nedeniyle davacının alacağının bulunup bulunmadığı noktasındadır. Davalı ile dava dışı ... A.Ş. ve ... arasında 31/12/2003 tarihinde Barter Sözleşmesi imzalandığı, 04.05.2004 tarihinde bu sözleşmeye ilişkin aynı taraflar arasında mutabakat ve ek protokolün imzalandığı, davacı ile dava dışı ... A.Ş. ve ... arasında 20/11/2006 tarihli alacağın temliki sözleşmesi imzalandığı ve bu sözleşmeye göre 04/05/2004 tarihli mutabakat ve ek protokol olarak tanımlanan hesap kapatma protokolü uyarınca 9 daire karşılığı 414.041,00 TL, sözleşmenin 3. Maddesinde yazılı ... vadisinde bulunan daire karşılığı 47.137,00 TL ile iade edilecek boya tutarı 288.664,22 TL olmak üzere toplam 749.842,22 TL'nin her türlü fer'ileri ile birlikte 250.000,00 TL bedel karşılığında davacıya devir ve temlik edildiği uyuşmazlık konusu değildir. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 749.842,00 TL asıl alacak, 3.138,04 TL işlemiş faiz üzerinden 05.05.2014 tarihinde ilamsız icra takibi yapılmış , takibe itiraz edilmesi üzerine takip durmuştur. Davacı taraf, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı taraf, alacağın temlikinin geçersiz olduğunu, anlaşılamayan protokol maddelerine dayanarak alacağın talep edilemeyeceğini savunmuştur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 183/1. Maddesinde, Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebileceği düzenlemiştir. Ancak TBK'nın 184/1. Maddesinde, alacağın devrinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlı tutulmuştur. Temlik beyanlarının muhataba çekilen ihtar içinde yer alması da temlikin geçerliliğine etkili değildir. Somut olayda, davacı ile dava dışı ... A.Ş. ve ... arasındaki 20/11/2006 tarihli alacağın temliki sözleşmesi geçerli olup, temlik alan davacı tarafından davalı hakkında icra takibi yapılmasında yasal bir engel bulunmamaktadır.Davalı ve dava dışı ... A.Ş. ve ... arasında imzalanan 31.12.2003 tarihli barter sözleşmesine dayalı alacak iddiası TBK'nın 146. maddesindeki 10 yıllık genel zaman aşımı süresine tabi ise de aynı kanunun 154. Maddesinde borcun ikrar edilmesi, zamanaşımını kesen sebeplerden biri olarak düzenlenmiş olup, 04.05.2004 tarihli ek protokol borcun ikrarı niteliğindedir. 04.05.2004 tarihli ek protokol ile zamanaşımı kesilmiş olup, yeniden işlemeye başlayan zamanaşımı süresi dolmadan eldeki davaya konu icra takibinin yapıldığı anlaşılmakla mahkemece davalının zamanaşımı def'inin reddine karar vermesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı şirketin 2003-2004-2005-2006 yıllarına ilişkin ticari defter ve belgelerinin 10 yıllık saklama süresinin geçmesi nedeniyle ibraz edilmediğinden mahkemece incelenemediği ancak davalı tarafça bir takım çek çıkış bordrosu ve dava dışı ...'nun imzasını taşıyan para makbuzları sunulmuş olması ve dava dışı şirketin herhangi bir alacağı olmadığının savunulması karşısında ispat yükü üzerinde olan davalı, ödeme savunmasını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200. maddesi uyarınca usulüne uygun delillerle ispatlayamamıştır. Bu nedenle davalının mahkemece ticari defterlerle ilgili kamu kurumlarından bilgi ve belge talep etme yoluna gidilmediğine ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir. Davalı ile alacağını devreden ... A.Ş. arasında 31/12/2003 tarihinde imzalanan Barter Sözleşmesinin incelenmesinde ... A.Ş.'ye devredilecek daireler belirtilerek değeri 824.248 USD'ye isabet eden toplam 24 adet daireye karşılık 1.500.000,00 TL değerinde davalı şirkete malzeme verileceğinin kararlaştırıldığı; davalı ile dava dışı ... A.Ş. ve ... arasında yapılan 04/05/2004 tarihli mutabakat ve ek protokolün incelenmesinde protokolün 2.maddesinde tarafların cari hesap bakiyeleri karşılığında davalının 267.401,227 TL borcu olduğu, devamında hesaplara ilişkin açıklama kısmında 9 daire bedelinin 414.041,00 TL, iade boya bedelinin 288.664,227 TL olarak belirtildiği; protokolün 3.maddesinde mutabakat sonucu davalının dava dışı ... A.Ş.'ye olan borcunun 201.600,000 TLsini Göztepede bulunan daire ile 47.137 TLsini ... vadisinde bulunan ... blok ... nolu daire ile ödeyeceğinin, protokolün 4.maddesinde ... A.Ş hesabına mahsuben satışı yapılan 15 adet dairenin tamamlanmasının ... A.Ş ve ... tarafından yapılacağının ve barter sözleşmesinde belirlenen 24 adet daireden geriye kalan 9 daire ile ek protokolün 3.maddesinde belirlenen 2 daire olmak üzere toplam 11 adet dairenin tapusunun ... A.Ş.'ye verileceğinin, protokolün 5. maddesinde iade edilecek malzemelerin ... A.Ş. tarafından en geç 1 hafta içerisinde teslim alınacağının, protokolün 6. maddesinde daire tapularının bir hafta içinde verileceğinin yazılı olduğu görülmüştür. Alacağın temlikine konu mutabakat ve ek protokolde yazılı Göztepe'de bulunan dairenin ...'na devrinin yapıldığı , mutabakat ve ek protokolün 4. maddesinde yazılı dairelerin, ada parsel ve bağımsız bölüm numaralarının davacı vekilince mahkemeye bildirilmesi sonrasında dosya kapsamına alınan tapu kayıtlarından ilgili taşınmazların davalı şirket tarafından üçüncü kişilere satışının yapıldığı, bu taşınmazların üçüncü kişilere satış öncesinde dava dışı temlik eden ... A.Ş. adına kayıtlı olmadıkları, yine ...sinde bulunan ... Blok ... nolu dairenin davalı şirket tarafından üçüncü kişilere satışının yapıldığı, bu taşınmazın üçüncü kişilere satış öncesinde de dava dışı temlik eden ... A.Ş. adına kayıtlı olmadığı , davalı tarafça söz konusu tapu kayıtlarının barter sözleşmesinde ve mutabakat ve ek protokolde belirtilen taşınmazlara ait olmadığı yönünde bir itirazda bulunulmadığı görülmüştür. Bu durumda mahkemece, icra takibine konu asıl alacak kalemi içerisinde yer alan ve mutabakat ve ek protokol ile dava dışı temlik eden ... A.Ş.'ye devri yapılmayan 9 daire karşılığı 414.041,00 TL ile ...sinde bulunan ... Blok ... nolu daire karşılığı 47.137 TL olmak üzere toplam 461.178,00 TL daire bedeline hükmedilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. TBK'nın 97. maddesine göre karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir. 04.05.2004 tarihli ek protokolün 2.maddesinde iade boya açıklaması ile belirtilen 288.664,22 TL'ye konu boya malzemesinin aynı protokolün 5.maddesinde dava dışı alacağı devreden ... A.Ş. tarafından bir hafta içerisinde teslim alınacağı belirtilmiş olup, dava dışı ... A.Ş.'ye söz konusu boya malzemesini iade etmeye hazır olduğunu ispat yükü davalıdadır. Somut olayda davalı tarafından iade edilecek boya malzemesinin dava dışı ... A.Ş.'ye iadesine ilişkin bir yazılı delil sunulmadığı, bu nedenle davacının, iade edileceği belirtilen boya bedelini davalıdan talep edebileceği anlaşılmakla mahkemece icra takibinde asıl alacak kalemi içinde yer alan 288.664,00 TL iade boya bedeline hükmedilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 294 vd. maddesinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açık yargılamada belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı açıkça gösterilmiştir. (Yargıtay 11.HD 2017/4371 E 2019/4071 K 22.05.2019 T. Aynı dairenin 2019/639 E 2019/1537 K 25.02.2019 T.) Davalı tarafın, istinaf dilekçesinin sonuç ve istem kısmında davanın reddine karar verilmesi şeklinde talepte bulunduğu ancak istinaf dilekçesi içeriğinden gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki olmasına ilişkin istinaf sebebini göstermediği görülmüştür. Dairemizce mahkeme kararı bu yöne ilişkin olarak sadece kamu düzenine aykırılık yönünden incelemeye tabi tutulmuştur. Davacı tarafça davaya konu icra takibinde 22.04.2014 tarihinden itibaren işlemiş faiz talep edildiği ancak davacı tarafından keşide edilen ihtarın tebliğ tarihi 24/04/2014 olup, ihtar ile verilen 3 günlük süre dikkate alındığında temerrüt tarihinin ve dolayısıyla işlemiş faiz talep tarihinin 28/04/2014 olduğu, bu tarihten icra takip tarihi olan 05/04/2014 tarihine kadar takipte talep edilen faiz oranı dikkate alındığında mahkemece 1.689,71 TL işlemiş faize hükmedilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, hüküm fıkrasında davanın kabulüne karar verilmesi, gerekçede ise 1.689,71 TL işlemiş faizin kısa kararda sehven yazılmadığının belirtilmesi suretiyle gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişkiye mahal verilmesi isabetli olmamıştır. Davacının asıl alacak yönünden haklı çıkması ve reddedilen işlemiş faize ilişkin talebin temerrüt olgusuna bağlı hukuki bir tartışma ve değerlendirme olması yanında davacının davalıya zarar verme kastı ile kötü niyetle takip yaptığı ispatlanamamıştır. Bu haliyle davalı lehine reddedilen işlemiş faiz yönünden kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin koşulları oluşmamıştır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; İlk derece mahkeme karının gerekçesi ile hüküm kısmı arasında çelişki bulunması doğru görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davanın Kısmen Kabulü, Kısmen Reddine 2-Davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasına yaptığı itirazın 749.842 TL asıl alacak ve 1.689,71 TL işlemiş faiz yönünden iptali ile takibin bu miktarlar üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren reeskont avans uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 3-İtirazın iptaline karar verilen alacağın %20'si olan 150.306,34 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Reddedilen kısma ilişkin davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, 5-Karar harcı 51.337,13 TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 9.065,12 TL harç ile 3.764,90 TL icra peşin harcının mahsubu ile bakiye 38.507,11 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazineye irad kaydına 6-Davacı tarafından yapılan 27,70 TL başvurma harcı, 78,50 TL tebligat ve müzekkere gideri, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.106,20 TL yargılama giderinin davanın kabul oranına göre 3.099,98 TLsinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, bakiye kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına 7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. Hükümlerine göre belirlenen 54.699,00 TL TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Hüküm tarihindeki AAÜT uyarınca reddedilen miktar yönünden 1.448,33 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Davacı tarafça yatırılan 9.065,12 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine 10-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider ve delili avansının yatırana iadesine, 11-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davalı vekilince yatırılan 12.859,40 TL istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 148,60 TL ve posta gideri 63,25 TL olmak üzere toplam 211,85 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, c-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.18/01/2024