T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2020/2166
KARAR NO: 2024/318
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/09/2020
NUMARASI: 2017/14 Esas - 2020/577 Karar
DAVA İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/03/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekili ve davalı vekilince ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 31/12/2013 ve 13/03/2015 tarihleri arasında davalı şirkete nakliye hizmeti verdiğini, davalının mallarını şirket bünyesindeki araçlar ve kiralanan araçlar ile taşımak suretiyle hizmeti sağladığını, verilen hizmet karşılığı düzenlenen faturaların müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde açıkça görüleceğini, davalının verilen hizmetler sonucunda müvekkili şirkete 21.761,97 TL bakiye borcunun bulunduğunu, davalıya iletilen tüm taleplere rağmen borcun ödenmemesi üzerine Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlu tarafından söz konusu bu icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek, davanın kabulüne, Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, tüm dosya masrafları ve vekalet ücretlerinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı firmanın 2014 yılı Mayıs ayı 2.haftasında Kütahya Tavşanlı'dan müvekkili şirketin satmış olduğu ürünleri müvekkili şirketin Romanya'da bulunan alıcı müşterisine taşımak için müvekkili ile anlaştığını, davalının söz konusu anlaşma gereği olarak taşıma edimini anlaşma koşullarına uygun biçimde gereğince yerine getirmediğini, kendi kusurundan kaynaklı oluşan bu durum sonucu müvekkilin mali olarak zarara uğramasına yol açtığını, davalının alacak iddiasının bu bahse konu 2014 yılındaki son taşıma taahhüdünde ileri gelmekte olduğunu, davalının bahse konu alacak iddiasına dayanak oluşturmak için düzenlemiş olduğu tüm faturaların, tarafça itiraz uğratıldığını, kendilerine iade edildiğini, söz konusu alacak iddiasını haklı çıkarabilecek hiçbir hizmetin davacı tarafından davalıya sunulmadığını ileri sürerek, huzurdaki davanın reddine, davalının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin de karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Somut olayda yükleme ve istiflemenin gönderen tarafından yapıldığı taraflarca kabul edilmiştir. Ancak yükleme ve istiflemenin gönderen tarafından yapılmış olması taşıyıcının sorumluluğunu nihai anlamda bertaraf etmemekte, taşıyıcının bu halde yükleme ve istiflemeye nezaret etmesi, gördüğü eksiklikleri gönderene bildirip durumu taşıma senedine yazması gerekmektedir. Buna göre taşıyıcı, yükleme ve istiflemenin aracın dengesini bozup bozmadığını, bunun taşıma sırasında fren veya hıza bağlı olarak tehlike yaratıp yaratmadığını kontrol ederek şayet hatalı görülen bir durum var ise bu hususu taşıma senedine kaydetmelidir. Olayda taşıyıcının bu şekilde bir ihtirazi kaydı mevcut değildir. Endüstri mühendisinin raporunda; dosyaya sunulan taşıma aracı içi, ürün ve ürün ambalajları fotoğraflarında sadece "kapıya yakın durumdaki paletin yana yatmış olduğu, ürünlerde bir kaç leke ve/veya kirlenme oluştuğu" görülmekte denmektedir. ... firmasının 14/05/2014 tarihli analiz raporunda şu bilgi paylaşılmıştır. "Görünen o ki palet ayağı ağırlıktan dolayı kırılmış ve paletler hasar görmüştür." davaya konu taşımacılıkla ilgili hasarın istif hatasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Yani mahkememizce hatalı ve yetersiz istiflenmeden dolayı hasar meydana geldiği sonucuna varılmıştır. Bu açıklamalar çerçevesinde yükün hasara uğramasındaki esas sebebin yükleme istifleme hatası olduğu, bu işlemlerin gönderen tarafından yapılması sebebiyle gönderene kusur atfedileceği, davalı taşıyıcının ise CMR hükümlerine göre yüke nezaret ve kontrol borcu bulunmasına rağmen basiretli bir tacir gibi davranmayarak gereken uyarıları yapmadığı, bu hususta CMR 9. maddesine göre çekince koyma mükellefiyetini yerine getirmediği, bu sebeple müterafik kusurlu olduğu, davacı taşıyıcının % 50, davalı gönderenin % 50 oranında kusurlu bulundukları gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşıma sırasında meydana gelen hasarın yükleme ve istif hatasından kaynaklandığından davalı gönderen ile davacı taşıyıcının %50'şer oranda müterafik kusurlu oldukları sonucuna varılmakla, tarafların koşulları oluşmayan kötüniyet tazminat taleplerinin reddine karar verilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesini, aslında dosyada ve dosyaca alınan bilirkişi raporlarında mahkemece söylenen hiç bir tespit ve değerlendirme bulunmadığını, bilirkişiler taşıma sırasında oluşan hasarlarla ilgili yasa ve teamülleri sıralamış ancak somut olayda değerlendirme yapmaya yeterli belge ve bilgi olmaması nedeniyle somut olaya ilişkin hiç bir değerlendirme ve tespitte bulunmadığını, bir an için bu değerlendirme ve tespitin mahkemece yapıldığını kabul edildiğini, tarafça talep edilen bedelin sözde hasarın oluştuğu taşıma bedeli olmayıp dosyaya sunulan faturalardan da anlaşılacağı üzere en son yapılan dört adet taşıma nedeniyle düzenlenmiş faturalardan kaynaklanan alacak olmasına rağmen sözde %50 mahsubun hasarın oluştuğu taşıma bedelinde yapılması gerekirken hasar ile ilgisi olmayan taşıma bedellerinin toplamından yapıldığını, ayrıca hasar gören malların değeri ve oluşan hasar miktarı konusunda da dosyada hiç bir tespit ve değerlendirme olmadığı halde mahkemece nereden çıkarıldığı anlaşılmayan bir %50 oranıyla indirim yapması hiç bir hukuk kuralı ile bağdaşmayan hukuki dayanak ve gerekçeden yoksun olduğunu, mahkemece ispat edilen davanın kabulüne karar verilmesi ve yine davalının itirazında hiç bir yasal dayanağının olmadığını, yapılan yargılama ile ortaya çıktığı halde mahkemece kısmen kabul kararı verilerek inkar tazminatına hiç hükmedilmemesi usul ve yasaya açıkça aykırı olmakla iş bu istinaf talebi bir zorunluluk olduğunu, tehiri icra talebimizin kabulüne, yapılacak inceleme sonucunda mahkemece verilen hukuka aykırı kararın kaldırılarak davamızın kabulü ile %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ile dava masrafları ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline dair karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle ; davacı nakliyeci teslim alırken herhangi bir kusur görmediğini ve malı taşımaya uygun ambalajlanmış olduğunu kabul ettiğini, müvekkil ihracatçının sorumlulukları malları eksiksiz ve kusursuz şekilde kabul ettiğini, ihracatçı müvekkil şirket zamanında davacı taşıyıcıyı emr kopyası ve itbalatçımın hasar tespit tutamağı ile bilgilendirmiş, uluslararası taşıma yasaları gereği davacı taşıyıcı alt taşeron olarak kullandığı macar taşıma firması ile görüşüp sigortadan tazmini sağlayacağını bildirdiğini, hasarın kendilerine ait olduğunu kabul ettiğini fakat alt taşeron macaristan firması ile aralarında sorun çıktığını belirttiğini, nakliyecinin CMR kapsamındaki yükümlülükleri açık olduğunu, davacı nakliyeci, malları devraldığı tarih ile teslim ettiği tarih arasındaki sürede malların kaybı, zarar görmesi ya da gecikmesinden sorumlu olduğunu, genel olarak hizmetlilerinin, acentelerinin ve taşeronlarının eylemlerinden de sorumlu olduğunu, davacı Nakliyeci CMR kapsamındaki en önemli yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve müvekkil şirket ihracatçıyı mağdur durumda bıraktığını eğer taşıyıcı ... CMR ve ithalatçının düzenlediği hasar belgesi üzerinden gerekli sigortadan alacak işlemlerini yasal olarak başlatmış olsa uluslararası bir ekspertiz mesul sigorta şirketi tarafından yaptırılacak ve ihracatçının ve taşıyıcı ve ithalatçının hatta bugün mahkemenin elinde net bir hasar tespit tutanağı olacağını, Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 2017/14 Esas, 2020/577 Karar sayılı 16/09/2020 tarihli karar, usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, bu nedenle, haksız ve hukuki mesnetten yoksun mahkemece kararına karşı istinaf yoluna başvurduğunu, Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/14 E. Sayılı dosyasından verilen 16.09.2020 tarihli, davanın kısmen kabulüne dair kararına karşı İstinaf talebimizin kabulü ve kararın bozulması ile davanın kısmen kabulüne dair kararın ortadan kaldırılarak davanın reddine ve davacının 20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemesine, tüm yargılama gideri ile vekâier ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava; navlun faturalarına dayalı cari hesap bakiye alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; taşımaya konu emtianın hasarlandığı iddiasına dayalı olarak davalının takas-mahsup talebinin yerinde olup olmadığı, varsa hasarın hangi taşıma sırasında, ne şekilde oluştuğu ve miktarı ile davacının davalıdan takibe konu ettiği miktarda alacağının bulunup bulunmadığı noktasındadır.Taraflar arasında cari hesaba dayalı taşıma ilişkisi bulunduğu, davacının taşıyıcı, davalının ise gönderen olduğu ihtilafsızdır.Alacaklı (davacı) ... A.Ş vekili vasıtası ile 26/10/2016 tarihinde borçlu (davalı) ... A.Ş aleyhine Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile cari hesap alacağını dayanak göstererek 21.761,97 TL asıl alacağının takip tarihinden itibaren alacağa işleyecek yıllık işlemiş faizi, masraf ve vekalet ücreti, icra giderleri ile birlikte tahsili amacıyla takibe geçtiğini, davalının 07/12/2016 tarihli itiraz dilekçesinde, müvekkilinin takip konusu alacağa ilişkin olarak hiçbir borcunun bulunmadığını, bu nedenle borcun aslına ve fer'ilerine itiraz ettiği, borçlunun yapmış olduğu itiraz üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır.Davalı taraf cevap dilekçesinde taşıyıcının, 2014 yılı mayıs ayı 2.haftasında Kütahya Tavşanlıdan, satmış olduğu ürünleri Romanya da bulunan alıcı müşterisine taşımak için anlaştığını, ancak, davalının söz konusu anlaşma gereği olarak taşıma edimini anlaşma koşullarına uygun biçimde, yerine getirmediğini, davalının alacak iddiasının bu bahse konu 2014 yılındaki son taşıma taahhüdünden ileri gelmekte olduğunu savunmuş, takas-mahsup talebinde bulunmuştur.İlk derece mahkemesince bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ve ilk bilirkişi heyeti sunmuş olduğu raporunda özetle; davacı ticari defterlerinin davacı lehine delil niteliğinin olduğu, yanlar arsında davacı tarafından davalıya nakliye hizmeti verilmesi şeklinde ticari ilişki kurulduğu, davacı ticari defterlerinde, icra takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 21.761,97 TL alacaklı olduğu, davalı tarafından herhangi bir ticari defter ve belge ibraz edilmemekle birlikte, davacının alacaklı olduğu bedele itiraz olmadığının anlaşıldığı, ancak davacının nakliye edimi sırasında davalı ürünlerinin hasarlandığı ve hasarlı ürünlere ilişkin zararın takas mahsubunu talep ettiği, davalının zarar bedelini gerek ticari defter kayıtları, gerekse başkaca bir somut ve objektif belgelerle ispatlayamadığı, taşıma mevzuatı açısından, davalının iddia ettiği gibi eğer davacının taşımasını üstlendiği taşımalar esnasında, CMR konvansiyonu hükümlerine gören davacının sorumluluğu ile irtibatlandırılacak, taşıma konusu emtiada herhangi bir ziya ya da hasar oluşmuşsa öncelikle bu hasarı ortaya koyan ulusal ya da uluslararası ekspertiz firmaları tarafından düzenlenmiş nakile ekspertiz raporu ya da D.iş dosyası kapsamında yapılan bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan bilirkişi raporunun sunulması gerektiği, dosyaya sunulan taraflar arasındaki İngilizce yazışmalar ile dava dışı alıcı ... SRL tarafından düzenlenmiş hasar raporlarının noter yeminli tercümelerinin sunulmadan, bu hususta taşıma mevzuatı hükümleri çerçevesinde mütalaa verilemeyeceğini bildirmişlerdir. Mahkemece bu kez endüstri mühendisi bilirkişi de eklenerek yeni bir heyet oluşturulup rapor alınmıştır. Bu rapora göre; davacının ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 21.761,97 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterleri ibraz edilmediğinden dolayı ticari defterlerinin lehine delil niteliği hususunda değerlendirme yapılamadığı, davaya konu hasarı davacı tarafın 14/05/2015 tarihli e-mail ile kabul ettiği, hasarın nasıl oluştuğu, boyutu ve etkisinin ne olduğu, kaç adet ürünün hangi oranda ve boyutta zarar görmüş olduğu, bu ürünlerin ne oranda kullanılabilir durumda olduğu ile ilgili resmi veya yasal prosedür ve kurallara uygun şekilde ayrıntılı olarak hazırlanmış bir tespit raporunun dosya içinde bulunmamasından dolayı hasarın zararın maddi boyutu ile ilgili net ve somut bir hesap yapılamadığı, davaya konu taşımacılıkta oluşan hasarın istifleme hatasından kaynaklandığı bu nedenle de taşıyıcının sınırlı sorumlu olduğu, dava dosyasından sunulan belgelerle oluşan hasar tutarının hesaplanmasının mümkün olmadığı, davalının zarara ilişkin somut vesika sunmadığı nazara alındığında takip tarihi itibari ile davacının davalıdan 21.761,97 TL alacaklı olduğunun kabulünün gerekeceğini bildirmişlerdir.Taşımanın Türkiye'den, Romanya arasında olmasına göre, CMR Konvansiyonu hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir.CMR Konvansiyonunun 17. maddesi uyarınca taşıyıcı, yükü teslim aldığı andan teslim ettiği ana kadar yükte meydana gelecek hasardan sorumludur. Sözleşmenin 17/4-c maddesi uyarınca taşıyıcı hasarın, malların gönderici, alıcı veya bunlar adına hareket eden şahıslar tarafından taşınmasından, yüklenmesinden, istif edilmesinden veya boşaltılmasından kaynaklandığını ispat etmesi halinde sorumluluktan kurtulabilecektir. Bununla birlikte yükleme gönderene veya başkasına ait olsa bile taşıyıcının, malın sağlam ve tam olarak teslimi sorumluluğu çerçevesinde gerek istiflenmesi gerekse ambalajlanması itibariyle taşımaya uygunluğu noktasında nezaret görevi mevcuttur. Buna göre, taşıyıcının göndereni uyarması gerekmekte olup, bu uyarının yapılmadığı hallerde, zararın gönderen ile taşıyıcı arasında paylaştırılması gerekmektedir.CMR Konvansiyonu kapsamına giren bir taşıma sözleşmesinin varlığı ve koşulları bakımından, CMR-taşıma senedi kullanılabilecek tek ispat aracı değildir. Eğer taşıma senedi tanzim edilmemişse, taşıma sözleşmesinin akdedildiğini veya bu sözleşmenin içeriğindeki belli bir hususu iddia eden taraf, başka deliller ileri sürerek, bu iddiasının doğruluğunu ispatlayabilir. CMR taşıma senedinin yokluğu, yanlış düzenlenmesi veya kaybı taşıma sözleşmesinin geçerliliğini etkilemeyecek, bu taşıma sözleşmesi hala CMR kapsamında değerlendirilecektir.Somut olayda, davacının nakliye hizmeti verdiğini iddia ettiği, dayanak olarak sunduğu navlun faturalarının lehine delil niteliğindeki ticari defterlerine kaydettiği kaldı ki davalı tarafın davacı tarafça nakliye hizmeti verildiğinin kabul edildiği ancak hizmetin gereği gibi sunulmadığını savunduğu anlaşılmıştır. Bu durumda ispat külfeti kendisinde olan davalının bir kısım belgeler dosyaya sunmuş ise de CMR belgesinin okunaklı olmadığı, üzerindeki hasar notunun dahi anlaşılamadığı, kaldı ki navlun faturalarıyla da örtüşmediği, yine hasar tespitine ilişkin ekspertiz raporu yada bilirkişi raporunu dosyaya sunamadığı, dosya kapsamından her iki bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere hasarın hangi taşımada gerçekleştiği, miktarının anlaşılamadığı, tespit raporu bulunmamasından dolayı zararın maddi boyutu ile ilgili net ve somut bir hesaplama yapılamadığı görülmüştür. Ancak hasarın meydana geliş şekline göre, davacının mail yazışması ile hasarı kabul ettiği anlaşılmıştır.Dosya kapsamında hasar tespiti yapılamamış ise de davalı taraf hasarın 2014 yılındaki son taşıma sırasında meydana geldiğini beyan etmiştir. Mahkemece taraflar arasındaki bakiye cari hesap ilişkisinin tamamı üzerinden kusur oranı nispetinde indirim yoluna gidilmiştir. Varlığı ve miktarı ispatlanmayan zarar, tazmin olunamaz. Eşya taşıma sözleşmelerinde, eşyanın değerini tespit zor olduğundan, zarar görenin zararının tamamını tespit etmek mümkün olmayabilir. Ancak mümkün oldukça hasar tespiti yapılmalı olmaması halinde ise varlığı muhakkak, ancak miktarını tespitte güçlükle karşılaşırken zarar, Borçlar Kanunu'nun 50. maddesine dayanılarak hakkaniyet ilkesi çerçevesinde hesaplanmalıdır. ( Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/7654 E-2022/374 K. Sayılı ilamı) Ayrıca son taşımanın hasarlı olduğu savunması karşısında kusur oranına göre cari hesabın tamamı üzerinden değil son fatura bedeli üzerinden indirim yapılarak hüküm kurulmalıdır. Oysa ki ilk derece Mahkemesince bu hususlar irdelenmeksizin eksik inceleme ile hüküm kurulmuştur.Bu durumda ilk derece mahkemesince konusunda uzman bir bilirkişi heyeti ile hasar tespit edilip varsa bu hasarın cari hesaba konu son navlun faturasından düşülmesi, hasarın tespit edilememesi halinde ise TBK'nın 50. maddesi gereğince hakkaniyet çerçevesinde hesaplanama yapılıp hasarın meydana gelmesinde hasarın meydana geliş şekline göre tarafların kusur oranı tespit edilip sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ve değerlendirme ile hüküm kurulması isabetli olmamıştır.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendilerine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.05/03/2024