T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/2101
KARAR NO: 2024/210
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 05/03/2020
NUMARASI: 2016/398 Esas - 2020/198 Karar
DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/02/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin maliki bulunduğu İstanbul İli, Avcılar İlçesi, ... Mevkii, ... Ada, ... parsel numaralı 34.252m²’lik arsayı, 2006 yılı başlarında ... Ltd. Şti. adına ve hesabına satın almak için; Emlak komisyoncusu olan davalı ... ile yine bu şirketin o tarihlerde ki yetkilisi olan bir diğer davalı ... isimli kişi müvekkil ile irtibata geçerek, taşınmaz için 14.950.000.-TL bedelle anlaşmış olduklarını ve söz konusu taşınmazın şatışı 14/04/2006 tarihinde yapılarak, ... İnş. Ltd. Şti. adına tapuda devir ve ferağ edildiğini, davacı müvekkilinin taşınmazını satın alan ... înş. Ltd. Şti.nin hisseleri; satın alma ve birleşme yoluyla daha sonra 1 no.lu davalı olan ... Tic. A.S. tarafından satın alındığını, Satışa konu taşınmazın bedeli olarak müvekkiline; Keşidecİsi ... İnşaat Ltd.Şti., lehtarı müvekkili ... olan, beheri 11.132.000 USD miktarlı 9 adet çek verildiğini, bu çeklerden 2 tanesinin vadesinde ödendiğini, 02/11/2016 tarihli çekin ise müvekkilinin hesabına tapu harç bedeli davalılarca ödendiği için müvekkilin rızasıyla davalılara iade edildiğini, ancak; Davalı ... ve diğer davalı olan ... İnş, Ltd.Şti.nin o zaman ki yetkilisi ve ortaklarından ..., müvekkiline gelerek "Acil bir ödeme nedeniyle şirketin nakit durumunun müsait olmadığını, satın alınan bu arsayı ... adlı şirket ile birlikte değerlendireceklerini ve ... isimli şirketten alacakları paradan borçlarını derhal ödeyeceklerini” söylemek suretiyle müvekkilinin iyi niyetini de bir anlamda suistimal ederek 6 adet çeki geri istediğini, müvekkilinin, gerek davalılara olan güveninden, gerekse hali hazırda uhdesinde bulunan diğer taşınmazların satımı hususunda karşılıklı olarak ticaretinindevam edeceği düşüncesi ile söz konusu çekleri borç olarak verme kastı ile ciro edip teslim ettiğini, söz konusu çekler davalı ... şirketi yetkilisi ...’nm çalışanlarınca ve yine diğer davalı ... tarafından, tahsil cirosu edilmek suretiyle muhatap bankadan tahsil edilmiş olduğunu, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2014/27 E, sayılı dava dosyasındaki adli ve idari soruşturma evraklarına vakıf olan müvekkilinin, davalıların hileli ve aldatıcı hareketleri neticesinde çek bedellerinin kendisine kasıtlı olarak ödenmediğini anlamış olduğunu, Öyle ki soruşturma evraklarında davalı gerçek kişilerce “müvekkilden alınan çeklerin müvekkil adına ve namına tahsil edildiği ve müvekkiline ödendiği” beyan edildiğini, Ancak müvekkilden borç olarak geri alman çekler, vadelerinde tahsil edilmek üzere davalı ... ile diğer davalı ...’mn görevlendirdiği şirket çalışanlarınca tahsil edilmiş ve tahsil edilen paralar müvekkile ödenmemiş olup, Sayın Mahkemece, banka kayıtları celp edildiğinde, dayakların el birliği içerisinde müvekkili adeta kandırıp yanıltmak suretiyle elinden almış oldukları yukarıda bahsi geçen çekleri, bizzat keşide tarihinde de tahsil ettikleri görüleceğini, bu müsnet durum 17/10/2014 tarihinde Bakırköy ... Noterliği vasıtasıyla ... yevmiye numaralı ihtarname ile davalılara bildirildiği ve çek bedellerinin ödenmesi talep edildiği halde bu zamana kadar halen ödeme yapılmadığını, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla 2,716,000 USD’nin aynen USD olarak veya ödeme günündeki kur Üzerinden Türk Parası karşılığının, 17/10/2014 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüd faiziyle beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava edilmiştir.
CEVAP: Davalı ... İnşaat Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının arazinin satışı ile ilgili olarak 8.250.000.-USD tutarında tahsilat yaptığı ancak çeklerin bir kısmının ise keşideci şirkete iade ettiği, ancak bunun BORÇ olarak verdiği yönündeki beyanı, iade ettiği çeklerin ödenmediğinin ileri sürülmesi, çeklerin suretinin dahi dava dosyasında olmadığı ve satışın üzerinden on yıldan fazla zaman geçmesi dikkate almdığmda davacının haklı olabileceği yönünde yeterli belge dava dosyasında bulunmadığını, Müvekkili ... Ticaret A.Ş. hiçbir zaman, davacı ile bir ticari ilişki içerisinde bulunmadığım, davacıya ait herhangi bir gayrimenkulü satın almadığım, müvekkili tarafından davacıya ödenen tek bir kuruş para olmadığı gibi, ödenmesi gereken hiçbir bedel de bulunmadığım, müvekkili şirketin 1948 yılından buyana İnşaat, yol, baraj, tünel ve konut projelerini gerçekleştiren, sektörünün önde gelen ve ülkemize büyük katkılar sağlamış bir şirket olduğunu, Faaliyet alanı kapsamında konut projesi geliştirebilmek için, 2006 yılı Aralık ayında Avcılar, ... mevkiinde benzer alanda çalışan ... Inş. Ltd. Şti.ni satın aldığını, yıllar içerisinde de bu şirketi birleşme yoluyla bünyesine kattığını, Söz konusu şirketin hangi tarihlerde ve koşullarda müvekkili şirket bünyesine geçtiği ticari sicil kayıtlarından kolaylıkla tespit edilebileceğini savunmuş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından dosyaya sunulan ifade tutanaklarında ve müvekkilinin ifadelerinde hiçbir şekilde müvekkili tarafından davacıdan borç alındığı veya müvekkili tarafından tahsilat yapıldığına dair hiçbir beyan bulunulmadığını, davacı tarafından dosyaya sunulan ve ... tarafından vergi müfettişine verilen ifadede çeklerin tamamının kendisi tarafından davacıdan alındığı ve çeklerin tahsilinden sonra ödemelerin ...'a yapıldığı açıkça ifade edilmiş olup, dosyaya sunulan diğer ifadelerde de müvekkiline çek teslim edildiğine veya müvekkili adına çek tahsil edildiğine dair bir beyanda bulunmadığını, davacı tarafindan buna rağmen müvekkilinin bizzat çekip tahsil ettiği iddiasında bulunulması da kötü niyetin bir göstergesi olduğunu, dosya kapsamında davacı tarafından müvekkile borç verilmiş olduğuna dair davacı iddiaları dışında herhangi bir delil bulunmadığını, kaldı ki bu kadar büyük miktarda alacaklı olduğu iddiasında bulunan bir kişinin 10 yıl beklemesi de hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı tarafindan yapılan şikayetler ve açılan işbu dava ile haksız bir kazanç sağlamak amacı güdülmekte olup, HMK m. 329 uyarınca davacının müvekkili ile vekil olarak aramızda kararlaştırılan vekâlet ücretini ödemeye mahkûm edilmesi gerektiğini, davacı tarafindan dava dilekçesinde ihtiyati tedbir talep edilmiş ise de davacı tarafindan ikame edilen işbu davanın tamamen hukuka aykırı ve mesnetsiz olması nedeniyle İhtiyati tedbir/haciz talebinin kabulü mümkün bulunmadığını savunmuş davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Beş adet çekin dava dışı ..., ... ve ... tarafından tahsil edildiği, bu şahıslara yönelik bir talep ve dava bulunmadığı da sabittir. Adı geçen şahıslar, vergi müfettişlerine verdikleri beyanlarda ve keza polisteki ifadelerinde çekleri tahsil ederek bedellerini ...'ya teslim ettiklerini ifade etmişlerdir. Bu şahıslardan ...'ın kısa bir süre ...'de sigortalı eleman olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Şahısların Çekleri ...'dan aldıkları ya da bedellerini ...'ya teslim ettikleri yönünde bir beyanları bulunmamaktadır. Müteveffa ... 'da beyanında bir adet çek bedelini bizzat kendisinin tahsil ederek ...'a verdiğini, diğer beş adet çeki tahsil etmeleri için adı geçen şahıslara (..., ... ve ...) ciro ettiğini, bu şahısların tahsil ettikleri çek bedellerini kendisine teslim ettiklerini ve bedelleri ...'a verdiğini, beş adet çeki ...'in sahibi ...'ya teslim etmesinin söz konusu olmadığını beyan etmiştir. Dolandırıcılık iddiası ile yapılan suç duyurusunun da koğuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiş, itirazın reddi üzerine, ... ve ...'nın savunmaları alınarak, ...'ya ait şirketin ticari defterlerinin incelenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi yönünde yazılı emirle bozma kararı verildiği anlaşılmaktadır. ... ve ...'nın alınan ifadelerine yukarda yer verilmiş olup, ...'in incelenen ticari defterlerde de bir alacak/borç ilişkisi bulunmamaktadır. Açıklanan bu durum karşısında davalı ...'nın çek bedellerinden sorumlu tutulması mümkün değildir. Çek teslim belgesi sunulmadığı gibi, çeklerin davacının cirosu ile davalılara geçtiği yönünde yazılı bir delilde mevcut olmayıp, resmi senetteki, bedelin nakten ve tamamen şirketten tahsil edildiğine dair kayıt karşısında ve ...'in incelenen ticari defterlerinde çeklerin iade alındığı ve davacıya borçlu olduğuna dair bir kaydında bulunmaması ve zaten çeklerin şirkete değil şahıslara iade edildiğine dair iddia karşısında davalı şirkete yöneltilen talebin de yerinde olmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan bu nedenlerle dava sırasında vefat eden davalı ... mirasçılarına karşı davaya devam edilmeyeceği yönündeki beyan karşısında; bu yönden davanın usulden reddine, diğer davalılar yönünden; yerinde görülmeyen davanın reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı ... bakımından red kararı gerekçesinin hiçbir hukuki bir dayanağı bulunmadığını, tüm gayrimenkul alım satım ilişkilerinin müvekkil ile Yedifil şirketi arasında gerçekleştiğini, güven tesis edenin şirket olduğunu, borcun şirketin mali sıkışıklığı nedeniyle istenmiş olduğu değerlendirildiğinde artık borcun şahıslara verildiğini kabul edilebilmesi mümkün olmadığını, bu bağlamda olmak üzere müvekkilin taşınmazının önce ... Ltd. Şti' ne daha sonra Satın Alma ve birleşme ile Davalı ... San. Tic. A.Ş.’ nin bünyesine geçtiği konusunda bir ihtilaf bulunmadığını, dava konusunun, anılan taşınmaz satışı nedeniyle tahsil edilemeyen çek bedelleri, yani alacak olduğuna göre bu davalının, devraldığı/birleşen şirketin borçlarından sorumlu olmayacağına dair kanaat ile verilmiş karar hukuka aykırı olduğunu, zira ticari işletmenin devri halinde işletmeye ait borçlar, alacaklılar ile devralan arasında bir nakil anlaşması yapılmasına gerek dahi kalmadan kanun gereği devralana intikal ettiğini, tabiatı ile devralan, kendisi tarafından bilinmeyen/ticari defterlerde yer alamayan borçlardan da sorumlu olduğunu, devir-birleşme protokollerinde devralan lehine aksine bir hüküm yer alsa dahi devralan, 3. Kişilere karşı sorumlu olmaya devam ettiğini, yani kısaca, gerek TTK ve BK’nunu hükümlerinden ve gerekse Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarından konuya bakıldığında, davalı ...’nin, devraldığı şirketin külli halefi olduğu tartışmasız olduğunu, bu davalının ...’in borçlarından sorumlu olmayacağı kanaatine varmak hukuken mümkün olmadığını, öncelikle dava dilekçesinde beyan edilen adli yardım talebinin kabulüne, haksız ve yersiz, usul ve yasaya aykırı iş bu kararın, usul ve esastan kaldırılmasına, neticeten haklı davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava; davacı ile ... Ltd. Şti arasındaki davaya konu taşınmaz alım satımı nedeniyle davacıya teslim edilen çeklerin bedellerinin ödenmemesi nedeniyle açılan alacak davasıdır. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olup davacı vekilince süresinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının kendisine teslim edilen 6 adet çeki davalı şirkete borç amacıyla verip vermediği, çek bedellerinin davacıya ödenip ödenmediği bu kapsamda davacnın davalılardan alacaklı olup olmadığı noktasındadır. Davacı ..., maliki olduğu İstanbul İli, Avcılar İlçesi, ... Mevkii, ... Ada, ... parsel numaralı 34.252 m”ik arsayı 14/04/2006 tarihinde ... İnş. Ltd. Şti. adına 14.950.000.-TL. Bedelle tapuda satışının yapıldığı, dosyaya sunulan Avcılar Tapu Müdürlüğü'nün 14/04/2016 tarih ve ... yevmiye sayılı Resmi Senet belgesinden görülmüştür. Söz konusu Resmi senette, davacı, ... İnş. Ltd. Ştiinden “ Satış Bedelinin Tamamını Nakden Ve Peşinen Aldığını “ beyan etmiştir. Söz konusu arsa satışı nedeniyle ... İnş. Ltd. Şti., arsa alım bedeli olarak aşağıdaki 9 adet çeki davacıya keşide etmiştir. 14/04/2006 tarihli ... seri nolu 7.500.000 USD bedelli ve 14/04/2006 tarihli ... seri nolu 750.000 USD bedelli çekler davacı tarafından tahsil edilmiştir. Davacı tarafın kendi beyanına göre 02/11/2006 tarih, ... seri nolu 166.000,00 USD bedelli çekin tapu harç bedeli karşılığı olarak davalılara verildiğini belirtmiştir. Davacı taraf davaya konu ettiği,17/04/2006 tarih, ... seri nolu 500.000,00 USD bedelli, 17/04/2006 tarih, ... seri nolu 500.000,00 USD bedelli, 17/04/2006 tarih, ... seri nolu 300.000,00 USD bedelli, 25/04/2006 tarih, ... seri nolu 500.000,00 USD bedelli, 28/04/2006 tarih, ... seri nolu 500.000,00 USD bedelli, 09/05/2006 tarih, ... seri nolu 416.000,00 USD bedelli çeklerin davalı ...'nın talebi üzerine borç olarak geri verildiğini, iş bu çeklerin şirket çalışanları ve davalı ...'nın arkadaşı tarafından tahsil edilmesine rağmen kendisine ödenmediğini iddia ettiği anlaşılmıştır. Davaya konu edilen çeklerin davacı tarafından cirolandığı görülmüştür. ... bankası cevap yazısında davaya konu edilen 5 adet çeki tahsil edenin dava dışı ..., ... ve ... olduğu, bu kişiler hakkında davacı tarafından açılmış bir dava bulunmadığı, 1 adet çekin ise ... tarafından tahsil edildiği ancak davacı vekilince işbu alacak davasında davalı müteveffa ...'nın mirasçılarına karşı davaya devam etmeyeceklerinin 16/08/2018 tarihli dilekçede beyan edildiği anlaşılmıştır. Davacı tarafça davalılar ... ve ... ile dava dışı ..., ..., ve ... hakkında dolandırıcılık iddiasıyla 12/12/2014 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuştur. 2015/64139 Soruşturma numarası ile yapılan soruşturma sonucunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 03.06.2016 tarih ve 2016/3403 Karar sayılı ile “Kovuşturmaya Yer Olmadığına” karar vermiştir. Bu karara, davacı tarafından 01/07/2016 tarihinde itiraz edilmiş olup, itirazı inceleyen İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliği, davacının itirazının reddine karar vermiştir. Bunun sonrasında kanun yararına bozma talebi üzerine Yargıtay 15. CD'nin 2017/14661 E-2017/6664 K. Sayılı ilamı ile İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliği nin 03/08/2016 tarih ve 2015/3403 değişik iş sayılı kararın bozulmasına karar verildiği görülmüş olup akıbeti dosya kapsamından tespit edilememiştir. Ancak davalı ... bu soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla alınan karakol ifadesinde kendilerinin ... Bankası Levent subesi ile çalıştıkları ve banka ile aralarının iyi olması, davacının İzmir'de olduğundan çekleri tahsil edemediğinin davalı ... aracılığıyla kendisine iletildiğini bunun üzerine kendisince çalışanları yönlendirilerek çeklerin tahsil edildiğini, paranın ...' a verildiğini, çekleri davacıdan kendisinin istemediğini savunmuştur, bu durumda davalı çeklerin tahsil amacıyla kendilerine verildiğini kabul etmiş olmakla ispat külfetini üzerine almıştır. Ayrıca davacı ...'ın 01/04/2023 tarihinde yargılama sırasında vefat ettiği nazara alınarak mirasçılarının davaya dahil edilmesi veya mirasçıları tarafından verilecek vekaletnamenin dosya içerisine sağlanması gerektiğinden ve soruşturma dosyasındaki ...'nın tahsil cirosu ile davaya konu çeklerin kendilerine geçtiği beyanı üzerinde durularak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi gerekmiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.15/02/2024