T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/731
KARAR NO: 2024/535
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 28/01/2021
NUMARASI: 2018/285 Esas - 2021/86 Karar
DAVA: Alacak (Uluslarası Hava Taşımacılığından Kaynaklı)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/04/2024
Taraflar arasındaki Alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili Bakırköy 3.Tüketici mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesi ile; Davacının 26.05.2017 tarihli 13:35 kalkışlı TK 0968 sefer sayılı uçuşunda, İstanbul-Lefkoşe uçuşu yaptığı, 27.05.2017 02:35 TK ... sefer sayı ile İstanbul'a döndüğü, dönüşte bagajının kayıp olduğu, valiz bedeli ve içeriğinin kıymeti olmak üzere 3.900,00 TL zayi sebebi ile zarara uğradığı, bagaj bandına kadar taşımadan sorumlu olunduğu ileri sürülerek tazminat ödeme talebinin davalı yanca reddedildiği, belirtilen maddi zarar yanında 2.000 TL manevi zararının da tazmini için işbu davanın ikame edildiği, müvekkilinin bagajının kaybına ve bundan dolayı müvekkilinin zararına neden olan davalı taşıyıcıya bu zararın tazmin ettirilmesi bağlamında kayıp eşyaların toplam değeri olan 3.900 TL nin maddi zarar olarak 2.000 TL nin ise müvekkilinin manevi zararının tazmini için davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak şartıyla davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili Bakırköy 3.Tüketici mahkemesine vermiş olduğu cevap dilekçesi ile; taraflar arası taşıma sözleşmesi kabul edilmekle, dönüş taşımasında taşınan bagajın uçaktan indirilerek bagaj bandına konulması ile hava taşıma sürecinin sona erdiğini, bagaj bandının davalının yetki ve sorumluluk alanında olmadığını, ihtilafa 1999 Montreal Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerektiğini, sorumlu olunabilecek azami tazminatın 1.131 SDR ile sınırlı olduğunu, konvansiyona göre manevi tazminat talebinin yerinde olmadığını, manevi tazminata hükmedilecek de olsa sınırlı sorumluluk limitleri dahilinde değerlendirilmesi gerektiğini, davacının zarar iddialarının sabit olmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Tarafların iddia ve savunmaları, alınan bilirkişi raporları ve rapora vaki davacı yan itirazları üzerinden yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde,1-Dava konusu ihtilafın Montreal Konvansiyonuma tabi olduğu, 2-Montreal Konvansiyonu hükümlerine göre meydana gelen zarardan davalı ... 'nun sorumlu bagaj zayii halinde 1.131,00 SDR karşılığı TL ile sınırlı sorumlu olduğu, bu miktarı aşmayan taleplerde sınırlı sorumluluk testi ve uygulaması ile talep edilen TL veya sair para birimi tazminatı artırılamayacağı,3-Davacının zararının somut delillerle sabit olmadığı, dosyaya gerekli ve dayanan delillerin sunulmadığı; buna karşın davacı iddiasının somut olaya uygun ve iddia edildiği gibi zarara sebebiyet verebileceği, bu yönüyle iddia edilen zarar miktarının kadri marufunda kabul edilmesi halinde davacının talebi olan 3.900 TL ile sınırlı olmak üzere maddi tazminata hükmedilebileceği,4-Manevi zarar taleplerinin de ancak sınırlı sorumluluk tavanı aşılamamak üzere tazmin edilebileceği; talep edilen 2.000 TL manevi tazminat ve talep edilen 3.900 TL maddi tazminat miktarı toplamının da sınırlı sorumluluk limitlerini aşmadığı,5-Dava tarihinden itibaren davacı lehine hükmedilecek TL tazminat miktarına temerrüt faizi hesaplanabileceği, açıklanmış, bilirkişi raporunda açıklandığı üzere; dava konusu ihtilafın montreal konvansiyonuna tabi olduğu, davalının bagaj zayi halinde 1.131 SDR karşılığı TL ile sorumlu olduğu, davacının maddi tazminat talebinin kadri marufunda olduğu, dolayısıyla 3.900 TL maddi tazminat talep edebileceği anlaşılmakla, bu miktar üzerinden davacının 3.900 TL maddi tazminat talebinin kabulü ile, davacının bagajının kaybolması nedeniyle yaşamış olduğu manevi üzüntü ve elemin derecesi dikkate alınarak, özellikle takdir edilen miktarın tarafların ekonomik ve sosyal durumu, tazminat yükümlüsünün aşırı yük altına sokulmaması, zenginleşme aracı kılınmaması,hissedilen manevi zararı düzeltecek teselli ve ruhi tatmini sağlayacak kadar olması gerekli olduğu, bu kıstaslar dikkate alındığında davacıya 1.000 TL tutarında bir manevi tazminat ödenmesinin somut olaya uygun olacağı kanaatine varılmakla davacı vekilinin davalı aleyhine açmış olduğu maddi tazminat davasının kabulü ile 3.900 TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı vekilinin davalı aleyhine açmış olduğu manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 1.000 TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; manevi tazminat talebinin şartları oluşmamasına rağmen yerel mahkemenin haksız ve mesnetsiz manevi tazminat kararının istinaf sebebi olduğunu, manevi zarara hükmolunabilmesi için ilgili kanunlarda bu yolda hüküm bulunması veya BK 58. maddesinde öngörülen şartların gerçekleşmiş olmasının zorunlu olduğunu, dava konusu taşımaya, uygulanacak olan Montreal Konvansiyonunda manevi tazminata ilişkin bir düzenlenme bulunmamakta olup, davacı tarafından manevi tazminat istenmesinin mümkün olmadığını, ayrıca, bir an için BK. 58’in uygulanabileceği düşünülse dahi davacının kişisel hakkı haleldar olmadığından, diğer bir deyimle BK. 58. maddenin şartları gerçekleşmediğinden davacının manevi tazminat talep edemeyeceğini, davada SDRnin karar tarihindeki kurdan TL’ye çevrildiğini, bu nedenle, SDR karar tarihindeki kurdan milli paraya çevrildiğinden, ancak işbu karar tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin hukuka uygun olacağını, faizin geriye dönük olarak rapor/dava tarihinden itibaren işletilmesinin taşıma hukukundaki taşıyıcının tazminat ödeme yükümlülüğündeki dengeleri tamamen alt üst ettiğini , taşıyıcının sınırlı sorumluluğu ilkesine tamamen aykırı olduğunu , bu itibarla 1.131 SDR cinsinden tazminatın Türk Lirası’na çevrilmesinin mahkemece karar tarihindeki kurdan yapıldığı takdirde bulunacak meblağa dava tarihinden değil ancak karar tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini beyanla Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/285 E. ve 2021/86 sayılı dosyasında verilen kararın ortadan kaldırılmasına ve davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, havayolu ile yolcu taşıma sözleşmesinden ve bagaj kaybından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yazılı gerekçe ile maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından manevi tazminat ve faiz başlangıç tarihine ilişkin istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Uyuşmazlık, davacının yolcu olarak 27.05.2017 tarihli seferi ile KKTC/Ercan İstanbul/Atatürk Havalimanına seyahati öncesinde Ercan Havalimanında teslim ettiği başajının kaybolmasına dayalı tazminat isteminden kaynaklanmakta olup, 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu'nun 106. Maddesinde “Havayolu ile yurt içinde yapılacak taşımalarda; bu kanunda hüküm bulunmadıkça,Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası anlaşmaların hükümleri ve bu anlaşmalarda da hüküm bulunmadığı hallerde, Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümleri uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir. Türk yargı uygulamasında uluslararası hava taşımalarında taşıyıcının sorumluluğu ve koşulları mevcut ise manevi tazminat yönünden Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu (TBK) hükümlerinin uygulanacağı kabul görmüştür.(HGK nun 12.12.2001 tarih ve 2001/11-1161 esas-2001/1152 sayılı ilamı) Sınırlı sorumluluk miktarına manevi tazminat miktarı dahil edilemez. Manevi zarar , malvarlığında bir azalmayı değil ve fakat kişilik haklarına vaki tecavüz nedeniyle bir kimsenin duyduğu cismani ve manevi acı ve ızdırabı, elemi ve böylece yaşama zevkinde bir azalmayı ifade eder.TBK'nun 58. maddesine göre, şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık bir miktar para ödenmesini talep edebilir. TBK'nun 114/2. maddesinde "haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hallerinde de uygulanır." yolundaki atfın kapsamına manevi tazminat da girmektedir. Manevi tazminata hükmedilebilmesi için borca aykırı davranışın (alacaklının) kişilik haklarını ihlal ederek manevi zarara yol açmış olması gerekir. Manevi tazminat takdir edilirken mahkemece; tarafların ekonomik durumu ve duyulan manevi üzüntü ve elemin derecesi dikkate alınarak, özellikle takdir edilen miktarın tarafların ekonomik ve sosyal durumu, tazminat yükümlüsünün aşırı yük altına sokulmaması, hissedilen manevi zararı düzeltecek teselli ve ruhi tatmini sağlayacak kadar olması gereklidir. Somut olayda, davacının iş görüşmesi için hazırladığı ve eşi tarafından hediye edilen güneş gözlüğünün de bulunduğu valizin kendisine teslim edilmemesi nedeniyle mağdur olduğu, davalının akde aykırılığı nedeniyle manevi zarara uğradığı açıktır. Bu durumun malvarlığı zararı olmaktan öte davacının kişisel haklarına saldırı niteliğinde bulunduğu ve bir manevi tazminat gerektirdiği gözetilmelidir. Bu kıstaslar dikkate alındığında mahkemece davacıya 1.000 TL tutarında bir manevi tazminata hükmedilmesi isabetli olmuştur . Bu yöne ilişen davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davalı vekilince davanın reddine karar verilmesi yönünde istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, davanın maddi tazminata ilişkin kısmına yönelik kararın hüküm tarihinde geçerli olan istinaf sınırını geçmediği görülmekle davalı vekilinin kabul edilen maddi tazminata yönelik istinaf talebi Dairemizce incelenmemiştir. Her ne kadar davalı vekilince hükmedilen tazminat miktarlarına karar tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiği yönünde istinaf başvurusunda bulunulmuş ise de mahkemece hükmedilen tazminatlara faiz uygulanmadığı anlaşılmakla davalının bu yöne ilişkin istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle HMK' nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 293,06 TL harcın mahsubu ile eksik 134,54 TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 17/04/2024