T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/679
KARAR NO: 2023/731
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 08/02/2023
NUMARASI: 2020/385 Esas - 2023/43 Karar
DAVA: Tazminat (Çatmadan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/07/2023
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tersaneye tamir ve bakım amacıyla gelen ... IMO numaralı ... isimli geminin 10 Aralık 2010 günü bağlama halatlarının kopması sonucu sürüklendiğini ve davacı tersaneye ve üçüncü kişilere zarar verdiğini, bu zararların tazmini amacıyla mahkeme tespitleri yapıldığını, davaların açıldığını ve İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/148 esas sayılı dosyasında birleşen davalarda, 21 Ekim 2020 günü karar verildiğini, eldeki başvuruyla zamanaşımı süresi içerisinde, bakiye kâr kaybı alacağı için ek dava açıldığını, dava konusu geminin müvekkili tersaneye 2 Kasım 2010 yılında tamir ve bakım hizmeti almak için giriş yaptığını, tersanenin yüzer havuzunun bordasında bağlı olan geminin, 10 Aralık 2010 günü sabah saatlerinde bağlama halatlarını koparttığını ve bunun sonucunda yüzer havuzdan verilen elektrik kablolarını da kopartarak yüzer havuz bordasından açılıp sürüklenmeye başladığını, yüzer havuza çarparak yüzer havuz ile vincinin ağır hasar almasına sebep olduğunu ve bitişik tersanede bağlı olan ... isimli gemiye ve dava dışı ... Tersanesi havuzuna çarparak durabildiğini, geminin söz konusu pozisyonda beklerken, Tuzla Pilot gemiye çıktığını, fakat gemi kaptanının geminin düzeltilmesi için manevra yapılmasına izin vermediğini, müvekkili tersane tarafından, gemiye tekrar bağlama halatı verilmesi konusunda gemi kaptanı uyarılmışsa da müvekkili şirketin bütün talep ve ihtarlarının geri çevrildiğini, bu sırada, geminin sürüklenmek suretiyle müvekkili tersaneye ait yüzer havuz vincine ve dava dışı ... Tersanesi havuzuna tekrar çarptığını, davalı gemi kaptanı ... ile davalı donatan ... “...” ...'nun özensiz ve kusurlu hareketleri sebebiyle müvekkil tersanenin zarara uğradığını, Tuzla 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/118 d. iş sayılı dosyası tahtında ikame edilen tespit başvurusu neticesinde tanzim edilen bilirkişi raporuna göre müvekkili tersaneye ait yüzer havuzdan konu gemiye elektrik veren enerji kabloları, akım trafosu ve panolarda, geminin güvertesinde bulunan kaynak makinelerinin bağlı bulunduğu panolar ve kablolarda, geminin yüzer havuza iki kez çarpması neticesinde yüzer havuz vincinde hasar tespit edildiğini, donatan, gemi kaptanı ve mürettebatın özensiz ve hatalı fiilleri neticesinde hasar gören vincin 350 m boyunda, 79,34 m dış genişliğe ve 65,70 m iç genişliğe sahip bir vinç olduğunu, 25 ton kaldırma kapasitesine sahip ve yaklaşık olarak 1.350 ton ağırlığına sahip bir kreyn olduğunu, boy bakımından dünyada en büyük ikinci ve kaldırma kapasitesi bakımından dünyadaki en büyük yüzer havuzun dış bordası ve havuza alınan gemiler bakımından da iç bordası bağlama rıhtımı niteliğinde olduğunu, İstanbul 17. ATM'nin 2017/148 esas sayılı dosyasında tanzim edilen 21 Temmuz 2020 tarihli Bilirkişi Raporu ve Bilirkişi Ayrık Raporu'nda da isabetli bir şekilde belirtildiği üzere, vincin ve dolayısıyla yüzer havuzun tekrar çalışmaya başladığı tarih 20 Mayıs 2011 olduğunu, ancak hasarlı bir vincin tamir edildikten sonra tamamen iş yapabilir duruma gelmesi için bir hazırlık dönemine ihtiyaç duyulduğu ve bu dönemde de tersanenin gelirlerinden mahrum kalmaya devam edeceğini, bilirkişi raporunda mahkeme talebi ve Yargıtay kararları uyarınca Faaliyet Kar Marjı Oranı esaslı hesaplamada kâr kaybı 2.267.888,25 USD olarak hesaplanmışsa da, esasen müvekkili tersanenin zararının çok daha yüksek olduğunu, bu nedenle, kararda hükmedilen 529.135,92 USD'yi ve 100.000-TL'nin karar günü USD karşılığı olan 12.748,92 USD'yi aşan kısım için 2.500.000 USD'lik bir ek dava açmak zarureti hâsıl olduğunu, ana dosyada ıslah talebimiz usuli nedenlerle reddedildiğini beyanla ek davanın kabulüne ve 10.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle 2.500.000 USD'nin müştereken davalılardan alınarak davacıya ödetilmesine, 2017/148 esas no'lu dosyada orijinali yer alan teminat mektubu üzerinde ihtiyati tedbir uygulanmasına, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'in Göteborg şehrinde mukim bir sigorta şirketi olup, kendisine geminin ... Sigortacısı olduğu iddiası ile husumet yöneltildiğini, müvekkili açısından yabancılık unsuru bulunduğundan dava konusu uyuşmazlığa ilişkin mahkemenin milletlerarası yetkisi 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun hükümleri ile belirleneceğini, MÖHUK'un ilgili hükümleri uyarınca müvekkiline karşı ikame edilecek davalar bakımından Türk Mahkemeleri yetkisiz olduğundan davanın öncelikle milletlerarası yetki itirazımız kapsamında usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu hadise 2011 yılında gerçekleşmiş olup davacı tarafça 2020 yılında ikame edilen davanın ve dava konusu taleplerin her halükarda zamanaşımına uğradığını, somut olayda eser sözleşmesi bulunduğu kabul edilse dahi bu durumda da 5 yıllık zamanaşımı süresi söz konusu olup 2011 yılındaki işlem üzerine 2020 yılında açılan huzurdaki dava ve davaya konu talepler yine zamanaşımına uğradığını, davacının aynı olaya ilişkin olarak İstanbul 17. ATM'nin 2017/148 esas sayılı dosyasında açmış olduğu davanın halen derdest olduğunu, bu bağlamda işbu davanın ikame edilmesi HMK m.114/1-ı hükmüne aykırı olup dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, olayın gerçekleştiği gün, müvekkilinin sigortacısı olduğu gemi davacıya ait tersaneye tamir ve bakım işlerinin yapılması için gittiğini, gemi tersane havuzunda tamir işlemleri devam etmekte iken davacı tersane sahibinin talebi üzerine tarafından havuza bir gemi daha alabilmek için geminin bir kısmı havuzun dışına çıkartıldığını ve geminin başı bunun neticesinde 30-40 metre havuz dışında kaldığını, davacı tamirde olan ve hareket kabiliyeti olmayan gemiyi havuzun dışarısına çıkartarak zararın meydana gelmesine sebep olduğunu, gemi havuzun bordrosuna bağlı konumda iken kötü hava koşulları nedeniyle halatları koptuğunu, olay esnasında geminin ana makinesi ve jeneratörleri bakımda olduğundan geminin elektrik gücü sahil bağlantısı ile tedarik edilmekte olup halatların kopması sonrası geminin elektrik gücünü sağlayan kablolar da koptuğunu ve geminin elektriklerinin kesildiğini, geminin manevra kabiliyetinin bulunmaması sebebiyle rüzgâr gemiyi sürüklemeye başladığını ve gemi kaptanı tarafından yerinde bir şekilde öncelikle geminin sancak demiri funda edildiğini, ancak buna rağmen gemi sürüklenmeye devam ettiğini, bunun üzerine gemi kaptanı tarafından römorkör talep edildiğini ve gemi ancak römorkörler yardımı ile sabitlenebildiğini, gemi, davacının kusurunun ve tedbirsizliğinin sonucunda denizde sürüklenirken davacıya ait havuza ve vince teması ile hasar verdiğini, davacı tersane tarafından alınması gereken önlemler alınmayarak hem kazanın meydana gelmesine hem de hasarın artmasına sebep olunduğunu, davacı zarara uğradığını iddia ettiği vinç yerine dışarıdan vinç kiralayarak hizmet vermeye devam ettiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının ikmal ettiği yeni vinç için ödediği kiralama bedelinden daha fazla bir kar kaybı talep etme hakkı her halükarda hukuken mümkün olmadığını. davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davada, ... IMO Numaralı "..." gemisi kaptanı ... ve ... IMO Numaralı "..." gemisi donatanı ... "..." ... hasım gösterilmiş ancak bu davalılar yönünden dava tefrik edilerek ilk derece mahkemesinin 2022/113 ESASına kaydı yapılmış, davalı ... yönünden yargılamaya mahkemenin yukarıda yazılı esası üzerinden devam edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Davalı vekili ... cevap dilekçesinde, müvekkili şirketin işyerinin Gothenburg /İsveç' de olması ve sigorta poliçesinin de bu adreste düzenlemesinden dolayı mahkememizin yetkisiz olduğunu ileri sürerek milletlerarası yetki itirazında bulunmuştur. 5718 sayılı MÖHUK 46.maddesinde "Bir davada ileri sürülen alacak talebi sigorta sözleşmesinden kaynaklanıyor ise davaya bakmaya yetkili olan mahkemenin sigortacının esas iş yeri veya sigorta sözleşmesini yapan şubenin yada acentesinin Türkiye'de bulunduğu yer mahkemesi" olduğu kabul edilmiştir. Davacı taraf davalıya karşı ileri sürdüğü tazminat talebini davalı ile donatan arasındaki sorumluluk sigortasına dayandırmış olduğundan yetkili mahkeme MÖHUK 46.maddesine göre belirlenmelidir. Eldeki dosyada, ... IMO nolu ... gemisiyle ilgili sigorta poliçesini düzenleyen davalı ...'ın İsveç'de mükim bir şirket olduğu anlaşılmaktadır. MÖHUK 46.maddesine göre, bu davalı ile ilgili uyuşmazlık bakımından mahkememizin yetkili hale gelmesi, sigorta poliçesinin sigortacının Türkiye'de bulunan bir şubesi ya da acentesi tarafından düzenlenmiş olması koşuluna bağlıdır. Davalı vekilinin16.11.2022 tarihli dilekçesi ekende dosyaya sunulan sigorta poliçesi örneği ile tercümesinden, taşımada kullanılan sigortalı ... gemisinin davalı ... tarafından sigortalandığı, sigorta poliçesininde 07.01.2010 tarihinde davalının şirket merkezinin bulunduğu Gothenburg /İsveç' de düzenlendiği görülmektedir. Bu itibarla, MÖHUK 46.maddesinde düzenlenen yetki kuralına göre davalı ... aleyhine açılan dava bakımından İsveç Mahkemeleri yetkili olduğundan mahkememizin yetkisizliği nedeniyle davanın usulden reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul mahkemelerinin davalıya karşı tarafınca yöneltilen dava kapsamında milletlerarası yargılama yetkisine haiz olduğunu, somut olay tahtında, geminin sorumluluk sigortacısı sıfatını haiz ... sigortacısı olan ...; gemi donatanı, kaptanı ve mürettebatının ağır kusur ile meydana gelen zincirleme kazaların akabinde davacının tersaneye gemi donatanını davacı Tersaneye karşı doğmuş borçları için teminat mektubu sunulduğunu ve bu mektubun ... sigortacısının yetkilileri tarafından imzalandığını, davacının Tersanenin sorumluluk sigortacısı sıfatını haiz Davalı ... Sigortacısına karşı husumet yöneltmesinde ... sigortası poliçesine değil doğrudan taraflar arasında var olan hukuki bir ilişkiye dayanılmakta olup bu sebeple mahkemenin konu alacak talebinin sigorta sözleşmesinden kaynaklandığı çıkarımının yerinde olmadığını, davacı Şirket'in Davalı Sigortacıya karşı yönelttiği alacak talebinin doğrudan bir Garanti sözleşmesinden doğan ve Davalının üçüncü kişinin edimini/fiilini üstlenmeye ilişkin hukuki işleminden doğan bağımsız bir alacak olduğunu bu sebeple MÖHUK m. 46 hükmünün somut olayda uygulanamayacağını, zira ortada Türk Hukuku bakımından geçerli bir yetki sözleşmesi mevcut olmayıp zira yabancı devlet mahkemesine yetki tanıyan anlaşmanın Türk hukuku bakımından hukuki değer taşıması için öncelikle yazılı ve taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan bir uyuşmazlığa ilişkin olması ve söz konusu uyuşmazlık yönünden münhasır bir mahkeme tayin edilmemiş olması gerektiğini, yetki anlaşmasının “uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda" olması gerektiğini, diğer yandan yetki anlaşmasıyla yetkilendirilen yabancı devlet mahkemesinin 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (“HMK”) 17 ve 18. maddelerindeki düzenlemeye paralel olarak "belirli" olması şartı MÖHUK'un 47. maddesi yönünden de aranması gerektiğini, nitekim doktrin ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamasında fikir birliğiyle belirtildiği ve uygulandığı üzere yetki sözleşmesi ile sadece belirli bir mahkeme yetili kılınabilecek olup somut olayda olduğu gibi, yalnızca İngiltere Mahkemelerinin yetkilidir lafzının bu kapsamda belirlilik şartını taşımadığını, bunun yanı sıra, yerel mahkemenin konu sigorta sözleşmesinin Gothenburg/İsviçre'de düzenlendiğine ilişkin kabulünün de yerinde olmadığını, zira bu çıkarıma esas teşkil eden kısım sigorta poliçesinin nerede düzenlendiğini göstermemekte olup yalnızca davalının adresini göstermekte olduğunu, bu durumda Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkiye haiz olup olmadığı hususunun tespiti bakımından MÖHUK m. 40 hükmü ile uygulama alanı bulan HMK m. 10 hükmünün incelenmesi gerektiğini, nitekim ilgili hüküm uyarınca sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde ikame edilebileceğini, sözleşmeye konu borcun bir para borcu olduğundan 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (“TBK”) m. 89 hükmü gereğince alacaklının dolayısıyla davacı Şirketin yerleşim yeri olan İstanbul mahkemelerinin yetkili olacağını, huzurdaki davada Davalı ... Swedish Club bakımından Yerel Mahkeme'nin milletlerarası yargılama yetkisi mevcut olduğunu, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava, halatları kopan geminin tersaneye çarpması sonucunda verdiği zararın tazmini davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, eldeki uyuşmazlıkta Türk Mahkemelerinin yargı yetkisinin bulunup bulunmadığı noktasındadır. ... IMO numaralı ... isimli gemi tersane havuzunda iken 10 Aralık 2010 günü bağlama halatlarının kopması sonucu sürüklenerek davacı tersaneye ve üçüncü kişilere zarar verdiği iddiasıyla İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla)'nin 2017/148 Esas(İstanbul51. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/305 Esas) sayılı dosyasında ... IMO Numaralı "..." gemisi kaptanı ... ve ... IMO Numaralı "..." gemisi donatanı ... "..." ... ve ... aleyhine tazminat davası açılmış, bu davada diğer hükümlerin yanı sıra "asıl ve birleşen dosya davalılarından ... vekilinin milletlerarası yetki itirazının kabulü ile mahkememizin yetkisizliği nedeniyle bu davalı hakkındaki asıl ve birleşen davaların usulden reddine" karar verilmiştir. Kararın taraflarca temyizi üzerine Yargıtay 11. HD'nin 07.12.2022 tarih ve 2021/3188 E.- 2022/8748 K. Sayılı kararı ile, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. Bozma sebebi yapılan hususlar arasında milletlerarası yetkiye dair hüküm yer almamaktadır. Bu haliyle, bahsi geçen davada verilen, davanın davalı ... yönünden milletlerarası yetki nedeniyle usulden reddine dair karar kesinleşmiş durumdadır. Eldeki dava, davacının dilekçelerinde belirtildiği gibi bakiye kar kaybı alacağı için açılan ek davadır. Asıl davada, davalı ... yönünden Türk Mahkemelerinin milletlerarası yetkisi bulunmadığına göre, ek dava yönünden de Türk Mahkemelerinin milletlerarası yetkisi bulunmadığının kabulü gerekir. Hal böyle olunca ilk derece mahkemesince tefrikten sonra, davanın milletlerarası yetki itirazının kabulü ile mahkemenin yetkisizliğine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 13/07/2023