T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/819
KARAR NO: 2024/1029
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 19/01/2021
NUMARASI: 2019/269 Esas - 2021/29 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/07/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı şirketin müvekkili şirketten9 .192,20 TL tutarında ve 2.360,00 TL tutarında mal satın aldığını ve faturaya konu malların montajı yapılmak suretiyle davalıya teslim edildiğini ancak davalı tarafça fatura bedellerinin tüm yazılı ve şifahi uyarılara rağmen ödenmediğini, bu nedenlerle davalı şirket aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile faturalara ve cari hesaba istinaden 11.552,20 TL asıl alacak, 414,20 TL vade farkı alacağı olmak üzere toplam 11.966,40 TL üzerinden ilamsız takibe geçildiğini, davalının haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, bu nedenlerle davalının haksız ve mesnetsiz itirazının takip konusu asıl alacak tutarı olan 11.552,20 TL yönünden iptaline, alacağın likit ve muaccel olması nedeniyle asıl alacağın %20' sinden aşağı olmamak üzere müvekkili lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafça düzenlenen dava konusu faturalardan kaynaklı bakiye 11.552,20 TL'nin davalı tarafından davacıya ödenmediğinden bahisle davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı, tarafların incelenen ticari defterlerinde; davaya konu icra takip tarihi itibariyle davacı şirketin davalı şirketten talep tutarı olan 11.552,20 TL asıl alacak bakiyesinin kayıtlı bulunduğu, bu hususun bilirkişi incelemesi neticesinde tespit edildiği,takibe dayanak faturaların davalı kayıtlarında yer aldığı, cevap dilekçesi sunmayan davalı taraf bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde her ne kadar dava konusu faturalar karşılığı mal ve hizmet teslimi yapılmadığını belirtmiş ise de, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/19-823 Esas 2019/553 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere 6762 sayılı TTK'nın 84. Maddesi uyarınca hiçbir tacir kendi defterine aleyhe kayıt düşmeyeceğinden faturaların davalı defterinde kayıtlı olması fatura içeriğindeki malın/hizmetin davalıya teslim edildiğine karine oluşturacağından, bu karinenin aksini, faturaların usulsüz olduğunu davalı ispatlamalıdır. Davaya konu 27.02.2018 tarihli ve 23.03.2018 tarihli, taraf defterlerinde kayıtlı olan davaya konu faturalardan başka, -davalının itiraz ettiği 20.07.2018 tarihli icra takibinden sonra-, davalı tarafından 31.03.2019 tarihinde düzenlenen ve sadece davalı defterlerinde kayıtlı olan "fiyat farkı bedelli" faturanın dayanağının gerekçelendirilmek suretiyle davalı tarafça somutlaştırılamadığı, başka bir anlatımla iddiaya konu savunmanın davalı tarafça ispat edilemediği de göz önünde bulundurularak, davacının davalıdan 11.552,20 TL alacaklı olduğu ve davacının davaya konu icra takibinde haklı olduğu anlaşılarak alacağın likit ve itirazın haksız olduğu da göz önünde bulundurulmuş ve davanın kabulüne karar,..." karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin davalı tarafından kesilen faturanın gerekçelendirilmediği ve somutlaştırılamadığı gerekçesiyle davalı aleyhine karar verdiğini, davacının ispata ilişkin sunmuş olduğu evrakların hiçbirinin davalı şirketle alakası olmadığını ve bu hususların da bilirkişi raporlarıyla ispatlandığının gözardı edildiğini, davacının sunmuş olduğu delillerin hiçbirinin gerçeği yansıtmadığını, davalı şirketle alakası olmadığını, sevk irsaliyesinde malın teslim edildiği belirtilen ... isimli bir çalışanı dahi olmadığını ve bunun bilirkişi raporlarıyla ispatlandığını, Yerel mahkemenin bu hususların hiçbirine önem vermediğini, davalının kesmiş olduğu faturayı somutlaştırmadığı ve gerekçelendirmediği iddiasıyla davalı aleyhine karar verildiğini, davalı şirketin gelen icra takibiyle almadığı hizmetin fatura edildiğini fark ettiğini ve iade faturası kestiğini, söz konusu olayda ispat yükünün davalı şirkette bile olmadığını, davalının belirtilen hizmeti almadığı dosya kapsamında alınan 2 bilirkişi raporu ile de ispatladığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: dava konusu faturaların davalı tarafça hiçbir ihtiraz-i kayıt ileri sürülmeksizin ticari defterlerine işlenmiş olduğunu, davalı tarafın fatura konusu mal ve hizmetleri aldığını ve Mart 2018 ayı içerisinde BS mutabakatı yapılmış olmasına rağmen, fatura bedellerini ödememesi üzerine kendisine 11/07/2018 tarihli son ikaz mektubu e-mail ile gönderildiğini, ancak davalı tarafın sözlü ve yazılı tüm uyarılara rağmen, borcunu ödememesi üzerine 20/07/2018 tarihinde aleyhine icra takibi yapıldığını, davalı taraf dava konusu faturaları hiçbir ihtiraz-i kayıt ileri sürülmeksizin ticari defterlerine işlediğini, davalının, dava dilekçesine karşı da davalı tarafça cevap dilekçesi dahi verilmediğini ve dolayısıyla davalı tarafça faturalara konu mal ve hizmetlerin teslim edilmediğine dair süresi içerisinde yapılmış bir savunmasının da bulunmadığını, taraflar arasında yazılı olarak bir sözleşme bulunduğunu, ayrıca şifahi olarak sözleşme yapılmasının da mümkün olduğunu, dava konusu faturalara ilişkin taraflarca mutabakat imzalanıp, BA/BS bildirimleri yapılmışken yaklaşık 14 ay sonra faturalara konu mal ve hizmetlerin kendilerine teslim edilmediği yönündeki savunmaların hayatın olağan akışına aykırı ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu aşikar olduğunu beyanla, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE :Dava, ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller davanın kabulüne karar verilmiş davalı vekilince yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; faturaya konu malların davalıyı teslim edilip edilmediği noktasındadır. Davacı tarafından davalı hakkında, İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile " 27/02/2018 tarihli ve 23/03/2018 tarihli fatura bedeli" borcun sebebi gösterilere ve 2 adet fatura sureti dosyaya sunularak 9.192, 20 TL ve 2.360,00 TL asıl alacak ve 326,57 TL ve 87,63 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 11.966,40 TL alacağının tahsili istemiyle ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu eldeki itirazın iptali davasının açıldığı görülmektedir. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder. (Emsal Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamı)Taraflar arasında uyuşmazlık konusu alışveriş konusunda yazılı bir sözleşme bulunmamakta, davalı tarafça ticari ilişki inkar edilmekle birlikte davacı ve davalı ticari defterlerinin incelenmesinden taraflar arasında ticari bir satım ilişkisinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacının takibe dayanak yaptığı 2 adet faturanın herhangi bir itirazi kayıt ileri sürülmeden davalı ticari defterlerine aynen kaydedildiği, yine davalı kayıtlarına göre bedelinin ödenmediği, bu aşamaya kadar davacı kayıtları ile bire bir mutabık olduğu ve takip tarihi olan 20/07/2018 tarihi itibarıyla davalının davacıya 11.550,20 TL borcunun bulunduğu anlaşılmaktadır. Takip tarihinden 7 ay sonra 31/03/2019 tarihinde davalı taraf davacıya "fiyat farkı bedeli" açıklaması ile fatura düzenlemiş kendi ticari defter kayıtlarına işlemiş, BS formuyla vergi dairesine bildirilmiş ise de bu faturanın davacı kayıtlarında yer almadığı görülmektedir. Her iki tarafın ticari defterleri arasındaki takip konusu faturalara ilişkin mutabakat bulunduğu, davalı tarafça takip tarihinden sonra davacıya düzenlenen fiyat farkı bedeli faturasının davacı kayıtlarında yer almadığı, bu durumda fiyat farkına ilişkin iddianın davalı tarafça ispatlanması gerektiği, buna yönelik bir delilinin bulunmadığı, ilk aşamada ticari ilişkisi inkar edip malları almadığını iddia eden davalının fatura konusu malları teslim aldığı hususunun kendi ticari defter kayıtları ile anlaşıldığı görülmekle davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 197,28 TL nispi harcın, alınması gerekli olan 789,14 TL harçtan mahsubu ile bakiye 591,86 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 05/07/2024