T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/816
KARAR NO: 2024/1031
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 05/03/2021
NUMARASI: 2020/391 Esas - 2021/228 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/07/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişki mevcut olup söz konusu ticari ilişkiden doğan cari hesap alacağının tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı şirket tarafından borca ve icra takibine itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, davalı şirket tarafından yapılan borca itirazın hukuki dayanaktan yoksun, mesnetsiz ve kötü niyetli olduğu için iptali gerektiğini, ticari davalarda arabuluculuk dava şartı olup bu nedenle taraflarınca 09/07/2019 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğunu ancak arabuluculuk görüşmesinde anlaşmaya varılamadığını, müvekkili şirket ile davalı borçlu şirket arasında cari hesap usulünde ticari bir ilişki yürütülmüş olduğunu, davalının 265.259,98 TL borç bakiyesinin bulunduğunu, Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, takibe haksız olarak itiraz edildiğini beyanla itirazın iptaline, takibin devamına, davalı borçlunun %20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, icra takip dosyasına göre tasfiye halinde ... Ltd. Şti. tarafından 265.259,88 TL cari hesap alacağının tahsili istemiyle icra takibi başlatıldığını, icra takibine taraflarınca itiraz edilmesinden itibaren bir yıllık hak düşürücü sürenin geçmesinden sonra bu kez davacı şirket tarafından itirazın iptali istemiyle dava açıldığını, tasfiye halinde olan bir şirket adına işlem yapma, alacakları tahsil etme ve borçları ödeme konusunda görev ve sorumluluğun tasfiye kuruluna ait olduğunu, gerek icra takibi yapılırken gerekse huzurdaki dava açılırken yapılan işlemlere ilişkin tasfiye kurulu kararı ve başkaca bir belge sunulmadığını, şirketi temsil ve ilzam yetkisinin tasfiye kurulunda olması nedeniyle yapılacak hukuki işlemler için tasfiye kurulu kararı gerektiğini, tasfiye kurulu kararı olmadan takip yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı yanın alacak iddiasının hukuken geçerli bir fatura ya da eş değer bir belgeye dayandırılmadığını, davacı şirketin, davalı şirketten alacaklı olup olmadığı ve bir alacak varsa bu alacağın miktarının yapılacak yargılama sonucunda ortaya çıkacağını beyanla haksız olan davanın ve icra inkar tazminatı talebinin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " Dava, cari hesaba istinaden başlatılan ilamsız icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup tarafların lehlerine delil niteliğine haiz ticari defter kayıtlarında faturaların ve buna karşılık yapılan ödemelerin kaydedilmiş olduğu, davalının cari hesap borç bakiyesinin 284.534,97 TL, davacının cari hesap alacak bakiyesinin ise 265.259,98 TL olduğu, bu farkın nedeninin davacı tarafından davalıya verilen 14/04/2015 tarihli 30/07/2015 vadeli ... numaralı 19.250,00 TL tutarlı çekin davalının defterlerinde kayıtlı olup davacının defter kayıtlarında kayıtlı olmamasından kaynaklandığı, zaten davacının takip ve dava konusu ettiği miktar olan 265.259,98 TL her iki tarafın ticari defter kayıtlarına göre ispatlanmış olmakla buna göre davacının, davalıdan 265.259,98 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, yapılan ve her iki taraf defterlerine kaydedilen ödemeler dışında davalı tarafça bu tutarın ödendiğinin iddia ve ispat olunmadığı anlaşılmakla açılan davanın kabulü ile Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasında davalı tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin 265.259,98 TL asıl alacak üzerinden devamına, takibin devamına, alacağın likit olduğu anlaşılmakla davacı tarafın icra inkar tazminat talebinin kabulü ile asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 53.051,99 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve davanın kabulüne, ..." karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; icra takip dosyasında alacaklı gösterilen firmanın Tasfiye Halinde olduğunu, dava dilekçesinde ise tasfiye ile ilgili herhangi bir açıklama yapılmadan "Tasfiye Halinde" ibaresi kaldırılarak doğrudan şirket adına dava açıldığını, icra takip dosyası borçlusunun ... Limited Şirketi olduğunu, dava dilekçesinde de davalı şirketin unvanının ... Limited Şirketi olarak yazıldığını, dosya içerisinde davalı şirketin unvanının değiştiğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belge olmadığını,Hal böyle iken gerekçeli kararda davalı şirket unvanının ... LİMİTED ŞİRKETİ olarak yazıldığını, gerekçeli kararda davalı şirketin unvanının neden değiştirildiğine ilişkin bir açıklama yapılmadığını,Yerel mahkemenin davanın kabulüyle birlikte icra inkar tazminatına hükmettiğini, kararın bu yönden de hatalı olduğunu, Tasfiye halinde bir şirket adına alacağın talep ve tahsili ile ilgili iş ve işlemler konusunda yetkili kişinin Tasfiye Memuru olduğunu, icra takip dosyasında buna ilişkin bir bilgi ve belge bulunmadığından yapılan icra takibine borçlu tarafından itiraz edilmesinin haksız ve kötüniyetli bir işlem olarak görülemeyeceğini, icra inkar tazminatına hükmedilmesini gerektirir yasal sebepler bulunmadığından yerel mahkemenin bu yöndeki kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, istinaf incelemesi sürecinde icra takip dosyasından haciz tatbik edilebileceğinden takibin durdurulması yönünden tehiri icra kararı verilmesini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: her ne kadar davalı - borçlu tarafından şirketin tasfiye halinde olduğundan bahsedilmediği ileri sürülerek yapılan işlemlerin hukuka aykırı olduğu iddia edilmekte ise de, davacı şirketin, 29.08.2019 tarihli genel kurul toplantısında alınan karar ile tasfiyeden döndüğünü, tasfiyeden döndüğüne ilişkin karar 30.10.2019 tarih, 9940 sayı ve 589 sayfa numaralı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlanmış olduğunu, davalı tarafın vergi numarasının aynı olduğunu, sadece unvanı değiştiğinden, şirkete ait UYAP kaydının otomatik olarak yeni unvan üzerinden güncellenerek görüntülenmekte olduğunu, taraflar arasında başkaca davaların da olduğunu, unvan değişikliğinin bizzat karşı tarafça bildirilerek dosyaya ibraz edildiğini, davalının iddiaları nazara alındığında unvan değişikliğinin davalı tarafından dosyaya bildirilmesi gerekmekte olup, bildirilmemesinin kendi sorumluluğu olduğunu, unvan değişikliğinin veyahut söz konusu değişikliğin gerekçesinin dosyada bulunup bulunmamasının dosyanın esasını ve borcun varlığını etkilemediğini, bu nedenle davalı borçlu tarafından ileri sürülen gerekçenin, yargılamayı ve ilamın icrasını uzatmaya yönelik olup, reddi gerektiğini, davalı şirketin borçtan haberdar olmasına rağmen tahsilat aşamasını uzatma saikiyle borca itiraz etmesinin kötüniyetli olduğunu, bu nedenle, davalı - borçlu tarafından yapılan hukuki temelden yoksun ve kötüniyetle yapılan itiraz nedeniyle İİK m. 67/2 uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırılık teşkil etmediğini,haksız ve kötü niyetli istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava; ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kabulüne karar verilmiş, davalı tarafça istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davacı şirketin tasfiye halinde olmasının davanın görülmesine etkisinin ne olduğu, davalı borçlunun takip talebindeki unvanı ile karar başlığındaki unvanlarının farklı olmasının kaldırmayı gerektirip gerektirmediği, icra inkar tazminatına hükmedilmesi koşullarının bulunup bulunmadığı noktalarındadır. Davacı tarafından davalı hakkında, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile "cari hesap alacağı" borcun sebebi gösterilerek 265.259,98 TL asıl alacağının tahsili istemiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu ve süresinde itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmektedir. Taraflar arasında uyuşmazlık konusu alışveriş konusunda yazılı bir sözleşme bulunmamakla birlikte davacı ve davalı beyanlarından taraflar arasında ticari bir satım ilişkisinin bulunduğu anlaşılmaktadır.Tasfiye işlemleri 6102 sayılı TTK da her şirket türü için ayrı ayrı düzenlenmiştir. Limited şirketlerde tasfiye işlemleri yasanın 643. Maddesindeki " Tasfiye usulü ile tasfiyede şirket organlarının yetkileri hakkında anonim şirketlerle ilişkin hükümler uygulanır" düzenlemesindeki atıf nedeniyle; anonim şirketlerin tasfiyesinde uygulanacak 529 ila 548 maddelere göre yapılacaktır. Yasanın 533 maddesi " (1) Sona eren şirket tasfiye hâline girer; Kanundaki istisnalar saklıdır. (2) Tasfiye hâlindeki şirket, pay sahipleriyle olan ilişkileri de dâhil, tasfiye sonuna kadar tüzel kişiliğini korur ve ticaret unvanını “tasfiye hâlinde” ibaresi eklenmiş olarak kullanır. Bu hâlde organlarının yetkileri tasfiye amacıyla sınırlıdır." şeklindedir. Dolayısıyla anonim ortaklığın hak ve işlem ehliyeti tasfiye halinde de devam eder. Ancak tasfiyeye girilmekle organların yetkileri tasfiye amacıyla sınırlanmış olur. Bu nedenle gerek sona erme gerek fesih kararı anonim ortalığın sonunun değil tasfiye işlemlerinin başlangıcını ifade eder. Tasfiye haline giren şirketin hak ehliyeti sınırlanmazken organların yetkileri tasfiye amacıyla sınırlandırılmaktadır. Tasfiye sürecinde şirket organlarının varlığı devam eder. Ana sözleşmede veya Genel Kurul Kararında aksi kararlaştırılmamış ise tasfiye işlemlerini yönetim kurulu yapar ancak yetkisi tasfiye işlemleri ile sınırlanır. (TTK 536) Tasfiye işlerinin ne olduğu ise TTK 540 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Tasfiye işlemleri için eğer başka bir tasfiye memuru görevlendirilmiş ise yönetim kurulu 536/3 maddesi sınırlaması ile görevine devam eder, tasfiye işlemleri ise özel bir organ olan tasfiye memurları tarafından yürütülür. Sona erme İflas nedeni ile ise tasfiye işlemleri iflas idaresi tarafından yürütülür. Tasfiye halindeki şirketin temsili ve yönetimi tasfiye memurluğuna aittir. Tasfiye memurluğu temsil organı sıfatıyla ortaklığı mahkemelerde temsil eder, Sulh, feragat, kabul ve tahkime de yetkilidir. (TTK 539/3) (Hasan Pulaşlı, Şirketler hukuk şerhi, 3. Cilt sayfa 2474 vd)Somut uyuşmazlıkta tasfiye halinde olan davacı şirketin takip talebinde unvanında tasfiye halinde olduğu, sunulan vekaletnamede de tasfiye memuru tarafından avukata vekalet verildiği görülmektedir. TTK 533 maddesi gereği tasfiye halinde olduğu ibaresi eklenerek unvanın kullanılacağı düzenlenmiş ise de tek başına unvandaki bu eksikliğin sonuca etkili olmadığı, dava açılırken sunulan vekaletnamenin de tasfiye memuru tarafından verilmiş olduğu ve vekaletnamede şirket unvanının tasfiye halinde olduğu kaydı bulunduğu anlaşılmaktadır. Kaldı ki dosyada mevcut 30/10/2019 tarihli TTSG gazetesine göre davacı şirketin tasfiyeden döndüğü ve durumun tescil ve ilan olunduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yönlere ilişen istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Taraf sıfatı mahkemece resen gözetilmesi gereken hususlardandır. Yargıtay HGK'nın 27.11.2013 gün ve 2013/439 Esas ve 2013/1595 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere; Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı olmak sıfatı yoksa, dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemez. Dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Davalının ticaret unvanının 4 Ocak 2021 tarihli TTSG gazetesinde ... Ltd.Şti olarak değiştirildiği, mahkemece karar başlığında yeni şirket unvanının yazıldığı anlaşılmakla bu yöne ilişen istinaf istemi yerinde değildir. İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.Eldeki uyuşmazlıkta alacak likit olup davacı şirketin tasfiye halinde olmasının icra inkar tazminatına hükmedilmesine engel bir oluşturmadığı anlaşılmakla bu yöne ilişen istinaf istemi de yerinde görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 4.529,90 TL harcın, alınması gerekli olan 18.119,90 TL harçtan mahsubu ile bakiye 13.590,00 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.05/07/2024