T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/373
KARAR NO: 2024/1296
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 20/10/2021
NUMARASI : 2018/264 Esas - 2021/719 Karar
DAVA: Tazminat (TTK 54 ve Devamı Düzenlemesi Gereği HaksızRekabetten Kaynaklanan ve Ayrıca TBK 444 ve Devamı Düzenlemesinden Kaynaklı Rekabet Yasağına İlişkin)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/09/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 1987 yılından beri faaliyet gösteren, 250 çalışanı, 4 fabrikası olan davacının yapıştırıcılar ve yapı kimyasalı gibi ürünlerde Türkiye'nin lider firmalarından birisi olduğunu, yurt dışına da ihracat yapan öncü firmalardan olduğunu, başlıca iştigal alanının hızlı yapıştırıcılar olduğunu, davacının ihracat sıralamasında ilk 1000 firma içerisinde yer aldığını ve yapıştırıcılar kategorisinde 1. Sırada bulunduğunu ”...” projesi içerisinde yer aldığını, ISO belgeleri bulunduğunu, davalının 27.05.2014 tarihli Hizmet Sözleşmesi ile davacı firmada “Üretim Yöneticisi” olarak çalışmaya başladığını, davalının işten ayrılmak istemesi üzerine 17.01.2017 tarihinde imzalanan “İkale Sözleşmesi” ile iş akdinin sonlandırıldığını, “Hizmet Sözleşmesinin” 15. maddesinde “Rekabet Yasağına” ilişkin düzenlemenin yer aldığını, “Rekabet Yasağına” aykırılık halinde 30.000 TL (Otuz bin TL) cezai şart tazminat ödeneceğinin kararlaştırıldığını, “Hizmet Sözleşmesi” dışında taraflar arasında 27.05.2017 tarihinde davalı ile “Sadakat Sözleşmesi” de imzalandığını, “Sadakat Sözleşmesi”nin 4.5.10. maddesinde “Rekabet Yasağına” ilişkin hükmün yer aldığını ve buna aykırılık halinde zarar ziyan dışında ayrıca 100.000 Euro (yüzbin Euro) maktu cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, davalının çalıştığı süre boyunca her türlü özel formül, roses bilgisi, tedarikçi firma isimleri, her türlü üretim sırrına vakıf olduğunu, davacının ticari sırlarını öğrendiğini, davalının işten ayrıldıktan sonra davacı ile aynı yapıştırıcı alanında iştigal ederek üretim ve satış yapan ... San. Ve Tic. AŞ. de çalışmaya başladığını, bu şirketin davacı ile aynı kimya sektöründe yapıştırıcılar alanında faaliyet gösterdiğini, davalının bu firmada çalışmaya başlamasından sonra firmanın iştigal alanında olan ancak ikincil planda bıraktığı; özellikle ... bazlı hızlı yapıştırıcı ürünlerinin üretim ve satışına ağırlık vermeye başladığını, bu yapıştırıcının formülasyonu ile ilgili çalışmalara girdiğini, şirketin daha önce tanımadığı bazı hammadde ve bunların tedarikçileriyle iletişime girdiğini, bu durumda davalının etkisi ve katkısı olduğunu, davalının, davacının tüm müşteri ve tedarikçi çevresine de hakim olduğunu, davacının Çin'deki bir müşterisinden davalının (muhtemelen ... şirketi lehine) Uzakdoğu'da faaliyet gösteren bir tedarikçi ile görüşme yaptığını öğrendiklerini, davalının, davacının müşteri ve tedarik çevresine yönelik faaliyete başladığını, bu kapsamda rekabet yasağını ihlal ettiğini, bu durumun BK m. 444'e aykırılık oluşturduğunu, Yargıtay 11 HD, 2016/564 Esas, 2017/1255 Karar, 2.3.2017 tarihli kararına göre, haksız rekabetin varlığı yönünden somut bir zararın doğmuş olması gerekmediği gibi haksız rekabet teşkil eden eylemler sebebiyle bir zarara düçar olma tehlikesinin varlığının da yeterli olduğunu, “davacının tüm özel formüllerine ve üretim sırlarına vakıf olan davalının hukuka aykırı fiilleri sonucu davacıyı uğrattığı ve uğratma ihtimali bulunduğu zararlar nedeniyle haksız rekabette bulunduğunu ve sözleşmelerde yer alan rekabet yasağını ihlal ettiğini belirterek sonuç itibarıyla; diğer konuların yanı sıra, haksız rekabetin tespiti ve men'i ile rekabet yasağının ihlali kapsamında sözleşmede yer alan cezai şarttan kaynaklanan 30.000 TL tazminatın ve “İkale Sözleşmesi” kapsamında iyi niyetle davacı tarafından davalıya ödenen 11.000 TL ek menfaat olmak üzere toplam 41.000 TL nin davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin görevsiz olduğunu, İstanbul Anadolu İş Mahkemelerinin görevli olduğunu, davada zamanaşımının söz konusu olduğunu, davalının çalıştığı bölümün ar ge bölümü olduğunu, üretim sırlarının bilinebildiği bir bölüm olmadığını, iş akdinin davacı işveren tarafından herhangi bir gerekçe gösterilmeden feshedildiğini, davalının İkale Sözleşmesini imzalamak zorunda bırakıldığını, davacının hem Hizmet Sözleşmesinde yer alan 30.000 TL cezai şartı hem İkale Sözleşmesi kapsamında ödenen 11.000 TL nin hem de Sadakat Sözleşmesi kapsamında belirlenen ve dava hakkının saklı tutulduğu 100.000 Euro'nun, tek bir fiil için iki ayrı cezai şart yada tazminat miktarı belirlenmesinin geçerli olmadığını, sadakat yükümlülüğüne ilişkin yaptırımların iş akdinin devamı süresince geçerli olduğunu, İkale ödemesinin dava konusu edilmesinin mümkün olmadığını, İkaleye ek olarak alınan TBK m. 420 deki şartları taşımayan ibranamenin geçerli olmadığını, davalının yaptığı iş nedeniyle davacının ticari sırlarına vakıf olamayacağını, davalının yaptığı işin en basit tanımıyla ar ge bölümünden gelen iki sıvıyı karıştırarak tüpe doldurmak ve içine itici gaz (LPG) doldurmak olduğunu, davalının çalıştığı ar-ge bölümündeki kimyasalların adını, üreticisini, kullanım amacını bilmesinin mümkün olmadığını, davalının üst düzey toplantılara katılmadığını, şirketin satış işlemlerini yapmadığını, müşteri/tedarikçi portföyü ile muhatap olmadığını, satış temsilcisi, ürün alımı, tedarik sağlama gibi bir görev ve sıfatı bulunmadığını, davalının sadece dolum bölümünde yaptığı iş gereği ve davacı tarafından tüm kimyasalların isimlerinin gizli tutulması nedeniyle bu bilgilere erişmesinin de mümkün olmadığını, kimyasal isimlerini sadece arge bölümünün bildiğini, doluma gelen kimyasal ambalajların da etiketler sökülmüş bir şekilde sadece kalite bölümünden üzerine eklenmiş kodlar olduğunu, makinelere bağlanarak dolum işleminin yapıldığını, dolayısıyla davalının, kullanılan kimyasalın adını bilme ve müşterileri tanıma gibi bir durumun olmadığını, davalının işten ayrıldıktan sonra davacının olumsuz referans vermesi nedeniyle iş bulmakta zorlandığını, 404 şirketindeki işini internet üzerinden bulduğunu, davacının aynı ürün olduğunu iddia ettiği ürünün, ticari sır, özel formül gerektiren “ve münhasıran üretilebilen bir ürün olmadığını, ürünün hazır bir şekilde konteynırlarda satın alınıp, küçük şişelere doldurularak satılan bir ürün olduğunu, yine davacının ticari sır olarak bahsettiği ürünün davalının 404 firmasında işe girmesi ile satışına başlanmış bir ürün olmayıp, bu şirket tarafından davalı işe girmeden önce de satışı yapılan bir ürün olduğu, ürün bilgilerinin ... firmasından sorularak satışının başlanma tarihinin öğrenilebileceği, Hizmet Sözleşmesinde yer alan rekabet yasağına ilişkin hükümlerin işçinin çalışma hayatını etkilemesinden ötürü geçersiz olduğunu, sözleşme hükmü ile Anayasal çalışma özgürlüğünün sınırlandırılmasının mümkün olmadığını, haksız rekabet hükümlerinin geçerli olabilmesi için işçinin çalışma hayatını engelleyecek mahiyette olmayacak şekilde yer, zaman ve konu bakımından sınırlarının belirlenmesi gerektiğini, sözleşmedeki rekabet yasağı şartının geçersiz olduğunu, davalının ticari sır ve müşteri portföyü bilgisine sahip olduğunu iddia eden davacının davalının ne tür bir ticari sırra vakıf olduğu ve bu bilgilerin kullanılmasının işverene önemli bir zarar verip vermediği konusunu açıklaması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Tüm dosya kapsamına göre ve alınan bilirkişi raporuna göre, dava konusu uyuşmazlıkta taraflar arasında imzalanmış bulunan hizmet sözleşmesinin 15. Maddesinde yer alan rekabet yasağına aykırılık olup olmadığı kapsamında yapılan değerlendirme sonucunda taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinin 15. Maddesinde yer alan rekabet yasağı maddesinin BK 444 kapsamında şekil açısından geçerli olduğu ancak, somut uyuşmazlıkta davalının üretim yönetici olarak yaptığı işin, davacının müşteri çevresi veya davacının üretim sırları ya da davacının yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkanı sağlaması ve aynı zamanda bu bilgelerin kullanılmasının, davacının önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olmadığı, yine Kimya bilirkişi tarafından yapılan incelemede davalının ham maddelerin üretim kodlarına ulaşmasının mümkün olmadığı, Marka patent bilirkişisince yine davalı tarafından davacı tarafa ait marka ve patent haklarına ilişkin herhangi bir belge veya bilginin kullanıldığı veya sınai hakların ihlal edildiği hususunda yeterli kanaate ulaşılamadığı bu kapsamda davalının eyleminin TTK kapsamında haksız rekabet oluşturduğu iddiası ile ilgili olarak yapılan yargılamada somut uyuşmazlıkta TTK 54 kapsamında bir rekabet ihlali oluşmadığı anlaşıldığından davanın reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının 27.05.2014 tarihli Hizmet sözleşmesi ile davacı firmada ''Üretim Yöneticisi'' olarak çalışmaya başladığını, iş akdini kendi isteğiyle 17.01.2017 tarihi itibariyle sonlandırdığını, aynı tarihte (her ne kadar davacının böyle bir zorunluluğu olmasa da, iyi niyetle) ikale sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşme gereği davalıya 11.000 TL ek menfaat sağlandığını, taraflar arasında yapılan bu Hizmet Sözleşmesi'nin 15. Maddesinde ise rekabet yasağına ilişkin düzenleme yer almakta olduğunu, bu düzenlemeye göre rekabet yasağına aykırılık halinde 30.000TL cezai şart tazminat ödeneceğinin kararlaştırıldığını, Hizmet Sözleşmesine ek olarak 27.05.2017 tarihinde Sadakat Sözleşmesi imzalandığını, Sadakat Sözleşmesinin 4.5.10. Maddesinde ayrıca 100.000 Euro maktu cezai şart ödenmesi kararlaştırıldığını, Bu sayede firmanın haklı kazançlarının ve uğrayacağı zararların bir nevi korumaya çalışıldığını, davalının, davacı şirketin özel formüllerine, üretim sırlarına, ticari sırlarına ve müşteri/ tedarikçi bilgilerine haiz olduğunu, davacı şirketin korunmaya değer haklı menfaatlerini davalının somut tehlike yaratan eylemlerinden korumak istemesi haklı bir istem olup, bunu tarafların özgür iradeleri ile anlaşmış oldukları sözleşme hükümlerine göre kararlaştırılan yaptırımlar ile korunmak istemesi ise haklı istemini ahde vefa ilkesi temelinde hukuki bir zeminde talep etmesi olacak olup, tüm bu hususlar ilk derece mahkemesine yapılan talepte etraflıca anlatılmış olmasına rağmen ilk derece mahkemesi tarafından talebimizin reddine yönelik verilen kararı hukuka aykırıdır. davalının, Türkiye'de ''... bazlı hızlı yapıştırıcı'' üretimini yapan tek yerli firma olan davacı firmadan ayrıldıktan sonra rakip konumdaki dava dışı ...'da işe girdiğini, dava dışı bu şirketin davalının işe girmesinden sonra ... bazlı hızlı yapıştırıcı üretimine/ satışına ağırlık vermesinin, bu ürünlerin üretimi için daha önce hiç ticari ilişkide bulunmadığını, davacı şirketin ana tedarikçileriyle iletişime geçmesinin ve akşam yemeği yemesinin, davacı şirketin eski ve halihazırdaki müşterilerine ziyarette bulunmasının davacı şirketin ekonomik bekası açısından endişe yaratacak ölçüde zarara sebebiyete verecek eylemler olduğunu, bu durumun şirketin ekonomik geleceği kadar üretim planlamasını da etkileyecek nitelikteki eylemler olduğunu, davacı şirketin korunmaya değer haklı menfaatlerini davalının somut tehlike yaratan eylemlerinden korumak istemesinin haklı bir istem olduğunu, bunun tarafların özgür iradeleri ile anlaşmış oldukları sözleşme hükümlerine göre kararlaştırılan yaptırımlar ile korunmak istemesi ise haklı istemini ahde vefa ilkesi temelinde hukuki bir zeminde talep etmesi olacağını, tüm bu hususların ilk derece mahkemesine yapılan talepte etraflıca anlatılmış olmasına rağmen ilk derece mahkemesi tarafından taleplerinin reddine yönelik verilen kararın hukuka aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava; davalının haksız rekabetinin tespiti-meni ile birlikte rekabet yasağına aykırılık nedeniyle cezai şart ve ikale sözleşmesi kapsamında ödenen 11.000 TL menfaatin tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa konu uyuşmazlık temelde; davalı tarafa isnat edilen eylemlerin gerçekletirilip gerçekleştirilmediği, gerçekleştirilmiş ise TTK 54 ve devamı maddelerindeki düzenlemeler gereği haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı, hizmet sözleşmesindeki rekabet yasağının ihlal edilip edilmediği ve cezai şart talebinin yerinde olup olmadığı noktasındadır. Davacı şirketin iştigal alanının hızlı yapıştırıcı olduğu, taraflar arasındaki 27/05/2014 tarihli hizmet sözleşmesine istinaden davalının üretim yöneticisi olarak işe başladığı, hizmet sözleşmesinin 15. Maddesinde rekabet yasağına ilişkin düzenlemeler içerdiği, 3 yıl boyunca yapıştırıcı alanında faaliyet gösteren firmalarda çalışmama edimini üstlendiği, rekabet yasağını ihlal halinde 30.000 TL cezai şartın belirlendiği, davalının iş akdinin taraflarca düzenlenen 17/01/2017 tarihli ikale sözleşmesi ile sona erdirildiği, davalı işçinin davacı işyerinden ayrıldıktan sonra aynı ve benzer ürünler üretip satan dava dışı ... Sanayi ve Tic A.Ş 'de 20/03/2017 tarihinde çalışmaya başladığı hususları uyuşmazlık konusu değildir. Davalının iş bu dava dışı şirkette çalışmaya başladıktan sonra dava dışı şirketin iştigal alanında var olan ancak 2. Planda bıraktığı özellikle Siyanoakrilat bazlı hızlı yapıştırıcı ürünlerinin üretim ve satışına ağırlık verdiğinin, davacının müşteri ve tedarikçi çevresine yönelik faaliyetlerine başlanıldığının ileri sürülerek haksız rekabet eylemlerinin gerçekleştiği, aynı zamanda davalının sözleşme gereği rekabet yasağını ihlal ettiği iddia edilerek ceazi şart olarak 30.000 TL ve ikale sözleşmesi kapsamında davalı tarafa ödendiği belirtilen 10.000 TL ek menfaat talep edilmektedir. Dosyada tarafların delilleri toplanmış dosya bilirkişiye tevdi edilerek kök ve ek rapor alınmıştır. Dosya kapsamına göre davalının davacı iş yerinde üretim sorumlusu olarak çalıştığı, hammadde formülleri ve hammaddelerin kodlu olması nedeniyle davalının bunların içeriğine erişim imkanı bulunmadığı, ... sistemi/programı üzerinde yapılan incelemede de sistemde ürünlerin kodlu olarak yer aldıkları, davalının ürünlerin içeriğine erişim imkanı bulunmadığı tespit edildiğinden davalının ticari sır kapsamındaki bilgilere erişim ekranı bulunmadığı belirlenmiştir. Davacı tarafın "siyanoakrilat bazlı hızlı yapıştırıcı" üretimini, Türkiye'de gerçekleştiren tek yerli firmaların kendileri olduğu, davalının davadışı olan rakip ...'da işe girmesi sonrasında bu şirketin siyanoakrilat bazlı hızlı yapıştırıcı üretimine/satışına ağırlık verdiği, bunun formülasyonu ile ilgili çalışmalara giriştiğine yönelik iddialar yönünden dosyaya herhangi bir deli sunulmadığı, iddia edilen hususların ispatlanmadığı görülmektedir. Haksız rekabeti düzenleyen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)'nun 54/2 maddesi "Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." şeklinde haksız rekabeti tanımlamış, 55. Maddesinde sayılan bazı hallerin haksız rekabet hallerinin başlıcaları olarak örnek kabilinden sayılmıştır. Aynı yasanın 56. Maddesi ise "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b) Haksız rekabetin men'ini, c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların bulunması halinde manevi tazminata verilmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir. Davacı lehine ve (d) bendi hükmünce tazminat olarak hâkim, haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verebilir. " düzenlemesini içermektedir. Haksız rekabet varlığı için rekabet ilişkisi, yarar sağlama, kusur ve zarar gerekli olmamakla birlikte tazminat davaları bakımından davalının kusuru aranmaktadır. Diğer dava türleri için ise kusur aranmaz. Yine Tespit, men ve eski hale iade davaları bakımından zararın varlığı dava şartı değildir. Zararın varlığı sadece tazminat davaları bakımından rol oynar (TK 56/1-d). Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Haksız fiillerde ispat yüküyle ilgili özel düzenleme getiren Türk Borçlar Kanunu’nun 50. maddesi gereği zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Somut olayda; davacı tarafça davalının TTK 54 vd. Maddeleri kapsamında herhangi haksız rekabet oluşturacak bir eylemi ispat edilmiş olmadığından mahkemece haksız rekabetin tespiti ve menine yönelik davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik yoktur. Hizmet sözleşmesindeki rekabet yasağı yönünden yapılan değerlendirmede; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 444/1. maddesinde, fiil ehliyetine sahip olan işçinin, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebileceği, aynı maddenin 444/2. maddesinde ise, rekabet yasağı kaydının, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerli olacağı düzenlenmiştir. Buna göre rekabet yasağı kaydının geçerliliği için zararın gerçekleşmesi şart olmayıp, işçinin edindiği bilgilerin iş verenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması yeterlidir. Türk Borçlar Kanunu'nun rekabet yasağına ilişkin 445. Maddesinde de rekabet yasağının, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremeyeceği ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamayacağı belirlenmiştir. Aynı maddenin 2. fıkrasında ise, hâkimin, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabileceği belirlenmiştir. Burada hakime aşırı nitelikteki rekabet yasağının kapsamını veya süresini sınırlama yetkisi verilmiştir. (Y 11 H.D' nın 16.03.2016 tarih ve 2015/6975 E-2016/2969 K) Dosyaya kazandırılan belgeler ve bilirkişi raporu ile davacının davalının üretim sırlarına, ürünlerin içeriğine erişim imkanı bulunmadığı tespit edildiğinden davalının ticari sır kapsamındaki bilgilere erişim imkanı bulunmadığı, rekabet yasağına ilişkin cezai şart tazminatının talep edilebilmesi için TBK m. 444/2 uyarınca, müşteri çevresi veya üretim sırlan ile ilgili elde edilen bilgilerin kullanılmasının işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması gerektiği, davacının belirlenen pozisyonu ile böyle bir bilgi edinmediğinden bir zarara sebep olama ihtimalinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu halde davalının davacının iştigal konusu ile aynı olan başka bir iş yerinde çalışmış olmasının tek başına rekabet yasağı hükmünü ihlal etmediği anlaşılmakla ilk derece mahkemesince cezai şart ve fazla ödenen menfaatin iadesine yönelik talebin reddine ilişkin verdiği kararda bir isabetsizlik bulunmamıştır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 23/09/2024