T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/2139
KARAR NO: 2023/1361
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 03/07/2020
NUMARASI: 2018/336 Esas - 2020/390 Karar
DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak)
İSTİNAF KARAR TARİHİ : 07/12/2023
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin Merter Şubesi döviz ve TL hesabında bulunan bakiyelerin 08.03.2018 ve 09.03.2018 tarihlerinde müvekkilinin hiçbir bilgisi, talimatı ve onayı olmadan diğer anlatımla müvekkilinden habersiz olarak boşaltıldığını, güncel kur üzerinden harca esas değerin belirlenerek gerekli harcın yatırılacağını, döviz olarak bankada bulunan bedelin ise aynen talep edileceğini beyanla davanın kabulü ile müvekkilinin hesaplarından boşaltılan toplam 42.670,71 USD ile 340.95,00 TL'nin 38.000 USD'si yönünden 08.03.2018 tarihinden başlamak üzere 4.670,71 USD'si yönünden ise 09.03.2018 tarihinden başlamak üzere devlet bankalarının USD ile bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte aynen dava konusu 340,95 TL yönünden ise 08.08.2018 tarihinden başlamak üzere avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, USD yönünden aynen ödeme mümkün değil ise 42.670,71 USD'nin fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden 38.000 USD'sine 08.03.2018, 4.670,71 USD'sine ise 08903.2018 tarihinden başlamak olmak üzere devlet bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden işlemiş ve işleyecek faizi ile birlikte ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili bankanın davaya konu olayla ilgili tüm yükümlülüklerini yerine getirmiş olup yapılan işlemlerde herhangi bir dikkatsizliği, özensizliği veya kusuru bulunmadığını, davaya konu olayda 06.03.2018 tarihinden 09.03.2018 tarihine kadar call center aracılığı ile telefon bankacılığı şifreleri belirlenmeye başlanmış ve call center aracılığıyla telefon görüşmeleri yapılarak telefon bankacılığı kanalı ile finansal işlemler gerçekleştirildiğini beyanla açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde dosya kapsamında bulunan tüm bilgi ve belgelerin hep birlikte değerlendirilmesi neticesinde aşağıdaki sonuç ve kanaate varılmıştır.Bankalar, özel yasa ile kurulan ve ekonomik alanda çeşitli imtiyazlar tanınan kuruluşlardır. Güven kuruluşları olan bankalar, topladıkları mevduatı sahtecilere karşı özenle korumak zorundadırlar. Bu hususta objektif özen borcu altında olan bankalar, hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. BK’nun 99. maddesi uyarınca yapmış oldukları sorumsuzluk anlaşmaları da geçerli değildir.Mahkememizce hükme esas alınan denetime elverişli konusunda uzman bilirkişi heyetinden alınan raporda da açıkça belirtildiği üzere; somut olayda aksine bir bilgi bulunmadığından davacı müşterinin bilgilerini güvenli bir şekilde koruyamadığı ve başkaları tarafından kullanılmasına engel olacak yeterli önlemleri alamadığı yönünde değerlendirmede bulunmanın mümkün olmadığı, dava konusu paranın davacının bilgisi ve rızası dışında başka hesaplara aktarılmasında davacının müterafik kusurlu sayılabilmesi için davacıya ait şifre gibi statik bilgilerin davacının kusuru ile ele geçirilmiş olması gerektiği, oysa tüm dosya kapsamında davacının şifre ve diğer kişisel bilgilerini başkalarına verdiği yönünde herhangi bir delilin mevcut olmadığı, bir güven kurumu olan bankanın uhdesinde bulunan müşteriye ait parayı muhafaza konusunda gereken her türlü tedbiri alması gerektiği, bilirkişi heyeti tarafından sunulan raporda ayrıca telefon bankacılığı sistemlerinin kurulması, güvenli şekilde işletilmesi ve mudilerin mevduatlarının özenle korunmasının bir güven kurumu olan bankaların önemli bir sorumluğu olduğu, bankanın müşterilerin hesaplarında bulanan parayı kötü niyetli kişilerin eylem ve işlemlerine karşı koruyacak mekanizmaları ve güvenlik önlemlerini geliştirmesi gerektiği belirtilmekle davalı bankanın tam kusurlu ve sorumlu bulunduğu ve davacının hesabından çekilen ve iade edilmeyen paradan sorumlu olduğu kanaatine varılmakla açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 42.670,71 USD'nin 38.000 USD'sinin 08/03/2018, 4.670,71 USD'sinin 09/03/2018 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasa gereğince devlet bankalarının USD bazında açılmış 1 yıl vadeli mevudat hesabına ödediği en yüksek faiz oranına göre hesaplanacak faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece tam kabul kararı verilmesi gerekirken “Kısmi kabul” kararı verildiğini, mahkeme sadece 340,95 TL. yönünden davamızı reddettiğini, ancak bu kararı sehven verdiği de hesap ekstresi incelendiğinde anlaşılacağını, zira, döviz ve Türk Lirası hesap ekstreleri ayrı ayrı olduğunu, 15.000 USD bozdurularak, bağlı bulunduğu TL hesabına aktarılmış, TL hesabında bulunan 364,98 TL. bakiye ile birlikte başka hesaba aktarıldığını, hesap özetinden görüleceği üzere geri 23,73 TL kaldığını, bu itibarla TL hesabında bulunan 364,98-23,73 TL =340,95 TL de başka hesaplara aktarıldığını, bu mahkemenin gözünden kaçan bir detay olduğunu, bu nedenle kararı bu ve buna bağlı fer’iler yönünden düzeltilmesi gerektiğini, davalının haksız ve dayanaksız istinaf talebinin reddine, tarafımız yönünden istinaf talebimizin kabulü ile kısmi red kararının kaldırılmasına ve dosyada tam kabul yönünde karar verilmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava konusu edilen işlemlerin gerçekleşmesinde müvekkil bankanın sorumluluğu bulunmadığını, müvekkil banka davaya konu olayla ilgili tüm yükümlülüklerini yerine getirmiş olup yapılan işlemlerde herhangi bir dikkatsizliğini, özensizliği veya kusuru bulunmadığı gibi, davacının telefonunun yönlendirilmiş olmasında müvekkil bankanın kusuru bulunmadığından davacıya ait telefondan yapılan işlemler nedeniyle müvekkil bankanın sorumluluğuna başvurulması mümkün olmadığını, mahkeme kararına dayanak bilirkişi raporlarında müvekkil bankanın gelişmiş güvenlik önlemi almadığı belirtilmiş ise de, müvekkil banka dava konusu olaya ilişkin tüm yükümlülüklerini yerine getirmiş olup yapılan işlemlerde bankanın hafif kusuru dahi bulunmadığını, davacı tarafından Bakırköy Cumhuriyet Savcılığının 2018/27509 soruşturma nolu dosyası ile yaptığı suç duyurusunun beklenmesi gerektiğini, açıklanan nedenlerle davacının hesabından yapılmış olan işlemlerde ve telefon numarasının başka bir numaraya aktarılmasında müvekkil bankanın sorumlu tutulamayacağı açık olup müvekkil bankaca yapılan işlemlerde dikkat ve özenin azami şekilde gösterildiğini, müvekkil bankanın/personelinin herhangi bir kusuru da bulunmaması nedeniyle haksız davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması hatalı olduğunu, istinaf dilekçemiz uyarınca kararın kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
GEREKÇE: Dava, davacı şirketin davalı banka nezdindeki hesabından bilgisi ve onayı olmaksızın 3. kişilere para transferi yapıldığı iddiası ile hesaptan gönderilen ve iade edilmeyen paranın tazmini istemli alacak davasıdır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının davalı banka nezdindeki hesabından bilgisi ve onayı olmaksızın 3. kişilere yapıla para transferi nedeniyle davalı bankanın tazmin sorumluluğu bulunup bulunmadığı, davacının müterafik kusuru bulunup bulunmadığı, noktasındadır.Davacı şirketin, davalı bankanın Merter Şubesi nezdinde bulunan döviz ve TL hesabından toplam 42.670,71-USD ve 340,95-TL'nin 08/03/2018 ve 09/03/2018 tarihinde internet bankacılığı aracılığıyla dava dışı 3. Kişi hesaplarına EFT yoluyla aktarılmıştır.Davaya konu eylemler dolayısıyla Bakırköy 26. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/459 Esas-2022/355 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde sanıklardan bir kısmının bilişim sisteminin kötüye kullanılması suretiyle hırsızlık suçundan cezalandırılması yoluna gidildiği anlaşılmış olup davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda soruşturma dosyası sonucunun beklenmesi gerektiğine dair savunmasına bir kısım sanıklar yönünden ceza yargılamasının istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği, sanıklardan ... yönünden ise ilk derece mahkemesince verilen beraat kararının kaldırılması üzerine maddi vakanın sabit olması nedeniyle yerinde görülmemiştir.Dava, mevduat hesabındaki paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olup, bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede aynı veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür(4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi). Bu tanımlamaya göre mevduat sözleşmesi ödünç sözleşmesi ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. BK'nın 306. ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir(Yargıtay 11. HD'nin 25/11/2019 Tarih, 2019/719 Esas ve 2019/7466 Karar)Davalı banka cevap dilekçesinde, olayla ilgili tüm sorumluluklarını yerine getirdiğini, herhangi bir tedbirsizlik yada dikkatsizliğinin, kusurunun bulunmadığını, davacı şirket hesabında işlem yapmak için şirket yetkilisi ... banka sistemine kayıtlı telefon numarası ile görüşme yaptığını, Çağrı Merkezi ile yapılan tüm işlemlerde güvenlik adımlarını başarılı bir şekilde tamamladığını, geri aramalar yapılarak teyit alındığını, sadece ilk aramada güvenlik adımı gereği talep edilen ev adresi hatalı verildiği için görüşmenin sonlandırıldığını bir sonraki aramada sistemde kayıtlı bulunan adres bilgilerinin tamamının doğru şekilde verildiğini bildirmiştir.Dava dışı üçüncü kişilerce davacının cep telefonuna uzaktan erişim ile arama ve SMS yönlendirmesi yapılarak, bankalar tarafından gönderilen ve içerisinde onay şifresi bulunan dinamik şifre SMS'lerini kendi telefonlarına yönlendirmek suretiyle yaptıkları para transfer işlemlerinden, internet bankacılığını müşterilerine özendiren davalı bankanın kendisine emanet edilen mevduatı koruma özel yükümlülüğü gereğince; internet bankacılığı işlemlerinde kimlik doğrulaması yaparak işlemini gerçekleştiren kişinin hesap sahibi/müşteri olup olmadığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edilmesi, gelişen dolandırıcılık yöntemlerine karşı, bunları önleyici gerekli altyapının sağlayarak güvenlik önlemlerini alınması mevduatın korunabilmesi için bir zorunluluktur. Bankalar, özel yasa ile kurulan ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanınan, topladıkları mevduatı ve katılım fonlarını sahteciliklere karşı özenle korumak zorunda olan kuruluşlardır. Bankalar sahip oldukları bu vasıfları sebebiyle bankacılık işlemlerinin güvenilen tarafı konumundadırlar. Bu durum, bankaların bir güven kurumu olarak kabul edilmesini ve bankanın sorumluluğunun özel güven sebebiyle ağırlaştırılmasını gerektirir. O hâlde, bankalar, ağırlaştırılmış sorumluluğun bir gereği olarak objektif özen yükümlülüğü altında bulunmakta olup, buna karşılık hafif kusurlarından dahi sorumludurlar(Yargıtay HGK'nın 16/06/2020 Tarih, 2017/19-3092 Esas ve 2020/400 Karar sayılı ilamı). Her ne kadar davalı vekilince telefon yönlendirilmesi işleminin davacının bilgisi dışında olma ihtimalinin olmadığını iddia edip mahkemece eksik inceleme yapıldığına yönelik istinaf başvurusunda bulunulmuş ise de dosyaya istinaf aşamasında davacı vekili tarafından 06/10/2023 tarihinde sunulan ve aynı olaya ilişkin davacı ... yönünden açılan Bakırköy 3. Tüketici Mahkemesinin 2018/231 E sayılı dosyasında alınan 15/09/2023 tarihli ek bilirkişi raporunda dava konusu işlemlerin gerçekleştiği tarihte davacının banka sistemlerinde kayıtlı ... numaralı GSM hattının ... numaralı GSM hattına sınırsız bir yetkilendirme ile yönlendirildiği, yönlendirme işleminin çağrı merkezi kanalı üzerinden sağlandığı, davacı ile davalı banka çağrı merkezi ile yapılan telefon görüşmelerinden dava konusu işlemlerin telefon bankacılığı kanalı üzerinden gerçekleştirildiği ve işlemlerden önce telefondaki şahsa yöneltilen anne bekarlık soyadının 2 harfi, anne adı, doğum yeri bilgilerinin doğru cevaplandırıldığı, her ne kadar işlemler sırasında Müşterinin banka sistemlerinde kayıtlı cep telefon numarasından arandığı gözükse de, işlem gününde söz konusu GSM hattının farklı bir GSM hattına sınırsız yönlendirilmiş olması sebebiyle işbu yönlendirilmiş hat üzerinden telefon bankacılığına bağlantı yapılarak işlemin gerçekleştirildiğinin tespiti karşısında davacı iradesiyle telefon yönlendirmesi yapıldığına dair dosyaya yansıyan delil bulunmadığı anlaşılmıştır.Yine davacının katılan sıfatıyla taraf olduğu ceza yargılamasına paraların aktarıldığı hesap sahibi sanıkların bilişim sisteminin kullanılması suretiyle hırsızlık suçundan mahkumiyetlerine karar verildiği, ceza soruşturma yada kovuşturmasında davacının olaya dahil olduğuna dair herhangi bir beyan olmadığı gibi dosya kapsamında aksi yönde delil de bulunmamaktadır. Davalı banka, davacının zararın doğmasına yada artmasına sebebiyet verdiğine dair iddiasını somut delillerle ispatlayamadığı anlaşılmıştır. Dolayısı ile davaya konu para transferlerinin gerçekleşmesinde davacıya atfedilebilecek müterafik kusur bulunmadığından, davalı banka davacının maddi zararından sorumludur. Bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf istemlerinin reddi gerekmiştir.Davacı vekilinin reddedilen 340,95-TL'lik kısım yönünden istinaf istemi incelendiğinde ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 341/2. maddesine göre, 2023 yılı için miktar ve değeri 17.830,00 Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesin olduğundan miktar itibariyle hüküm tarihinde geçerli olan istinaf sınırını geçmeyen bu karara karşı HMK'nın 341/2-4. maddesi uyarınca istinaf kanun yoluna başvurulamayacağından davacının istinaf dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda;davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddi ve davacı vekilinin istinaf dilekçesinin reddine, karar verilmek suretiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacı vekilinin istinaf dilekçesinin HMK'nın 346. madde uyarınca REDDİNE,2-Davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,3-İstinaf yoluna başvuru sırasında alınan istinaf karar harcı ile istinaf başvuru harcının istemi halinde davacı iadesine,4-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 2.893,48 TL harcın, alınması gerekli olan 11.573,94 TL harçtan mahsubu ile bakiye 8.680,46 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 5-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 07/12/2023