T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1910
KARAR NO: 2023/1403
KARAR TARİHİ: 14/12/2023
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/07/2020
NUMARASI: 2018/1157 Esas - 2020/322 Karar
DAVA: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/12/2023
Taraflar arasındaki Menfi Tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı dava dilekçesinde özetle; davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattığını, icra takibine konu senetteki imzanın kendisine ait olmadığı gibi alacağında zamanaşımına uğradığını, davalının hakkında başlatmış olduğu takipten dolayı borçlu olmadığının tespiti ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; takip konusu senetteki imzanın davacıya ait olduğunu, takip konusu bonodan dolayı davacının müvekkiline borçlu olduğunu, davacının iddialarının soyut olduğunu savunarak haksız davanın reddi ile yargılama masrafları ve vekalet ücretininde davacı tarafa yükletilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda "...İcra takibine konu bononun keşide tarihi 01/11/2011 ve vade tarihi 31/12/2011 olduğundan icra takip tarihi olan 30/10/2014 tarihi itibariyle zaman aşımı süresi süresi dolmadığından davacının zaman aşımı yönünden itirazı yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. İnceleme konusu 01.11.2011 tanzim, 31.12.2011 vade tarihli senette davacıya atfen kefil sıfatıyla atılmış imzaların davacı ...’ın eli ürünü olduğu hükme elverişli ek ve itirazları karşılar grafolog bilirkişi raporundan anlaşılmakla davanın reddine , yine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün 14/07/2020 tarihli müzekkere cevabına göre mahkememizce verilen ihtiyati tedbir kararı uygulanmadığından davalı lehine kötü niyet tazminatı talebinin reddine " karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından eksik yapılan inceleme neticesinde yeterli bir gerekçe gösterilmeden davanın reddine karar verildiğini, takibe konu senette yer alan imzanın müvekkiline ait olmadığını, söz konusu senedin müvekkili tarafından imza altına alınmamış olup, davalı tarafın kötü niyetle müvekkiline karşı icra takibi başlattığını, müvekkilinden haksız menfaat karşılama niyetinde olduğunu, yerel mahkeme tarafından incelemeye esas bilirkişi raporunun eksik ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, müvekkilinin mahkeme huzurunda oturarak ve ayakta atacağı imzaların bilirkişi marifetiyle tetkik edilmesi talep edilmişse de yerel mahkeme söz konusu uygulamaya gidilmediğini, bu haliyle bilirkişi raporunun eksik ve hatalı tesis edildiğini, tanıkları dinlenilmeksizin karar verilmesinin iddia, savunma ve açıklama yapma hakkını ihlal ederek hak arama özgürlüğüne ters düştüğünü beyan ederek yerel mahkemenin verdiği davanın reddi kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, icra takibine konu edilen bonodaki kefil (avalist) imzasının sahte olduğu iddiasına dayalı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, bu karar davacı tarafça istinaf edilmiştir. Davalı tarafından davacı ve dava dışı ... hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında 01/11/2011 tanzim, 31/12/2011 vade tarihli bono nedeniyle 20.000 TL bono bedeli, 60,00 TL komisyon bedeli ile 8.243,02 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 28.303,02 TL bedelin tahsili amacıyla kambiyo senedine mahsus yolla icra takibi başlatılmış, takip kesinleşmiştir. Dava ve icra takibine konu davalı lehine keşide edilen bonoda davacı aval olarak yer almaktadır. Davacı tarafça, takibe konu bonodaki imzanın davacıya ait olmadığı iddiasıyla 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72. maddesi uyarınca borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, bonodaki aval imzasının davacıya ait olup olmadığı noktasındadır. Menfi tespit davasında ispat yükü kural olarak davalı alacaklıya düşer. Senede dayalı borç ilişkilerinde ise menfi tespit davalarındaki genel kuralın aksine ispat yükü senet borçlusundadır. HMK 201. Maddesindeki "senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler tanıkla ispat olunamaz" hükmü uyarınca davacı tarafın, davalıya borçlu olmadığını yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. Senede karşı mutlak defiler senede hamil olan herkese karşı ileri sürülebilir. Senedin hükümsüzlüğünü gerektiren defiler, senet ve eklentilerinden anlaşılsın anlaşılmasın bütün veya bir kısım sorunları bakımından hükümsüz sayılmasını gerektiren defilerdir. Kanunda öngörülüp açık bir hükümle düzenlenen bu durumların dışında gerek doktrinde ve gerekse de uygulamada “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması” vb. defiler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir (Yargıtay HGK 2013/1746 Esas, 2015/896 Karar sayılı ve 04/03/2015 tarihli ilamı). Senetteki imzanın inkarı halinde imzanın borçluya ait olduğunu ispat yükü belgeyi elinde bulunduran senet alacaklısına aittir. Yazı veya imza inkarı halinde yapılacak işlemler 6100 sayılı HMK 208 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre öncelikle üzerindeki yazı ve imza inkar edilen belge mahkemeye teslim alınarak saklanması için gerekli tedbirler alınır. ( HMK 208/2 md.) İnkar edilen yazı ve imzayı taşıyan belgeye dayanan tarafa, delil olarak dayandığı belge üzerinde diğer tarafa atfen atılı bulunan imza ve yazıların inkar edildiğinden bu hususta beyanda bulunması istenir. (HMK 211/1) İmza veya yazıyı inkar eden asile inkar ettiği yazı ve imza korusunda HMK 211/1-a bendi gereği "belirtilen günde duruşmada hazır bulunmadığı takdirde inkar etmiş olduğu belgedeki yazı veya imzayı ikrar etmiş sayılacağı" ihtarını içerir isticvap davetiyesi çıkarılır. İmzayı veya yazıyı inkar edenin isticvabı ile bir kanaate bir kanaate ulaşılabilir ise bu hususta bir karar verilir, eğer bir kanaate varılmaz ise huzurda imza ve yazı örnekleri alınır, imzasını inkar edenin belgenin tanzim tarihinden önceki veya en yakın tarihte attığı imza ve yazı örneklerinin bulunabileceği resmi ve özel kurumlardan yazı ve imza örnekleri toplanarak bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekir. Somut olayda;ilk derece mahkemesince senedin hükümsüzlüğüne yönelik defilerden olan imza inkarına ilişkin yapılan yargılamada HMK'nun yazı ve imza inkarına ilişkin düzenlemelerine uyulmadan tahkikat yürütüldüğü, davacının huzurda alınması gereken imzalarının alınmadığı, bilirkişi raporunun da denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli olmadığı görülmektedir. Bu durumda mahkemece HMK 208 vd. Maddelerindeki yazı ve imza incelemesine ilişkin usul kuralları harfiyen uygulanarak tahkikatın yürütülmesi, toplanacak imzalar ile bono üzerindeki imzanın ATK fizik ihtisas dairesine gönderilerek denetime elverişli rapor alınması, imza ve yazı konusunda ortaya çıkacak duruma göre davacının hukuki durumunun değerlendirilerek hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetli olmamıştır.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davalı istinafı bu aşamada incelenmeksizin aşağıdaki şeklide karar verilmiştir
KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 14/12/2023