T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/456
KARAR NO: 2024/395
KARAR TARİHİ: 14/03/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/11/2020
NUMARASI: 2019/477 Esas - 2020/596 Karar
DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/03/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, davalı Banka ile Üsküdar ... Noterliğinin 24.01.2017/ ... t ve y nolu Alacak Devir Sözleşmesi ile dava dışı ... A.Ş. ile yapılan kira sözleşmesinden kaynaklı alacağı olan USD alacağını 15.000.000-TL 'lik Genel Kredi Sözleşmesi ne istinaden aylık 53.125,00 USD olmak üzere toplam 3.187.500,00- USD 'nı davalı Bankaya ya temlik edildiğini, ülkede yaşanan ekonomik krizin akabinde 18.09.2018 tarihli "Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar" isimli Cumhurbaşkan lığı Kararının yayımlandığını, Anılan karar ile "daha önce döviz cinsinden belirlenmiş kira sözleşmelerinin Türk lirası olarak belirlenmesi ve daha önce döviz cinsinden kararlaştırılmış kira bedellerinin bir aylık süre içinde Türk lirasına çevrilmesi zorunlu hale getirildiğini,..." bunun üzerine Müvekkilinin davalı banka ile görüştüğünü, %2 erken kapama komisyonu kesintisi yapılacağının müvekkiline bildirildiğini, davalı bankanın taahhüdünde durmayarak %2 olarak uygulayacağını bildirdiği, erken kapama komisyonu oranını %5'e çıkardığını, ve kendilerinden %3 ek bir haksız menfaat elde ettiğini, davalı banka Altunizade Şubesi Ticari Müşteri ilişkileri Yöneticisi ...'in gön derdiği 19.09.2018 tarihli e-postada erken kapama komisyonun %2 olarak uygulanacağı nın bildirildiğini, e-posta 19.09.2018 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasında USD - ABD Doları satış kuru 6,3208- TL olduğunu, Davalı bankanın kur artışını bahane göstererek erken kapama komisyonunu %5'e çıkardığı tarih olan 13.02.2019 tarihinde ise (TCMB da) Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası ‘nda USD- ABD Doları satış kurunun 5,2523-TL Yani Dolar kurunun TL karşısında değer kaybettiğini, Uzun görüşmeler sonrası %5 kesintinin yapıldığı tarih olan 24.04.2019 tarihinde ise Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasında USD-ABD Doları satış kuru 5,8557-TL' olduğunu, müvekkilinin kanuni zorunluluk sebebiyle Türk Lirasına geçmesini fırsata çevirip, aleyhine herhangi bir ekonomik değişiklik de olmamasına rağmen yazılı olarak bildirdiği ve uzun yıllar uygulandığından sözleşme şartı haline de gelen %2 erken kapama oranın iki katından fazlasını tahsil ederek haksız menfaat elde eden davalı bankadan %5'lik kesintinin %3' üne tekabül eden 278.795,46-TL'nin fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100.000-TL'sinin ticari faiziyle birlikte müvekkile iadesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili sunduğu 09/09/2020 tarihli dilekçesi ile talep sonucunu 275.419,89 TL'ye ıslah etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ...Altunizade şubesince, kredili müşterisi olan davacıya genel kredi sözleşmeleri gereğince, ticari krediler kullandırıldığını, davacının kredili borcunu, 18.09.2018 tarihli cumhurbaşkanı kararı dolayısı ile erken kapatmak istediğini bildirdiğini, söz konusu talebe istinaden müvekkili banka tarafından davacıya cevap verildiğini, kullanmış olduğu kredilere ait kapama bakiyelerinin belirtildiğini, davacı tarafın kredi kapama tutarına herhangi bir itirazda bulunmaksızın, kredi borcunu kendi rızası ile vadesinden önce ödediğini, ve bu şekliyle taraflar arasındaki kredi ilişkisinin sona erdiğini, kısaca davacı taraf erken kapama ile ilgili tüm şartları ve hususları kabul ederek; müvekkili banka ile mutabık kalarak krediyi erken kapattığını, müvekkili banka tarafından tahsil edilen erken kapama komisyonunun hukuka, kanuna, yargıtay kararlarına ve sözleşmeye uygun olduğunu, davacı borçlunun iddia ettiği gibi, müvekkili banka tarafından %2 komisyon ile kredinin kapatılacağının ne taahhüt edildiğini ve ne de kendisine bu yönde bir yönlendirme yapılmadığını, davacının; imzalamış olduğu genel kredi taahhütnamesi'nde yer alan "erken ödeme komisyonu" başlıklı 2.8.1.maddesi ile erken kapama komısyonu odemeyı ve komisyon oranını, bankanın maruz kalacağı kar mahrumiyeti, zarar ve maliyetleri, erken ödeme nedeniyle doğabilecek vergi, kkdf gibi mali yükümlülükleri ödemeyi kabul ettiğini, taraflar tacir olup imzalan sözleşme de tarafların serbest iradesi ile imzalandığını; alınan erken ödeme komisyonunun, dıger bankalar tarafından alınan erken ödeme komisyonları ile muadil olduğunu, bankanın müşterilerine kullandırdığı kredilerin kaynaklarını dış yollarla temin ettiğini, müşteriye kullandırılan kredilerin faiz oranları, taksit geri ödeme tarihleri ve vadelerinin banka tarafından hesaplandığını vade sonunda elde edilecek olan faiz gelirine göre planlama yapıldığını, kredinin erken kapanmasının bankanın vade sonunda elde edeceği bir kısım faiz gelirinin azalması anlamında olduğunu, kredi kullandırımı sırasında kararlaştırılan vade ve faiz oranı bankaların kredi maaliyetlerine göre kararlaştırıldığını, ve vade sonuna göre belirli bir miktar kar elde etme saikiyle krediler kullandırıldığını, erken kapama maliyet tutarının hesabında, söz konusu kredinin kullandırım tarihi, kredinin vadesi, kredi tutarı, erken kapama tarihinden kredinin vade bitimine kadar kalan bakiye süresi, kredinin erken kapama tutarı, piyasa koşulları ve benzeri bir çok etken e göre yapıldığını, her kredinin kapatıldığı tarihteki piyasa koşullarına göre yaratacağı maliyet farklı olduğundan erken kapama halinde her kredi için ayrı olarak erken kapama oranı belirlendiğini, davacı müşteri ve kefillerin, toplam 36 sayfalık genel kredi sözleşmesinin içeriğinde yer alan ve ana madde (6) maddeden ibaret olan hükümleri, okuduklarını, söz konusu hükümleri banka ile müzakere edilerek kabul ettiklerini, sözleşmede yer alan menfaate aykırı hükümler hakkında banka tarafından detaylı bir şekilde bilgi verilerek içeriklerini öğrenme imkanı sağladığını kabul ve beyan ederek adı geçen sözleşmenin tüm sayfalarını hiçbir ihtirazi kayıt konulmaksızın imzalandığını, yani genel işlem koşulu niteliğindeki tüm maddelerin davacı tarafından kabul edildiğini, fazlaya ilişkin her türlü hak, dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, ve mahkemece resen tespit edilecek nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Saptanan hukuksal durum ve maddi olgu kapsamında tatbiki gereken 6098 sayılı TBK'nın 96. maddesi; "Sözleşmenin hükümlerinden veya özelliğinden ya da durumun gereğinden tarafların aksini kastettikleri anlaşılmadıkça borçlu, edimini sürenin sona ermesinden önce ifa edebilir. Ancak, kanun veya sözleşme ya da âdet gereği olmadıkça borçlu, erken ifada bulunması sebebiyle indirim yapamaz." şeklinde düzenlenmiş olup bu düzenleme uyarınca kural olarak borcun erken ifasına engel bir durum bulunmamakla birlikte borcun erken ifası nedeniyle aksi sözleşme, kanun veya adet gereği olmadıkça indirim talep edilemeyeceği ifade edilmiştir. Ayrıca bankaların gelir kaynaklarından birisi de müşterilerine sunduğu krediler nedeniyle elde ettiği faizler olup kredinin erken ödenmesi halinde bankanın faiz gelirinden mahrum olacağı, erken ifanın bankanın mali tablolarını olumsuz etkileyeceği de tartışmasızdır. Bunun yanında ticari krediler bakımından erken ifa halinde indirim talep edilmesini gerekli kılan bir düzenleme veya adet bulunmadığından esasında erken ifa hali kredi borçlusunun lehine bir durumdur. Zira borçlu ödemek zorunda olduğu faizden kurtulacak veya daha düşük faizli veya daha uygun vadeli krediyle borcunu yeniden yapılandırabilecektir. (Yargıtay 11.HD'nin 25/01/2016 tarih ve 2015/9945 esas, 2016/691 karar sayılı ilamı.) 09/12/2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan 2006/1 sayılı Tebliğin 6/2. maddesi ise; “Bankalar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bildirdikleri azami oranları aşmamak kaydıyla, mevduat ve kredi işlemlerinde uygulayacakları faiz oranlarını ve katılma hesaplarında uygulayacakları kâr ve zarara katılma oranlarını vadelerine göre tüm şubelerinde halkın görebileceği şekilde ilan eder ve bu oranları internet sitelerinde yayımlar.” şeklinde değiştirilmiş olup bu durumda ticari kredilerde bankalar tarafından alınacak olan erken kapama komisyonu bakımından sözleşmede açıkça bir tutar ve oran bulunmadığında, anılan yasal düzenleme gereğince Merkez Bankasına bildirimde bulunulup bulunulmadığının araştırılması, bildirim yapılmamış olması durumunda emsal banka uygulamalarının araştırılması, alınan komisyon bedelinin emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesinin gerektiği anlaşılmıştır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 30/05/2018 tarihli 2016/11932 E., 2018/4158 K. sayılı ilamı) Bu kapsamda yapılan inceleme neticesinde; taraflar arasındaki GKS'nin 2.8 maddesinde kredinin erken kapanması halinde erken ödeme komisyonu ücretinin tahsil edileceği kararlaştırılmış olup açıkça bir oranın belirtilmediği, davalı banka tarafından %10 oranında erken kapama komisyonu bildiriminin yapılmasına rağmen somut olayda davacıdan yalnızca %4,91 oranında erken kapama komisyonun tahsil edildiği görülmüştür. Ayrıca anılı oranın emsal bankacılık uygulamaları ile de uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Devamında davacının erken kapama komisyonu oranı olarak %2 oranında anlaşma tesis edilmesine rağmen yüksek oranda (%5) erken kapama komisyonunun tahsil edildiği iddiası tetkik edilmiş olup erken kapama tarihi olan 05/04/2019 tarihinden 7 ay öncesine ait 19/09/2018 tarihli e-mail yazışmasına delil olarak dayanıldığı, yazışmanın tarafların kabulünde olduğu ancak davalı yanın yazışmanın icap niteliğinde olmadığı savunmasını ileri sürdüğü görülmüştür. Bu noktada e-mail yazışmasındaki beyanların hukuki mahiyeti üzerinde durulmuş olup icap yahut icaba davet niteliğinde olup olmadığı meselesi tetkik edilmiştir. Bilindiği üzere akit; iki tarafın karşılıklı ve birbirine uygun surette irade açıklamasıyla meydana gelmekte olup, bir tarafın bir şeyi teklif etmesi (icap-öneri) ve karşı tarafın onu kabul etmesi (kabul) ile anlaşma tesis edilmektedir. İcap, tek taraflı ve karşı tarafa varınca sonuç doğurabilecek ve sözleşmenin objektif-subjektif yönden bütün esaslı unsurlarını ihtiva etmesi gereken bir irade açıklamasıdır. Başka bir deyişle, icapçı yaptığı icapla bağlanmak istediğini belli etmeli, yani son sözünü söylemiş olmalıdır. Eğer icapta böyle bir nitelik bulunmuyorsa, bu irade açıklaması icap değil, yalnızca icaba davettir. İcaba davette ise bir kimsenin, başkalarının kendisine teklifte bulunmasını sağlayıcı ve sözleşme için görüşmelerin başlamasını amaçlayan beyanda bulunması sözkonusudur. Bunun için, ya icapta bulunması gereken hususlardan bazıları eksik bırakılır ya da teklifle kesin olarak bağlı kalmama niyeti vurgulanmaktadır. Bu açıklamalar doğrultusunda somut olaya bakıldığında; davalı banka yetkilisinin erken kapama tarihinden 7 ay önce düzenlediği e-mail içeriğinde, %2 erken kapama oranının mail tarihi için geçerli olduğu, kapama tarihinde değişkenlik gösterebileceği, ayrıca kredinin AYB kaynaklı olması nedeni ile farklı bir birimden onay beklendiğini ifade edilmekle esaslı unsurlarda bağlanma iradesi taşıyan kesin ve net beyanların bulunmadığı görülmüş olup anılı beyanların icap niteliğinde olmayıp ancak icaba davet niteliğinde olduğu ve yanlar arasında anılı oran üzerinden karşılıklı bağlanma iradesini gösterir icap ve kabulün mevcut olmadığı anlaşılmıştır. Son olarak huzurdaki davada sözleşme ve tahsilatların 2014 ve 2019 tarihlerine ait olması karşısında TTK 18 ve 20. madde hükümleri ile birlikte 6098 sayılı TBK'nin 20 vd. maddelerinde yer alan genel işlem koşullarına ilişkin hükümlerin uygulanmasına dair ilkeler doğrultusunda sözleşme genel işlem koşulu denetimine tabi tutulmuştur. Bu noktada görüldüğü üzere huzurdaki davanın her iki tarafı da tacir olup 6102 sayılı TTK’nun 18/2 maddesi uyarınca her tacirin ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmesi gerekmektedir. Her ne kadar 6098 sayılı TBK’nın 20 ila 25. maddeleri arasında düzenlenmiş olan genel işlem koşullarına ilişkin hükümler tacirler yönünden de uygulanabilir ise de TTK 18/2. maddesi hükmü karşısında tacirler bakımından genel işlem koşullarının uygulanıp değerlendirilmesinde her somut olayın özelliğine göre daha dikkatli davranılması gerekmektedir. Bu açıklamalar karşısında somut olayın değerlendirilmesine gelince, davalı bankanın müşterilerine kullandırmış olduğu ticari kredi nedeniyle erken kapama komisyonu ücretlerini sözleşme hükümlerine dahil etmesinin ticari kredi sözleşmesinin niteliği göz önüne alındığında genel işlem koşullarına aykırılık teşkil etmediği, (Emsal karar Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2016/15462 esas, 2018/713 karar sayılı ilamı) anılı tahsilatların; bankanın sermaye maliyeti, munzam maliyet, personel maliyeti, vergisel yükümlülüklerinin maliyeti olduğu dikkate alındığında tahsil edilen ücretlerin fahiş olmadığı, haksız şart niteliğinde bulunmadığı gibi uygulamanın emsal bankacılık uygulamaları ile de uyumlu olduğu saptanmakla; sübut bulmayan davanın reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin dosyayı konu özelinde incelemeye tabi tutmadığını, icabın davacıdan gitmesini ve kabulün de davalı banka maili ile gerçekleştiğini görmezden gelerek, olayla örtüşmeyen içtihatlara dayanarak karar verdiğini, işbu olay özelinde davalı bankanın sözleşme boşluğunu dolduran açık oran kabulü bulunduğunu, davacı şirketin, Cumhurbaşkanlığı kararı sonrası kredinin erken kapatılması icabına, davalı bankanın kabul ile karşılık verdiğini, bu kabulün genel kredi sözleşmesinin 2.8. maddesindeki boşluğu doldurmuş ve artık sözleşmenin bir parçası haline geldiğini, bilirkişi heyet raporu tacir olan davalı bankanın; "kredi sözleşmesinin 2.8 maddesi kapsamında gerçekleştirdiği yazışma ile kredinin herhangi bir tarihte kapanması halinde %2 erken kapamanın uygulanacağı konusunda anlaşmış olduğunu" tespit ettiğini, mahkemenin bu tespiti de dikkate almadığını, bankaların uyguladığı oranın fahiş olduğu, haksız kazanca sebebiyet vererek ticari müşterileri mağdur edildiği kanaatine varan idare/yürütme organı 10/02/2020 tarih ve 31035 sayılı resmî gazetede yayımlanan "bankalarca ticari müşterilerden alınabilecek ücretlere ilişkin usul ve esaslar hakkında tebliğin" (sayı: 2020/4) 11. maddesinde ticari müşterilerde 24 ayı aşan vadeler için en fazla %2 erken ödeme ücreti talebinde bulunulabileceğinin kararlaştırıldığını, oran talep edilen bankaların bildirmiş olduğu oranların kamuya açıklanan oranlar olduğunu, bazı bankaların yazışmalarına yansıdığı üzere bankalar müşterilerine özel oranlar uygulayabildiğini, davacı şirketin, davalı banka ile 40 yıla yakın ticari ilişkisi ve akaryakıt istasyonundaki yüklü paranın şubelerinde tutulduğu hususların dikkate alındığında uygulanan oranın fahiş olduğu bir kez daha ortaya çıkmakta olup mahkemenin davacı şirketin keyfi bir erken kapama yapmadığı hususunu da dikkate almadığını, dava dilekçesinde de detaylı değindiği Cumhurbaşkanlığı kararı kapsamında erken kapamanın zorunlu olarak yapıldığını, bu hususun da oran tayininde ve olayın hukuki nitelendirilmesinde dikkate alınması gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: davacı vekili tarafından dosyaya sunulan ve bilirkişi heyeti tarafından mütalaaya esas alınan 19.09.2018 tarihli e-mail davacı ile erken kapama komisyonunun %2 olarak anlaşıldığı yönünde bir anlaşma olmayıp; TBK'ya göre kurulmuş olan bir sözleşme bulunmadığını, ilgili elektronik postada belirtilen hususlar TBK'ya göre öneri niteliğinde değil öneriye davet niteliğinde olduğunu, işbu hususun hukuka uygun olarak mahkeme kararında da gözetilmiş olup davacının haksız istinaf başvurusunun reddi gerektiğini, bir an için elektronik posta öneri niteliğinde kabul edilse dahi; mailden yaklaşık 6.5 ay sonra kredilerin kapanması, taleple kapama işlemi arasındaki sürenin makul olmaması sebebiyle, aradan geçen süre göz önünde bulundurularak bu hususta bir sözleşmenin kurulmuş olduğu varsayılamayacağını, kuşkusuz bağlılık iradesinin somut olayın şartlarına ve kurulması beklenen sözleşmenin taraflarına bağlı olarak değişeceğini, tacir olan davalının bankanın sözleşme gereği, erken ödeme komisyonu talep etme hakkı bulunduğunu, davacının erken kapama ile ilgili tüm şartları ve hususları kabul ederek ve davalı banka ile mutabık kalarak krediyi erken kapamış olup, davacının iddia ettiği gibi, davalı tarafından talep edilen erken kapama komisyonu dışında, gerek daha alt bir komisyon bedeli ile gerekse de komisyon alınmaksızın kredinin kapatılacağının taahhüt edilmediğini, kendisine bu yönde bir yönlendirme yapılmadığını, kanunların şekil şartı öngördüğü haller hariç olmak üzere Türk hukukunda akit serbestisi olduğunu, bu durum karşısında, taraflar arasındaki borç ve alacak ilişkilerinin tabi olacağı usul ve esaslar taraflarca serbest olarak belirlenebildiğini, taraflar tacir olup imzalan sözleşme de tarafların serbest iradesi ile imzalanmış sözleşme hükümlerinin kendisini bağladığını, kanunun açık hükmü uyarınca, davacının davalı banka’dan kullandığı krediyi erken ödemek istemesi durumunda, faiz ve indirim dahil bankadan herhangi bir talepte bulunamayacağı, yani indirim yapılmayacağını, davacıya kullandırılan kredilerin ödeme planı incelendiğinde, davalı bankanın kâr mahrumiyeti yaşayacağını, söz konusu tutar gözönünde bulundurulduğunda davacı taraftan tahsil edilen erken ödeme komisyon tutarının gayet makul ve hakkaniyet ilkesine uygun olduğunu, buna karşın kötüniyetli açılan işbu davanın hukuken dinlenmesinin mümkün olmadığını, bankacılık kanunu ve ilgili merkez bankası tebliğ hükümleri gereğince de bankanın ücret isteme hakkı bulunduğunu, davacıdan tahsil edilen erken kapama komisyonu, bankacılık uygulama ve esaslarına, banka kayıtlarına, taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerine ve emsal yargıtay kararlarına ve diğer bankalarla karşılaştırıldığında hakkaniyet ilkesine uygun olup ve bu çerçevede davacı tarafın iddialarının hiçbir yasal dayanağı bulunmadığını davacı taraf kendi talep ve rızası ile kredi ilişkisini vadesinden önce sona erdirmiş, vekil eden bankanın davaya konu kredinin erken kapatılması neticesinde kar mahrumiyeti doğduğunu, yapılan bu erken ödeme sonucunda da basiretli bir tacir olarak davranması gereken davacıdan herhangi bir ihtirazi kayıt ve şart içermeden bizzat imzalamış olduğu sözleşmeden doğan erken ödeme komisyonunun kendisinden tahsil edildiğini ve istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE :Dava, genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredinin erken kapatılması nedeniyle alınan erken kapama ücretinin iadesi davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalı banka tarafından alınan erken kapama ücretinin anlaşmaya uygun olup olmadığı veya fahiş olup olmadığı noktasındadır.Taraflar arasında imzalanan 23/06/2014 tarih ve 10.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi kapsamında davacıya krediler kullandırılmıştır. Bu kredilerin erken kapatılması nedeniyle davacıdan %4,91 oranında erken kapama ücreti tahsil edilmiştir.Davacı tarafça, erken kapama ücretinin %2 uygulanması gerekirken %5 oranında fahiş olarak uygulandığından bahisle fazladan tahsil edilen tutarın iadenine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. 6098 sayılı TBK'nın 96/1. maddesinde, sözleşmenin hükümlerinden veya özelliğinden ya da durumun gereğinden tarafların aksini kastettikleri anlaşılmadıkça borçlunun, edimini sürenin sona ermesinden önce ifa edebileceği düzenlenmiş olup, erken ödemeye konu kredi borcu taksitli ticari krediden kaynaklandığından kredi sözleşmesinin özelliği gereği davalı bankanın erken ödemeyi kabul zorunluluğu bulunmaması karşısında davalı bankanın erken ödeme nedeniyle oluşacak faiz kaybı nedeniyle bir bedel karşılığı erken ödemeyi kabul etmesi bankacılık uygulamalarına uygundur. Bunun gibi 6102 sayılı TTK'nın 20. Maddesine göre de, tacir olan bankanın verdiği hizmet karşılığında ücret talep etmesinin mümkündür.Genel kredi sözleşmesinin 2.8. maddesinde kredinin erken kapatılması halinde erken kapama ücreti tahsil edileceği düzenlenmiş bulunmaktadır. Davalı banka tarafından kredinin erken kapatılması nedeniyle kalan kredi tutarının %4,9'una tekabül eden 442.532,47 TL tutarında erken kapama ücreti ve bunun %5'ine tekabül eden 22.126,62 TL BSMV'si olmak üzere toplam 464.659,09 TL 05/04/2019 tarihinde davacıdan tahsil edilmiştir. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun erken kapama tarihinde yürürlükte bulunan 144. maddesi ile, Bakanlar Kuruluna verilen, kredilerle ilgili olarak faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırlarını belirleme yetkisi 16/10/2006 tarih ve 2006/11188 Bakanlar Kurulu Kararı ile Merkez Bankasına devredilmiş, buna istinaden 09/12/2006 Tarih ve 26371 Sayılı Resmi Gazete yayımlanarak 09/12/2006 tarihinde yürürlüğe giren ve 2014/6 sayılı Tebliğ ile güncellenen Merkez Bankasının Mevduat Ve Kredi Faiz Oranları Ve Katılma Hesapları Kâr Ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı tebliğin 4/1. Maddesinde, Bankalarca, reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz oranları ile faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırlarının serbestçe belirleneceği düzenlenmiştir. Tebliğin 6/2. maddesine göre ise; bankalar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bildirdikleri azami oranları aşmamak kaydıyla, mevduat ve kredi işlemlerinde uygulayacakları faiz oranlarını ve katılma hesaplarında uygulayacakları kâr ve zarara katılma oranlarını vadelerine göre tüm şubelerinde halkın görebileceği şekilde ilan eder ve bu oranları internet sitelerinde yayımlanacağı düzenlenmiştir. Bu durumda, ticari kredilerde bankalar tarafından alınacak olan masrafların hukukilik denetimi yapılırken öncelikle, kredi sözleşmesiyle belirlenen bir oran olup olmadığı araştırılmalı, olması halinde bu oran üzerinden masraf tahsil edilebileceği kabul edilmeli; sözleşmeyle bir oran belirlenmediğinin tespiti halinde ise bankanın masraflara ilişkin olarak belirlediği ve ilan ettiği oranlar varsa yine bu oran aşılmamak kaydıyla, diğer bankaların uygulamaları üzerinden belirlenecek oran üzerinden masraf tahsil edilebileceği kabul edilmeli, davalı banka tarafından yapılan kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığı davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek gerekmektedir (Yargıtay 11.HD'nin 26/06/2018 tarih, 2016/11653 E. 2018/4811 K. ve 2017/276 E. 2018/5662 K. sayılı ilamları).Davacı tarafından erken ödeme için davalı bankaya başvurması üzerine, banka ticari müşteri ilişkileri yöneticisi tarafından davacıya gönderilen 19/09/2018 tarihli mailde, devam eden 2 adet kredi riskinin erken kapama oranının genel müdürlük ile yapılan görüşmeler sonucunda %2 ye kadar düşürüldüğü, kredilerinizin AYB kaynaklı krediler olması sebebiyle kapama işlemi onayı konusunda farklı bir birimden onay beklendiği belirtilmiştir. Mail içeriğinden anlaşıldığı kadarıyla bu teklif, mailde geçen farklı bir birimden gelecek onay ve davacının kabulü ile geçerli olacaktır. Bilirkişi heyeti çoğunluk raporunda söz konusu mailin sözleşmenin erken kapama başlıklı 2.8 maddesine ek bir madde olarak açıklık getiren kredi vadesi sonuna kadar uygulanabilecek bir anlaşma olarak kabul edilebileceği ve kredinin vadeli olarak kullanıldığı süre içerisinde (herhangi bir tarihte) erken kapatılmak istenmesi halinde erken kapama komisyonunun %2 olacağı konusunda anlaşmaya varıldığı kanaati bildirilmiştir. Ancak, kredinin erken kapatılması bankanın kabulüne bağlı olup, taraflar arasındaki görüşme de davacının erken kapama müracaatı üzerine başladığından, davalı bankanın söz konusu maili de bu talebe istinaden gönderilmiş olup sadece davacının bu mailin gönderilmesine esas başvurusu kapsamında hüküm ifade eder. Zira tarafların sözleşmenin 2.8 maddesinin tadil edilmesi ya da maddeye ek yapılması gibi bir iradesi mevcut değildir. TBK'nın 5. maddesinde, kabul için süre belirlenmeksizin hazır olmayan bir kişiye yapılan önerinin, zamanında ve usulüne uygun olarak gönderilmiş bir yanıtın ulaşmasının beklenebileceği ana kadar, önereni bağlayacağı düzenlenmiştir. Somut olayda, kredi, mail tarihinden yaklaşık 6,5 ay sonra 05/04/2019 tarihinde kapatılmış olup, davalının 19/09/2018 tarihli mail ile bağlı olduğunu kabul etmek mümkün değildir. Ayrıca mailde geçen farklı bir birimden beklenen onayın verildiği de ispat edilebilmiş değildir. Bu durumda, erken kapama oranının %2 olarak uygulanmasını gerektiren bir durum söz konusu değildir. Davacının dayandığı "bankalarca Ticari Müşterilerden Alınabilecek Ücretlere İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Tebliğ dava konusu erken kapama tarihinde yürürlükte bulunmadığından eldeki davaya uygulanmasına imkan bulunmamaktadır.Mahkemece yapılan emsal banka uygulamaları araştırmasına göre bankalar tarafından %2 ile %6 arasında erken kapatma komisyonu alındığı tespit edilmiş ve bu kapsamda bilirkişi raporunda da davalı bankanın aldığı erken kapama ücretinin diğer banka uygulamalarına göre makul olduğu belirlenmiştir. Davalı bankanın davacı müşterisinden %4,91 oranında erken kapama ücreti alması ve bu oranın diğer bankalarca alınan erken kapama oranları dahilinde kalması karşısında, davalı bankanın davacı müşterisine kullandırdığı kredinin kalan anaparası üzerinden aldığı erken kapama ücreti makul ve bankacılık mevzuatına uygundur. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.14/03/2024