T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/224
KARAR NO: 2024/328
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 23/09/2020
NUMARASI: 2014/239 Esas - 2020/452 Karar
DAVA: Alacak (Ticari Mümessillik Kaynaklı)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/03/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacılar ..., ..., ... vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin İstanbul Ticaret sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasını haiz ... Tic. A.Ş. isimli Anonim Şirket ortaklarından olduğunu, müvekkilinin 01/09/2009 tarihinde Kadirli ... Noterliği’nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı şirketin ... sicil numarası ile 1967 yılından bu yana ortağı olduğunu, şirketin Kadirli bayisi olarak görev yaptığını, şirketin ortaklığının doğduğu tarihten bu yana genel kurul toplantılarına katıldığını 1967 yılından bu yana hak edilen kar miktarının tarafına ödenmediğini ve ödenmesi talebini içeren bir ihtarnameyi 01/09/2009 yılında şirkete gönderdiğini, bu ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiği halde hiçbir surette cevap verilmediğini, davalı şirketin olağan genel kurul toplantı tutanaklarının da müvekkiline düzenli bir biçimde gönderildiğini, ancak bir süreden sonra müvekkilinin davalı şirketten hiçbir surette haber alamadığını, bu nedenle de 01/09/2009 tarihinde Kadirli .... Noterliği’nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesini gönderdiğini, bu ihtarnameye de cevap vermeyen davalı hakkında İstanbul 40. ATM 2013/2671 E. 2014/84 Karar sayılı dosyasından davanın açıldığını, ancak davada husumet yanlış yönetildiğinden bahisle davanın usulsen reddedildiğini, husumetin .... A.Ş.’ne yöneltilmesi gerektiği belirtildiğini, müvekkilinin ... A.Ş. ortaklığı olduğunun tespitini, davacının ... Anonim Şirketindeki ortaklık hissesinin tespitini, şimdilik 100 TL'nin tahakkuk edip dağıtılmayan kar payına ilişkin olarak dağıtılması gereken tarihlerden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... A.Ş. ünvanlı şirketin, ... A.Ş.’ne devir olunmak sureti ile müvekkil şirket ile birleştiğini, şirket hissedarlığının hisse senedi veya hisse senedi yerine kaim ilmuhaber ibrazı veyahut hamiline hisseler hissedar olunan şirkete tevdi edilmiş olması halinde pay defterine hissedarlığa ilişkin kayıt konulmuş olması halinde kanıtlanabilecek bir durum olduğunu, huzurdaki dava konusu hissedarlık iddiası ile ilgili, hisse senedi veya hisse senedi yerine kaim ilmühabere dayanılmış bir beyan dilekçede mevcut olmadığını, hissedarı olduğu belirtilen şirket pay defterlerinde de davacının hissedarlığı konusunda bir kayıt bulunmadığını, müvekkil şirketlerin kayıtlarında ve pay defterlerinde davacı yan paylaşıldığı ile ilgili kayıt bulunmadığını, şirket paylarına isabet eden/edecek kar payları hissedarlığın kanıtlanması halinde sahibine ödenebileceğini, hak sahipliği, hissedarlığı kanıtlanmaya muhtaç olan davacı tarafın, işbu davada ileri sürdüğü talepleri, kabul etmemekle birlikte aksi düşünülmüş olsa bile, zamanaşımına uğradığını, 6098 sayılı Borçlar Yasasının 147. Maddesi uyarınca davacı talepleri konusunda 5 yıllık zamanaşımı geçerli olmakla, belirtilen süre içerisinde hisselerini ibraz ederek, kar payı talebinde bulunmayan davacının, işbu taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacı talepleri zamanaşımına uğramış talepler olduğundan haksız davanın reddine, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava; davacının davalı şirketteki ortaklık payının tespitine ve bu paya tekabül eden ödenmeyen kar payı alacaklarının tespit ve tahsiline ilişkindir. 15.04.1982 tarihli hazirun cetvelinde şirketin sermayesinin 5.000.000 TL (eski) ve her payın 1.000 TL olduğu açıklamasının cetvel üzerinde mevcut olduğu, davacının 4 adet 4.000 TL tutarında hisse bedeli ile genel kurula ortak olarak katılmış olduğu anlaşılmıştır. İspat kuralına ilişkin MK. m. 6 hükmüne göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür”. HMK. m. 190/1 hükmüne göre: “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir”. Bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur. Dolayısıyla anılan hükümler uyarınca, davalı şirket tarafından, davacının 15.04.1982 tarihli genel kuruldan sonra hisselerini devrettiğini ve ortaklık ilişkisinin sona erdiğini geçerli delillerle ispat edilmesi gerekmektedir. Davalı tarafından bu ispat yükümlülüğü yerine getirilmediğinden davacının davalı şirketin birleşme sonucu değişim oranı dikkate alındığında 178,61 adet hisse payının sahibi olduğu hükme elverişli son bilirkişi heyet raporuyla tespit edilmiştir. Her ne kadar davalı taraf hisse payının zamanaşımına uğradığını ileri sürülmüş ise de hisseler üzerindeki hak ayni hak olduğundan davalının bu yöndeki itirazı dikkate alınmamıştır. Davacı taraf hissesine tekabül eden ödenmeyen kar paylarının tespit ve tahsilini de dava konusu etmiştir. TTK. m. 408/2-d hükmünde, genel kurulun devredilmez görev ve yetkileri arasında “finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllık raporuna, yıllık kâr üzerinde tasarrufa, kâr payları ile kazanç paylarının belirlenmesine, yedek akçenin sermayeye veya dağıtılacak kâra katılması dâhil, kullanılmasına dair kararların alınması” gösterilmiştir. Dolayısıyla karın dağıtılıp dağıtılmaması genel kurulun takdirinde olduğundan, pay sahipleri ancak kar dağıtımıyla ilgili alınan kararlara karşı iptal davası açabileceklerinden kar payı dağıtım kararı alınmadıkça pay sahiplerinin kar payı talep etme hakları bulunmadığından, kar payı dağıtım kararı olsa dahi bu karara istinaden talep edilebilecek kar payı alacağı TBK. m. 147/1-b-4 hükmü uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabi olduğundan, bu süre içerisinde genel kurulun kar payı dağıtım kararı aldığına ilişkin olarak da bir delile rastlanmadığından hükme elverişli son bilirkişi heyet raporu da dikkate alınarak davacının kar paylarının tespit ve tahsiline ilişkin davasının reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacılar ..., ..., ... vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar ... , ..., ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; eldeki davaya konu yargılamanın ... Anonim Şirketinin tüm aktif ve pasifi ile birlikte devralmış bulunan ... Anonim Şirketine karşı devam ettiğini, işbu davada bilirkişi raporu hükme esas alınarak müvekkilinin davalı şirketin 178,61 adet hisse payının sahibi olduğunun tespitine hükmedildiğini, ancak müvekkilinin sahibi bulunduğu paylardan doğan alacaklarına ilişkin taleplerinin genel kurulun kar payı dağıtım kararı aldığına ilişkin olarak bir delile rastlanmadığı gerekçesi ile reddedildiğini, Türk Ticaret Kanunu'nun 507. madde hükmüne göre davalı şirketteki pay sahipliği tespit ve kabul edilmiş bulunan müteveffanın kar payı alacağına ilişkin talebinin reddinin açıkça usule ve Yasaya aykırı olduğunu, ... A.Ş.'nin 26/12/2016 tarihli olağanüstü genel kurul toplantı tutanağı incelendiğinde; şirket ortaklarına bedelsiz pay dağıtımında bulunulduğunun görüldüğünü, bu husustaki itirazlarının mahkemece değerlendirilmediğini, bilirkişi raporundaki tüm ifadelerin kopyala yapıştır yöntemiyle gerekçeli karara geçirilerek eksik incelemeye dayalı hüküm kurulduğunu, istinaf taleplerine konu mahkeme kararının adeta bilirkişilerce tesis edildiğini, netice itibariyle müvekkillerinin miras bırakanı müteveffa ...'ın kar payı alacaklarının kendisine ödenmediğini, pay sahipliğinin tespitine karar verilen işbu davada da eksik inceleme nedeniyle kar payı alacağının belirlenemediğini, dosyaya ilişkin inceleme yapan bilirkişilerin davalı şirket defter ve belgelerini incelemediğini, yerel mahkemenin ise bu husustaki itirazlarının ekte sundukları genel kurul toplantı tutanaklarına rağmen dikkate alınmadığını, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının "davacının kar payı talebinin reddine" ilişkin kısmının ortadan kaldırılmasını, davanın tümüyle kabulüne karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyadan alınan 31/08/2016 tarihli bilirkişi heyet raporunda davacı tarafın iddiasını ispata yarayacak bir belge sunamadığını, davalı şirket kayıtlarından da davacı tarafın hissedar olduğunu kanıtlayacak herhangi bir kayıta rastlanılmadığını sonucuna ulaşıldığını, davacı tarafça bu rapora da itiraz edildiğini, bu defa dosyanın ... ve mali müşavir ... tevdii edildiğini, hukuki değerlendirmesinin ... tarafından yapılan 30/10/2019 tarihli raporda davacı tarafın 1982 tarihli genel kurula katılmış olduğunun hazirun cetveli ile sabit olduğunu, davacı tarafın hissedarlığını bu belge ile ispat ettiğini, davacının hisselerini devir/temlik ettiğinin davalı tarafından ispat edilemediği gerekçesi ile davacının hissedar olarak kabul edilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşıldığını, anılan raporun açıkça M.K. madde 6'daki ispat yüküne aykırı olduğu gerekçesi ile itiraz edilmiş ise de dosyada aksi yönde bulunan 2 adet 3 kişilik heyet raporuna rağmen yalnızca bir hukukçunun dahil olduğu 2 kişilik heyet raporunun hükme esas alındığını, davacı tarafın 1982 tarihli genel kurula katılmış olduğu ve hazirun cetvelinde yer aldığı, dolayısı ile 1982 tarihinde hissedar olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmadığını, uyuşmazlığın davacı tarafın dava tarihi itibariyle ve daha sonrasında hissedarlığının devam edip etmediği yönünde toplandığını, davacı tarafın halen hissedar olduğunu iddia ettiğini, ancak bu iddiasını ispat edecek hisse senedi, ilmühaber, hazirun cetveli, pay defteri kaydını sunamadığını, davalı müvekkilinin davacı tarafın geçmiş dönemde hissedar olduğunu, ancak daha sonrasında bu hisselerini devir/temlik etmiş olabileceğini, bunu müvekkili şirketin bilmesinin imkanının bulunmadığını, dolayısı ile halen hissedar olduğunu ispat etmesi gerekenin davacı taraf olduğunu, davacı tarafın da bunu ispat edemediğini savunduğunu, buna rağmen davacı tarafın hisselerinin devredildiğine dair ispat yükünün müvekkiline yüklendiğini, davacı tarafın hisselerini devir etmedi ise hisselerini elinde bulundurması gerektiğini, davacı tarafın bu hisse veya ilmühaberleri ibraz etmediği için hisseleri 3. kişiye devir etmiş olduğunun karine olarak kabul edilmesi gerektiğini, ayrıca davalı müvekkili şirketin unvanı ... A.Ş. iken 07/09/2020 tarihli genel kurul kararı ile ...A.Ş. olarak değiştirildiğini, değişikliğin 14/09/2020 tarihli İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü kararıyla tescil edildiğini, 15/09/2020 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edildiğini, .... A.Ş.'nin ise ... A.Ş. ile külliyen devir alınma suretiyle birleştiğini, birleşme işleminin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’nce 02/11/2020’de tescil edildiğini, 05/11/2020 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edildiğini, külliyen devir alma işlemi nedeniyle tüm dava ve icra dosyalarının da ... A.Ş.’ye devredildiğini, işbu dosyanın bu tarihten sonra davalısının müvekkili ... A.Ş. olması gerektiğini, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılmasını ve dosyaya alınan bilirkişi raporları doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
GEREKÇE: Dava; davacıların murisinin, davalı şirkette hissedar olduğunun tespiti ile kâr payı alacağının belirlenmesi istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup bu karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık; davacıların murisinin davalı şirkette ortak olup olmadığı ile ortak ise kar payı alacağı bulunup bulunmadığı noktasındadır. Davacı taraf, ... A.Ş isimli Anonim şirkette 1967 yılından dava tarihine kadar ortak olduğunu, şirketin Kadirli bayisi olarak görev yaptığını, genel kurul toplantılarına katıldığını, ancak 1967 yılından bu yana kar payının tarafına ödenmediğini iddiasında bulunmuştur. Davalı şirket ise aşamalardaki beyanlarında ... A.Ş ünvanlı şirketin devrolunmak suretiyle birleştiğini, bu şirketin hisselerinin tamamının hamiline hisseler olduğunu, geçmiş dönemlerde hamiline hisselerin anılan şirket tarafından bastırılarak dağıtıldığını, davacı tarafça hisse senetlerinin ibraz edilmediğini, hamiline payın devredilmesi halinde paydaşlığın her zaman değişebileceğini, pay defterinde de davacının hissedarlığı konusunda bir kayıt bulunmadığını, davacının 1982 tarihli Genel Kurula katılmış olduğu ve hazirun cetvelinde yer aldığı dolayısıyla 1982 tarihinde hissedar olduğunun uyuşmazlık konusu olmadığını ancak halen hissedar olduğunun ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.Dosyada mübrez 02/09/2016 tarihli bilirkişi raporunda özetle;, davacının pay sahibi olduğunu iddia ettiği ... A.Ş. Bünyesinde pay sahibi olduğunu ispata yarayacak herhangi bir delile rastlanılmadığı yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Bilirkişi raporunun usulüne uygun olarak taraflara tebliğ edilmesi neticesinde tarafların beyan ve itirazlarının dosya kapsamında yeniden değerlendirilmesi amacıyla kök raporu hazırlayan bilirkişi heyetine tevdii edilerek dosyaya 08/08/2018 tarihinde tanzim olunan raporda ise; davacının .... A.Ş.'de 4 paya sahip bulunduğunu iddia etmesine karşılık .... A.Ş. Tarafından ihraç edilmiş ne nama veya hamiline yazılı hisse senetlerinin ne de nama veya hamiline yazalı hisse senedi ilmuhaberlerini dosyaya ibraz etmediği, iddiasının ispatı sadedinde davalı şirket ile 06/07/2006 tarihinde birleşen .... A.Ş.'ne ait ticari defter ve kayıtlarını delil olarak gösterdiği, gerek davalı gerekse 06/07/2006 tarihinde davalı şirket ile birleşen ... A.Ş.'nin pay defteri karar defterleri ve ticari defterlerinde 1967,1974,1984 ve sonraki yıllarda davacının .... A.Ş.'de dava tarihi itibariyle nama veya hamiline yazılı hisse senedi sahibi bulunduğunu gösteren herhangi bir kayıt bulunmadığı, .... A.Ş.'nin 1967,1974,1984 ve sonraki yıllara ait olağan veya olağanüstü genel kurul toplantılarında, yıllar itibariyle teslim, devir temlik, sermaye artışı vb. Akdi sebeplerle değişikliklerinin gerçekleşmiş olmasının doğal olduğu, davacının 30/04/1985 tarihli genel kurul toplantısına ait giriş kartının durağan bir belge niteliğinde olması sebebiyle davacının 30/04/1985 sonrasında yapılan olağan ve olağanüstü genel kurul toplantılarında paydaş olduğunun nama veya hamiline yazılı hisse senedi bulunduğunun bir göstergesi kanıtı olarak değerlendirilmesine kanuni ve akdi imkan bulunmadığı yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Yeni bilirkişi heyetinden alınan 01/11/2019 tarihinde tanzim olunan raporda; pay defterindeki hüküm kurucu değil açıklayıcı nitelikte olduğundan bir başka deyişle pay defterindeki kayıtların aksi ispat edilebilir olduğundan, davacının gerçek bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi, ancak davalının tüm ticari defter ve kayıtları ve ayrıca davacının hissedar olduğunu iddia ettiği tarihten dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve hazirun cetvellerinin incelenmesiyle mümkün olabileceği, bu hususlar dikkate alınarak, yapılan inceleme sonucunda; 15.04.1982 tarihli hazirun cetvelinde şirketin sermayesinin 5.000.000 TL (eski) ve her payın 1.000 TL olduğu açıklamasının cetvel üzerinde mevcut olduğu, davacının 4 adet 4.000 TL tutarında hisse bedeli ile genel kurula ortak olarak katılmış olduğunun görüldüğü, davalı şirket tarafından, davacının 15.04.1982 tarihli genel kuruldan sonra hisselerini devrettiğini ve ortaklık ilişkisinin sona erdiğini geçerli delillerle ispat edilmesi gerektiği, davalı tarafından bu ispat yükümlülüğü yerine getirilmediğinden davacının davalı şirketin, yukarıda belirlenen birleşme sonucu değişim oranı dikkate alındığında, 178,61 adet hisse payının sahibi olduğunun kabulü gerektiği, karın dağıtılıp dağıtılmaması genel kurulun takdirinde olduğundan, pay sahipleri ancak kar dağıtımıyla ilgili alınan kararlara karşı iptal davası açabileceklerinden; kar payı dağıtım kararı alınmadıkça pay sahiplerinin kar payı talep etme hakları bulunmadığından, kar payı dağıtım kararı olsa dahi bu karara istinaden talep edilebilecek kar payı alacağı TBK. m. 147/1-b4 hükmü uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabi olduğundan, bu süre içerisinde genel kurulun kar payı dağıtım kararı aldığına ilişkin bir delile rastlanmadığından, davacının kar paylarının tespit ve tahsiline ilişkin talebinin yerinde olmadığı bildirilmiştir. Mahkemece iki farklı bilirkişi heyetinden rapor alınmış ve ikinci rapor hükme esas alınarak davacının davalı şirkette 178,61 adet hisse payı sahibi olarak ortak olduğunun tespiti ile kar payı alacağı talebinin reddine karar verilmiştir.Ticaret Memurluğu tarafından gönderilen ... A.Ş. “nin Olağan Genel Kurul Toplantılarının hazır bulunanlar listesinde davacının 19.03.1976, 06.04.1977, 31.03.1978, 15.04.1982 ve 30.04.1985 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurul Toplantılarına ait hazirun cetvellerinde imzalarının mevcut olduğu, görülmüştür. 19.03.1976 tarihli hazirun cetvelinde davacının 5 adet 5.000 TL tutarında hisse bedeli ile genel kurulda olduğu, 06.04.1977 tarihli hazirun cetvelinde davacının 4 adet 4.000 TL tutarında hisse bedeli ile genel kurulda olduğu, 31.03.1978 tarihli hazirun cetvelinde davacının 4 adet 4.000 TL tutarında hisse bedeli ile genel kurulda olduğu, 15.04.1982 tarihli hazirun cetvelinde davacının 4 adet 4.000 TL tutarında hisse bedeli ile genel kurulda olduğu, 30.04.1985 tarihli hazirun cetvelinde şirketin sermayesinin 5.000.000 TL (eski) ve her payın 1.000 TL olduğu açıklamasının cetvel üzerinde mevcut olduğu, davacının 4 adet 4.000 TL tutarında hisse bedeli ile genel kurulda olduğu görülmüştür.1996, 1997, 2000, 2001, 2002, 2005 ve 2006 yıllarına ait hazirun cetvellerinde davacının yer almadığı görülmüştür. Ancak 2006 tarihinden dava tarihine kadar olan dönemdeki hazirun cetvelleri ile davalı şirketin birleşme sonrası ticari kayıtları üzerinde inceleme yapılmamıştır.Somut olayda davacıların murisinin yukarıda belirtilen genel kurul toplantılarına katıldığı, yine davacı tarafça sunulan 30.03.1978 tarihli şirket antetli belgede davacıların murisinin talebi üzerine murisin adına cari hesap borç olarak 30.000 TL kaydedildiği, davacılar murisine hitaben yazılan yazı, davalı şirket antetini içermekte olup, imzalanmıştır. İlgili belgeye davalı tarafın itirazı bulunmamaktadır, bu durumda, geçersizliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça artık bahse konu yazı içeriğinin, davalıyı bağlamayacağı kabul edilemeyeceği gibi davacının 30.04.1985 tarihinde davalı şirkette 4 adet hisse sahibi olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu durumda ilk derece mahkemesince davalı şirketin, yukarıda anılan belge tarihinden sonraki tarihli, ilgili defter, kayıt ve belgeler ile şirket birleşmesi öncesi ve sonrası tüm ticari kayıtları getirtilerek, anılan belge tarihinden sonra gerçekleştirilen tüm genel kurulların hazirun cetvelleri üzerinde de inceleme yapılmak suretiyle, davacının 1985 tarihinde sahibi göründüğü 4 adet hissenin akıbetinin araştırılarak, sermaya artışları sonucu bugün itibariyle kaç adet hisse sahibi olduğunun tespiti ile varsa kar payı dağıtım kararları yönünden de inceleme yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şeklilde karar verilmesi doğru görülmemiştir (Emsal Yargıtay 11. HD'nin 2018/5193 E- 2019/6632 K sayılı, 23/10/2019 tarihli kararı) HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendilerine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.05/03/2024