T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1615
KARAR NO: 2024/660
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 19/12/2019
NUMARASI: 2014/314 Esas - 2019/1222 Karar
DAVA: Alacak
DAVA TARİHİ: 06/03/2009
BİRLEŞEN İSTANBUL 15 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
2017/775 ESAS SAYILI DOSYASI
DAVA: Alacak Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/05/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ ASIL DAVA:
DAVA: Davacı ... Tic AŞ vekili 06.03.2009 tarihli dava dilekçesinde ve özetle; 2005 yılından bu yana davalı şirketin distribütörlüğünü yaptığını, ... markasının bilinirliğini sağlamak ve artırmak için satış, dağıtım ve tanıtım faaliyetlerinde bulunduğunu, bu işe odaklanması nedeniyle diğer firmalar ile olan ticari faaliyetlerini daralttığını, ... markalı ürünlerin satışlarını çoğalttığını, ticari ilişkinin daha da genişleyeceği yönündeki taahhüt ve teşviklere, davalı tarafından riayet edilmediğini, iki farklı distribütörün daha yetkili kılındığını, pazarın çok üzerinde ürün getirtilmesi sonucu stokların biriktiğini, stokları eritmek için zararına satış yapıldığını, rakip distribütörlerden daha pahalıya kendilerine mal tedarik edildiğini, 2007 Temmuz Ağustos, Eylül ayları pazarlama harcamalarının 2008 Şubat, Mart ve Nisan aylarında ödeneceği taahhüdünün yerine getirilmediğini, davalı şirketin 07.02.2008 tarihinde Türkiye'de ... Tic.A.Ş.'yi kurarak ticari faaliyeti fiilen önlendiğini, 2008 yılında 8 ay süre ile ürün tedarik edilmediğini, ayrıca dizüstü bilgisayar ve monitör için 936.027 USD pazarlama giderine ilişkin alacağın senetlere rağmen ödenmediğini, davalının 2007 yılı sonundan itibaren sistematik olarak sözleşmelerini ihlal ettiğini, davalının distribütörlük sözleşmesinden kaynaklı edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle müvekkilinin kardan mahrum kaldığını, müvekkilinin 23.01.2009 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini, davacı şirket lehine denkleştirme tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, üç yılı aşkın süre davalı şirket için kullanılan emek ile yatırım ve harcamalardan davalı tarafın faydalanacağını her türle dava ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere müvekkili şirketin maruz kaldığı mevcut mal satışı zararı, 2008 yılına ilişkin promosyon harcamaları ve ... markalı ürünlerin 5 yıllık servis yükümlülüğü harcamalarına karşılık olmak üzere fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000,00 TL; müvekkili şirketin ihlaller sebebiyle yoksun kaldığı kâr, müvekkili şirketin stoğunda kalan ... markalı ürünlere karşılık olmak üzere fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000,00 TL; davalının distribütörlük sözleşmesini ihlal etmesi sebebiyle maruz kaldığı manevi zarara karşılık olmak üzere fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000,00 TL; müşteri (denkleştirme) tazminatına karşılıkkarşılık olmak üzere fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 700.000 ,00TL , davalının müvekkili şirkete dizüstü bilgisayar ve monitöre ilişkin pazarlama gideri borcuna karşılık olmak üzere fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 1.500.000,00 TL olmak üzere şimdilik toplam 2.500.000 TL'nin distribütörlük sözleşmesinin feshedildiği 23.01.2009 tarihinden itibaren işleyecek ticari işlerde uygulanacak avans faiz oranına göre hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini İstanbul 5.ATM nin 2009/178 esas sayılı dava dosyasında talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı ... vekili 07.06.2010 tarihli cevap dilekçesinde ve özetle; davacı-karşı davalı tarafından gönderilen fesih ihtarnamesinin hatalı muhataba yöneltildiğini ve bu bakımdan usulsüz olduğunu, bu hususun davacı tarafa bildirilmesine rağmen, davacının usulüne uygun bir bildirimde bulunmadığını, işbu davanın usulsüz bir fesih bildirimine dayanması nedeniyle reddi gerektiğini, davacı şirketin taraflar arasındaki ticari ilişkiyi feshetmekte haklı bir sebebi bulunmadığını, davacı şirketin, müvekkili şirkete olan borcunu ödememe bahanesi olarak fesih girişiminde bulunduğunu,taraflar arasındaki ilişkinin münhasır distribütörlük (Tek Satıcılık) sözleşmesi olmadığını,bu nedenle, davacı - karşı davalının şirketinin denkleştirme tazminatı talep etmesinin haksız olduğunu belirterek davacı şirketin geçerli ve haklı bir fesih sebebinin olmaması sonucu ve ticari ilişkinin sona ermesinde kendi kusurunun bulunması sebepleriyle denkleştirme tazminatı isteyemeyeceğini, müvekkili şirketin, davacı şirketin müşteri kazanmasına maddi olarak destek sağladığını, davacının maddi zarar, yoksun kalınan kar ve manevi zarar ve diğer zarar taleplerinin fahiş miktarda olduğunu, söz konusu taleplerin herhangi bir hukuki dayanağını bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
KARŞI DAVA;
DAVA: Davalı vekili 07/06/2010 tarihli karşı dava dilekçesinde ve özetle; Davacı - karşı davalı şirketin, müvekkili şirketten satın ve teslim aldığı ürünlerin bedellerinden doğan muaccel borcu bulunduğunu ve ödemediğini, ödeme yükümlülüklerini ihlal etmeye devam ettiğini, davacı -karşı davalının muaccel borçlarını ödememek amacıyla, Beşiktaş ... Noterliğinin 23.01.2009 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile taraflar arasındaki sözleşmeyi feshettiğini bildirdiğini, ardından huzurdaki haksız davayı açtığını, açılan dava ile müvekkili şirketten satın ve teslim aldığı ürünlerin satış bedelinden doğan borcunu ödemekten kaçınmayı amaçladığını, sunulacak fatura ve sair belgeler ile yargılama sürecinde incelenecek tarafların ticari kayıtları vs delillerle sabit olacak alacaklarının şimdilik 100.000 TL alacağın avans faiziyle davacı-karşı davalıdan tahsiline yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı-karşı davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Karşı davacı 14.11.2013 tarihli ıslah dilekçesiyle dava açtıkları tutar olan 100.000 TLnin ıslah tarihine kadar işlemiş ve avans faizi üzerinden hesaplanacak faizinin, 1.043.021,98 USD nin ve 1.043.021,98 USD nin ıslah tarihinden itibaren 3095 sayılı kanuna göre dolar üzerinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir
KARŞI DAVAYA CEVAP ; Davacı-karşı davalı vekili 22/09/2010 tarihli karşı davaya cevap dilekçesinde ve özetle davalı/karşı davacının ticari ikametgâhının cevap dilekçesinde de belirtilmiş olduğu üzere Kore’de bulunduğunu, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 97. maddesi; “Türkiye'de Kanunu Medeni mucibince ikametgâhı olmayan müddei veya davaya müdahale eden kimse diğer tarafın muhtemel zarar ve ziyanıyla masarifi muhakemesine mukabil 96. madde mucibince teminat göstermese mecburdur, "şeklinde olduğunu, bu nedenle müvekkili şirketin uğrayabileceği zarar ve ziyan ile yargılama giderlerini karşılayacak miktarda teminat göstermesi gerektiğini, davalı/karşı davacı tarafından müvekkili şirket aleyhine keşide edilen Beyoğlu ... Noterliği’nin 17.07.2008 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname gereğince; müvekkili şirket tarafından davalı/karşı davacı şirkete toplam 6.560.314,40 USD-Amerikan Doları ödeme yapıldığını, buna ilişkin banka transfer dekontlarını delil listesi ekinde sunduklarını,ödenen meblağ haricinde, davalı/karşı davacı şirketin kendi ülkesinde kurulu ... Sigorta Şirketine 5.257.099 USD-Amerikan Doları tutarındaki alacağı devredip, 17.08.2009 tarihli temliknameyi imzaladığını ve devre konu 5.257.099 USD-Amerikan Dolarını ... Sigorta Şirketinden tahsil ettiğini, söz konusu meblağ ile ilgili tüm hak, iddia ve taleplerini gayrikabilirücu surette ... Sigorta Şirketine devredildiğini, bu nedenle müvekkili şirketten herhangi bir hak ve/veya alacağı kalmadığını belirterek asıl davanın kabulüne, karşı dava ikamesi bakımından teminat ödenmesine, hukuki dayanaktan ve ispattan yoksun karşı davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı/karşı davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... şirketi ile davalılardan ... Aş arasında 2005 yılında yapılan satış/dağıtıcılık sözleşmesi gereği ... nin dizüstü bilgisayar, monitör ve optik ürünlerinin Türkiye de satışının davalı şirketçe yürütüldüğünü, 2005-2007 yıllarında davalı şirketin ... şirketinden satın aldığı ürünlerin bedelini düzenli olarak ödediğini ancak 2007 yılından sonra borcunu ödememeye başladığını, bazen kısmi ödemeler yaptığını ancak borcun tamamının ödenmediğini, davalı ... ... şirketine 5.257.099 USD borçlu olduğunu, 2 numaralı ... Aş, 3 numaralı ... Aş, 4 numaralı ... Ltd Şti ninde kefalet/taahhüt sebebiyle davalı ... Aş nin borcundan sorumlu olduklarını, ... şirketi tarafından Beyoğlu .... Noterliği’nin 17.07.2008 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile davalı ... Aş ye borcun ödenmesi için ihtarda bulunulduğunu, davalı ... Aş nin şirketin borcunu ödemekten kaçınmak ve borçtan kurtulmak amacıyla Beşiktaş ... Noterliğinin 23.01.2009 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile sözleşmeyi feshettiğini bildirdiğini, ardından İstanbul 25. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/76 esas sayılı dosyasında dava açtığını, ... şirketinin davalı ... Aş den olan toplam 5.257.099,00 USD alacağını davacı müvekkili ... Şirketine 17.08.2009 tarihinde devir ve temlik ettiğini, dava dışı ... şirketine 5.257.099 USD alacağın müvekkili şirket tarafından dava dışı ... şirketine ödendiğini belirterek davalı ... AŞ den toplam 5.257.099 USD karşılığı 10.702.402,14 TL nin 17/07/2007 tarihinden itibaren ticari işlerle uygulanacak avans faizi ile birlikte tahsiline, diğer davalıların kefil oldukları tutarlar belli olmadığından her biri için ayrı ayrı şimdilik 10.000 TL er olmak üzere toplam 30.000 TL nin 17/07/2007 tarihinden itibaren ticari işlerde uygulanacak avans faizi ile birlikte tahsiline yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini İstanbul 4.ATM nin 2013/382 Esas sayılı dava dosyasında talep ve dava etmiştir. Dava dosyası ilk olarak İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/382 Esasına kaydedilmiş olup, mahkemece önce İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/314 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiş ancak İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/314 esas sayılı dosyadan verilen tefrik kararı üzerine bu kez İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1006 Esasına kaydedilmiş, yapılan incelem sonrasında her iki dosyanın birleştirilmesinde yarar olmadığı, her iki dava arasında bağlantı bulunmadığı gerekçesiyle dosyanın İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiş, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/625 Esasına kaydedilen davada mahkemece bu kez de İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1006 esas, 2017/141 karar sayılı dosyasının uyap kaydının red (gönderme) olarak kapatılması ve dosyanın İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesi'ne iade edilmesi nedeniyle uyap ekranından otomatik olarak verilen esas numarasının kapatılmasına karar verilerek gönderilen dosya İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/775 esasına kaydedilmiş olup, mahkemece yeniden dosyanın İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/314 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
CEVAP:Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle usul yönünden davacının dava ehliyetinin bulunduğuna dair dosyaya somut bir delil sunulmadığını, taraf ehliyeti bulunmadığını bu sebeple davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, davacının dava ikame edebilmesi için teminat göstermesi gerektiğini,bu nedenle öncelikle davanın usulden reddi gerektiğini kabul anlamına gelmemek kaydıyla söz konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, bu davada talep edilen alacağın İstanbul 25. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/76 esas sayılı dosyasında da ... şirketi tarafından talep edilen alacağın kapsamına girdiğini ve mükerrer talep bulunduğunu, müvekkillerinin davacının dava konusu alacağını temlik aldığı dava dışı ... şirketine borcunun olmadığını, müvekkili şirket tarafından İstanbul 25. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/76 esas sayılı dosyasının bu dava için bekletici mesele yapılmasını, ayrıca davacının dayandığı fatura ve sair belgeler ile delillerinin dosyaya sunulmadığını, tanıkla ispata elverişli olmayan davada davacının tanık deliline dayanmasına muvafakat etmediklerini, esas yönünden davacının iddia ettiği alacağın varlığını ispatlayamadığını ve dava dilekçesinde belirtilen faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, bu nedenlerle usul ve esasa ilişkin itirazları kapsamında davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Asıl dava; Taraflar arasındaki ilişkide sözleşme süresinin 17 mayıs 2005 ila 31/12/2008 olduğu davacı vekilinin 20/07/2018 dilekçesi ekinde sunduğu Letter of Authorization( yetki mektubu) başlıklı 4 ayrı belgeden anlaşılmıştır. Dava tarihi 06/03/2009 dur. 6102 sayılı TTK 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe girdiğinden somut olayda 6762 sayılı TTK hükümleri uygulanacaktır. Davalı taraf belirsiz alacak itirazında bulunmuş isede, dava tarihi itibariyle yürürlükte olan HUMK da belirsiz alacak davası düzenlenmemiştir. Davacı talepleri 6100 sy HMK gereğince belirsiz alacak olarak istenebilecektir. Davacının 26/02/2018 tarihli ıslah dilekçesi ile yaptığı ıslaha hakkı vardır. Bu nedenle davalı itirazı reddedilmiştir.Dava tarihi itibariyle uygulanan BK gereğince 10 yıllık genel zamanaşımı süresi ve TTK 122 gereğince 1 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığından davalı itirazları reddedilmiştir.Davacı tarafça portföy-denkleştirme tazminatı talebinde bulunulmuştur. 6762 sayılı TTK'da portföy-denkleştirme tazminatına ilişkin hüküm bulunmamaktadır. Ancak yerleşik Yargıtay içtihatları ile bu boşluk doldurulmuş, 6102 sayılı TTK nun 122 . maddesindede hüküm ihdas edilmiştir.Bu hüküm gereğince davacı ...Tic Aş nin sözleşmenin feshinden itibaren 1 yıllık süre içinde dava açması gerekmektedir.Davacı tarafça 06/03/2009 tarihinde dava açılmış olup fesih bildiriminden itibaren 1 yıllık süre içinde dava ikame edilmiştir.Davacı ... Tic Aş tarafından Beşiktaş ... Noterliğinin 23.01.2009 tarih ve ... yevmiye sayılı fesih ihtarnamesinde de açıklandığı üzere; davalı ... şirketi 07/02/2008 tarihinde İto nun ... sicil numarasında kayıtlı ... AŞ yi kurmuş, davacı şirket dışında iki ayrı firmaya ürün vermeye başlamıştır. Dosyaya sunulan ... ( yetki mektubu) başlıklı 4 ayrı belgeden davacı şirkete The sales terriotory of distribution ( satış/dağıtım hakkı) yetkisi verildiği anlaşılmıştır. 01/10/2007 tarihli en son yetki mektubunda sürenin 31/12/2008 tarihinde sonlandığı, davacı şirketinde Beşiktaş .... Noterliğinin 23.01.2009 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi fesih bildiriminde bulunduğu, 2009 yılı sonunda davacının kendi ticari defterlerine göre (alınan bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere) 6.369.819,50 TL ( 4.230.470,55 USD) cari hesap borcu bulunduğu, davalı ... şirketinin de Beyoğlu ... Noterliği’nin 17.07.2008 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 13.201.975,00 USD cari hesap alacağını istediği görülmüştür. Davacı şirketin açıklanan yetki mektupları kapsamı ile tek satıcılık yetkisi bulunmadığı, sözleşmenin yürürlükte bulunduğu süre içinde de fiili olarak ... ürünlerinin Türkiye deki tek satıcısı olmadığı, sözleşmenin sonlandığı 31/12/2008 itibariyle davalı şirkete muaccel olmuş cari hesap borcu bulunduğu, sözleşme edimlerini yerine getirmediği bu nedenle sözleşmeyi fesih etmekte haklı olmadığı, TTK 122 açıklamasındaki yasal koşulları yerine getirmediğinden portföy-denkleştirme tazminatı isteminde bulunamayacağı sabit görülmüştür. Davacı istemi reddedilmiştir. Davacı ... Tic Aş sözleşmenin sona ermesinde haksız olduğundan kar mahrumiyeti ve manevi tazminat talebinde de bulunamayacaktır.Davacı istemi reddedilmiştir.Davacı ... Tic Aş İstanbul ... Noterliği nin 25/07/2008 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde açıkladığı 1.355.976 ,00 USD pazarlama alacağı talebi yönünden; Davacı şirketin pazarladığı dizüstü bilgisayar ve monitörlere ilişkin olarak davalı şirketin kabulünü gösterir İngilizce belge gereğince "Pazarlama Geliştirme Fonları" alacağı olarak 1.355.976,00 USD alacağın gerçekleştiği (alacak dekontları toplamı) bu alacaktan davalı şirketin davacı hesabına üç banka giriş kaydıyla ( 09/09/2008 tarihinde 138.206,00 USD, 10/09/2008 tarihinde 81.743,00 USD, 27/10/2008 tarihinde 200.000,00 USD olmak üzere) 419.949,00 USD ödeme yaptığı, bakiye alacağın 1.355.976,00-419.949,00= 936.027,00 USD kaldığı sabit bulunmuştur. Davalı-karşı davacı tarafın ...-... isimli hesaba ödeme yaptığı iddiası, üç adet ödemenin ... hesabına yapılan ödeme ile birebir aynı olması, ödeme savunmasını davalı-karşı davacının ispat etmesi gerektiğinden, davacı-karşıdavalının ... isimli hesabı olduğunu davalı-karşıdavacının ispat edememesi, nedeniyle bu ödemelerin varlığı kabul edilmemiştir. Mahkememizce davacı talebinin kısmen kabulü ile 936.027,00 USD karşılığı 1.628.686,98 TL den taleple bağlı olmak üzere 1.500.000 TL nin 06/03/2009 dava tarihinden itibaren ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiştir.Karşı dava;Karşı davacı ... şirketi 07/06/2010 tarihli karşı dava dilekçesinde şimdilik 100.000 TL alacağın avans faiziyle tahsilini istemiş, ardından 14/11/2013 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 1.043.021,98 USD ye ıslah ettiklerini belirterek; 100.000 TL nin ıslah tarihine kadar işlemiş avans faizi ile, ıslah tarihinden sonra ise 1.043.021,98 USD nin ıslah tarihinden itibaren 3095 sy 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının Amerikan Doları üzerinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödenen en yüksek faizi ile ödenmesini istemiştir.Karşı davacı ... şirketinin karşı dava tarihi olan 07/06/2010 itibariyle isteyebileceği ve kendi uhdesinde bıraktığı, temlik etmediği 780.167,00 USD cari hesap alacağı vardır. Dolayısıyla bu miktardan fazlasını isteyemeyecektir. Karşı davacı ... şirketi İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/775 esas sayılı dosyasında ... nin dosyaya sunduğu 17/08/2009 tarihli temlik/devir sözleşmesi beyanı ile bağlıdır.Bu nedenle mahkememizce karşı davacı ... in alacağının 780.167,00 USD (1USD=1.58 TL kur üzerinden ) = 1.232.663,86 TL olduğu sabit bulunmuştur.Karşı davacı ... 07/06/2010 tarihli karşı dava dilekçesinde alacağının TL üzerinden istemiştir. Yargıtay 11 HD nin 2014/13566-15010 ve Yargıtay 23 HD nin 2016/8588-2019/8787 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere; dava dilekçesinde TL cinsinden istenen alacak ıslah ile yabancı para cinsinden( somut olayda USD) istenemeyecektir. Davacı TL cinsinden alacak talebi ile bağlı olacaktır. Mahkememizce davacının ıslah talebi dikkate alınarak1.232.663,86 TL nin davalı ... San ve Tic Aş nin temerrüdünün başladığı (İstanbul ... Noterliği nin 25/07/2008 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi tarihi) 25/07/2008 tarihinden itibare avans faiziyle tahsiline karar vermek gerekmiştir.Birleşen dava ;818 sayılı Borçlar Kanunu 483 vd, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu nun 581 vd maddelerinde kefalet hükümleri düzenlenmiştir. Kefaletin şekil şartaları ise 818 sayılı Borçlar Kanunu 484, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu nun 583, maddelerinde;" Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır."Hükümleri açıklanmıştır. Davacı ... (... Şirketi) ... den temlik aldığı alacaktan davalı ... Tic Aş yanında, ... Aş, ... Aş, ... Ltd Şti ninde kefalet/taahhütleri sebebiyle sorumlu olduklarını iddia etmiştir.Davacı kefalet iddiasının dayanağı olarak 26/07/2008 tarihli ... isimli maile ve davalılara gönderdiği 18/07/2011 tarihli ihtarnameye dayanmıştır. ... Aş dışındaki davalılar ... Aş, ... Aş, ... Ltd Şti husumet itirazında bulunmuştur. Dosyaya sunulan davacı dayanağı belgelerin yanında ; davalılar ... Aş, ... Aş, ... Ltd Şti lerinin 21/07/2011 ve 22/07/2011 tarihli ihtara cevaplarında kefaleti ve borcu kabul etmedikleri, mahkememiz dosyasında da aynı şekilde beyanda bulundukları anlaşılmıştır. Davacı tarafın sunduğu kefalet beyanının BK 484 ve TBK 583 maddelerindeki şekil şartlarını karşılamadığı, davalıların borçtan sorumlu olmalarını gerektirir yasal kefalet koşullarının oluşmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davalıların husumet itirazı kabul edilmiş, davalılar ... San Aş, ...San Aş, ... San Ltd Şti yönünden taraf ehliyeti dava şartı yokluğu nedeniyle HMK 114/1-d -115 maddeleri gereğince davanın usulen reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı ... Tic Aş davacı ... ( ... Sigorta Şirketi) nin yabancı olması nedeniyle teminat yatırması gerektiği itirazında bulunmuştur. Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü Hukuk Mütalaa ve Görüş Bürosu nun 16/07/2014 tarih ve ... sayılı yazısı ve ekindeki Dışişleri Bakanlığı Konsolosluk İşleri Genel Müdürlüğü nün 20/11/2013 tarihli yazısı ile " Türk Şirketlerinin Güney Kore mahkemelerinde ... şirketlerine karşı dava açabileceği bu tür davalarda türk şirktelerinin teminat sunmasının gerekli olmadığı ancak ilgili mevzuata göre resmi harçlar ve teslimat ücreti gibi diğer mahkeme ücretlerinin ödenmesi gerektiği" açıklanmıştır. Mahkememizce davalının teminat itirazı açıklanan fiili karşılıklık ilkesi gereği reddedilmiştir. Davalı ... Tic Aş davacı ... (... Şirketi) nin taraf sıfatı bulunmadığı usulü itirazında bulunmuştur. Mahkememizce İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Milletlerarası Özel Hukuk öğretim görevlisi Prof Dr ... in 31/05/2019 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır.Alınan rapor hükme esas alınmıştır.Bilirkişi raporunda özetle; "... şirketinin dava ehliyetinin 6100 sayılı HMK’nın 51. madde hükmüne tabi olduğu, medenî haklarını kullanma ehliyetinin ise MÖHUK madde 9/4’e göre belirleneceği ve şirketin statüsündeki idare merkezi hukuku olan Güney Kore hukukuna göre dava ehliyetinin bulunduğu,... şirketi ile eski unvanı ... şirketi arasında akdedilen 17.08.2009 tarihli temlik sözleşmesinin Güney Kore hukukuna göre geçerli olduğu," bildirilmiştir. Mahkememizce ... ile davacı ... (... Şirketi) arasında akdedilen 17.08.2009 tarihli sözleşmenin Türk hukukundaki alacağın temliki hükümlerini karşılar yasal koşulları taşıdığı, ... (... Sigorta Şirketi) nin MÖHUK madde 9/4’e göre kendi ülkesinde dava ehliyetinin bulunduğu gözetilerek davalının taraf ehliyeti itirazı reddedilmiştir. Davalı ... Tic Aş davacı tarafından istenen alacağın İstanbul 15 ATM nin 2014/314 Esas sayılı dosyasında ... tarafından istendiğini belirterek derdestlik itirazında bulunmuştur. Mahkememiz dosyasında alınan 31/05/2019 tarihli bilirkişi raporu ile İstanbul 15 ATM nin 2014/314 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporlarında mükerrer alacağın ... tarafından karşı dava ile istendiği ( ...in kendi uhdesinde bıraktığı, birleşen dosya davacısı ... a devir etmediği alacak) anlaşılmıştır. Mahkememiz dosyasında ... in devir/temlik ettiği alacak istenmiş olup, davalının derdestlik itirazı reddedilmiştir. Davalı ...Tic Aş zamanaşımı def'inde bulunmuştur. Dava sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanmaktadır. BK 147 gereğince faiz alacaklarında zamanaşımı süresi dava tarihinden geriye doğru 5 yıldır.Davalı ... Aş nin temerrüdü Beyoğlu .... Noterliği’nin 17.07.2008 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnameye verdiği İstanbul ... Noterliği nin 25/07/2008 tarih ve ... yevmiyeli ihtar tarihinde başlamıştır. Dava tarihi 31/12/2013 dür. Dava tarihine göre davacı ancak 31/12/2008 tarihinden itibaren faiz isteminde bulunabilecektir. Bakiye kısım zamanaşımı def i nedeniyle istenemeyecektir. Mahkememizce davalının zamanaşımı def i faiz istemi yönünden kısmen kabul edilmiştir . Birleşen İstanbul 15 ATM 2017/775 esas sayılı dava dosyasında 31/05/2019 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır. Alınan bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır.Bilirkişi raporunda özetle; "Dava dışı ..., toplam 6.037.266 USD tutarındaki alacağına isabet eden faturalarını davacı ... sigorta firmasına temlik ettiği, Davalı ... A.Ş.nin, dava dışı ...’ye fatura edecek olduğu 780.167 USD tutarındaki pazarlama giderini peşinen mahsubunu talep ettiği, Kalan 5.257.099 USD’ nin davacı sigorta şirketinden ödenmesi için, davacı ... firmasının 5.257.099 USD alacağı temlik almış olduğu,Davacı ... firması, sigorta primi vesair kesintiler sonrası 4.994.244 USD yi dava dışı ...’ye nakden ödeme yaptığı,Davacı Sigorta firması ...’nin davalı ...dan 5.257.099 USD alacağı olduğu," tespit edilmiştir.İstanbul 15 ATM nin 2014/314 Esas sayılı dosyasında alınan kök ve ek bilirkişi raporu, tarafların açık beyanları, ... ile yapılan 17/08/2009 tarihli devir/temlik sözleşmesi ile ; 2009 yılı başında ... in davalı ...Tic Aş den toplam 13.201,975 USD(amerikan doları) muaccel cari hesap alacağı bulunduğu, ... San ve Tic Aş nin 17.07.2008-23.01.2009 tarihleri arasında ... -5.857.190,00 USD fatura karşılığı 422.495,00 USD, ... Ltd 10.061.025,00 fatura karşılığı 9.711.880,00 USD, ... 7.192.308,00 lik fatura karşılığı 6.972.956,00 USD, ... 2.083.140,00 fatura karşılığı 2.083.140,00USD olmak üzere toplam 6.560.314,40 USD ... e ödediği, ... şirketinin 17/08/2009 tarihinde 1-2-3 numaralı faturalardan ödenmeyen 6.037.266,00 USD alacağından 780.167,00 USD miktarını kendi uhdesinde bırakarak, 5.257.099,00 USD yi davacı ... e devir/temlik ettiği, 06/08/2009 tarihinde komisyon ve kesintiler düstükten sonra 4.994.244 USD yi aldığı anlaşılmıştır. Davacı ... Şirketi nin 5.257.099,00 USD alacağı bulunduğu sabit görülmüştür. Mahkememizce davacı talebi ile bağlı olarak 5.257.099,00 USD nin dava tarihindeki TL karşılığı olan 10.702.402,14 TL üzerinden davanın kabulü ile 31/12/2008 tarihinden itibaren ticari avans faiziyle davalıdan alınıp davacıya verilmesine " karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Asıl davada davacı-karşı davada davalı ... A.Ş.vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle: Mahkeme tarafından 19.12.2019 tarihli duruşma esnasında verilmiş olan gerekçeli kararın HMK’nun tahkikatın sona ermesine ilişkin hükümlerine aykırı bir şekilde tesis edildiğini, Yargıtay’ın yerleşik uygulaması uyarınca mahkemenin usul hukukuna ilişkin salt bu hatasının dahi gerekçeli kararın bozulmasını gerektiren bir husus olduğunu, davalı ...'nin müvekkili şirkete 10.9.2008 tarihindeki 138.242 Amerikan Doları, 11.9.2008 tarihindeki 81.725 Amerikan Doları ve 28.10.2008 tarihindeki 199.982 Amerikan Doları tutarındaki ödemeler dışında ...’ın yapmış olduğu ... marka dizüstü bilgisayarlara ve monitöre ilişkin toplam 936.027 Amerikan Doları tutarındaki pazarlama giderlerine ilişkin alacaklarının 17 ve 19 Haziran 2008 tarihli senetler ile kabul etmiş olmasına rağmen ödemediğini, ... Müvekkil Şirket’in 2007 yılı sonu itibariyle davalı/karşı davacı ...’den aldığı malların bedelini ödememeye veya geç ve eksik ödemeler yapmaya başladığını, bu kapsamda müvekkili şirkete Beyoğlu .... Noterliği’nin 17.07.2008 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, söz konusu ihtarnamede talep edilen miktarın bir kısmının müvekkili şirket tarafından ödenmediğini, davalı/karşı davacının müvekkili şirket tarafından keşide edilen Beşiktaş .... Noterliği’nin 23.01.2009 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile taraflar arasındaki ticari ilişkinin feshedildiğinin öğrendiğini iddia ettiğini, davalı/karşı davacının müvekkili şirketten herhangi bir alacağı bulunmadığını, Davalı/karşı davacı müvekkili şirketten olan alacağını ... Sigorta şirketinden tahsil ettiğini ve söz konusu sigorta şirketi ile imzalamış olduğu temlikname kapsamında alacaklarını sigorta şirketine devrettiğini, bu itibarla, mahkemenin gerekçeli karardaki ...’nin müvekkili şirketten 1.232.663,86 TL tutarında alacağı olduğuna dair hükmünün kaldırılmasını, dilekçelerinde yer alan beyanları kapsamında, Mahkeme’nin tesis etmiş olduğu gerekçeli kararın, pazarlama giderlerine ilişkin hükmünün ilgili alacağa ilişkin faiz başlangıç tarihi haricinde kısmen onanmasına, itirazları kapsamında, gerekçeli karar’ın müvekkili Şirket’in pazarlama giderleri taleplerine ilişkin hükmü haricindeki usul ve yasaya aykırı kısımlarının istinaf taleplerinin kabulü ile kısmen kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı/karşı davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Asıl davada davalı-karşı davada davacı .... Vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı/karşı davalının davaya konu taleplerinin belirsiz alacak davası olarak talep etmesinde hukuki yararı olmadığını, davacının pazarlama giderlerine hak kazanmadığını, pazarlama giderlerine ilişkin yapılan bir kısım ödemenin dikkate alınmayarak fahiş bir tutara hükmedildiğini, müvekkili şirketin MDF ödemelerini davacının yeniden yapılandırılan borçlarını kararlaştırılan vadelerde ödemesi şartıyla ödemeyi taahhüt ettiğini, müvekkili şirketin Ağustos, Eylül ve Ekim aylarına ilişkin taahhüt ettiği MDF ödemelerini yapmış ise de davacının bu aylar içinde ödemeyi taahhüt ettiği (vadesi geçmiş) borçlarını ödemediğinden diğer aylara ilişkin MDF ödemeleri yapılmadığını, TBK md. 97 uyarınca vadesi geçmiş borçlarını ödemeyen davacının müvekkili şirketten MDF veya her ne nam altında olursa olsun sözleşmeye konu herhangi bir alacağını talep hakkı olmadığını,dışı davacı beyanlarına itibar edilerek toplam 343.553 USD tutarındaki beş ayrı ödemeye ilişkin SWIFT belgesine konu ödeme hiç yapılmamış gibi hüküm kurulduğunu, davacı her ne kadar ...-... adında ayrı bir hesabı olmadığını, bunun ... hesabının banka nezdindeki ismi olduğunu iddia etmekteyse de bu iddia kapsamında esasen ...-... olarak adlandırılan bir hesabın varlığını ikrar ettiğini, asıl davada verilen kararın, müvekkili şirket aleyhine hükmedilen 1.500.000 TL pazarlama gideri (MDF) tazminatı yönünden kaldırılarak asıl davanın tamamen reddine, karşı davada verilen kararın ise reddedilen 262.854,98 USD yönünden kaldırılarak, karşı davada 100.000TL'nin ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile ve ıslah ile arttırılan 1.043.021,98 USD'nin ise ıslah tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte tahsiline, masraf ve vekalet ücretinin davacı/karşı davalıya tahmiline, karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davalı .... A.Ş. , ... A.Ş. , ....AŞ , ....Ltd.Şti vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;davacı vekilinin gerekçeli kararda belirtilen tutara ilişkin olarak gerekçeli kararı da icra emrinin ekine koyarak 17.2.2020 tarihinde müvekkili şirketler aleyhine icra takibi başlattığını, bu durumdan da anlaşılacağı üzere, davacı vekilinin 17.2.2020 tarihinden evvel veya en iyi senaryoda icra takibini başlattığı gün olan 17.2.2020 tarihinde gerekçeli karara muttali olduğunu, dolayısıyla, Anayasa Mahkemesi’nin ... başvuru numaralı 15.1.2020 tarihli kararı uyarınca, davacı vekilinin gerekçeli karara karşı yapacağı istinaf başvurusunun kanuni süresinin hesaplanmasında en geç 17.2.2020 tarihinin esas alınması gerektiğini, davacı vekilinin 10.3.2020 tarihinde ve dolayısıyla istinaf başvuru süresinin sona ermesinden sonra istinaf kanun yoluna başvurması sebebiyle, istinaf talebinin dikkate alınmaksızın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, Mahkeme tarafından 19.12.2019 tarihli duruşma esnasında verilmiş olan kararın HMK'nın tahkikatın sona ermesine ilişkin hükümlerine aykırı bir şekilde tesis edildiğini, ... ile davacı ... Sigorta arasında geçerli bir temlik ilişkisi ve bu itibarla ... ... devretmiş olduğu bir alacağın mevcut olmadığını, ... ise alacak iddiası ile ... huzurdaki dosyada birleştirilen müstakil bir dava açtığını, bu itibarla huzurda birleşmiş olan iki dava da ... müvekkili şirket ... alacağına ilişkin olup, ... Sigortanın ikame etmiş olduğu davanın halihazırda derdest olan bir davanın yeniden ikamesi niteliğinde olduğunu, ... ile .... Ltd ... ve ... şirketlerinin birbirinden bağımsız şirketler olduğunu, somut olayda müvekkili şirket adına düzenlenen faturaların dağılımı Mali Bilirkişi Raporunda tespit edilen tutarlardan farklı olarak fatura tutarlarının ... Indonesia - 4.167.474 Amerikan Doları, .... Ltd CHINA - 819.960 Amerikan Doları, ... - 1.294.800 Amerikan Doları şeklinde olup, bu fatura tutarlarının tamamının ödenmiş olduğunun ödeme belgeleri ile sabit hale geldiğini, bu nedenle bilirkişi raporunun hükme esas alınmayacak nitelikte bir rapor olduğunu, yerel Mahkemenin 6754 Sayılı Bilirkişilik Kanunu ve HMK'ya aykırı olarak düzenlenmiş hukukçu bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurmasının açık kanun hükümleri ve Yargıtay uygulamasına aykırı olup, bu usuli hatanın da gerekçeli kararın bozulmasını gerektirdiğini, 372.400 USDlik faturanın mali bilirkişi raporunda mükerrer olarak yer aldığını, sırf bu durum dahi hükme esas alınan raporun ne denli özensiz bir şekilde kaleme alındığını gösterdiğini, 30.03.2008 tarihli 240.576,00 USD bedelli faturada yazılı malların ihracatçı firma (... ) SBLC şartlarına uymadığı için mal ithalatının gerçekleşmediğini, ... şirketine alacaklarını temlik edene ... Ltd.’nin ve ... kendi ülkelerinde iddia konusu alacaklara ilişkin defter kayıtlarının incelenmesi ve ihraç konusu ürünlerin gümrük çıkış kontrollerinin yapılması gerektiğini, 5 adet temlik konusu (34,000 USD + 237,458 USD + 211,200 USD + 133,142 USD + 293,700 USD) toplam 909.500 USD tutarındaki fatura ve yükleme evrakının İngiltere’deki bir firmaya ait olduğunu, bu firma ile müvekkil Şirketin hiçbir alacak borç ilişkisi olmadığını, huzurdaki davada böyle bir iddianın da söz konusu olmadığını, ... ... Ltd.’nin ve ... şirketleriyle sipariş bazlı ve banka aracılığı ile ... Sistemi yani banka akredetifli satış sözleşmesi usulünce çalışıldığını, banka akredetifli satış sözleşmesi kapsamında bu şirketlerin ...’dan bir alacağının bulunmasının mümkün bulunmadığını, nitekim bu sistemin borçlunun borcunu ödememesi halinde aracı bankanın borçlunun borcunu alacaklıya ödemekle yükümlü olduğu bir satış sistemi olduğunu, müvekkili şirket ile dava dışı bu şirketler arasındaki sözleşme uyarınca ...'ın bu şirketlere alacaklarını ödememesi halinde ...’ın borcunun aracı banka tarafından ödenecek olduğunu, bu hususa rağmen ....’nin,... Ltd.’nin ve ...’dan yaklaşık 5 milyon Amerikan Doları alacak temlik aldığını iddia etmesinin abesle iştigal etmek olduğunu, müvekkili şirketin ... Sigorta'ya herhangi bir borcunun mevcut olmadığını, ... Sigortanın müvekkili şirketten olan alacak iddiasına ilişkin olarak hükme esas 31/05/2019 ve 14/06/2019 tarihli bilirkişi raporlarında hatalı ve eksik nitelendirmelerin mevcut olduğunu, bilirkişi raporlarından bağımsız olarak, ...'ın borçlusu olduğu herhangi bir alacağın herhangi bir geçerli temlik işlemi ile ... Sigortaya temlik edilmiş olmasının mümkün olmadığını, dava konusu edilen esas alacağa ve faiz alacağına ilişkin zamanaşımı defini dikkate almaksızın hüküm tesis edildiğini, mahkemenin tesis etmiş olduğu gerekçeli kararın, kefalet ilişkisinin geçersizliğine dair hükmünün onanmasına, dilekçelerinde yer alan itirazları kapsamında kararın kefalet ilişkinin geçersizliğine ilişkin hükmü haricindeki usul ve yasaya kısımlarının istinaf taleplerinin kabulü ile kaldırılmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davacı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava dışı ... şirketinin, davalı ... A.Ş. arasında 2005 yılında yapılan (tek satıcılık niteliğinde olmayan) dağıtım sözleşmesinden doğan alacaklarını, birleşilen asıl davanın davalı/karşı davacısı alacaklı ... şirketi tarafından 17.08.2009 tarihli temlik sözleşmesi ile müvekkili şirkete devredilmesine dayandığını, tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmiş olduğundan ve ayrıca bu konuda bağımsız denetim kuruluşu raporu bulunduğundan, yurt dışında bulunan müvekkilinin temlik alan firma olması dolayısıyla ticari defterlerinin tekerrüren incelenmesine ihtiyaç duymadan toplamda 5.257.099,00 USD alacaklı olduğunun tespit edildiğini, istinaf gerekçeleri dahilinde, birleşen davanın netice ve talebi konusu tartışmaya mahal bırakmayacak şekilde açık olduğunu, ancak netice ve talep kısmında "şimdilik" ifadesi Mahkemenin hatalı bir değerlendirme yapmasına sebep olduğunu, nitekim Emsal Nitelikteki Yargıtay Kararları uyarınca da yabancı para alacağının fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden ödenmesi gerektiğini, davalıya gönderilen iki ayrı temerrüt ihtarnamesinde de alacağın yabancı para üzerinden talep edildiğini, davanın kabulüne ilişkin kararın, TL cinsinden tahsiline ilişkin hükmünün hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil etmesi sebebiyle, sadece bu açıdan yapılacak inceleme ile bu hüküm bakımından istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, haklı davalarının kabulü ile müvekkili şirketin davalıdan olan topam 5.257.099-USD alacağının, temerrüt tarihi olan 17.07.2008 tarihinden itibaren Bankalarca USD alacağa işleyecek en yüksek faizi ile birlikte yabancı para olarak tahsili ile müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE Asıl dava, distribütörlük sözleşmesinin haklı feshi iddiasına dayalı olarak uğranılan zararların tazmini ; karşı dava, distribütörlük sözleşmesinden kaynaklanan cari (açık) hesap alacağının tahsili ; birleşen dava, asıl dosya davalısına yapılan ödeme karşılığında alacağın devir ve temlik edilmesi sebebine dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir. A-Asıl dava yönünden yapılan istinaf incelemesinde; Mahkemece yapılan yargılama sonucunda asıl davada davacı ...Tic AŞ nin denkleştirme tazminatı talebinin, kar mahrumiyeti talebinin, manevi tazminat talebinin reddine, pazarlama gideri talebinin kısmen kabulü ile 936.027,00 USD karşılığı 1.628.686,98 TL den taleple bağlı olmak üzere 1.500.000 TL'nin 06/03/2009 dava tarihinden itibaren ticari faiziyle davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş, taraf vekillerince karara karşı istinaf yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, taraflar arasındaki distrübörlük ilişkisinin davacı tarafından feshinin haklı olup olmadığı, davacının fesih nedeniyle uğranılan zararların tahsili ve manevi tazminat talebinin yerinde olup olmadığı noktalarındadır. Taraflar arasında 2005 yılından itibaren distribütörlük ilişkisi bulunduğu, davalı şirketin yetki mektubu başlıklı 4 ayrı belge ile davacı şirkete satış/dağıtım hakkı yetkisi verdiği, taraflar arasındaki ilişkinin devamı sırasında davalının 07/02/2008 tarihinde ... AŞ yi kurduğu ve davacı dışında iki ayrı firmaya ürün vermeye başladığı, 01/10/2007 tarihli en son yetki mektubuna göre distribütorlük süresinin 31/12/2008 tarihinde sona erdiği , davalının Beyoğlu .... Noterliği’nin 17.07.2008 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 13.201,975 USD'nin ihtarnamenin tebliğinden itibaren 7 gün içinde ödenmesini talep ettiği, davacının ise İstanbul ....Noterliği'nin 25/07/2008 tarih ve ... yevmiyeli ihtarnamesiyle pazarlama faaliyetleri sebebiyle doğmuş 1.355.976 USD'nin tebliğden itibaren 7 gün içinde ödenmesini talep ettiği ve sonrasında Beşiktaş .... Noterliğinin 23/01/2009 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile distribütörlük sözleşmesini feshettiği, taraflar arasındaki distribütörlük ilişkisinin fesihle son bulduğu ihtilafsızdır. Somut uyuşmazlıkta, taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığı gibi davacıya satış/dağıtıcılık yetkisi veren yetki mektuplarında açıkça "münhasır-tek satıcılık" yetkisi verilmediği anlaşıldığından taraflar arasında münhasır tek satıcılık sözleşmesi bulunmadığının kabulü gerekir. Bu nedenle davalı tarafından iki farklı distribütörün yetkili kılınması ve ... Tic.A.Ş.'nin kurulması taraflar arasıdaki sözleşmeye aykırı olmadığından feshi için de haklı sebep oluşturmaz. Kaldı ki davalının ibraz ettiği ... tarafından hazırlanan 07.12.2016 tarihli rapor ile davacı defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesine göre davacının davalıya cari hesap borcu bulunduğu da gözetildiğinde davacının davalı ile arasındaki sözleşmeyi haksız feshettiğinin kabulü gerekir.Müspet zarar; Borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla, müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır.Menfi zarar ise uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla, sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Menfi zarar, borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşmenin hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar (Tandoğan, Haluk; age,s. 427). Bu husus, Borçlar Kanununun 108. maddesindeki düzenlemeden kaynaklanmıştır. Burada, alacaklının sözleşmenin hükümsüzlüğünden kaynaklanan zararının tazmini söz konusudur. Çünkü, sözleşme fesih edilerek hükümsüz olduktan sonra tekrar sözleşmeye dayanarak borcun ifa edilmemesinden doğan zarardan söz edilemez; istenilecek zarar menfi zarardır. Diğer bir söyleyişle, genel olarak menfi zarar, sözleşmenin kurulmamasından veya geçerli olmamasından; müspet zarar ise, ifa edilmemesinden doğan zararı ifade eder (Eren Fikret, age., s.482).Yukarıda anlatılanlar ışığında davacının portföy tazminatı dışındaki ... markalı ürünlerin 5 yıllık servis yükümlülüğü harcamalara ilişkin talepler ile 2008 yılında dava konusu ürünler bazında olması gereken kârlılık oranları üzerinden satış yapılamaması iddiasına dayalı mal satış zararına ilişkin talepler, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan müspet zarar niteliğinde olup, taraflar arasındaki distribütorlük sözleşmesinin davacının haksız feshi ile sonlandığının kabulü karşısında mahkemece bu taleplerin reddine karar verilmesi isabetli olmuştur. Öte yandan Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2008/7266 Esas ve 2009/3403 karar sayılı kararında ve 2013/12309 esas ve 18910 karar sayılı kararında da ifade edildiği üzere kar mahrumiyetine dair zarar müspet zararlardan olduğundan, sözleşmeyi haksız fesheden tarafın kar mahrumiyetini talep etme imkanı yoktur. Bu nedenle mahkemece kar mahrumiyetine ilişkin talebin reddine karar verilmesi isabetli olmuştur.Portföy tazminatı hukukumuzda ilk kez 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 12. maddesinde düzenlenmekle birlikte bu kanunun yürürlüğe girmesinden önce 6762 sayılı eski TTK'nın yürürlükte olduğu dönemde yerleşik yargı kararları ile uygulama alanı bulmuştur. Genel olarak portföy tazminatı, acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra bu ilişkinin devamı boyunca acentenin kişisel gayretiyle yarattığı müşteri çevresinden müvekkilinin halen yararlanması, acentenin ise yararlanmaması nedeniyle uğradığı kaybın karşılığıdır. Somut olayda taraflar arasındaki ilişkinin 23/01/2009 tarihinde sonlandığı görülmekle sözleşmenin sona ermesine bağlı olarak talep edilebilecek portföy tazminatı isteme koşulları ve miktarının tespitinde yerleşik yargı kararları uygulama alanı bulacaktır. Buna göre portföy tazminatı için gerekli, sözleşmenin davalı tarafça haksız veya davacı tarafça haklı nedenle feshi ile davacı tarafça davalıya sağlanan müşteri çevresi ile davalının sözleşmenin sona ermesinden sonra bu müşterilerle ticari ilişkiye devam etmeleri unsurları eldeki uyuşmazlıkta gerçekleşmemiş olup, taraflar arasındaki sözleşmenin tek satıcılık-münhasır distribütörlük-acentelik sözleşmesi niteliği taşımadığı da göz önüne alındığında mahkemece portföy tazminatı talebinin reddine karar verilmesi isabetli olmuştur. Davacı distribütörlük sözleşmesinin ihlal edildiği iddiasına dayalı olarak manevi tazminat talebinde bulunmuş olup, davacıya satış/dağıtım konusunda tekel hakkı verilmediği ve davacı tarafça distribütörlük sözleşmesinin haksız olarak feshedildiği, davacı şirketin hükmi şahsiyetinin manen zarar görmesine yol açacak eylemlerin varlığının subut bulmadığı, kaldı ki sözleşmenin feshine neden olduğu iddia olunan durumların manevi zarar doğuran bir eylem olarak değerlendirilemeyeceği gözetildiğinde mahkemece manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi isabetli olmuştur. Davacı İstanbul ... Noterliği'nin 25/07/2008 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 936.027 USD tutarında monitör ve notebook için pazarlama gideri (MDF-Marketing Development Funds) talep etmiş, dava dilekçesinde fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 1.500.000,00 TL pazarlama gideri talebinde bulunmuştur. Davalı tarafından davacı şirket yetkilisine gönderilen 'geciken ödeme' konulu 24/07/2008 tarihli mail içeriğinde "piyasa geliştirme"ye (MDF) ilişkin 1.355.976 USD ödeneceğinin bildirildiği, davacı şirketin pazarladığı dizüstü bilgisayar ve monitörlere ilişkin 2 adet credit note (alacak dekontu) içeriğinde 'monitöre yönelik 2007 yılı dördüncü üç aylık ve 2008 yılı birinci ve ikinci üç aylık dönemler için 144.806,00 USD; notebooka yönelik 2007 yılı üçüncü ve dördüncü üç aylık dönemler ve 2008 yılı birinci ve ikinci üç aylık dönemler için 1.211.170 USD ' açıklamalarının olduğu, "pazarlama geliştirme fonları" ibaresi bulunan 24/07/2008 tarihli maildeki piyasa geliştirmeye ilişkin tutarlar ile credit notta belirtilen tutarların birbiriyle örtüştüğü anlaşılmaktadır.1.355.976 USD tutarındaki pazarlama gideri için davalının, davacı şirket yetkilisi ...'na gönderdiği toplam 419.949,00 USD tutarındaki ödemeler davacı şirketin kabulündedir. Mahkemece davalının dava dışı .... A.Ş. isimli hesaba yaptığı iki adet ödemenin davacı şirket yetkilisi ... hesabına yapılan ödeme ile aynı olduğu, diğer üç ödemenin monitör ve notebook için kararlaştırılan pazarlama giderine ilişkin olduğu hususunda davalının savunmasını kanıtlayamadığı kabul edilmiştir. Mahkemenin feshe bağlı olmayan ve taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında sözleşmenin feshinden önce taraflarca içeriği inkar edilmeyen e postaya göre davalının ödemeyi kabul ettiği 1.355.976 USD tutarındaki monitör ve notebook pazarlama giderini talep edebileceği yönündeki kabulü doğru ise de davacı şirket yetkilisi ... hesabına yapılan ödemeler dışında davalı savunmasında bahsi geçen ... Tic.San. A.Ş. hesaplarına yapılan ödemelerin pazarlama giderine yönelik olup olmadığı ve ticari ilişki sürecinde taraflar arasında ... ve ... A.Ş.'ye ödeme konusunda bir teamül bulunup bulunmadığı yönünde taraf ticari defterleri ve mükerrer olduğu belirtilen iki ödemeye ilişkin swift kayıtları üzerinde, konusunda uzman bilirkişiler vasıtasıyla inceleme yapılmaksızın eksik incelemeyle karar verilmesi isabetli olmamıştır. B-Karşı dava yönünden yapılan istinaf incelemesinde;Mahkemece karşı davanın kısmen kabulü ile 1.232.663,86 TL cari hesap alacağının 25/07/2008 temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle davacı-karşı davalı ... Tic AŞ'den alınıp, davalı-karşı davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, karşı davacının cari hesaba konu alacağını döviz cinsinden talep edip etmediği, karşı davacının distribütörlük ilişkisine dayalı cari hesap alacağı talebinin yerinde olup olmadığı noktalarındadır. Karşı davacı dava dilekçesinde TL cinsinden talepte bulunmuş olup, artık bu tercihinden dönerek ıslah yolu ile talebini döviz olarak değiştiremez (Yargıtay 11.HDnin 2021/5290 -2023/381 Esas ve Karar sayılı kararı) Somut olayda karşı davacının, dava dilekçesinde talebini TL olarak bildirdiği, sonrasında verdiği ıslah dilekçesi ile alacağını USD olarak talep ettiği görülmekle mahkemece karşı davacının talebinin TL olarak değerlendirilmesinde isabetsizlik yoktur. Davalı ... Tic AŞ'nin ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesine göre 2007 yılı sonunda karşı davacının 13.285.350,88 TL (11.406.672,87 USD) alacaklı olduğu, 31/12/2008 tarihinde “... stok zararları için cariden düşülen” açıklamalı 1.706.178,37 TL tutarın ve borç ve alacaklandırıcı döviz değerleme tutarlarının girilmesi neticesinde 2008 yılı sonunda karşı davacının 6.631.029,01 TL (4.384.731,24 USD) alacaklı olduğu, düzeltme kayıtları ve döviz değerleme kayıtları neticesinde 2009 yılı sonunda karşı davacının 6.369.819,50 TL (4.230.470,55 USD) alacaklı olduğu, 2010 yılı sonunda karşı davacının 6.188.468,81 TL (4.002.890,59 USD) alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Karşı davacı ....'in ibraz ettiği ... tarafından hazırlanan 07/12/2016 tarihli raporda ...., ... .Ltd., ... ve ... firmalarının davalı ... Tic AŞ'den toplam 25.193.663 USD tutarlı fatura kaydına karşılık nakit tahsilat tutarı 19.190.471 USD ve ... şirketi tarafından ödemesi yapılan 4.994.244 USD ve diğer düzeltme kaydı tutarı 1.946 USD'nin düşümü neticesinde karşı davacının 1.007.002 USD alacaklı olduğu, bu tutarın 780.167 USD'nin davalı ...Tic AŞ 'ya ödenecek pazarlama gideri olduğu belirtilmiş, dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda da karşı davacı tarafça sunulan 07.12.2016 tarihli bağımsız denetim kurulu raporundan hareketle 07/06/2010 karşı dava tarihi itibarıyla pazarlama ödeneğinin mahsubu sonrasında (1.007.002 - 780.167) talep edilebilir alacak 226.835 USD olarak hesaplanmıştır. Ancak karşı davacı tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilmesi üzerine alınan ek bilirkişi raporunda, 07.12.2016 tarihli raporda belirtilen 780.167 USD tutarının pazarlama gideri (MDF) ödemesine ilişkin olduğunun her iki tarafın kabulünde olduğu, bu miktarın karşı davacı alacağından düşülmesi halinde asıl davada MDF alacağı talebinden de düşülmesi gerektiği aksi halde mükerrer ödeme söz konusu olacağı, bu hususun asıl dava taleplerinde irdelenmesi gerektiği, buna göre pazarlama ödeneği ayrık tutulduğunda karşı davacının alacağının 1.007.002 USD olacağı (TCMB döviz satış kuru üzerinden TL karşılığı; 1.591.063,16 TL) belirtilmiştir. Karşı davacı ıslah dilekçesinde dava dışı ... (... ünvanı ...) şirketinin 02/05/2013 tarihli mektubunda kendilerine 4.994.244,02 USD tutarında ödeme yapıldığının yazılı olduğunu belirterek sigorta indirimine ilişkin 262.854,98 USD ile pazarlama giderine ilişkin 780.167 USD olmak üzere toplam 1.043.021,98 USD talep etmiş ise de somut olayda karşı davacının, birleşen dosya davacısı olan sigorta şirketinden alacak sigortası kapsamında 5.257.099,00 USD'nin ödenmesini talep etmesi üzerine birleşen dosya davacısı olan sigorta şirketi, temlik sözleşmesi kapsamında karşı davacıya ödeme yapmış olup, temlik sözleşmesi karşılığında temlik edilen alacaktan daha az bir miktarda ödeme yapılması aradaki farkın temlik alınmadığı sonucunu doğurmaz . Buna göre birleşen dosya davacısı olan sigorta şirketinin temlik sözleşmesinde belirtilen miktar kadar alacağı temlik aldığının kabulü gerekir.Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 189. maddesine göre alacağın devri ile devredenin kişiliğine özgü olanlar dışındaki öncelik hakları ve bağlı hakların devralana geçtiği, devredenin temlik ile temlike konu alacak üzerindeki tasarruf yetkisinin sona erdiği dikkate alındığında eldeki uyuşmazlıkta 262.854,98 USD yönünden karşı davanın reddine karar verilmesi isabetli olmuştur. Ancak 07/12/2016 tarihli raporda karşı davacının kendi kayıtlarında 780.167 USD'nin davalı ... Tic AŞ 'ye ödenecek pazarlama gideri olarak belirtildiği yine aynı raporda anılan miktarın karşı davalı ...Tic AŞ 'den tahsil edilmesi gereken alacak olarak bahsedildiği gözetildiğinde öncelikle mahkemece bu rapordaki çelişki ve 780.167 USD'nin asıl davada davacının pazarlama gideri için talep edebileceği 1.355.976 USD tutarının içinde kalan bir alacak olup olmadığı konularında HMK'nın 31.madde uyarınca açıklığa kavuşturulmadan ve bu hususta denetime elverişli rapor alınmadan mahkemece eksik incelemeye dayalı olarak salt sigorta şirketine temlik edilmediği gerekçesiyle 780.167 USD ( 1.232.663,86 TL ) üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.C-Birleşen dava yönünden yapılan istinaf incelemesinde; Mahkemece birleşen davada davanın ... Tic AŞ dışındaki davalılar yönünden dava şartı yokluğundan HMK 114-115 maddesi gereğince usulen reddine, davalı ...Tic AŞ yönünden açılan davanın kabulü ile 5.257.099,00 USD karşılığı 10.702.402,14 TL nin 31/12/2008 tarihinden itibaren ticari avans faiziyle davalıdan alınıp davacıya verilmesine, faize ilişkin fazla isteminin davalının zamanaşımı def'inin kabulüyle reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının istinaf başvurusunun süresinde olup olmadığı, talebe konu alacağın döviz cinsinden talep edilip edilmediği, bilirkişi ücretinin yatırılmasına ilişkin kesin süre ihtaratının usulüne uygun olup olmadığı, dava dışı alacaklı ile davacı arasında geçerli bir temlik ilişkisinin bulunup bulunmadığı, dava konusu edilen esas alacağın ve faiz alacağının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, alacağın temliki hükümlerince temlik alınan alacağın davalı ...Tic AŞ'den tahsili talebinin yerinde olup olmadığı noktalarındadır. Birleşen davada davanın kabulüne dair verilen karar, davacı vekiline 26/02/2020 tarihinde tebliğ edilmiş olup, iki haftalık istinaf süresi içinde davacı vekili tarafından 11/03/2020 tarihinde istinaf dilekçesi sunulduğu görülmekle davalılar vekilinin kararın süresinde istinaf edilmediğine ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir.Birleşen davada davacı, dava dışı (asıl davada davalı, karşı davada davacı) ...'in davalı ... AŞ'den olan toplam 5.257.099,00 USD alacağını, 17.08.2009 tarihinde devir ve temlik ettiğini beyan ederek 5.257.099 USD karşılığı 10.702.402,14 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacının dava dilekçesinde açıkça TL cinsinden talepte bulunduğu görülmekle mahkemece karşı davacının talebinin TL olarak değerlendirilmesinde isabetsizlik yoktur. Mahkemece 05/04/2018 tarihli duruşmada bilirkişi incelemesi yapılmasına, bilirkişi ücretinin yatırılması için davacı tarafa iki haftalık kesin süre verilmesine ve verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücreti yatırılmadığı takdirde bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının davacı vekiline ihtarına karar verilmiş, davacı, kesin süreden sonra 02/05/2018 tarihinde bilirkişi ücretini dosyaya yatırmıştır. Bilirkişi ücreti kesin sürenin verildiği duruşma ile bir sonraki duruşma arasında yatırılmış olup, mahkemece günsüz olarak inceleme yapılması istendiğinden celse talikine sebep olunmamıştır. Davanın uzamasının engellenmesi ve davaların ucuz, basit ve çabuk sonuçlandırılması prensibi gereği, yatırılan avansa göre kesin sürenin amacına ulaştığı belirlendiğinden mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmasında isabetsizlik yoktur. Dosya kapsamından dava dışı ... İndonesia ile yine dava dışı ... arasında 05/07/2008 tarihinde yapılan temlik sözleşmesine göre davalı ... Tic AŞ hakkında düzenlenen 7.192.308 USD tutarlı fatura bedellerinin dava dışı ... 'e temlik edildiği; dava dışı ... ile yine dava dışı ... arasında 05/07/2008 tarihinde yapılan temlik sözleşmesine göre davalı ... Tic AŞ hakkında düzenlenen 1.598.260,00 USD tutarlı fatura bedellerinin dava dışı ... temlik edildiği ancak dava dışı ...'in 6.037.268 USD tutarındaki faturalardan 780.167 USD'lik tutarı kendi uhdesinde tutarak 5.257.099 USD'nin alacak sigortası kapsamında ödenmesini talep ettiği, komisyon ve kesintiler düşüldükten sonra dava dışı ... 4.994.244 USD tutarında ödeme yapılarak 17.08.2009 tarihli alacağın devir ve temlik sözleşmesiyle 5.257,099 USD tutarındaki alacağın dava dışı ...'den temlik alındığı, sözleşmeyle birlikte temlike konu satış bedellerine ilişkin tüm taleplerin davacıya devredildiği, karşı davada sunulan ... 07.12.2016 tarihli raporuna göre dava dışı ... şirketine ödenen 4.994.244 USDnin 4.427.693 USDsinin dava dışı ...'in, 218.968 USDsinin dava dışı ... şirketinin, 347.583 USDsinin dava dışı ... şirketinin alacağına mahsup edildiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamına alınan Milletlerarası Özel Hukuk öğretim görevlisi tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda davacı ... şirketinin dava ehliyetinin 6100 sayılı HMK’nın 51. madde hükmüne tabi olduğu, medenî haklarını kullanma ehliyetinin ise Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (MÖHUK) 9/4.maddesine göre belirleneceği, temlik sözleşmesinde uygulanacak hukuka dair tarafların herhangi bir seçimde bulunmadıkları, hukuk seçiminin yapılmadığı hallerde yetkili hukukun, ticari veya mesleki faaliyet gereği kurulan sözleşmelerde, sözleşmenin kuruluşu sırasındaki karakteristik edim borçlusunun işyeri hukuku olacağı , davacı şirketin iştigal konusunun ihracat sigortası faaliyeti olup, alacağın temliki sözleşmesinin karakteristik edim borçlusu temlik alanın edimi olduğundan yetkili hukukun Güney Kore maddi hukuku olacağı belirtilmiş, bunun yanısıra Güney Kore Medeni Kanunun IV Bölümünde yer alan 449.maddesinde “mahiyetinin izin vermediği haller dışında, alacak hakkı temlik edilebilir ” düzenlemesinin olduğu , bu halde satım sözleşmesinden doğan bir alacağın temlikinin Güney Kore Medeni Kanunu bakımından hukuken mümkün olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda dava dışı ... ile davacı arasında akdedilen 17/08/2009 tarihli alacağın temlik sözleşmesinin Güney Kore hukukuna göre geçerli olduğuna ve davacı şirketin MÖHUK'un 9/4.maddesine göre dava ehliyetinin bulunduğuna ilişkin mahkemenin kabulü yerindedir. Dava dışı ... ile davalı ... San.A.Ş. arasındaki distribütörlük ilişkisinde yabancılık unsuru bulunduğundan sözleşmeden doğan bir borcun zamanaşımına uğrayıp uğramadığının tespitinde 5718 Sayılı MÖHUK'un 8. Maddesinde yazılı hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukukun tespiti gerekir. Bu konuda MÖHUK'un 24. Maddesinde yer alan düzenlemede,sözleşmeden doğan borç ilişkilerinin tarafların açık olarak seçtikleri hukuka tâbi olduğu, tarafların hukuk seçimi yapmamış olmaları hâlinde sözleşmeden doğan ilişkiye o sözleşmeyle en sıkı ilişkili olan hukukun yani karakteristik edim borçlusunun, sözleşmenin kuruluşu sırasındaki mutad meskeni hukuku, ticarî veya meslekî faaliyetler gereği kurulan sözleşmelerde karakteristik edim borçlusunun işyeri, bulunmadığı takdirde yerleşim yeri hukukunun uygulanacağı kabul edilmiştir. Dava dışı ... ile davalı ....A.Ş. arasındaki distribütörlük ilişkisinde tarafların hukuk seçimi yapmadıkları anlaşılmakla MÖHUK'daki düzenleme karşısında, ticari ilişkinin mahiyeti, sözleşmenin ifa yerinin Türkiye'de olması, sözleşmede daha sıkı ilişkili hukukun Türk Hukuku olması, sözleşmenin kuruluşu sırasındaki karakteristik edim borçlusunun davalı ... A.Ş. olması nedeniyle eldeki uyuşmazlıkta Türk Hukukunun uygulanması gerektiğine ilişkin mahkemenin kabulü yerindedir. Dava konusu edilen alacağa ilişkin uygulanması gereken hukuk, Türk hukuku olduğundan, alacağın temlikine dayalı taleplerde zamanaşımı süresi esas alacağa ilişkin zamanaşımı süresine tabidir. Somut olayda temlike ve davaya konu alacak, distribütorlük sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, zamanaşımı süresi TBK'nın 146.maddesi gereği on yıldır. Birleşen davada alacağı temlik alan davacının borç ilişkisinin yeni bir tarafı olmayıp, borçlunun esas alacaklısı konumunu alması nedeniyle dava tarihi itibariyle on yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır. Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda, dava dışı alacaklı ... şirketinin ticari defterlerinin yurt dışında bulunması nedeniyle incelenemediği belirtilmekle beraber temlik sözleşmesine konu faturalar yönünden ... 07.12.2016 tarihli raporu da irdelenmemiştir. Diğer yandan davalı ... A.Ş.'nin temlik sözleşmesine konu edilen bir kısım faturaların devir ve temlik öncesinde ödendiğine ilişkin itirazı konusunda mahkemece herhangi bir inceleme de yapılmamıştır. Davacı, temlik tarihi itibariyle temlik veren ...'in davalı ... A.Ş.'den alacaklı olduğunu ispat etmekle yükümlüdür. Mahkemece alınan bilirkişi raporu, temlik tarihi itibariyle alacak-borç durumunu belirlemeye ve itirazları karşılamaya yeterli değildir. Bu durumda mahkemece "borçlunun, alacağın devredildiği, devreden veya devralan tarafından kendisine bildirilmemiş olması halinde önceki alacaklıya iyiniyetle ifada bulunarak borcundan kurtulacağına" ilişkin TBK'nın 186.maddesi ile "borçlunun, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları, devralana karşı da ileri sürebileceğine" ilişkin TBK'nın 188.maddesi dikkate alınarak davalı ... Tic A.Ş. ve temlik veren ...ticari kayıtları ayrıntılı bir şekilde konusunda uzman bilirkişi heyetine incelettirilip, dava dışı ... temlik tarihi itibariyle davalı ... AŞ'den alacaklı olup olmadığı konusunda denetime elverişli bir rapor alınarak, varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar vermek gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Bu nedenle davalılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerindedir. Açıklanan nedenlerle HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle asıl davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, karşı dava yönünden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, birleşen dava yönünden davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak işaret edilen hususlarda yeniden inceleme yapılmak üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kaldırma sebebine göre taraf vekillerinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Asıl davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, karşı davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, birleşen davada davalılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Asıl davada davalı, karşı davada davalı, birleşen davada davalı tarafça yatırılan istinaf karar harçlarının istemleri halinde kendilerine iadesine,3-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği taraf vekillerinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına, asıl davada davacı, karşı davada davacı, birleşen dosyada davacı tarafça yatırılan istinaf karar harçlarının istemleri halinde kendilerine iadesine,4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 06/05/2024